LAMELO BALL

Profil

Basketbol
Euroleague: Haftanın bilançosu #7
23/11/2020 - 15:37

22 Ağustos 2001 doğumlu olan LaMelo Ball, 196 santimetre uzunluğunda ve 82 kilogram ağırlığında. NBA’de New Orleans Pelicans forması giyen Lonzo Ball’un kardeşi olan LaMelo, 2017-2018’de Litvanya’da profesyonel basketbol hayatına başladı. Amerikan Basketbol Kolej Ligi’ni pas geçip draft senesinde hazırlıklarını Avustralya Ligi’nde Illawarra Hawks forması giyerek tamamladı. Oyun kurucu pozisyonunda oynayan LaMelo bu sezon oynadığı 12 maçta 17 sayı, 6,7 asist, 7,4 ribaund ortalamalarını yakaladı. Maç başına yaklaşık yedi üçlük deneyen Ball, bu üçlüklerde %27,8 isabet ortalaması yakaladı.

Nasıl bir tavan beklemeliyiz?

LaMelo, tıpkı Lonzo gibi, babası Lavar Ball’un tanıtım kampanyalarıyla lige adım atmaya hazırlanıyor. Fakat Lonzo’nun görece yaşattığı hayal kırıklığını LaMelo, çok büyük ölçülerde yaşatmayabilir. Süper yıldız olmasını beklemek biraz fazla iyimser ama birkaç All Star apoleti taktığını ve şampiyonluk iddialarında adı ilk beşte anılan bir takımın üçüncü omurgası olduğunu görebiliriz.

Bardağın dolu tarafı

LaMelo Ball’un yaşına göre diri bir fiziksel özelliğe sahip olduğunu söylemek yanlış olmaz. Zira boy ve kilosunu iyi bir kas oranıyla kombinleyip rakiplerine üstünlük sağlayabiliyor. Ve bu özelliğin en büyük artısı pota etrafında etkili bitirme yeteneğine yansıyor. Topu yarı sahaya getirdikten sonra perde çağırıp onu hızlı bir şekilde kullanmakta ve ardından potaya atak edip skor üretebiliyor. Tabii bu anlatıda iki unsur göze çarpıyor: Atletizm ve zekâ.

LaMelo, Russell Westbrook gibi “deli” seviyelerde atletizm yeteneğine sahip değil. Ama Chris Paul gibi işi yalnızca akışkanlıkla götüren bir atlet de değil. Yani perdeden sonra uzuna karşı atak ederken onu posterlediğini görmek mümkün ama bu sık sık yaptığı bir şey değil. Tabii topsuz alandayken dip bölgelerden potanın altına hızlı bir şekilde geçip estetik smaçlara imza atması işin patlayıcılık kısmındaki diğer artısı. Sırtı dönük hücumlarda fake gösterdikten sonra rakibinin çevresinden potaya gidebilmesi ise işin akışkanlık kısmı.

Ve gelelim zekâya… LaMelo, bu draft sınıfının en zeki oyuncularından biri. Bazı pozisyonlarda perdeyi aldıktan sonra orta saha çizgisine kadar açılıp hem uzunu hem de perdeyi yiyen kısayı üzerine çekiyor işte tam o sırada inanılmaz bir top hassasiyeti, geniş saha görüşü ve oyun bilgisiyle birlikte perdeden devrilen uzunu buluyor. Perdeden devrilen uzunun net bir sayı üretme veya üçlüğe dönüşecek olan bir şutun asistini yapma şansı çok ama çok artıyor.

Yani LaMelo’nun hücumdaki artıları zekâ ve fizik kombinasyonuna dayanıyor. Oyun kurucu için idealin bir tık üstünde olan fiziksel özelliklerini oyun bilgisiyle birleştirip pota etrafında ve perimetrede orta mesafeli şutlarla skor üretebilmesi, harika asistlere imza atması, oyun temposunu ayarlayabilmesi ve liderliği onu özel kılıyor. Ayrıca, pozisyonuna göre çok iyi bir ribaund oyuncusu.

İşin savunma kısmındaki artısı ise üç şey üzerine kurulu. Birincisi, delici kısaları geniş kanat açıklığıyla savunup onların penetre açısını kapatabilmesi. İkincisi, forvetleri savunabilecek fiziksel güce ve oyun bilgisine sahip olması. Üçüncüsü, topsuz alandaki aksiyonları iyi takip edip uzunların potayı korumasına yardım etmesi.

Bardağın bulanık tarafı: Üçlükler

Bu kısımda her oyuncunun en büyük soru işaretine göz atacağız. Ve LaMelo’yla ilgili en büyük soru işaretimiz üçlükler.

LaMelo Ball’un şut mekaniği gayet keskin, hızlı ve ayak çabukluğundan destek alıyor. Açıyla ilgili problemleri var fakat her oyuncu, şut açısını yaratırken, kendisini en rahat hissettiği pozisyonu seçiyor. Bu nedenle açı, biraz göreceli. Fakat LaMelo’nun üçlüklerde iki büyük problemi var: Seçme ve istikrar.

https://i.eurosport.com/2020/04/22/2809339.jpg

Pas dağıtımındaki doğru seçimleri şut tercihlerine yansıtamıyor. Bazen ikili sıkıştırma karşısında “zorlama” üçlükler kullanıp ritmi bozuyor. Ve bu ritim bozukluğu şut istikrarsızlığına neden oluyor. Bu nedenle LaMelo, üçlüklerde özgüvenini kaybedince vasat yüzdelere kadar düşüyor.

Bardağın boş tarafı

LaMelo Ball; skor üretim silahlarının genişliği, pas repertuvarı ve iyiye gidebilecek olan üçlükleriyle bu draft sınıfının öne çıkan üç oyuncusundan biri. Fakat üçlüklerde bahsettiğimiz istikrar sorunu onun başına bela olabilir. Zira Avustralya ve Litvanya gibi rekabet seviyesi düşük olan liglerde yırtıcılıktan ve agresif set savunmalarına karşı hücum etmedi. Ve bu durum NBA’deki ilk aylarında olası bir form düşüşünden kurtulamamasına, yıl sonuna doğru istikrar yakalasa da özgüvenini kaybetmesine neden olabilir. Tabii bütün bu varsayım haricinde savunmada biraz daha enerjik olmalı. Ribaundları aldıktan sonra takımın sete yerleşmesini beklemeli. Ve hücumdaki şut tercihlerini daha iyi yapmalı.

Bireysel anlamda en büyük iki başarısı ne olabilir?

NBA yüzüğü kazanmak ve art arda dört sene All Star seçilmek.


ANTHONY EDWARDS

Profil

2019-2020 sezonunu Georgia’da geçiren Anthony Edwards’ın bir numaradan seçilmesi büyük bir sürpriz yaratmayacak. Zira hücumdaki eşsiz atletizmine kombinlediği şut istikrarı, onu görece zayıf olan 2020 NBA Draft sınıfında daha da değerli kılıyor. Bu sezon oynadığı 32 maçta 19,2 sayı, 5,2 ribaund ve 2,8 asist ortalamalarını yakalarken maç başına 7,7 denemeyle %29,4 üçlük isabet ortalaması tutturdu. Edwards, verimli hücum yüzdesinde %47,3 ile bu alanda konferansının ilk 10 sırasında yer alıyor. 196 santimetre uzunluğunda ve 102 kilogram ağırlığında olan 2001 doğumlu oyun kurucu, kolejde yalnızca bir sene geçirdi.

Nasıl bir tavan beklemeliyiz?

Atlanta doğumlu genç yıldız, Zion Williamson gibi talihsiz bir sakatlık yaşamazsa yılın çaylağı apoletiyle NBA'deki ikinci sezonuna geçtiğini görebiliriz. İlerleyen yıllarda ise art arda All Star olması, sezonun en iyi ikinci veya üçüncü beşlerine seçilmesi, şampiyonluk kazanan bir takımın iki ana parçasından biri olması gayet muhtemel.

Bardağın dolu tarafı

Atletizm. Anthony Edwards inanılmaz bir atlet. Tek kelimeyle inanılmaz. 196 santimetre uzunluğunda olan Edwards, neredeyse çember hizasına kadar gelmesini sağlayan bir dikey sıçrama yeteneğine sahip. Tepedeyken şut kullanacakmış gibi yapıp çok hızlı ve sert bir ilk adımla potanın etrafına gidip 210 santimetrelik oyuncuların üzerinden bile smaç vurabiliyor. Yalnızca patlayıcılık olarak değil; akışkanlık olarak da iyi bir atlet. Topsuz oyundayken dipten boyalı alana kat edip post bölgesinde topla buluştuğunda,sırtı dönük oyunda rakibinden sıyrılıp panyalı isabetler bulabiliyor.

Üçlükler ve orta mesafeli şutlar. Profil kısmında görüldüğü gibi Edwards, yüzdesi yüksek olan bir şutör değil. Ama maç başına neredeyse sekiz üçlük denediğini atlamamak gerekiyor. Genelde onun gibi atletlerin şut kullanma konusunda büyük sıkıntılar (misal, Ben Simmons) yaşadığını görüyoruz. Fakat Anthony, şut kullanmaktan asla çekinmiyor. Eğer penetre açısı kapalıysa bir adım geriye çıkıp perdeyi kullanarak üçlüğü gönderiyor. Yani hem kreatif hem de set şutörü.

Açık alan hücumunda kendisine bir koridor bulamadıysa veya hızlı skor üretimi gerekiyorsa şut kullanmaktan asla çekinmiyor. Ve bu, onun kariyeri için en önemli şey. Zira atletizminin yanı sıra şutuyla da alan yaratabiliyor.

