Geçtiğimiz günlerde hayalini kurduğu İtalya Ligi'nde oynama hedefini gerçekleştiren ve İtalya'nın önemli kulüplerinden Top Volley Cisterna ile kariyerine devam edecek olan 2002 doğumlu milli sporcumuz Efe Bayram ile spor dolu sohbet gerçekleştirdik.
Eski bir futbolcu olan Barış Bayram'ın oğlu olarak futbol ile spora başlayan ancak milli takım seviyesine yükselmiş bir smaçör olarak ülkemizin gururu olan Efe Bayram, 'dünyanın en iyi ligi' dediği İtalya Ligi'nde oynamak için gün sayarken, bir yandan da milli takım temposunda hayatına devam ediyor.
Şimdiden keyifli okumalar.
Voleybol
Sultanlar'dan beşinci galibiyet
20/06/2022 - 07:10
Röportaj: Kaan MERİÇ
Öncelikle transferin hayırlı olsun. Yüzünden okunuyor mutluluğun.
Çok teşekkür ederim. Gerçekten öyle. Çok mutluyum ve çok heyecanlıyım.
Nasıl hissediyorsun?
Mutluluk ve heyecanının dışında çok büyük bir gurur hissediyorum. Son birkaç haftadır ‘Ya ben İtalya Ligi’nde oynayacağım’ diyorum. Çünkü bu benim voleybola başladığımda en büyük hayalim ve motivasyonumda. Ve yaklaşık birkaç ay sonra bu hayalimi ve isteğimi gerçekleştireceğim, buna çok yaklaştım. Çok mutluyum, çok gururluyum, çok heyecanlıyım…Bundan sonrası için ayrı bir motivasyonum oluyor. Bir hayalimi ve bir hedefimi daha gerçekleştirmiş oldum. Tarifi olmayan duygular yaşıyorum diyebilirim.
Ailen ve arkadaşların transfer sürecinde kariyer planlamanı nasıl karşıladı?
Benim babam eski A milli futbolcuydu (Barış Bayram). Profesyonel bir futbolculuk hayatı olduğu için kariyer planlamamda büyük bir rol sahibi kendisi. Çok büyük bir parçayı babam oluşturuyor. Bana bu yolda çok yardım dip, öncülük etti. Kariyerimde olmazsa olmazım babam diyebilirim.
Ailemle bu süreç içerisinde hep iletişimde halindeydim. İtalya’ya gitme konusu bu sene başlayan bir durum değil. Bundan önceki senelerde de bu durum vardı. Halkbank ile A takıma çıktığımda antrenörümüz Alberto Giuliani ve son dört birlikte çalıştığımız Taner Atik, bu yolda onlar da çok büyük rol oynadılar çünkü bana güvendiler, benim üstüme bir yapılanma oldu.
https://i.eurosport.com/2022/07/08/3406635.png
Halkbank Spor Kulübü, bence Türkiye’nin en büyük kulübü. Hem başarı anlamında hem de organizasyon anlamında en büyüğü. O yüzden İtalya sürecim aslında kulübümle başladı. Giuliani bizimile bir sene çalışıp Polonya’ya gitti ve beni aradı. Polonya’da bir takımda çalışacağını ve bu yolculukta kendisine eşlik edip edemeyeceğimi sordu. Bana güvendiğini ve Polonya’nın güzel bir deneyim olabileceğinden bahsetti. O gün aslında içimde bir şeyler kıpraşmaya başlamıştı. “15-16 yaşlarındayım, A takıma çıkalı bir sene oldu, tamam bu hayalim ama bu kadar hızlı mı işleyecek?” şeklinde kendi kendime konuştum. Daha sonra Taner Atik ve kulüple diyaloglarım oldu. Taner Abi, yurt dışına çıkmamı destekledi ancak onlara göre Türkiye’de yeterince pişmeli, başarılar elde etmeli, ödüller kazanmalı ve daha tecrübeli bir şekilde yurt dışına açılmam gerekiyordu. Çünkü ilk senemde böyle bir teklif gelince “Ben gitmek istiyorum” moduna girmiştim. Aldığım tavsiyeler çok mantıklı geldi ve doğru söylüyorlardı. Üzerinden dört yıl geçti ve 20 yaşındayım, hala gencim. Her sezon geçtikçe şunu fark ettim ki performansımı yükseltmişim. Evet, bir şampiyonluğum olsun çok isterdim…Bu sene çok yaklaştım. Avrupa Şampiyonası ve Türkiye Finali’nde çok yaklaştım ama olmadı. Finali beceremedik ama ben Payidar Demir Özel Ödülü'nü aldım. Stresi yüksek maçlarım oynadım. Sezon bitince kendime dedim ki, “Ben artık hazırım. Bu meydan okuma için, bu yüzleşme için, bu adım için hazır hissediyorum.”. Ailem de hazır olduğumu düşündüklerini ve gördüklerini ifade etti. Kulübüm Halkbank da sağ olsunlar destek oldular ve en büyük destekçim olduklarını belirttiler. Kariyerimin bambaşka bir noktası başlayacak benim için.
