Haftanın oyuncusu: Shane Larkin

Haftanın takımı: Anadolu Efes

Basketbol
NBA'de Haftanın Oyuncuları Belli Oldu
18/01/2021 - 20:57

Haftanın koçu: Igor Kokoskov

Haftanın hayal kırıklığı: Olimpia Milano

Zenit-Kızılyıldız

16. haftanın açılış mücadelesinde evinde Kızılyıldız’ı ağırlayan Zenit, ilk çeyreğe muazzam bir giriş yaptı. Kevin Pangos’un topa yön veren oyuncu rolünde organizasyonu çekip çevirdiği düzende hâlihazırda iyi bir takım görüntüsü çizen Rus ekibi, Pangos’un skora da destek vermesiyle ilk çeyreği 30-12 önde geçti. İkinci çeyrekte de kendi skorunu üretmenin yanı sıra takım arkadaşlarını da devreye sokan Kevin Pangos, Zenit’in farkı açmasındaki en büyük etkendi. Hücumdan da aldığı enerjiyle savunmada Corey Walden ve Langston Hall’u baskı altına alan Zenit, ilk yarıyı çift haneli farkla önde kapattı.

Soyunma odasından dönüşte savunmadaki agresifliğini düşürmeyen Zenit, üçüncü çeyrekte Kevin Pangos’ın yanına ek skorerleri de oyuna sokmayı başardı. Çizginin gerisinden 3/3’le başlayan KC Rivers, maçı 7/8 başlarken Arturas Gudaitis sırtı dönük oyununu kullandı ve topa yön veren oyuncu rolünde zaafları bulunan Kızılyıldız, bu duruma ne savunmada ne de hücumda çözüm üretebildi. Dördüncü çeyrekte de çizginin gerisinden yüzdeli oynamaya devam eden Xavi Pascual’ın ekibi, Kızılyıldız karşısında belki de beklediklerinden daha rahat bir galibiyet aldı.

https://i.eurosport.com/2020/12/22/2960257.jpg

Anadolu Efes-Barcelona

Ligde son dört maçını kaybeden ve alıştığımız Efes görüntüsünden bir hayli uzaklaşan Anadolu Efes, bu hafta evinde lider Barcelona'yı ağırladı. Maça Vasilije Micic-Bryant Dunston ikili oyunu ve sonrasındaki varyasyonları değerlendirerek giren Anadolu Efes, top trafiğini hızlandırdı ve henüz ilk çeyrekten geçen haftalara nazaran farklı bir şey izleyebileceğimizi hissettirdi. Öte yandan, Barcelona çizginin gerisinden yakaladığı ritimle ilk çeyrek sonunda önde kalmayı başardı. İlk çeyreğin sonunda kenardan gelen Shane Larkin'le ritim kazanan Efes, ikinci çeyrekte hücumda seviyesini yükseltti. Larkin hareketlenince Micic başta olmak üzere topsuz oyunda diğer oyuncuların daha rahat hareket etmeye başlamaları ve rollerin tam anlamıyla oturması, temsilcimizi Barcelona karşısında bir adım öne taşıdı. Larkin'in penetreleri, hızlı top trafiği ve haliyle birebirlere sıkışmayan oyun anlayışı, Efes'in bu çeyrekte top kayıplarını sınırlayabilmesinin de başlıca sebebiydi. Hâlihazırda sürekliliği olan bir kadroya sahip olan Efes, ilk yarı sonunda kendi oyununu yakalamayı başardı.

Topsuz oyundaki hareketlilik sonrası hücumda boşlukları gören Micic-Larkin ikilisi, Dunston dahil birçok oyuncuyu skora dahil etti ve Sarunas Jasikevicius'a molaları aldırmaya devam etti. Hücumdan güç alan, rakibini yarı sahaya sıkıştıran ve her topa el gösteren Efes, bu çeyrekte savunmasıyla da fark yarattı ve son çeyrek öncesinde farkı 14'e kadar çıkardı. Son periyotta rakibinin yaklaşmasına ve farkı biraz olsun eritmesine izin verse de hücumda ritmini kaybetmeyen temsilcimiz, bu hafta bir galibiyetten çok daha fazlasını aldı. Efes'in oynadığı oyun, dışarıdan bakıldığında bisiklete binmek gibi. Buradaki kritik nokta, Shane Larkin'in dizlerinin ne ölçüde sağlıklı kalacağı. Zira Larkin biraz olsun hareketlendiğinde sürekliliği elinde bulunduran Efes'te roller ve görevler çok daha oturaklı hâle geliyor.