Ribaund sonrası skor üretimi. Edwards, bir oyun kurucuya göre birkaç gömlek iyi bir ribaund yeteneğine sahip. Savunmada boyalı alanın bir adım önüne düşen ribaundları aldıktan sonra dört ile yedi saniye arasında karşı potaya penetre edip skor üretmekte etkili. Bu özelliğiyle yine başka bir kolektif noktayı tamamlıyor: Tempo. Edwards, bu kadar kısa sürede skor üretmesiyle oyunun temposunu takımına çevirirken oyun hissiyatının ne kadar yüksek olduğunu da gösteriyor.

Üç pozisyonu birden savunabilme. Elbette NCAA standartlarına göre net bir savunma tahmini yapmak doğru olmayabilir. Fakat bireysel yeteneklerine ve adam adama savunmadaki durumuna baktığımız zaman Edwards; oyun kurucuların penetre yollarını kapatabilen, şutörlere kolay açı vermeyen ve kısa forvetleri yüzü dönük olmasa da sırtı dönük savunabilen bir oyuncu.

Bardağın bulanık tarafı: Serbest atışlar

Günümüz basketbolunda o kadar fazla terim türedi ki serbest atışlar, iyiden iyiye gölgede kalmaya başladı. Fakat Edwards kalibresinde gelecek projeksiyonu yıldız olan bir oyuncu için serbest atış değerli bir konu. Zira içeriyi sürekli zorlayan ve savunması zor olan bir kısaya karşı rakiplerin fazlasıyla faul yaptığını görüyoruz.

Edwards bu sezon %73,4 serbest atış ortalamasıyla oynuyor. Berbat değil ama her dört atıştan birini kaçırması iyi değil. Çünkü bir maçın son toplarında hücumu kurarken taktiksel faul sonrasında çizgiye geldiğinde pek de güven vermeyecektir.

Bardağın boş tarafı

Karar verme mekanizması. Edwards, geniş hücum repertuvarıyla değerli bir oyuncu. Bireysel skor üretiminin yanı sıra oyuna takım arkadaşlarını da dâhil edebiliyor. Fakat bazen kendisine karşı gelen ikili savunmayı zorlarken top kaybı yapması ve ekstra pası bulabileceği pozisyonlarda şut kullanması takımın ritmini bozabiliyor.

Orta mesafe. Edwards, üçlüklerde vasat ile iyinin ortasında. Ama orta mesafeli şutlarda vasatın altında. Tabii günümüzde orta mesafelerin öneminin azaldığını göz önüne alırsak bu, çok da büyük bir eksi değil. Ama hücum silahlarına her türden mermiyi eklemeli.

Bireysel anlamda en büyük iki başarısı ne olabilir?

NBA Finalleri MVP’si ve çaylak kontratı sona erdiğinde maksimum kontrat alabilecek güvenceyi vermek.


JAMES WISEMAN

Profil

31 Mart 2001 doğumlu olan James Wiseman, bu sezon NCAA’de üç maça çıktıktan sonra ligden ayrıldığını açıklamıştı. Memphis Tigers baş antrenörü Penny Hardaway’ın James Wiseman’ın ailesine, oyuncunun ikametini Nashville’den Memphis’e taşıması için 11,500 dolar rüşvet verdiği iddiaları çıkması üzerine konu hakkında soruşma başlatılmış ve bunun üzerine Wiseman’a 12 maçlık ceza verilmişti. Ayrıca 12,500 dolar zorunlu bağış cezası da verilen Wiseman, bütün bu olanlardan sonra ligden ayrıldığını ve draft hazırlıklarını bireysel çalışmalarıyla tamamlayacağını açıklamıştı.

Kısacası Wiseman, istatistiksel anlamda pek de iyi çıkarımlar yapamayacağımız bir sezon geçirdi. Oynadığı üç maçta %76,9 saha içi isabetiyle 19,7 sayı, 10,7 ribaund, 3,1 blok ve 0,3 asist ortalamalarını yakaladı. 216 santimetre boyunda ve 108 kilogram ağırlığında olan Wiseman, geniş kulaç açıklığıyla dikkatleri çekiyor.

Nasıl bir tavan beklemeliyiz?

Şampiyonluğa oynayan bir takımın ilk üç parçasından birisi olması zor. Fakat takımın, “pis işleri” yapan oyuncusu olarak harikalar yaratabilir. Bir nevi Golden State Warriors’taki Harrison Barnes’ın uzun modeli veya Detroit Pistons’taki Rasheed Wallace gibi.

Bardağın dolu tarafı

Olağanüstü fiziksel özelliklere sahip. Kulaç açıklığı 223 santimetre olan Wiseman’ın 108 kilogramlık ağırlığında yağ oranı, Kasım 2019’daki verilere göre, yüzde sekiz. Yani uzun boylu, geniş ve kaslı. Tabii Nashville doğumlu genç pivotun bu fiziksel özellikleri yalnızca görünüşüyle büyüleyici değil. Neredeyse bütün türden uzunlara karşı sırtı dönük hücumda üstünlük sağlayabilirken post bölgesinde ikili sıkıştırmaya maruz kaldığı zaman sahanın bitiş çizgisine doğru reverse spin yapıp potaya kıvrılabiliyor. Pick & roll sonrasında ilk adımını yumuşak alıp kendisine pası gönderecek olan oyuncuyla arasına belirli bir mesafe koyuyor. Böylece topla buluştuğunda vücudunu yerleştireceği koridoru daha rahat bulabiliyor. Yani, “kas yığını” türünden bir uzun değil.

Her iki pota altının da devriyesi olan James, patlayıcı olduğu kadar esnek bir atletizme sahip. Eğer Wiseman’ın lisedeki maçlarından videolara göz atarsanız neredeyse her maç iki poster smaca imza attığını görebilirsiniz. Fakat bazı pozisyonlarda da bir oyun kurucu kıvraklığında rakibini eksiltip panyanın yardımıyla isabet bulduğunu veya açık alan hücumunda topu rakip sahaya getirip sert bir ilk adımla potaya kıvrıldığını görebilirsiniz. Burada top hâkimiyetinden ziyade ayak çabukluğu, enerjisi, fiziksel üstünlüğü ve hızı öne çıkıyor.

Post ve pick & roll. Yukarıdaki paragraflarda Wiseman’ın post bölgesinden ve pick & roll oyunlarından sayı üretebildiğini belirtmiştik. Ama buraya ayrı bir parantez açmakta fayda var. Wiseman gibi dominant atletler perde oyunları oynarken genelde hemen boyalı alana devrilip boş alanda skor üretmeye çalışırlar. Dwight Howard, DeMarcus Cousins veya Andre Drummond gibi. Karl Anthony Towns ve Anthony Davis gibi uzunlar ise perdeden sonra devrilmeyip perdenin olduğu yerde kalırlar. Yani yarım pick & pop oynarlar. Böylece ters eşleşmede kendilerine gelmesi gereken savunma oyuncusu pozisyonunu alamadan penetre açısı yaratırlar. İşte Wiseman tam bu profilde bir oyuncu. Ve günümüzde bu özellik nadir parça hâline gelmiş durumda. Ayrıca muazzam bir ribaund operatörü.

İşin post kısmında ise Wiseman’ın şutuna dair tek olumlu şeyi söyleyebiliriz: Orta mesafe. Post bölgesine geçtikten sonra yüzü dönük oyunda orta mesafeli isabetler bulabiliyor. Bunun dışında sırtı dönük klasik oyunda ve post’ta kendisine ikili sıkıştırma geldiğinde boşta duran arkadaşına pas atmakta gayet iyi.

Savunmada tam bir MindFlayer. Evet, bu tabir tam da Wiseman’ın savunma özelliğini tanımlıyor. Wiseman, kısaları tepede savunamıyor. Fakat korkutucu blok tehdidi sayesinde pota etrafında herkesi savunabiliyor. Böylece rakipleri pota etrafında bitirirlerken olası bir Wiseman tehdidini gözden geçiriyorlar.

Bardağın bulanık tarafı: Oyun bilgisi

James Wiseman, fiziksel özelliklerinin getirdiği atletizm yeteneklerine zekâ katıp elit seviyelerin oyuncusu olmayı başardı. Fakat genel olarak oyun bilgisi çok düşük. Bazı set düzenlerinde topu elinden çıkarmakta çok geç kalıyor. Yanlış kararlar alıyor. Savunmada boyalı alan dışında ters eşleşmede kaldığı zaman yanlış zamanda müdahale nedeniyle faul yapıyor ve takımın savunma dengesini bozuyor.

Bardağın boş tarafı

Üçlük, üçlük, üçlük… James Wiseman iyi bir şut mekaniğine sahip. Yumuşak ve ivmeli. Ayrıca orta mesafeli şutlarda belirli bir seviyenin üzerinde Fakat şut menzili serbest atış çizgisinin içiyle sınırlı. Yani üçlük denemiyor. Bu nedenle alan paylaşımının ve temponun bir hayli önemli olduğu günümüz NBA’inde kafalarda büyük bir soru işareti oluşturuyor: Eğer kariyeri boyunca üçlük atmazsa ne olacak?

Top hâkimiyeti ve adam değişim savunması. Wiseman, hücumda perdeden sonra setin devamı açısından topu sürekli olarak emanet etmeniz için uygun bir oyuncu değil. Evet, bazı pozisyonlarda harika paslar attığını görebiliriz fakat yarı saha hücumunda bu konuda vasatın altında. Savunmada delici kısaların penetre açısını kapatamıyor. Yani ideal bir adam değişim savunmacısı değil.

Bireysel anlamda en büyük iki başarısı ne olabilir?

Yılın en çok gelişim gösteren oyuncusu ödülü ve All-Star MVP’liği.

