Yelken aşkıyla başarılara ulaşmak - Okyanus Arıkan - Özel Röportaj

Olimpik sporcumuz Okyanus Arıkan, altı yaşında başladığı yelkene olan aşkıyla çevresini büyülüyor. Amerika'da eğitim hayatına devam eden Okyanus, yelken sporunun zorluklarını, antrenman temposunu ve çok daha fazlasını Eurosport Türkiye'den Kaan Meriç'e anlattı.

Okyanus Arıkan

Görsel kaynağı: Eurosport

Siz 10 yaşında neler yapıyordunuz tabii bilemeyiz ama Okyanus Arıkan, milli sporcu olarak tarihe geçmişti. Uluslararası arenalarda podyum gören, Tokyo 2020 Olimpiyat Oyunları'nde ülkemizi temsil eden Okyanus Arıkan, liseden mezun olur olmaz soluğu Amerika Birleşik Devletleri'nde üniversite ve spor eğitimine devam etmekle aldı.
Üniversitedeki ilk akademik yılını tamamlayan Okyanus, ayağının tozuyla Eurosport Türkiye'den Kaan Meriç'in sorularını yanıtladı.
Çok fazla yelken aşkı içeren röportajımızı keyifle okumanız dileğiyle.
Aileler çoğunlukla altı yaşındaki çocuklarını bale, yüzme, futbol veya basketbol gibi branşlara yönlendiriyor. Sen ise o yaşta yelkene başladın. Yelkene başlama sürecinden bahseder misin?
Altı yaşında yelkene başlamadan önce birçok spor dalını deneyimledim. Bale, cimnastik, yüzme gibi sporları denedim. Annem ve babam yelken sporunun içinde yer alıyordu. Babam zaten benim antrenörüm ve yelkene başladığımızda kulübümüz vardı. Botla denize çıktığım dönemler oldu. Büyükleri izleme şansına sahiptim. Altı yaşında ise yelkene geçiş yaptım. Yelkene başlamayı ben istedim ve başladıktan sonra bu sporu çok sevdim.
10 yaşında milli sporcu olarak ülke tarihine geçtin. 10 yaşındayken çoğumuzun derdi ders bitsin de tenefüse çıkmak olurken senin derdin milli takım sporcusu olarak başarılar elde etmekti. Sporun okul ve sosyal yaşantınla olan dengesi nasıl ilerledi senin için?
Bu konuda kendimi şanslı sayıyorum çünkü okulum bana destek oldu. Yarış veya kamp dönemlerinde okula gitmediğim için kaçırdığım derslere yetişmem için öğretmenlerim bana çok fazla destek oluyordu. Arkadaşlarım da bana yardımcı oluyordu. Yelken ve okul dengesini bu şekilde sağlamıştık. Sosyal hayatım ise biraz farklıydı tabii. Arkadaşlarım gibi sürekli dışarı çıkamıyordum çünkü yarış veya kamp dönemlerim oluyordu. Yine de yelkende ilerlemek gibi bir karar verdiğim için çok mutluyum.
Çevrendeki tepkiler nasıl gelişti? Komşun veya yakınındaki kişiler 10 yaşında milli sporcu olma başarısına erişmiş küçük bir tatlı kız çocuğunu tanıyorlardı sonuçta…
Etrafımdaki insanlar beni çok seviyorlardı. Çok karşılaşabilecek bir durumda olmadıkları için onlar için de bir ilkti. Genel olarak her şeyi iyi karşılıyorlardı ve bana destek oluyorlardı.
picture

