8 Şubat'ta başlayacak Avustralya Açık öncesi, Serena'nın önünde saygıyla eğildiğimiz kariyerinin kilometre taşlarını sizler için derledik.

1- İlk Grand Slam Deneyimi

Takvimler 1998 yılını, tenis için ise yine bir Avustralya Açık zamanını gösterdiğinde, ana tabloda sürpriz bir isim vardi. O dönemde ismini çok az kişinin bildiği bu 16 yaşındaki kız, ileride tenis dünyasını kasıp kavuracak Serena Williams'tan başkası değildi. İlk defa bir Grand Slam Turnuvası'nda ana tabloya kalan Serena, ilk turda Rumen rakibi, 6 numaralı seribaşı Irina Spirlea'yı eleyerek tüm dikkatleri üzerine çekmişti. İkinci turda ise, sonraki yıllarda 9 kez Grand Slam finallerinde karşaşacağı kişi, öz ablası Venus Williams ile karşılaşan Serena Williams, mücadeleyi kaybederek turnuvaya veda etse de, konuşulmaya başlanmıştı bile.
Tenis
Thiem de Olimpiyat Oyunları'ndan çekilme kararı aldı
18/06/2021 - 09:39

2- İlk Grand Slam Zaferi

1999 yılına, Amerika Açık Tenis Turnuvası'na gidiyoruz. İlk katıldığı turnuvadan bu yana performansını istikrarlı bir şekilde sürdüren Serena Williams, babasının onu enise başlattığı yerde, ABD'de müthiş bir turnuva çıkarıyor ve yarı finale eldiğinde, vatandaşı ve geçen yılın şampiyonu Lindsay Davenport'u elemeyi aşarıyordu. Finalde ise, o dönem dünya bir numarası olan Martina Hingis'i yenen erena Williams'ın tenis kariyerini tanımlayan 10 efsane an 2 Serena, Althea Gibson'un ardından Grand Slam kazanan ikinci Afro-Amerikan tenisçi olarak tarihe geçiyordu. O dönemde ne kadar yetenekli olduğu bilinse de Serena Williams, herkese yeni bir süper yıldızın doğduğunu ve uzunca bir süre zirvede kalmaya niyetli olduğunu gösteriyordu.

3- 2001 Indian Wells

Bu turnuvada Serena Williams, finalde Kim Clijsters'ı yenerek şampiyonluğa ulaşmıştı, ancak o yılki Indian Wells'te yaşananlar, 14 yıllık bir boykot sürecini de beraberinde getirmiş ve Serena'nın kariyerinde yaşadığı en zor anlardan birini oluşturmuştu. Turnuvanın yarı finaline gelindiğinde iki kardeş, Serena ve Venus Williams yine eşleşmişti. Ancak yarı finalde beklenmeyen bir olay oldu. Maçın başlamasına dört dakika kala Venüs Williams, sakatlığı nedeniyle maçtan çekilmek zorunda kalmıştı. Bu olay, kardeşlerin ve babaları Richard'ın ağır şekilde eleştirilmesine ve yuhalanmasına neden olmuştu. Zira yaşanan bu durumdan bir gün önce, Rus tenisçi Elena Dementieva, Serena ve Venus"un babaları Richard'ı, ikisi arasında olacak maçların sonuçlarına karar vermekle suçlamıştı. Rus tenisçi daha sonra bunun bir şaka olduğunu iddia etse de, iş işten geçmiş ve seyirciler, büyük tepkiler göstermişti. Final karşılaşması geldiğinde ise, izleyiciler maç boyunca Serena'yı, ablası Venus'u ve babaları Richard'ı yuhalamış ve maç boyunca aile bireylerine yönelik ırkçı söylemlerde bulunmuşlardı.
Her ne kadar finalde kazansa da bu turnuva, Serena için iyi şeyler getirmedi ve yaşanan olaylardan dolayı 14 yıl boyunca turnuvayı boykot etti. Kötü bir anı olmakla birlikte Indian Wells 2001,Serena Williams'ın dik duruşunu ve zorluklarla mücadele etme yeteneğini gösteren önemli bir deneyim olmuştu.

4- İlk "Serena" Slam

2002-2003 yılları arasında Serena Williams, rekorlarla dolu bir zaman geçirdi. Önce Roland Garros ve Wimbledon zaferleri yaşayan Tenisin Kraliçesi, ardından Amerika Açık'ta şampiyon oldu ve Avustralya Açık finalinde de Venus Williams'ı yenerek dörtlüyü tamamlamış oldu. Bu sonucun ardından Serena, dört Grand Slam turnuvasını birden kazanan beşinci kadın tenisçi olarak tarihe geçerken, çiftlerde de ablası ile şampiyonluk yaşadı ve altıncı kez birlikte mutlu sona ulaştılar. Ayrıca Serena ve Venus, dört defa finallerde karşı karşıya gelerek, finallerde en çok karşı karşıya mücadele eden ikili olarak da tarihe geçti.
https://i.eurosport.com/2015/07/12/1638005.jpg

5- Geri Dönüş

2003 yılından 2007 yılına kadar, Serena Williams'ın kariyeri inişli çıkışlı geçti. Bunda şüphesiz yaşadığı sakatlıklar ve kardeşi Yetunde Price'ın vurularak öldürülmesi gibi olayların etkisi oldukça büyük. 2005 yılında kazandığı Grand Slam'in ardından Williams, yeni bir Grand Slam için iki yıl beklemek zorunda kalmıştı. Ancak 2007 Avustralya Açık finalinde Maria Sharapova'yı yenen Serena, dünyaya kendini yeniden kanıtlamıştı.