Son olarak; Wiseman’a dair iki kariyer projeksiyonu var: Hassan Whiteside gibi yalnızca smaç yapıp ribaund alan istikrarsız bir oyuncu olmak veya Brook Lopez gibi atletizmde olduğu kadar şut konusunda da gelişip iddialı bir takımın en değerli yardımcılarından olmak.


DENI AVDIJA

Profil

Deni Avdija, ESPN gibi saygın kurumlardan draft hakkında yazılar hazırlanan birçok blog sitesine kadar neredeyse her yerde 2020 NBA Draftı’nın “muhteşem çocuğu” olarak gösteriliyor. 2001 doğumlu kısa forvet, birkaç defosu dışında sahanın her iki yönünde de hemen hemen her şeyi üst düzeylerde yapabilmesiyle bu ilgili çekmeyi başardı.

“Sporla tanışmam futbol sayesinde oldu. İki yıl boyunca neredeyse her gün futbol oynadım. Kötü değildim, hatta bazı antrenörlerim iyi bir oyuncu olacağımı söylüyordu. Fakat bir süre sonra futbol oynamak istemedim. Antrenmanlara ve maçlara olan ilgim kayboldu. Spora ara vermek istemediğim için babamın fikrini aldım. Kendisi basketbolcu olduğu için beni bu spora yönlendirdi. İlk başlarda kötüydüm, gerçekten. Ama babam bana sürekli olarak, “Endişelenme. Daha iyi olacaksın. Sadece dene. Denediğin zaman diğerlerinden daha iyi olacaksın.” diyordu. Onu dinledim, denemekten ve çalışmaktan vazgeçmedim. Hâlen daha çalışıyorum, hem de sürekli olarak.”

202 santimetre uzunluğunda ve 97 kilogram ağırlığında olan İsrailli genç yıldız, bu sezon Maccabi Tel Aviv formasıyla Euroleague’de oynadığı 26 maçta 4,0 sayı, 2,6 ribaund ve 1,2 asist ortalamalarını yakaladı. Ama rakamlardan çok daha fazlasını sahaya yansıttı.

“Genç takımlardayken fiziksel olarak takımın en kötü oyuncularından biriydim. Omuzlarım dardı. Vücudumun alt kısmı çelimsizdi. Dripling yaparken iyiydim ama temaslı oyunda zorlanıyordum. Basketbolu her geçen gün biraz daha seviyordum. Bu yüzden saha içinde oyunu kontrol eden oyuncu olmak için fiziksel gelişimime ağırlık verdim. Ağırlık çalışmaları ve uzun koşu seanslarıyla birlikte beslenme düzenimi değiştirdim.”

Nasıl bir tavan beklemeliyiz?

Eğer NBA’deki takımlar ona, “Yeni Luka Doncic” gözüyle bakmakta vazgeçerler ve rolünü ona göre düzenlerlerse (Mesela yıldız kısa ve uzunu tamamlayan çok yönlü forvet) Avdija’nın şampiyonluğa oynayan bir takımın en önemli üçüncü oyuncusu olduğunu görme ihtimalimiz bir hayli yüksek. Çünkü sahip olduğu oyun yetenekleri, takım arkadaşlarının da verimini arttırıyor.

Bardağın dolu tarafı

Avdija, mükemmel bir oyun bilgisine sahip. Sahip olduğu fiziksel özellikleri sayesinde kısa forvet olarak oynuyor. Fakat usta bir pasör kısa gibi topu yönlendirebiliyor. Yani oyun kurucu dışında takımda bir pas istasyon yaratıcısı daha oluyor. Böylece şutör kısa, aradığı alanı daha rahat bir şekilde bulabiliyor. Uzunlar ise topsuz alandaki perde setlerini hem zayıf hem de güçlü tarafta oynayabiliyor ve takımın perdeyle sayı bulabilmesi için alternatif bir kanal daha oluşuyor.

“Bence bu yıl biraz daha iyi şut atıyorum. Şut mekanizmamı değiştirmeye çalıştığım için bu geçiş süreci zor oluyor. Özellikle hız ve ritim anlamında zorlanıyorum. İlk olarak bu konuda gelişmeliyim. Bence forvet kanallarını dripling’le kullanmakta ve savunmada birden fazla pozisyonu karşılamakta iyiyim. Ama dediğim gibi bütün özelliklerimi geliştirmek için çalışmaya devam ediyorum. Her sabah erkenden kalkıp önce salon antrenmanımı yapıyorum. Ardından takım antrenmanı ve son olarak bireysel çalışma... Bireysel antrenmanlarımda şut, ribaund, pas ve oyun okuma becerilerime ağırlık veriyorum. (Gülerek) Sonsuza dek basketbol oynamak istiyorum. Bu yüzden çalışmaya daima devam edeceğim.”

https://i.eurosport.com/2020/11/13/2936094.jpg

Avdija, hücumda yalnızca üçlük atıp savunmada iyi iş yapan forvetler gibi değil. Topu yere vurabiliyor, patlayıcı ilk adımı sayesinde potaya gidiş alanını açıyor, savunma ribaundunun aldıktan sonra top hâkimiyetinin yüksek ve saha görüşünün geniş olması sayesinde açık alan hücumunu en doğru tercihleri yaparak bitiriyor.

Orta mesafeli şutları çok fazla tercih etmiyor fakat kullandığı zaman isabet oranı genelde yüksek. Perde çıkışlarının ardından topla buluşup orta mesafe kullanmakta etkili.

Patlayıcı ve akışkan bir atletizme sahip. Yani yeri geldiğinde posterlik smaçlar (bu sezon Gigi Datome’nin üzerinden yaptığı gibi) yeri geldiğinde de rakiplerini eksiltip panya yardımıyla isabet bulduğu estetik turnikelere imza atabiliyor.

“Bence bu dönemde birden fazla pozisyonu savunmanız en önemli kriterlerden birisi. Çünkü bütün takımların hücum stratejileri perde oyununa dayanıyor. Perdeden sonra adam değişimi yapıldığı için kısanın karşısında uzun, uzunun karşısında kısa kalıyor. Bu ters eşleşmelerde rakibinize avantaj vermemeniz gerekiyor. Bu nedenle elleriniz hızlı olmalı, pozisyonu doğru analiz edebilmelisiniz ve topu alır almak hücuma çıkmalısınız. Çünkü diğer önemli kriter temponun artması. Pas sayısının çok olduğu hücumlarda bile tempo yüksek. Topu alıp rakip sahaya dripling edip penetre kanallarını pasla veya drive’la kullanmanız gerekiyor. Ayrıca üç sayılık atışlarda da belirli bir isabet oranı yakalamanız lazım.”

İsrailli yıldız hücumda top elinde olmadığı zaman da etkili. Maçlarda genelde dip çizgilerden birinde bekleyip uzunun perdesiyle forvet kanallarına çıkıyor. Topla buluştuktan sonra ters eşleşmeyi kullanabiliyor, pota etrafında etkili bir şekilde bitiriyor veya penetre ettiğinde kendisine gelen ikili sıkıştırmayı ekstra pasla cezalandırıyor. Dipte olup forvete çıkmadığında ise boyalı alana gidip ya orada topla buluşuyor ya da uzuna perde yapıp onun alanını genişletiyor.

Çok yönlü hücum repertuvarı sayesinde beş numara dışında bütün pozisyonlarda oynayabiliyor.

Savunmada bilgili ve istekli. Ayrıca, blokları harika. Rakibinin adımlarına göre kendi adımlarını ayarlayıp blok yapıyor. İlk üç pozisyonu savunabiliyor, hızlı kısaların karşısında kalabiliyor.

Bardağın bulanık tarafı: Üçlükler

Çoğu genç oyuncuda olduğu gibi Avdija’da da en büyük soru işareti üçlükler üzerine kurulu. Bu sezon Euroleague’de %28’le üçlük atan Avdija, yüzdesinin gösterdiği kadar vasat bir şutör değil. Özellikle Ocak ve Şubat aylarında oynadığı maçlarda bu konuda gelişim kaydetti. Fakat istikrarlı değil.

“Bence NBA’deki basketbol eğlenceli ve öğretici. Smaç, blok ve bir sahadan diğer sahaya atılan paslar oyunun eğlencesini arttırıyor. İlginç setlerin öğretici yönünü seviyorum. Mesela pick&roll oynandıktan sonra pick&pop yapılması gibi.”

Üçlükleri genelde diplerde olduğu zaman nokta şutör rolünde kullanıyor. Topu yarı sahaya getirdikten sonra kendisine şut hazırlayamıyor. Bu tarz pozisyonlarda genelde perdeyi kullanıp penetreyle potaya hücum ediyor. Yani maçın sıkıştığı anlarda yayın gerisinden aradığınız isabeti verebilecek bir oyuncu değil. Şut mekanizmasındaki güç ve hız dikkat çekse de Avdija için üçlükler, NBA yolunda en büyük soru işareti olarak göze çarpıyor.

Bardağın boş tarafı

Serbest atışları üçlüklerinden kötü. Ve aslında bu biraz daha önemli. Zira onun gibi hücum etkinliği temaslı oyuna bağlı olan bir oyuncu, potaya giderken birçok kez faul'e maruz kalacaktır. Bu durumlar için çizgideki isabet oranını kesinlikle arttırmalı.

“Koç Ioannis Sfairoploulos, neredeyse bütün takım antrenmanımızdan sonra yanıma gelip artılarımı ve eksilerimi söylüyor. Mesela sezon başındaki bir maçımızda savunmada basit bir adam değişim hatası yapmıştım. Maç sonrasında beni yanına çağırdı ve o pozisyonun önemini anlattı. Ardından ilk antrenmanımızda aynı hücum pozisyonunu kurguladı ve savunma yapmamı istedi. Birkaç denemenin ardından başarılı olmuştum. O günden beri adam değişimlerindeki hatalarımın azaldığını söylüyor. Özel konuşmalarımızda ise yetenekli olduğumdan, öğrenmeyi sevdiğimden ve çalışkanlığımdan bahsediyor. Yani ideal bir koç figürü. Şanslıyım.”