Genç bir sporcu olarak Türkiye voleyboluna önemli katkılarda bulundun. Güzel başarılar elde ettin. Âdettendir iki lig kıyası yapmak. İtalya Ligi’nde bizi nasıl bir Efe Bayram bekliyor? Efe, o lige neler katacak? Çünkü İtalyanlar aşırı heyecanlı.
Türkiye Ligi, Avrupa’nın sayılı ve güçlü liglerinden birisi ama bazı maçlarda sporcular kendilerini koruyabiliyor. “Bugün %50-60 performansla kendimi biraz rölantiye alabilirim.” diyebiliyorsunuz. Ama benim gittiğim ligde, dünyanın en iyi ligi olan İtalya’da birinci sıradaki takımla sonuncu sıradaki takım arasında maç beklenmedik bir skorla bitebiliyor. Orta sıralarda yer alan takımların maçları da beklenmedik bir şekilde bitebiliyor. Şunun bilincindeyim ki fiziksel ve mental açıdan beni çok daha zorlu bir süreç bekliyor.
Karakter açısından çok heyecanlı biriyim. Konuşmayı, bağırmayı, zıplamayı severim. Bu yüzden İtalya Ligi’ne ve yeni takımım Top Volley Cisterna’ya çok büyük bir enerji katacağımı düşünüyorum. Çok köklü kulüplerden birine gidiyorum. Voleybol kültürü var. Şehir de aynı şekilde çok güzel. Oraya çok güzel enerji katacağımı düşünüyorum. İtalya voleybolu bambaşka. Televizyondan izlediğim ligde oynayacağım. Bu sefer arkadaşlarım ve Türk halkı televizyondan beni izleyecek.
İtalyanlara “Türk Efe ne kadar pozitif, enerjik, takım arkadaşlarına yardım eden birisi” dedirtmek istiyorum. Teknik ve taktik verilere gelince kendi hünerlerimi sergileyeceğim.
İtalyan taraftarların paylaşımlarına baktığımızda “Yakışıklı, çevik bir genç geliyor” tarzı mesajlar görüyoruz. Onların beklentilerini karşılayacağından hiç şüphemiz yok. Biraz da milli takıma doğru geçiş yapalım. Adis Lagumdzija ile yakın arkadaşsın. Milli takımda beraber oynuyorsunuz. İtalya’da kariyerini devam ettiren bir sporcu olarak lig ile ilgili tüyolar verdi mi?
Ailem, menajerim ve kulüp dışında bu süreçte en çok konuştuğum kişi Adis’ti. Kulüp antrenörü beni takımda görmek istediğini belirten konuşmasından sonra Adis’i aradım. Durumumdan bahsettim ve ne düşündüğünü sordum. Adis hemen, “Oooo, sonunda geliyorsun İtalya’ya. Tek kalmayacağım.” gibisinden konuştu. Çok şakalaşırız birbirimizle. Yeni antrenörüm ve onun eski antrenörü olan Fabio Soli hakkında neler düşündüğünü sordum. Genç sporcular için oldukça iyi bir antrenör olduğunu, arkadaş iletişimi kurduğunu belirtti. Gideceğim takımda Michele Baranowicz de oynuyor. Halkbank’te beraber oynamıştık. O da Adis ile aynı düşüncelerini paylaştı.
Daha sonra süreç tamamladı, Cisterna ile anlaştım ve Adis’i aradım. O da kendi transfer sürecinden sonra boş günlerimizde beraber takılacağımızdan bahsetti. Market fiyatlarını, yaşamın nasıl olduğunu, yemek işleri nasıl oluyor, ne yapacağız gibi binlerce soru sordum. Adis kampta bıktı benden “Sezon başlasın, git artık sorma bana bir şey.” demeye başladı.
Güzel bir deneyim olacak. Adis ile hep aynı sahada oynadık. Evet rakiptik ama bu sefer dünyanın en iyi liginde karşı karşıya geleceğiz. Tatil günlerinde birlikte vakit geçirebiliriz.
Büyük bir gurur duyduğumuz CEV Avrupa Altın Ligi’nde ikinci olduk. Bir önemli başarı daha elde ettik. Türk voleybolunun gelişiminde büyük isimler rol oynadı. Şimdi ise sizin gibi genç sporcular voleybolun gelişmesinde rol oynuyor. Sorumluluğunuz var. Nasıl hissediyorsunuz?