Maccabi Tel Aviv-Panathinaikos

Bu sezon birçok maçı son dakikalarda kaybeden ve altı galibiyetle play-off sınırının gerisinde kalan Maccabi, bu hafta evinde Panathinaikos’u ağırladı. Maçın ilk çeyreğinde durgun gözüken ve yardım savunmasında pek iyi iş çıkarmayan Panathinaikos karşısında gaza basan ve savunmada adam takibini doğru yapan Maccabi, rakibine kolay sayı izni vermedi. Yetenek tavanı olarak düşük seviyede olan ve haliyle ribaundları toplayamadığında, parkeye sertlik koyamadığında ve fizikselliğini yansıtamadığında ortalama altı bir takıma dönüşen Panathinaikos’un Maccabi’nin fiziksel ve koşan oyunu karşısında direnç gösterebilmesi zordu. Konuk ekip, Nemanja Nedovic’in birebirleriyle ayakta kalmaya çalışırken momentumu ele geçiren ve kendi oyununu dikte eden Maccabi, ilk yarıyı 41-30 önde tamamladı.

Soyunma odasından dönüşte maç içindeki seviyesini yukarı çeken ve Nedovic’in birebirleri üzerinden skora girmeye çalışan Panathinaikos, Konstantinos Mitoglou ve Ben Bentil gibi isimlerin katkılarıyla farkı eritmeyi başardı. Üçüncü çeyreğin ortalarında maçı kendi ‘kişisel’ şovu hâline getiren Nedovic, son çeyreğe tam 19 sayı sıkıştırdı. Son çeyrekte Nedovic’in restini gören ve bu haftanın en keyif veren düellosunun paydaşı hâline gelen Scottie Wilbekin ise takımına maçı kazandırdı. 39 sayıyla kariyer rekoru kıran Nedovic ve Panathinaikos ise Tel Aviv’den mağlubiyetle ayrıldı.

Asvel-CSKA Moskova

Beşinci haftada aldığı Kızılyıldız mağlubiyetinden bu yana bileği bükülmeyen CSKA Moskova, bu hafta Asvel deplasmanındaydı. Maça topu pota altına indirerek başlayan CSKA, bu bölgede yarattığı tehditle Asvel karşısında fiziksel üstünlüğünü hissettirdi. İlk çeyrekte topu boyalı alana indirerek hücumlardan yüzdeli ayrılan konuk ekip, ikinci çeyrekte Nikita Kurbanov-Tornike Shengelia ikilisiyle hücumda istediği zaman oyunu boyalı alana yıktı, istediği zaman alan açıp hücumu rahatlattı. Mike James ve Darun Hillard gibi oyunculara penetre kanalları açan ve onları rahatlatan CSKA, çeyreğin bir bölümünde farkı 15 sayıya kadar çıkardı. Allerik Freeman’ın birebirleri ve Antoine Diot-Guerschon Yabusele ikilisinin çizginin gerisinden ritim bulmasıyla skorda kalan Asvel, soyunma odasına 41-45 geride gitti.

Üçüncü çeyrekte oyunu boyalı alana yıkan ve ribaundlardaki üstünlüğünü daha da yukarı seviyeye çeken konuk ekip, Asvel’in ritim bulmasına ve farkı eritmesine izin vermedi. Dördüncü periyotun başında sakatlanan Will Clyburn’ün yokluğuna rağmen Mike James’in liderliğinde doğru şutu bulan ve fiziksel üstünlüğünü hem hücumda hem de savunmada hissettiren CSKA, Asvel deplasmanından galibiyetle ayrıldı ve üst üste 11. galibiyetini aldı.

Real Madrid-Alba Berlin

Son haftaların en formda ekiplerinden Real Madrid, bu hafta evinde Alba Berlin’i ağırladı. İlk çeyreğe beklenildiği gibi hücumda hızlı top trafiğiyle başlayan Real Madrid, Nicolas Laprovittola’nın oyun kurucu rolünde olduğu dakikalarda bulduğu köşe üçlükleriyle önde kalmayı başardı. İkinci çeyrekte savunmada daha hareketli olan ve adam takibini doğru yapan ev sahibi ekip, savunmasıyla fark yarattı. Alba Berlin’e 12 sayı izni verdikleri çeyrekte asist üzerinden üretime devam eden Real Madrid ilk yarıyı 45-30 önde tamamladı.