Savunmada bazen disiplinsiz olabiliyor. Evet bilgili ve istekli bir savunma oyuncusu. Fakat takip ettiği adam topsuz roldeyken elinde top olan oyuncuya çok fazla odaklanıyor ve adamını kaçırabiliyor.

Faul hakkını çok hızlı dolduruyor.

Hücumda bazen yanlış kararlar veriyor.

Bireysel anlamda en büyük iki başarısı ne olabilir?

Yılın en çok gelişme gösteren oyuncusu ve yılın altıncı adamı. Avdija, çok zeki, oyun hissiyatı yüksek, hücum repertuvarı şut dışında hazır ve savunması agresif olan bir oyuncu. Eğer üçlük konusunda biraz daha gelişim gösterebilir ve bunu istikrarlı hâle getirebilirse şampiyonluğa oynayan bir takımda yılın altıncı adamı ve öncesinde yılın en çok gelişme gösteren oyuncusu olabilir.

“Dostum 2020 NBA Draftı için ilk sıralara aday gösterilmem inanılmaz. Gerçekten de inanılmaz. Yani birçok farklı ülkeden isim bu draft’a katılacak. O isimlerin arasında ilk sıralarda gösterilmek büyük bir onur. NBA veya Avrupa’da üst seviyelerde basketbol oynayıp başarılar kazanmak istiyorum. Arkamda iyi bir miras bırakmak istiyorum. Bütün bu yolculukta basketbola olan tutkum ve çalışmam asla sona ermeyecek."


ALEKSEJ POKUSEVSKI

Profil

26 Aralık 2001 doğumlu olan Aleksej Pokusevski, 2017-2018’den beri Olympiacos’ta yer alıyor. Son iki sezonda Olympiacos’un A takımı ile Euroleague’de üç maça çıkan Sırp pivot, genç takımda ve ülkesinin alt yaş gruplarında harikalar yaratıyor. Bu sezon Olympiacos’un ikinci takımında oynadığı 11 maçta 10,8 sayı, 7,9 ribaund ve 3,9 asist ortalamalarını yakaladı. 1,2 top çalma ve 1,8 blok ortalamalarıyla da dikkat çeken Poku, üçlüklerde maç başına 4,8 denemeyle %33,4’lük isabet oranı yakaladı.

“İlk başlarda futbol oynuyordum, kaleciydim ve açıkçası bunda iyiydim. Hızlıydım ve kolay gol yemiyordum. Sanırım boyumun uzun olmasının faydalarını görüyordum. Ama boyum biraz daha uzayınca ailem, kaleciliğin benim için iyi olmadığına karar verdi. Ve böylece basketbola yöneldim.”

213 santimetre boyunda ve 89 kilogram olan Pokusevski, fiziksel olarak çok büyük eksikliklere sahip. Fakat bir pivota oranla sahip olduğu top hâkimiyeti, saha görüşü ve hızı onu öne çıkarıyor.

“Novi Sad’da doğdum ve orada, BC Kadet forması giydim. Şut atmayı, top sürmeyi, pas atmayı, ribaund almayı kısacası bütün temel bilgileri orada öğrendim. 13-14 yaşıma geldiğimde Novi Sad’dan ayrılıp Atina’ya geldim. Çünkü Olympiacos, bana teklif yapmıştı. Düşünsene, 15 yaşına gelmeden Avrupa basketbol tarihinin en iyi kulüplerinden biri sana kapılarını açıyor. Büyük onur.”

Tabii Aleksej Pokusevski takıma gelir gelmez büyük bir ihtimalle forma giymeyecek. Hatta ilk yılını tamamen G-League’de geçirecek. Fakat Koç Brad Stevens’ın Avrupai tarzı perde setlerinde Pokusevski, sahip olduğu yüksek basketbol bilgisiyle yıllar ilerledikçe takımın önemli bir parçası olabilir.

Nasıl bir tavan beklemeliyiz?

Şampiyonluk iddiası olan bir takımda 15 ile 20 dakika arasında parkede kalan rotasyon uzunu olabilir. Parkede kaldığı dakikalarda şut özelliğiyle olmasa da hız ve akıcılığıyla takımına alan yaratabilir.

Bardağın dolu tarafı

Aleksej Pokusevski, pozisyonuna göre çok ama çok hızlı. Mobil. Pota etrafına geldiği zaman fake aksiyonlarını çift tarafa da hızla yaparak pozisyonu bitirebiliyor. Yüzü dönük oyunda rakiplerinden kolayca sıyrılıp sayı üretiyor. Yani smooth denilen akışkan, pürüzsüz, hızlı bir bitirici.

Burada en önemli nokta bu pozisyonları kendisinin yaratabilmesi. Yani bazı pozisyonlarda topu yarı sahaya getirip boyalı alana giriyor, istediği eşleşmeyi perde kullanıp yakaladıktan sonra kendi alanını açıyor ve potaya kıvrılıyor. Tıpkı Oklahoma City Thunder forması giyen Shai Gilgeous-Alexander gibi bir boyalı alan mobilitesine sahip ama onun uzun versiyonu.

“Olympiacos’a ilk gittiğimde işler biraz zordu. Ailemden uzaktım ama takım arkadaşlarım ve akademimizin şefi Nikos Kerameas, takıma ve ülkeye alışmama yardımcı oldular.”

İşin topsuz set düzeninde ise perde oyunlarında ve dip bölgedeki aksiyonlarda etkili. Perdeyi yaptıktan sonra doğru zamanda devriliyor, topla buluşup ters eşleşmeyi iyi kullanarak sayı üretebiliyor. Açık alanda hızı, top hâkimiyeti ve zekâsı sayesinde rahat bir şekilde potaya gidip sayı üretebiliyor. Perimetre kanallarını iyi kullanıyor.

Dip bölgeden pota altına doğru yaptığı katlarda olağanüstü bir zamanlamaya sahip. Bu sıfat belki biraz fazla abartılı gelmiş olabilir fakat Pokusevski’nin son üç yılda oynadığı maçlara göz attığınız zaman kendisine dip bölgeden çizilen setlerde ne kadar atik olduğunu ve bitirme yüzdesinin ne kadar yüksek olduğunu görebilirsiniz.

“Nikola Milutinov ve Georgios Printezis, A takımla idman yapmaya başladığım ilk günlerde bana her şeyi anlatıyorlardı. A takıma katıldığım yıl koçumuz David Blatt idi. Onunla sürekli olarak NBA’e dair konuşuyorduk. Ona, Belgrad’daki bir NBA kampında Gregg Popovich’le tanıştığımı anlatmıştım. Bunu dedikten sonra hemen telefonunu çıkarıp Gregg Popovich’i görüntülü olarak aramış ve ona benden bahsetmişti. İkisinden de sezon boyunca tavsiyeler alıyordum. Yani uyum sorunu yaşamadım.”

Pozisyonuna göre iyi bir oyun kurucu. Birazdan bardağı bulanık tarafında Poku’nun şut konusundaki sorunlarına değineceğiz. Yani oraya bakıldığında Sırp uzunun alana ihtiyaç duyan bir takım için ideal olmadığı düşünülebilir. Fakat o, topsuz oyunda dışarıdan içeriye oynayabilmesi ve sahip olduğu oyun kurma yetenekleriyle tam bir stretch uzunu. Kendisine hazırladığı pozisyonlar kadar bazen pick&roll/pop oyunlarının ana yönlendiricisi veya post bölgesindeki ana pas organizatörü olabiliyor. Böylece takımın hücum alanını fazlasıyla genişletmiş oluyor.

İyi bir savunmacı. Üç ve dört numaraların karşısında kalabiliyor. Bloklardaki zamanlaması ve oyun okuma becerisi ile parmak hassasiyetinin getirdiği top çalma kabiliyeti sayesinde rakiplerine zor anlar yaşatabiliyor. Ayrıca nokta şutörlere çizilen setlere karşı takımını savunmada yönetmekte etkili.

“Bence açık alan hücumunda çok iyiyim. Her şeyi yapabiliyorum. Post bölgesine geçtiğim zaman oyunu yönlendirmekte de iyiyim. Ribaundlarda da öyle. Ama güçlü değilim ve şutum biraz sorunlu. Bu iki sorunu çözmem gerekiyor.”

Çok iyi bir ribaund oyuncusu. Ribaundları aldıktan sonra hücumu hızla yaratabilmesi ayrı bir artısı.

Bardağın bulanık tarafı: Şut

Aleksej Pokusevski, kötü bir şutör mü? Hayır. Peki, iyi bir şutör mü? Ona da hayır. Sırp genç yıldız, 2020 NBA Draftı’ndaki öne çıkan diğer uzunlar gibi şut konusunda büyük sıkıntılar yaşamıyor. Zira maç başına beş denemeye %33 isabet oranı gayet iyi. Fakat bu oran, Pokusevski üst seviyelere çıktıkça düşebilir. Çünkü henüz üst seviyelerde istikrarlı bir şekilde forma giyebilmiş değil. Yani o ortamda kendisine getirilecek olan savunma önlemlerine karşı şutuyla etkili olması zor. Ama kariyeri boyunca büyük bir ihtimalle hiçbir zaman “şut atamadı üst seviyelere çıkamadı” etiketi yemeyecektir.