Son üç senedir erkek voleybolunda çok ciddi bir kalkınma var. Üst üste iki kez Altın Ligi Şampiyonu olduk ve bu sene final oynadık. Ben biraz bu seneye değinmek istiyorum. Evet, bu sene final oynadık ve kaybettik. Ama biz finalde kazansak da kaybetsek de Challenger Kupası'na gitme hakkını kazanmıştık. Bunun final maçını etkilediğini düşünüyorum. Çek Cumhuriyeti çok iyi bir performans sergiledi ona diyecek hiçbir şeyim yok.
Söylediğim gibi, son üç senedir çok ciddi bir yapılanma var. Çok güzel bir jenerasyon ve takım var. Takım karması çok iyi. Hem tecrübeli abilerimiz ve bizim gibi genç yetenekli, çalışmayı seven kişiler var. Çok güzel bir takım olduk. Çok iyi bir jenerasyonun geldiğinden bahsetmiştik. Geçen sene Avrupa Şampiyonası’nda bunu gösterdiğimizi düşünüyorum. Rusya’yı devirdik. Grupta harika işler yaptık. Sonuç istediğimiz gibi olmadı ama jenerasyonun geldiğini herkese gösterdik.
https://i.eurosport.com/2022/07/08/3406634.jpg
Sorumluluk açısından takımdaki genç arkadaşlarımla beraber aynı hisleri paylaştığımı biliyorum. Belki de birkaç sene sonra bu milli takım bize kalacak. Bunun tatlı sorumluluğunu hissediyoruz. Biz bunun için gerçekten çok hazırız. Bunu istiyoruz da. Ay-Yıldızımızı ve bayrağımızı temsil ediyoruz. Tarifi olmayan bir duyguyu yaşıyoruz. Yıllardır da bunun hayalini kuruyoruz. Altın jenerasyon olarak kabul edilen U22’de yer alıyorum. Türk voleybolunu daha iyi yerlere ulaştırmak istiyoruz.
Ülkemize madalya getirme arzusunu en düzeyde yaşıyorsunuz. Spor psikolojisine de değinmek istiyoruz. Stres, baskı gibi değişkenlere karşı nasıl aksiyon alıyorsunuz? “Eyvah, maç gidiyor” dediğinizde neler yapıyorsunuz?
Spor psikolojisine çok merak salmış bir sporcuyum. Çok fazla takip ettiğim, okuduğum ve uzmanlarıyla görüştüğüm bir alan. Benim için bir ilgi odağı. Bana göre voleybol %70 mentalite, %30 ise senin yeteneğin. Bu işin mental kısmı fiziksel kısımdan çok daha zor. Haftanın üç günü günde iki kez antrenman yapıyorsun. Her hafta maç oynuyorsun. Avrupa’da oynuyorsun. Sakatlıklarla uğraşıyorsun. Mental sağlığını güçlü tutman gerekiyor. Kendi adıma konuşmam gerekirse Avrupa Altın Ligi oynadım, 1,5-2 ay orada kamptaydım. Orası bitti, eve üç günlüğüne geldim. Yenilenmek amacıyla dizimden enjeksiyon oldum ve buraya Polonya’ya geldim. 18’in burası bitecek 19’unda İstanbul’a dönüp, 23’ünde Kore’ye gideceğim.
Gayet rahat bir süreç bence…
Çoook. Üç sene önce bunları düşündüğüm zaman yapamayacağımı diye söylenirdim. Daha sonra spor psikolojisine merak saldım. Kitap okumanın, bazı insanlarla konuşmanın, büyüklerle ve küçüklerle konuşmanın bana çok iyi geldiğini gördüm.
Baskıdan bahsedecek olursak Avrupa Finali’nde üzerimizde olan baskıyı anlatmak isterim. 3-0 evimizde kazandık. İki set alman yeterli. Maç kazanmak bile değil…İlk seti veriyorsun, aklında hala iki set alman yeterli oluyor. 1-1 oluyor. Geriye kalıyor bir set almak. 2-1 onlar öne geçiyor, tamam bir set alman yeterli oluyor diyorsunuz, 3-1 geriye düşünüyorsunuz tamam altın set karşınıza çıkıyor. Altın Set’te üç kez maç servisi atıyorsun ve kazanamıyorsun. Daha sonra takım bir çöküşe giriyor, Türkiye Ligi’ne geliyorsun. Duvara toslama sendromu diyoruz biz buna takımca. Kötü durumdasın, yine de toparlıyorsun finale çıkıyorsun. Finalde 3-0’lık bir seri. Çok yoğun bir sezon, sonra milli takıma geliyorsun ve hayatının her dönemi stresli geçiyor. Yemek yerken bile hemen yemeğimi bitirip uyumak istiyorum çünkü yarın antrenmanım olduğunu biliyorum. Bunları düşünmemeye başladım. İyi yanları düşünmeye çalışıyorum. Maçta da böyle oluyor. Çok hata yaptığım maç da oluyor, çok iyi oynadığım maç da. Bunlar olabiliyor. Bu, bir spor. Bazen çok iyi oynarsınız, bazen çok kötü servis atarsınız. İyi yaptığım hareketlere odaklanmaya çalışıyorum. Bunun bana yardımcı olduğunu düşünüyorum.