Okyanus Arıkan

Görsel kaynağı: Eurosport

Dünya Şampiyonası’nda üçüncülük ve Tokyo Olimpiyatları…18-19 yaşlarında şahane başarılar görüyoruz. Belki de bu yaşa normalde sığmayacak bir kariyer söz konusu. Keşken var mı yoksa her şeyi istediğin gibi ilettin mi?
Şu anda her şey planladığım gibi ilerlediği gibi planlarımızın değiştiği noktalar da oluyor ama geçmişe yönelik hiçbir keşkem yok.
Liseden geçen sene mezun oldun ve ABD’de Rhode Island Üniversitesi’nde eğitimine devam ediyorsun. Hepimiz biliyoruz ki eğitim konusunda ciddi boyutta bir farklılık var. Olimpik bir sporcunun bir günü ABD’de nasıl geçiyor? Paylaşmak ister misin yoksa sır mı kalsın…
Tabii paylaşabilirim…Amerika’daki ilk yılım çok güzel geçti. Geçen hafta akademik yılımı tamamlayıp, evime döndüm. Tabii sistem, Türkiye’ye göre çok farklı. Ancak farklı sisteme alıştığımı söyleyebilirim. Her şey çok planlı ilerliyor. Her dakika ne yapacağınızı biliyorsunuz. Bu nedenle zorluk yaşamıyorum. Her şeyin farklı olduğunu söyleyebilirim.
Eğitimim ve antrenmanlarım gayet güzel bir şekilde devam ediyor. Derslerim sabah başlıyor ve öğlen bitiyor. Öğleden sonra ise antrenmanlarım oluyor. Antrenmanlarım içerisinde deniz ve kara çalışmalarım var. Kara antrenmanlarım bazen sabahki derslerimden önce olabiliyor. Yoğun bir program söz konusu. Hafta içi dersler ve antrenmanlarla geçiyor. Hafta sonu ise genellikle farklı yerlerdeki yarışlara gidiyoruz. O günü yarışarak geçiriyoruz.
Hiç izin yok yani…
Biraz öyle, evet.
Yazık…İyi ki Olimpik sporcu olmamışız…
Yelkenin en zorlayıcı özelliği?
Değişken olması yelkeni benim için zorlu kılıyor çünkü birçok spor gibi tek bir değişkenimiz yok. Rüzgar çok değişken, akıntı ve dalga faktörleri var. Her şey çok farklı ve her gün başka bir gün ve bence bu gayet yelkeni zorlu kılıyor.
Buradaki mental süreç nasıl ilerliyor? Bahsetmiş olduğun faktörleri kontrol edebilme şansın hiç yok.
Bu faktörleri değiştiremeyeceğimi biliyorum. Bu yüzden kendimi ayarlayabiliyorum. Çok küçük yaştan itibaren yelken sporunda olduğum için kendimi bu koşullara hazırlayabiliyorum. “Bugün hava neden böyle?” gibi düşüncelere dalmıyorum. Yarışlarda asla bu mental açıda yer almıyorum.
Bir yelken sporcusunun beslenmesi nasıl? İstediğin her şeyi tüketebiliyor musun yoksa sıkıntılı bir yeme-içme süreci var mı?
Elbette tek bir diyet şekli yok. Kişiden kişiye değişebilen diyet programları var. Yelkende birçok tekne çeşidi var ve teknelerde belli bir kiloda olmanız gerekiyor. Her teknenin ayrı kilo şartları var. Benim diyetimde her şey yenir gibi bir durum yok tabii…Sağlıklı bir şekilde beslenmeme devam ediyorum. Ailemden kaynaklı evimizde sağlıklı şeyler yenir. Oradan gelen alışkanlıkla fast food ürünleriyle pek bir aram yok.
Üniversite hayatından bahsederken biraz değindin ama bir yelken antrenmanı tam olarak nasıl ilerliyor?
Yazın ve kışın çok farklı antrenmanlar oluyor. Öğrenci olduğum için kış aylarında derslerim oluyor. Kış aylarındaki antrenman sürecim bahsettiğim gibi. Derslerle beraber ilerliyor. Yaz programımda ise hafta içi her gün antrenman yer alıyor. Hafta sonlarında ise dinleniyoruz. Yarışlar varsa onlara katılıyoruz. Hafta içi antrenmanlarım tüm gün sürüyor. Karadaki kuvvet antrenmanlarım dahil olmak üzere yoğun bir program var.
Olimpiyat havasını yaşamış bir sporcu olarak çıtayı yükselttiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Peki, kısa ve uzun dönemdeki hedefin arasında neler var?
Kısa süre içerisindeki hedefim Norveç’te ağustos ayında yapılacak Avrupa Şampiyonası var. U21 Avrupa Şampiyonası’nda başarı elde etmek istiyorum. Uzun süreli hedefimde ise Dünya Şampiyonası ve 2028’de düzenlenecek Los Angeles Olimpiyat Oyunları’nda kürsüye çıkmak var. Sınıf değişikliği yaptığım için Paris Olimpiyat Oyunları şu anda hedefimde yer almıyor.
Yelkene nasıl başlayabiliriz? Hadi, bizi yelken sporcusu yap…
Oturduğunuz yerde en yakın yelken kulübünü araştırıp, ziyaret edebilirsiniz. Yelken, ülkemizde çok bilinen bir spor dalı değil ve insanımızın bilgisi de yok bu konuda. Kulübe gidip, sporcuları izleyip, gerekli bilgilere sahip olabilirsiniz. Hatta yazın kurslara katılabilirsiniz. Bu şekilde yelkene geçişiniz sağlanabilir. Çok sevdiğiniz takdirde de kış ayında yelkene devam edebilirsiniz.
picture

Okyanus Arıkan

Görsel kaynağı: Eurosport

Yelken sporcusu olmasaydın hangi spor ilerlemek isterdin?
Yani, yelkeni o kadar çok seviyorum ki…
Yelkene ihanet edecekmiş gibi düşünme…Genelde voleybol cevabı alıyoruz.
Voleybolu istemezdim. Tenis diyeyim o zaman.
Zorla tenis dedin…
Sihirli bir değnek var elinde. Yelkende bir şey değiştir desek?
Yelkeni gerçekten çok seviyorum o nedenle çok fazla şey değiştirmek istemezdim ama Optimist sınıfında değişiklik yapmak isterdim. Optimist sınıfının 15 yaşına kadar mücadele edebiliyorsunuz. Bu yaş sınırını uzatmak isterdim.
Kötü mü hissetmiştin geçiş sırasında?
Optimist sınıfı ile başlıyorsunuz yelkene. 15 yaşına kadar devam edebiliyorsunuz ve sonrası yok. Bu sınıfın benim için çok özel bir yeri var. Çok zevkli bir sınıf. Yaş sınırının kalkmasını isterdim.
Büyük tecrübeler elde etmiş milli yelkenci olarak bu sporda yer alan çocuklar için ne gibi tavsiyeler verebilirsin?
Çok zorlu bir spor. Motive olmanız gerekiyor. Çok zorlu zamanlarda bile hiç bırakmasınlar ve devam etsinler. Er ya da geç, sporu sevip, emek gösterdikten sonra karşılığını alıyorsunuz. Keyifle yapmaya odaklansınlar.
Uygulamada 3M+ kullanıcı'a katılın
En son haberler, sonuçlar ve canlı spor yayınları ile güncel kalın
İndir
Bu yazıyı paylaş
Reklam
Reklam