Bardağın boş tarafı

Fizik. Fiziksel yapı, her ne kadar 19’unda olan bir oyuncu için net bir eksi olamaz gibi gözükse de bu, Pokusevski için geçerli değil. Uzun olan boyuna karşın kilosu oldukça düşük. Kas oranı çok düşük seviyelerde. Bacakları boyalı alanda, trafik içerisinde, sayı üretmesine güç sağlayacak kadar iyi değil. Omuzları dar ve bu darlık, onun şut mekanizmasında hız problemine neden oluyor. Sırtı dönük oyunda çok fazla kaldığında sayı üretmekte zorlanıyor. Keza genel fiziksel yapısı, savunmada beş numaraları tutmasını engelliyor.

“Küçükken Kobe Bryant’ın oynadığı her maçı izlerdim. Onun şut stillerini ezberliyordum ve ertesi sabah antrenmana giderken o ezberlediklerimi uygulamaya çalışıyordum. NBA’de oynamayı çok istiyorum, oradaki ortamı özenle takip ediyorum ve umarım NBA’de kalıcı olabilirim.”

Savunmada odaklanma sorunu var. Evet, iyi bir blok zamanlamasına sahip ayrıca pozisyonları da iyi okuyor. Fakat topsuz oyunda savunma yaptığı zaman bazen tuttuğu oyuncuyu tamamen unutabiliyor. Rakibine kolay sayı şansı veriyor.

Üst seviyelerde forma giymedi. Pokusevski, son iki sezonda yalnızca üç kez Euroleague’de forma giydi. Sırbistan Milli Takımı’nın genç gruplarında turnuvalara çıktı. Ama bütün bir sezonu üst seviyelerde geçirmedi. Yani artılarının “gerçekliği” ve eksilerinin “yamalanabilirliği” şimdilik soru işareti. Tabii sahip olduğu saf yetenek sayesinde onu seçmek, iyi bir kumar olacaktır.

En büyük iki başarısı ne olabilir?

Yılın en çok gelişme gösteren oyuncusu ve NBA yüzüğü. Pokusevski, çalışma disiplini sayesinde önce fiziksel anlamda kademe atlayıp lige girebilir. Ardından da şut konusunda sıçrama yapıp iyi bir uzuna dönüşebilir. Ve bu özellikleri sayesinde gerçekten de şampiyonluğa oynayan bir takımın önemli bir rotasyon parçası olabilir.

“Kitap okumayı seviyorum, özellikle de tarih kitapları. Bence bizim gibi genç basketbolcular çok fazla okumalı. Çünkü bu sayede basketbol oynarken neyi ne zaman nasıl yapacağınızı daha iyi biliyorsunuz. Oyuna bakışınız çeşitleniyor, fark yaratıyorsunuz. Ayrıca yemek yapmayı, özellikle de farklı makarna çeşitlerini yapmayı seviyorum.”


Onyeka Okongwu – Uzun forvet/Pivot – USC

Onyeka Okongwu, 2020 NBA Draftı’nın olası ilk 10 seçimi arasında risk alınabilecek en iyi isim. Demek istediğim, bu sezonu 16,2 sayı ve 8,6 ribaund ortalamalarıyla bitiren 19 yaşındaki oyuncu, geleneksel oyunun istediği her şeyi yapabiliyor. Potayı koruyor, rakip potaya iyi saldırıyor, post oyunlarını oynayabiliyor, perde oyunlarında verimi yüksek fakat modern oyunun NBA seviyesinde birçok soru işaretine sahip olacak. Eğer onun gelişimine inanır ve seçerseniz belki de üç yıl içinde franchise oyuncusunu kadronuzda barındıracaksınız. Fakat eğer ki Onyeka, NBA seviyesinde modern oyuna ayak uyduramazsa herhangi bir takımın 15-24 dakika ortalamayla sahada kalan ve bol bol perde asisti yapan oyuncusu olabilir.

Killian Hayes – Oyun kurucu/Şutör guard – Ratiopharm Ulm

Killian Hayes, bu listede ilk 10’a alıp almama konusunda en kararsız kaldığım oyuncu. Öncelikle, evet, Hayes yaşına göre oynadığı seviyelerde iyi bir skorer ve pasör performansları gösterdi. 11,6 sayı ve 5,4 asist ortalamalarını yakalarken kritik anlarda sorumluluk almayı, savunmada sağlam kalmayı ve açık alan hücumlarında hızlı karar almayı başardı. Fakat ona dair en büyük soru işaretim, NBA devamlılığı. Ulm her ne kadar iyi bir seviyede yer alsa da Hayes’in performans skalası için yanıltıcı olabilir. Birazdan değineceğim Aleksej Pokusevski neredeyse maça bile çıkmadı son sezonlarda fakat o ve onun gibi “saf yetenek” sahibi oyuncular Hayes’ten biraz daha farklı oluyorlar. Elbette Hayes’in de bir saf yeteneği var. Fakat sahip olduğu saf yetenek onu Charlotte Hornets, Chicago Bulls gibi günümüzün düşük kalburlu takımlarında net skorer yapmaya yetebilir. Hedefi ilk dörtten play-off yapmak olan bir takımda net skorer rolünü kaldıramayabilir. Tabii en azından şimdilik. Ayrıca ne olursa olsun sahip olduğu skor içgüdüsünü görmezden gelmek olmaz.

Tyrese Haliburton – Oyun kurucu – Iowa State

Tyrese Haliburton, ilk 10’dan seçilmesi muhtemel olan oyuncular arasında hem olgunluk hem de hücum repertuvar genişliği açısından en fazla silaha sahip olan isim. 5,6 denemede %41,9’la üçlük atıp genel sayı ortalamasında 15,2’yi tutturması ve 5,9 ribaund, 6,5 asist ortalamasıyla oynaması işin sayısal göstergeleri. Eğer bu sezon Haliburton’ın sahada olduğu herhangi bir Iowa State maçı izlediyseniz onun hücumda hemen hemen her şeyi yaptığını (topsuz oyun aksiyonlarında aktif kalabilmek dahil), atletizminin yüksek seviyelere yaklaştığını ve ideal bir lider olduğunu görebilirsiniz. Ayrıca 2,5 top çalma ortalaması da işin iyi yanlarından biri. Fakat ne var ki Haliburton, fiziksel olarak NBA seviyesine hazır değil. Özellikle de güç bakımından. İdeal bir genişliğe ve uzunluğa sahip fakat NBA’de sürekli değişen savunma düzeninde aktif kalması ve çok yönlü hücum repertuvarını yansıtabilmesi için güce ihtiyacı var. Ayrıca şut mekanizması, hareketli rol için NBA’e uygun değil. Fizikli oyun kurucular karşısında sayı üretmekte ve onlara karşı durmakta zorlanabilir.

James Wiseman – Pivot – Memphis

Doğrusunu söylemem gerekirse, James Wiseman, Ekim ayında hazırladığım ilk draft listemde birinci sıradaydı. Yıl sonuna kadar da orada kaldı. Fakat sezonun başlarında NCAA’in kurallarından birini ihlal ettiği gerekçesiyle ligden ihraç edilmesi ve çalışmalarına bireysel olarak devam edecek olması bir hayli soru işareti oluşturdu. Wiseman, East High School’dan beri birçok NBA scout ekibinin radarında olsa da draft öncesi en verimli dönemini bireysel çalışmalarla geçirdi. Evet, fiziksel olarak istikrarını korudu, toplu antrenmanlar yaparak formdan düşmemeye çalıştı fakat maç temposuna giremedi. Ayrıca Wiseman’ın basketbol oynaması için en erken tarih 1 Aralık olacak. Zira NBA’de yeni sezon o gün başlayacak. Yani neredeyse bir yıl hatta fazla bir süre parkeden uzak kalmış olacak. Boyalı alanın her iki tarafında da tam bir ezici üstünlüğe sahip olan Wiseman, ümit veren orta mesafe şuta da sahip. Yani 2018 NBA Draftı’nda bir numaradan seçilen Deandre Ayton’a göre çok daha iyi bir oyuncu bana kalırsa fakat bir yıl basketboldan uzak kalmak, NBA seviyesinde şut geliştiremezse olacakları düşünmek biraz kafa karıştırıcı.

Isaac Okoro – Kısa forvet – Auburn

Isaac Okoro, NBA’in aradığı prototip forvet tanımına uyan bir oyuncu. Pota etrafında bitirebiliyor, ümit vaat eden bir şut repertuvarı var, topu yere vurup potaya gidebiliyor, topsuz oyun aksiyonlarındayken katları doğru zamanda ve doğru yerlerde yapabiliyor. Fakat onu ilk 10 arasına yazmamdaki en büyük etken savunma performansı. Bence Okoro, bu seneki draft sınıfının en iyi savunma oyuncusu. Perimetreyi koruyabiliyor. Pota etrafında ortalama caydırıcılığa sahip. Adam değişim savunmalarında ilk dört pozisyonu savunabiliyor. Topsuz oyundayken perdelere takılmadan adam takibi yapabiliyor. Henüz 19 yaşında olan bir NCAA oyuncusu için bunlar, çok ama çok değerli şeyler. Tabii NBA’in “koruma”dan ziyade “atma”ya bağlı olduğunu unutmamak lazım. Zira Okoro, NBA seviyesinde Trevor Ariza-PJ Tucker tarzı bir forvet olabilir ancak bunu başarması için hücumda istikrar yakalaması ve şutunu geliştirmesi gerekiyor.