Diğer spor dallarını mutlaka takip ediyorsundur. İlham aldığın spor ve sporcuları merak ediyoruz. Bununla ilgili neler söylemek istersin?
Babamın futbol kariyerine sahip olmasından dolayı spor hayatıma futbol ile başladım. Futbolcu olacaktım. Ailemde bir futbol kültürü vardı. Arkadaşlarım futbol oynuyordu. Bu yüzden futbolu çok takip ediyorum. Ama Premier Lig’i ve La Liga’yı takip ediyorum. Türkiye Ligi’ni çok fazla takip etmiyorum.
Gerçek idol olan ve karakterini beğendiğim Cristiano Ronaldo’yu çok beğeniyorum. Spora bakış açısı olan ve mental yönü beni çok etkiliyor. Etkilemeye de devam edecek. Kendi vücuduna bakış açısını kendimle örtüştürüyorum. Basketboldan ise sadece NBA’i takip ediyorum, büyük ihtimalle siz de NBA’i izliyorsunuzdur.
Evet…
Normalde Formula 1 izlemezdim ama bu sene takip etmeye başladım. En çok takip ettiğim ise futbol.
Genç bir sporcu olarak gençleri sizin yaş grubundan daha iyi anlayabilecek spor insanı sayısı çok az. Bugüne kadar elde ettiğin tecrübelerle genç voleybolculara veya sporculara vermek istediğin tavsiyeler var mı?
Gözlemlediğim bir durum var. Klişe bir laftır: ‘Çok çalışmak’. Herkes bana bunu söylüyordu. Diğer gençlere de bunların söylendiğini düşünüyorum. Bu kadar basit bir şey mi diye yorumluyordum. Belirli bir seviyeye gelince ve belirli şeyleri görünce gerçekten çok çalışmanın ne demek olduğunu ve ne kadar doğru bir şey anlayınca bunun doğru bir yol olduğunu görüyorsun. Ben de bu klişe lafı söylemek istiyorum.
Ayrıca genç arkadaşlara şunu tavsiye ediyorum: Asla hayal kurmaktan vazgeçmeyin. Asla ama asla bundan vazgeçmeyin. Hayalinizi kurduktan sonra ne yapmanız gerekiyorsa onu yapın. Dışarı çıkmanız gerekiyorsa dışarı çıkın. Hayalinizin gerektirdiklerini yapın. Motive olmanız gerekiyor. Benim hayalim Halkbank’ta oynamaktı. Oynadım, A Milli Takım’da oynamayı düşledim. A Milli Takıma seçildim. Milli Takım’da oynayacağım sadece gitmeyeceğim dedim, oynamaya başladım. Hayalim en tepesinde dünyanın en iyi liginde oynamak vardı. İtalya’da oynamak istiyorum dedim, şimdi bunu başardım. Daha sonra ise Olimpiyatlar var. Genç kardeşlerime hayal kurmalarından vazgeçmemelerini ve peşinden bırakmamalarını tavsiye ediyorum.
Olimpiyat hayalinden bahsettin. Olimpiyatlar’dan sonra hayalin nedir? İtalya’da bir sene oynayıp, ‘Ben bırakıyorum, gidiyorum’ veya 23 yaşındayken ceketini alıp ‘Gidiyorum’ desen sana kimse bir şey demez. Kariyer hedeflerinde ne kalıyor geriye?
23 çok erken geliyor…Bir gün elbet ceketimi alıp gideceğim ama fizikim ve mentalitem izin verdiği sürece İtalya’da oynamak istiyorum. Kariyerimin ana hedefi bu. Günün birinde, ceketimi alıp gittiğimde antrenör olmak isterim. Kendi tecrübelerimi kendi yolumla öğretmek isterim. Kendime has bir stilim ile öğretmek isterim.
Efe Bayram’ı sosyal medyadan takip etmek için;
Twitter: https://twitter.com/EfeBayramm2
Instagram: https://www.instagram.com/efebayram2/
Voleybol
Eda Erdem: "Savaşmaya devam"
25/08/2021 - 05:56
Voleybol
Maddie Madayag korkuttu
13/08/2021 - 07:35