6- Patrick Mouratoglou dönemi

2011 yılında sakatlıklar yüzünden yine bir gerileme yaşayan ve hayatını tehdit eden tromboemboli, yani akciğerde pıhtı oluşumu ile mücadele eden Serena Williams, 2012 Roland Garros'ta da kariyerinde ilk defa ilk turda elenince, çareyi yeni bir koç ile çalışmakta bulmuştu. Ekibine Mouratoglou'nun katılımı ile Williams, bir ay içinde Wimbledon'da şampiyon oldu ve Londra Olimpiyatları'nda hem tekler, hem de çiftlerde altın madalyanın sahibi oldu. Williams-Mouratoglou işbirliği, sadece bunları getirmedi. Bu dönemde Serena, üçer tane Wimbledon ve Amerika Açık ile ikişer tane Roland Garros ve Avustralya Açık kazanarak efsaneleşmeye devam etti.

7- Olimpiyat Başarısı

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi, 2012 Londra Olimpiyatları"nda zafer, Williams'ın olmuştu. Ancak bu galibiyetin çok daha büyük anlamları vardı. Serena Williams, Steffi Graf'ın ardından," Golden Slam", yani hem olimpiyatlarda altın madalya kazanma ve dört Grand Slsm'ze şampiyon olma unvanına ulaşan ikinci kadın tenisçi olmuştu. Bu galibiyetin getirisi bu kadarla sınırlı değildi. Serena, rakibini yenerek ablası Venus'ten sonra bir olimpiyatı çift madalya ile bitiren ilk isim unvanını da almıştı.
https://i.eurosport.com/2020/04/26/2811110.jpg

8- İkinci "Serena Slam" dönemi

Serena Williams, başarıya doymayan bir isim ve 13 yıllık aranın ardından, yeni bir "Serena Slam" dörtlüsünü tamamlamayı başarmıştı. Zinciri 2014 Amerika Açık ile başlatan Serena, sırasıyla Avustralya Açık, Roland Garros ve Wimbledon'ı alarak bir kez daha tarih yazmıştı. Bu zaferlerden Roland Garros, Williams için özel bir anlam taşımaktaydı. Roland Garros zaferi ile Serena, her Grand Slam turnuvasını en az üç kere kazanan üçüncü isim olmuş ve adını tarihe altın harflerle yazdırmıştı.

9- Çok özel bir Grand Slam zaferi

Serena Williams'8n birbirinden müthiş başarıları var, ancak belki de bunların en özeli 2017 Avustralya Açık. Bu turnuvayı diğerlerinden ayıran büyük fark ise, Serena'nın hamile olmasıydı. Turnuvada sekiz haftalık hamile olarak mücadele eden Serena Williams, finalde doğacak çocuğunun teyzesi Venüs Williams'ı bir kez daha yenerek kariyerinin 23. Grand Slam turnuvasını kazanmıştı. Sezonun geri kalanını hamileliği nedeniyle kaçıran Williams, Eylül'e dünyaya getirdiği bebeğine "Alexis Olympia Ohanian Jr." ismini vermişti. Ancak bu zafer, Serena'nın sadece bebeğine armağan ettiği bir zafer anlamını taşımıyordu. Serena, bu turnuva öncesi 22 Grand Slam şampiyonluğuna sahipti ve rekoru Steffi Graf ile paylaşmaktaydı. Ancak her zaman söyleyecek müthiş bir sözü olan Serena Williams, rekorların sporcusu Serena Williams, 23. Şampiyonluk ile rekoru kırmış ve adeta şu sözleri haykırmıştı:
BEN BİR EFSANEYİM!

10- Bir kez daha tarih yazmak için geri dönüş

Avustralya Açık 8 İubat'ta başlıyor. Belki de 24. Grand Slam şampiyonluğu, Serena Williams'ı bekliyor. Ancak bu sefer, Serena, yakından bildiği bir duyguyu yeniden tecrübe etmiş olarak turnuvaya geliyor: geri dönüş. Kızının doğumunda büyük sıkıntı yaşayan ve ölümün kıyısından dönen Serena için, üstesinden gelerek efsane kariyerine bir altın halka daha ekleyebileceği bir Grand Slam daha geldi çattı. Turnuvada neler olacağını hep birlikte göreceğiz, ama şunu da demekten kendimizi alamıyoruz : Serena Williams, geri dönüşleri çok sever...
https://i.eurosport.com/2021/02/04/2984964.jpg
Yazı: Dan Quarrell
Çeviri: Sümercan Ertit
Tenis
Nadal, Wimbledon ve Tokyo'da yok
17/06/2021 - 14:23
Roland-Garros
Roland-Garros | Rafael Nadal'ın en güzel beş hareketi
15/06/2021 - 12:57