Devin Vassell – Şutör guard/Kısa forvet – Florida State

Devin Vassell, Okoro’dan sonra savunma performansını en beğendiğim oyunculardan (diğeri Okongwu) biri. Perimetre hizasında ahtapot gibi olan Vassell, hücumda göz kamaştırıcı bir patlayıcı atletizme sahip. Potaya açık penetre alanı bulduğu zaman klasik bitirişler yerine birçok kez ESPN’in en iyi hareketler listesine girebilecek smaçlara imza atabilir. Açık alanı iyi koşuyor, hücumda sorumluluk alıyor ve 3,5 denemede %41,5 ortalamayla üçlük atıyor. Fakat Okoro için dediğim “atmak-korumak” konusu Vassell için de geçerli. Vassell, tıpkı Avdija gibi aman aman bir skorer değil. Takımın bench’ten gelip oyuna enerji katan parçası olabilir. Bir nevi Gerald Green veya Kent Bazemore gibi. Fakat FSU sistemi sonrasında NBA’deki çalışma ortamı onun da kariyerini bambaşka noktaya taşıyabilir.

Obi Toppin – Uzun forvet – Dayton

Obi Toppin, bu draft sınıfının en büyük kumarı durumunda. Toppin, hücumda her şeyi yapabiliyor. Şut atmaktan ikili baskıyı aşıp potaya gidip ters elle bitirmeye kadar her şeyi yapabiliyor. Atletizmi hem akışkan hem de patlayıcı. Ayrıca fiziksel olarak da NBA seviyeleri için fena değil. “Tamam da neden 10. sırada?” sorusu aklınıza gelebilir. İşte burada Toppin’in savunmadaki korkunç tablosu karşımıza çıkıyor. Biraz önce belirttiğim gibi, NBA’de atmak, korumaktan önemli kabul ediliyor son dönemlerde fakat Toppin, işin koruma kısmında hiçbir şey vaat etmiyor. Takımın savunma rotasyonunda büyük bir zaafa yol açıyor. Bana kalırsa bu durum onun NBA çevrelerinde sert eleştiriler almasına ve doğal olarak menta yıpranma yaşamasına yol açabilir. Böyle bir durumda Dayton çıkışlı oyuncunun NBA kariyeri, pek de şaşaalı geçmeyebilir.

Josh Green - Şutör guard - Arizona

Josh Green, 2020 NBA Draftı'nın üzerinden bir yıl geçtikten sonra, "Ya bu çocuk neden ilk 20'den seçilmemiş?" deme ihtimalini barındıran bir isim. 16 Kasım 2000'de Avustralya'da doğan ve IMG Akademisi'nden mezun olup Arizona'dan teklif alan Green, sınıfın en iyi şutörü değil. Fakat ortalama seviyelerde olan şut tehdidini fiziksel özellikleri ve savunma gücüyle birleştirebilmesi onu diğer şutörlerden ayırıyor. Sezonu 12 sayı ve 4,6 ribaund ortalamalarıyla kapatan JG, fiziksel gücüyle boyalı alan etrafında bitirebiliyor. Hızlı ellerini iyi bir oyun bilgisiyle birleştirip savunmada etkili olabiliyor. Fakat hücumda istikrarsız bir skorer kimliği çizmesi onun NBA kariyerine dair önemli bir soru işareti oluşturuyor. Zira 2020'ler NBA'inde bir genç oyuncuyu gözlemlerken onun potayı koruma yeteneği beşinci-altıncı plana atılıyor. Green işin hücum kısmında bir istikrar yakalayabilir ve savunmadaki verimini NBA temposuna uydurabilirse bu yılın en iyi seçimlerinden biri olabilir.

Grant Riller - Oyun kurucu - Charleston

1997 doğumlu bir oyuncuyu 22. sıradan seçmek belki çok akıl kârı bir iş gibi gelmeyebilir. Fakat bu oyuncu hem toplu hem topsuz oyunda size skor katkısı sağlayabiliyorsa bir de savunmada hızlı elleri, ayak oyunlarındaki hâkimiyeti ve liderliğiyle enerji getirebiliyorsa bu riski alabilirsiniz. 8 Şubat 1997'de Florida'da doğan Grant Riller, biraz önce anlattığım şeylere tam da uyan bir isim. Ocoee'deki lise yıllarının ardından Charleston'dan draft sınıfına girecek olan GR, oyunun her alanında ortalama seviyelerde işler yapıyor. Top hâkimiyetindeki sorunlar ve bazen çok skor odaklı oynaması ve tabii ki yaşı büyük bir soru işareti oluştursa da Riller, hem fiziksel hem de mental açıdan 2020 NBA Draft sınıfının en hazır ismi bence. 21,9 sayı, 5,1 ribaund, 3,9 asist ve 1,6 top çalma ortalamalarıyla tamamladığı sezonda maç başına 4,2 denemede %36,2'yle üçlük attı. Boyalı alanda "aman aman" bir bitirici değil fakat yön değiştirme kabiliyeti dikkat çekici. Riller çoğu takımın risk almak istemeyeceği bir isim. Fakat 22. sıranın kadrosuna yan parça katmak isteyen, yapılanma sürecinde olmayan bir takıma gitme ihtimalini göz önüne aldığımızda, Grant bu sıra için ideal bir seçim olacaktır.

Tyrell Terry - Oyun kurucu - Stanford

Tyrell Terry, 2020 NBA Draft sınıfında izleme keyfi en yüksek olan oyunculardan biri. Minneapolis doğumlu olan ve DeLaSalle Lisesi'nden çıkıp Stanford bursu alan TT, "yerinde duramayan, enerjik, aktif" oyun kuruculardan biri. Aslında onu tam bir oyun kurucu olarak tanımlamak biraz yanlış olabilir. Zira 4,9 denemede %40,8 isabet ortalamasıyla üçlük attığı Stanford'da yeri geldiğinde şutör guard olarak da oynuyordu. 14,6 sayı, 4,5 rbaund, 1,4 top çama ve 3,2 asist ortalamalarıyla nokta koyduğu sezonda sahanın her iki tarafındaki hızı, keskin oyun zekâsı ve şut konusundaki hünerleriyle öne çıktı Tyrell. Fiziksel olarak çok ince kalmasına karşın savunmada hızlı elleri ve topsuz savunmadaki takip yeteneğiyle takıma enerji katabiliyor. Tabii NBA'in hızlı veya fizikli oyun kurucularının Terry'i bir hayli zorladığını görebiliriz. İşte burada Tyrell Terry, hücumda geniş şut menziliyle iyi işler yapabilir. Savunmada ise bu konuya çözüm bulması biraz zaman alacak. 2020–2021 sezonunda ligde üçüncü yılını geçirecek olan Trae Young kadar iyi bir pasör olmasa da geri kalan oyun özelliklerinin ona benzediğini söylemek pek yanlış olmayacaktır.

Jahmi'us Ramsey - Şutör guard - Texas Tech

Jahmi'us Ramsey, 2020 NBA Draft sınıfının en karmaşık isimlerinden biri bana kalacak olursa. İyi bir şut mekaniğine sahip, boyalı alan çevresinde bitirebiliyor, potayı koruyabiliyor, ortalama seviyelerde top yönlendirebiliyor ve fiziksel olarak da iyi bir kas kütlesi-genişlik oranına sahip. Fakat bence Ramsey, skora çok fazla odaklanan oyun anlayışı nedeniyle draft sınıfındaki değerini kaybediyor. Zira pas dağıtımına veya takımı yönetmeye dair herhangi bir meziyete sahip değil. Bazı özellikleri geçtiğimiz sezon Charlotte Hornets tarafından seçilen PJ Washington'ı andırıyor. PJ'in çaylak yılında da gördüğümüz gibi istikrarsız bir "at at at" oyununa odaklanan şutörler için işler pek de iyi gitmiyor. Tabii gelecekte ne olur bilinmez ama bence 2001 doğumlu ve Texas Tech çıkışlı Jahmi'us Ramsey, kariyer projeksiyonu bakımından NBA'de kalabilme potansiyeline fazlasıyla sahip olsa da, ilk 20 sonrasında seçilebilir.

Saddiq Bey - Kısa forvet - Villanova

Saddiq Bey, efsanevi baş antrenör Jay Wright'ın Villanova'sında mükemmel bir sezonu geride bıraktı. 5,6 denemede %45,1 üçlük isabet ortalaması yakalarken bu ortalamanın %55,7'sinin verimli üçlük sınıfına ait olması 1999 doğumlu Bey'in adını öne çıkardı. Tabii Bey bir şutörden çok daha fazlası. Sahanın her iki tarafında da enerjik, hem dikey sıçraması hem de lateral hareketi atletizmine değer katıyor ve fiziksel özelliklerini pota etrafında kullanmayı çok iyi biliyor. Rakibini bezdirecek yoğunlukta bir savunma gücüne sahip. Hücumda iyi bir şutör ve top dağıtıcısı. Fakat ona dair en büyük soru işaretim NBA'de kendi şutunu yaratıp yaratamayacağı konusunda. Saddiq Bey daimi bir nokta şutör olmasa da kendisine rahatlıkla pozisyon hazırlayabilen bir oyuncu da değil. Bu nedenle NBA'deki fizikli, sert ve zeki forvet savunucuları karşısında şutunu yaratma konusunda sorun yaşayabilir. Ayrıca karar verme mekanizmasının çok iyi olmadığını eklemek gerekiyor.

Malachi Flynn - Oyun kurucu – San Diego State

Malachi Flynn, 2020 NBA Draft sınıfında Tyrell Terry’le birlikte izlemesi en keyifli şutörlerden biri. 1998’de Tacoma’da doğan ve lise eğitimini Bellarmine’de aldıktan sonra San Diego State’e kabul edilen Flynn, isabet yüzdesi bakımından sınıfın en iyi şutörü değil. 6,4 denemede %37,3 isabet ortalaması yakalayan MF’yi diğer şutörlerden ayıran en önemli şey, nokta şutör rolünde iyi işler yaparken kendi şutunu da hazırlayabilmesi. Ayrıca Flynn, diğer şutörlere nazaran çok daha iyi bir oyun kurma yeteneğine sahip. 17,6 sayı, 5,1 asist, 1,8 top çalma ve 4,5 ribaund ortalamalarıyla sezona nokta koyan Malachi, geniş saha görüşünü oyun okuma becerisiyle birleştirebilip takımının pasörü olarak iyi işler yapabiliyor. İşin savunma kısmında ise eforu dışında öne çıkan bir şey yok. Hem uzunluk hem de kas kütlesi bakımından NBA seviyesindeki kısaları savunabilecek fiziksel gerekliliklere sahip değil. Tabii bu durum onun hücum repertuvarını da olumsuz etkileyecektir. Fakat Flynn, 30 takımın da kadrosunda görmek isteyeceği bir tamamlayıcı. Yani fiziksel olarak gelişimine güvenilip risk alınabilir.

Nico Mannion - Oyun kurucu – Arizona

Arizona’nın bir başka yıldız adayı Nico Mannion, 2019 NBA Draftı sona erdikten sonra 2020’ye dair yapılan ilk draft sıralamalarında tepelerde yer alan bir isimdi. Fakat Amerikan-İtalyan oyun kurucu, sezon içerisinde kendisinden savunma konsantrasyonunda ve üç sayılık atışlarda beklenen sıçramayı yapamadı. Üç sayılık atışlarda 5,1 denemede %32,7 isabet ortalamasını tutturan Mannion, kendisini ilk başlarda zirveye taşıyan pas dağıtımı ve delicilik konularında öne çıktı. Nico Mannion’un saha görüşünün çok geniş olmasının yanı sıra toplu-topsuz tüm katları kreatif paslarla görebilmesi onu özel bir pasöre çeviriyor. LaMelo Ball’un ardından bu draft sınıfındaki en iyi üç pasörden birisi bana kalacak olursa. İlk adımı çok güçlü değil fakat ilk adımını yumuşak attıktan sonra ikinci adımında yön değiştirerek rakibini şaşırtıp potaya gidebiliyor. Böylece aradığı alanı adımlamayla buluyor.

Isaiah Stewart – Uzun forvet – Washington

Isaiah Stewart, geçtiğimiz yılı Washington’da geçirdi. 2,08’lik uzun forvet 17,0 sayı, 8,8 ribaund ve 2,1 blok ortalamalarıyla tamamladığı sezonda pota etrafında pozisyonu sonlandırabilmesine dair hünerlerini ve savunmada potayı etkileyici bir şekilde koruyabildiğini gösterdi. Vücudunu oyunun her alanında iyi bir şekilde kullanabilmesi ve pick&roll hücumlarındaki verimi 22 Mayıs 2001 Rochester doğumlu ve La Lumiere lisesi mezunu Stewart’ı biraz klasik bir uzun gibi gösteriyor. Açıkçası bu çıkarımın yanlış olduğunu söylemek mümkün. Fakat IS, pick&roll çıkışlarında rakibinin riske edemeyeceği orta mesafe menzile ve mobiliteye de sahip. Üçlük yüzdesi yüksek olmamasına karşın rakibinin "saygı duymayacağı" seviyelerde değil. Savunmada ise üç, dört ve beş numaraları etkin bir şekilde durdurabilmesi öne çıkıyor.

Jalen Smith - Uzun forvet - Maryland

Jalen Smith, 2020 NBA Draftı'na katılacak olan uzun forvetler ve pivotlar arasında tavanı en yüksek olan iki isimden biri. 16 Mart 2000'de Baltimore'da doğan Smith, geçtiğimiz sezonu Maryland'da tamamladı. Çıktığı 31 maçta 15,5 sayı, 10,5 ribaund, 2,4 blok ortalamalarını yakalarkan 2,8 denemede %36,8'le üçlük attı. "Aman aman" bir şut tehdidi olmasa da modern oyun içerisinde ortalama alan katkısını sağlayabilir. Post hücumları veya temasa dayalı pozisyonlar sonrasında patlayıcılık onun işi değil. Fakat pota etrafında mobilite, akışkan atletizm ve bir uzun için idealin üstünde olan oyun görüşüyle JS, geleneksel özelliklerini modern dönemle harmanlamayı başarabilen bir oyuncu. Açık sahada çok hızlı, ayrıca mükemmel bir ribaund bilgisine sahip. İşin savunma kısmında ise aktif elleri, yüksek pozisyon bilgisi ve fiziksel mücadeleden kaçmaması öne çıkıyor. Kısalar karşısında kalamaması ve işin hücum kısmında devamlılıktan uzak olup şutlarının soru işareti yaratması onu riskli bir seçim yapabilir. Ayrıca vücudunun her bölgesinde biraz daha fazla güce ihtiyacı var.

Precious Achiuwa - Uzun forvet - Maryland

19 Eylül 1999'da Bronx'da doğan Precious Achiuwa, patlayıcılık bakımından 2020 NBA Draft sınıfının en iyi atleti. Montverde Akademisi'nde eğitim aldıktan sonra Memphis'te oynayan PA, mükemmel fiziksel özellikleriyle göz dolduruyor. Tabii sahip olduğu fiziksel özelliklerini oyun içerisinde kullanmayı bilmesi onun değerini arttırıyor. 15,8 sayı, 10,8 ribaund, 1,0 asist, 1,9 blok ve 1,1 top çalma ortalamalarıyla tamamladığı sezonda Achiuwa, maç başına 1,3 denemede %32,5'lik üç sayılık isabet ortalaması yakaladı. Şutu sorunlu, ayrıca savunmada devamlılıktan rotasyona kadar birçok alanda sorun yaşıyor. Fakat boyalı alana hızla dripling edebilmesi, boyalı alanda sabit kalabilmesi, pota etrafındaki bitirme yeteneği ve savunmada en azından potayı koruyabilmesi göz önüne alındığında Precious Achiuwa, 25. sıra ve sonrasında seçim yapacak olan takımlar için ideal bir oyuncu olacaktır.

Cole Anthony – Oyun Kurucu – North Carolina

Oak Hill çıkışlı olan ve üniversite kariyerini North Carolina’da tamamlayan Cole Anthony, sezon başında hazırladığım mock draft listemde ilk üç sırada yer alıyordu. Fakat NCAA’de sezonun ilerlemesiyle birlikte başka isimlerin parlaması ve Cole Anthony’nin hem sakatlıklar hem de form kaybıyla boğuşması onu bu listede ilk 10 dışına almama neden oldu. Cole Anthony için hücumda direk olarak “şunu yapıyor” diyeceğimiz bir şey belirlemek zor. Agresif, özgüveni yüksek ve skoru öncelikli tutan 20 yaşındaki oyuncu, ortalama üzeri atletizmi ve hız-lateral hareket-vücut dengesi-top hâkimiyeti kombosuyla rakiplerini eksiltip potaya gidebiliyor. İzolasyon hücumlarını oynamayı ve Kawhi Leonard gibi dripling sonrası orta mesafe şut kullanmayı seviyor. 2020 NBA Draft sınıfının en iyi kısa savunmacılarından biri olan Cole, sahip olduğu fiziksel özellikleri sayesinde rakiplerini perimetrede durdurmakta ve topsuz oyunda takip etmekte zorluk yaşamıyor. Eksilerine gelecek olursak, kesinlikle daha iyi bir şutör olmalı. 6,4 denemede 2,2 üçlük isabeti bulmak gelecek adına ümit vaat etse de NBA standartlarında Cole, vasat altı bir şut tehdidi olabilir. Ayrıca serbest atışlarda da gelişmesi lazım. Zira sürekli olarak temas kovalayan bir kısanın %75 ile serbest atış atması pek de iç açıcı değil.

Theo Maledon – Oyun Kurucu – ASVEL

Bana kalırsa Theo Maledon, 2020 NBA Draftı’na katılan uluslararası genç oyuncular arasında NBA’deki en iyi iki kariyerden birine sahip olabilir. Rouen doğumlu yıldız guard, Birleşik Devletler’deki draft tabirlerinde sık sık kullanılan solid bir oyun yapısına sahip. Hücumda net bir şutu veya skor tehdidi yok fakat bir şekilde sayı üretmeyi ve arkadaşlarını oyuna dahil etmeyi başarıyor Maledon. Pas repertuvarı çok geniş, yaşına ve pozisyonuna göre mükemmel bir fiziksel yapısı var, basketbol zekâsı yüksek, kendisine hız kazandıran patlayıcı bir ilk adımı var, kontrolden çıkmayıp oyunun temposunu ayarlayabilen ve hem toplu hem de topsuz aksiyonlarda etkili olabilen bir draft oyuncusu Theo. Şut mekaniği akıcı veya sağlam değil. Dirsekten kafaya doğru yükselen mekanik biraz ilginç fakat NBA’deki ritim için ümit veriyor. Savunmada etkili, özellikle pick&roll savunmasındaki verimi ve rakibin perdelerini okuyup hamle yapması göz kamaştırıcı. Fakat ne var ki Theo Maledon, NBA Draftı’nda onu ilk 10’a sokacak elit bir hücum repertuvarına sahip değil. Ayrıca Isaac Okoro veya Devin Vassell kadar iyi bir savunmacı da değil. Şutu istikrarsız, atletizmi büyük bir soru işareti ve maç içinde bazen adeta kaybolabiliyor. Eğer bir sene daha Avrupa’da kalsa 2021 NBA Draft sınıfındaki etkisi çok daha yüksek olabilirdi. Günün sonunda Maledon’un ASVEL gibi bir kültürde oynayıp, TJ Parker, Tony Parker ve Zvezdan Mitrovic üçlüsüyle çalışıp üçüncül tercih olduğunda bile verim getirmesinin onu uzun dönemli bir NBA rol oyuncusu yapabileceğini düşünüyorum.

https://i.eurosport.com/2019/10/07/2692207.jpg

Tyrese Maxey – Şutör Guard – Kentucky

Tyrese Maxey, “istediği yerden skor üretebilen fakat bir türlü istikrar yakalayamayan” oyun kurucu sınıfında yer alıyor. Sahanın her yerinden (tepe, forvetler ve dipler) potaya penetre edebiliyor. Hareket hâlindeyken, nokta şutör rolündeyken veya perdeleri kullanıp bölgesine çıkıp şut kullandığı roldeyken Maxey, verim sağlıyor. Topla ilk temas sonrasında topun potaya gitmesi çok kısa bir süre içerisinde gerçekleşiyor. Yani demek istediğim, kendi şut alanını hızıyla yakalıyor. Bencillikten uzak, sabırlı ve zeki bir pas yeteneği var. Mükemmel bir lider değil fakat ikincil rolde bir nevi combo guard gibi oynadığı rollerde harika işler yapabilir. İşin savunma kısmında tamamen yoğunlukla öne çıkıyor. Yani rakibinin pozisyonunu bozmak için, onun konfor alanını sıfıra indirmek için maç boyunca baskı uyguluyor. Eksilerde öne çıkan şey ise başta belirttiğim gibi, istikrar. %29,2 ile üçlük atan Maxey, NBA standartlarında hızlı şut mekaniği ile kendisine alan yaratabilecek olsa da mental anlamda istikrar yakalamalı. Trafikte, yoğun savunma hatlarının bulunduğu yerlerde, bitirebilmeli. Savunmada baskı yapmaktan fazlasını göstermeli.

Aaron Nesmith – Kısa Forvet – Vanderbilt

Porter-Gaud çıkışlı olan Charleston doğumlu Aaron Nesmith, NCAA kariyerini Vanderbilt’te tamamladı. Bence Nesmith, bu yılki sınıfın en iyi üç şutöründen biri hatta birincisi. Bu kanıya varırken 8,2 denemede 4,3 üçlük isabeti bulması etkili olsa da şut mentalitesi, şut anlayışı çok daha önemli bence. Demek istediğim, Nesmith, “eline geleni potaya atanlar” tarzı bir şutör değil. Oyunu iyi okuyup doğru zamanda doğru yere gidiyor. Topla buluştuktan sonra fazlasıyla akıcı şut mekanizmasıyla şutu gönderiyor. Serbest atıştan logoya kadar her yerden şut kullanabiliyor. %52,2’lik isabet yüzdesinin yanı sıra 23 sayı ortalaması da göz kamaştırıyor fakat Nesmith, işin savunma kısmında ve hücumda yaratıcılık konusunda sınırlı bir repertuvara sahip. Top yönlendiremiyor, topu yere vurup potaya penetre etmekte zorlanıyor, patlayıcı bir pota etrafı bitirişine sahip olsa da bunu sürekli yapmıyor. İşin savunma kısmında neredeyse her anlamda büyük bir gelişime ihtiyaç duyuyor. Fakat NCAA’de %50 ile üçlük atan bir forvet tüm lottery takımları için büyük bir ilgi yaratacaktır.

Desmond Bane – Şutör Guard - Teksas Hristiyan Üniversitesi

Desmond Bane, sahip olduğu yeteneklerle aslında kendisinin önündeki oyuncuların bazılarından daha fazla şey vaat ediyor. Fakat Bane, NBA olası en erken forma giyme şansı yakaladığında 22 yaşını geçmiş olacak. Yani ilk iki yılında öyle ya da böyle uyum-gelişim süreci derken Bane, 24-25 yaşında ideal bir oyuncu haline gelebilir. Bu risk alınabilir mi? Aslında evet, alınabilir. Zira 6,5 denemede %44,2 üçlük isabetiyle oynayıp 6,3 ribaund ve 3,9 asist ortalamaları; NCAA’deki şutör guard havuzuna görmeye alışık olduğumuz bir şey değil. Savunmada istikrarlı ve sağlam kalabilen Bane, atletizm olarak biraz daha kontrollü olmalı. Sahanın her iki tarafında da karar verirken biraz daha düşünmeli ve zamanlamaya dikkat etmeli. Açık alanda biraz daha hızlı olup takımın temposuna ayak uydurmalı.

Patrick Williams – Uzun Forvet – Florida State

Patrick Williams, hem fiziksel hem de oyun repertuvarı bakımından Anadolu Efes’te oynayan Chris Singleton’la benzerlik gösteriyor. Oyunun her iki tarafında da etkili. Hücumdaki şut tehdidiyle takımına alan açabiliyor. Pasları çok iyi değil fakat post bölgesindeyken yapılan katları görebiliyor. Pick&roll’lerde devrilme zamanlaması mükemmel. Savunmada üç, dört ve beş numaraları savunabiliyor. Hem patlayıcı hem de akışkan bir atletizme sahip. Pozisyonuna göre vasat bir ribaund oyuncusu. Boyalı alanda iyi bir bitirici olsa da aynı şeyi pota etrafındaki bitiriş gücü için söylemek bir hayli güç.

Kira Lewis Jr. – Oyun Kurucu – Alabama

Kira Lewis Jr.’ı üç temel kelimeyle tanımlamak mümkün: Hız, kontrol ve zekâ. Kira, 2020 NBA Draft havuzundaki en hızlı oyunculardan biri. Hızındaki ivmeyle Dennis Schröder’i ve hızını kontrol edip pota etrafına geldiğinde iyi bir vücut kontrolüyle potaya gitmede Shai Gilgeous-Alexander’ı andırıyor. İşin şut kısmında da bir hayli ümit verici bir tablo çıkıyor karşımıza. Orta mesafeli şutları gelişen ve üçlüklerde beş denemede %36,2 isabet yüzdesi yakalayan KLJ, ayrıca iyi de bir pasör. “Tamam bu kadar şey var da neden 18. sırada?” diye soruyorsanız, Lewis, fiziksel olarak NBA seviyesinde çok hızlı olmaya elverişli bir isim değil. Evet, Shai lige ilk geldiğinde buna benzer yorumlar almıştı fakat Shai, Lewis Jr.’ın aksine izolasyonları bitirebilen ve perimetre skor üretebilen bir oyuncu olmayı başarmıştı. Kira Lewis, her ne kadar iyi bir şut repertuvarına sahip olsa da şu an için pek çeşitlilik vaat etmiyor. Ayrıca, savunmanın her alanında eksik. Topsuz oyunlarda perdelere takılmadan rakibini takip edemiyor, izolasyonları savunamıyor, adam değişim savunması tamamen yok ve pick&roll’lerde yine perdeye takılıyor ve zamanlama hatası yapıyor.

RJ Hampton – Oyun Kurucu – New Zealand Breakers

RJ Hampton, LaMelo Ball’un dışında draft öncesi sezonu Avustralya Basketbol Ligi’nde geçiren bir diğer isimdi. 2018’den beri draft konuşmalarında adı yer alan ve birçok kişinin 2020 NBA Draftı’nda ilk sıradan seçileceğine inandığı RJ Hampton, iki yıldır beklenen gelişimi sergileyemedi. 203 santimetrelik kulaç açıklığını iyi bir hız, top hâkimiyeti ve atletizmle entegre edip rakiplerini rahatça geride bırakabiliyor. Yarı sahada oyun kurabiliyor. Pick&roll ve stagger setlerini geniş saha görüşü sayesinde yönetebiliyor. Skor repertuvarı geniş. Savunmada lateral hareketi sayesinde sağlam kalabiliyor. Fakat RJ; orta mesafe ve üç sayılık şutlarda beklenen gelişimi sağlayamadı. Ayrıca sahip olduğu fiziksel özellikler sayesinde iyi bir floater operatörü olabilecekken bu tarz şutları neredeyse hiç kullanmıyor. Bazen fazla düşünüyor, duygularıyla oynuyor. Savunmada basit bir hata yaptıktan sonra hemen faul alıyor. Turnike kaçırdıktan sonra da öyle. Yani 2017 U16 Amerika Şampiyonası’nda “hızlı elli, göz kamaştırıcı, yetenekli ve atlet” etiketine pek bir şey katamadan 2020 NBA Draftı’na giriyor. Tabii bu durum NBA’deki kariyerinde değişebilir.

Leandro Bolmaro – Şutör Guard – Barcelona

Leandro Bolmaro’nun adı draft sınıflarında Avdija, Hayes, Maledon ve Pokusevski kadar anılmıyor. Fakat Arjantinli oyuncu, son 1,5 aylık süreçte ESPN başta olmak üzere birçok ABD tabanlı draft sitelerinde-yayınlarında yer almaya başladı. Peki neden? Bolmaro, Manu Ginobili’den alışık olduğumuz “yaratıcı, göze hoş gelen, cezbedici Arjantin oyunu” tabirini 2020 basketbolunda karşılayan isim. 203 santimetrelik boyuyla oyun kurucu pozisyonuna geçip yaşının üstünde (19 yaşında) bir liderlik sergilemesi, ilk adımından ikinci adıma geçerken vücudunu araya koyup aradığı alanı yaratması ve İspanyol ile Arjantinli oyunculardan alışık olduğumuz “yani bu pas da atılmaz artık” tabirine uyan paslarıyla Bolmaro, draft sınıfındaki yerini yükseltti. Çok çok iyi bir şutör mu? Hayır. Fakat orta mesafeden iyi bir şut repertuvarına sahip. İşin savunma kısmında birçok eksiği var fakat bitmek bilmeyen enerjisine NBA’in çalışma standartlarında teknik savunma eklemesi gayet rahat olacaktır.

Basketbol
Büyükbaba
22/11/2020 - 08:34
Basketbol
Euroleague: Haftanın bilançosu #7
16/11/2020 - 09:28