İkinci yarının başında da savunmada kaymaları doğru yapan Pablo Laso’nun ekibi hem geçiş hücumlarını yüzdeli bitirdi hem de yarı sahaya oturmak zorunda kaldığında topu Walter Tavares’e indirerek hücumdaki opsiyonlarını arttırdı. Üçüncü çeyrekte ribaundlarda ezilen ve Tavares’in sırtı dönük oyununu savunmakta zorlanan Alba Berlin, alan savunmasına döndü ancak alan savunması tercihi onların sonu oldu. Alan savunmasını cezalandıran ve üç sayı çizgisinin gerisinden yüzdeli atmaya devam eden Real Madrid, üçüncü periyotta farkı bir ara 31 sayıya kadar çıkardı. Dördüncü çeyrekte antrenman havasına bürünen maçtan galip ayrılan 91-62’lik skorla Real Madrid oldu ve Pablo Laso’nun ekibi üst üste beşinci galibiyetini almayı başardı. Son haftalarda Marcus Eriksson ve Ben Lammers’ın devam eden sakatlıklarından etkilenen Alba Berlin, Peyton Siva’nın da sakatlanmasıyla Real Madrid kendi oyununu oynamakta ve direnç koymakta oldukça zorlandı.

https://i.eurosport.com/2020/12/23/2960911.jpg

Zalgiris Kaunas-Bayern Münih

Çift maç haftasını kayıpsız geçen ve galibiyet serisini üç maça çıkaran Zalgiris Kaunas, bu hafta Bayern Münih’i ağırladı. Maça boyalı alanda agresif başlayan ve ribaundlarda üstünlük kuran Zalgiris, ikinci şans sayılarıyla fark yarattı. Rakibine oranla hem topu potaya daha fazla atan hem de serbest atış çizgisine daha sık giden ev sahibi ekip, ilk çeyreği önde geçmeyi başardı. Bayern Münih, ikinci çeyrekte ribaundlarda agresif kalmanın yanı sıra ne zaman parkeye adım atsa faydalı olan Paul Zipser’dan ve boyalı alanda ligin en tehlikeli uzunlarından biri olan Jalen Reynolds’tan katkı alsa da soyunma odasına önde giden taraf Zalgiris Kaunas oldu.

Soyunma odasından dönüşte iki ekip de rakibine kendi oyununu kabul ettirme adına savunmadaki agresifliklerini yukarı çekti. Reynolds’la hücum ribaundlarında agresif kalan ve yarattığı ikinci şansları sayıya çeviren Bayern Münih, farkı eritmeye çalıştı ancak önde kalan ve momentumu elinde bulunduran taraf geçiş hücumlarını değerlendiren Zalgiris oldu. Dördüncü çeyrekte Zalgiris’i top kayıplarına zorlayan ve hücumda Nick Weiler-Babb’ı devreye sokan konuk ekip, öne geçmeyi de başardı ancak dördüncü çeyreğin başında 11 sayısı bulunan Marius Grigonis’in son çeyrekte kaydettiği 11 sayıya engel olamadı. Son çeyrekte ve son topta direksiyonu Grigonis’e emanet eden Zalgiris, üst üste dördüncü galibiyetini alırken Vladimir Lucic’siz Bayern Münih Kaunas’tan mağlubiyetle ayrıldı.

Fenerbahçe Beko-Olimpiakos

Zenit karşısında alınan galibiyetin ardından üst üste üç maç kaybeden ve çıkış yolu arayan Fenerbahçe Beko, bu hafta evinde Olimpiakos'u ağırladı. Maç başına üçlük ortalamasında ligin en kötü ekiplerinden biri olan Olimpiakos, Fenerbahçe karşısında ilk çeyrekte yay gerisinden 7/11'yle oynadı. Özellikle köşelerde boş kalmayı başaran ve yüzdeli oynayan Olimpiakos ilk çeyreği önde geçerken Fenerbahçe topsuz oyuncuların da hareketlilik sağladığı ve Vesely'nin pasör rolünü oynayabildiği yapıyla maçın ilerleyen dakikaları adına umut verdi. Marko Guduric gibi topu yere vurabilen ve ortalamanın üzerinde bir karar vericinin varlığının dahi, Fenerbahçe'ye nefes aldıracağı bundan önceki haftalarda belliydi. İlk çeyreği top kaybı yapmadan geçen Fenerbahçe, ikinci çeyrekte Vassilis Spanoulis'in yönlendirdiği ikili oyunları da Jan Vesely sayesinde iyi savunurken hücumda da pozisyon yaratabilme konusunda oldukça rahattı. Nando de Colo’dan topa yön veren oyuncu gömleğini giymesi beklenmediğinde Fransız guardın skorer kimliğine daha rahat bürünmesi, onu Fenerbahçe için önceki haftalarda olduğundan daha faydalı bir oyuncu haline getiriyor.

Üçüncü çeyrekte Guduric ve de Colo'nun varlığında rolü ve görevi azalan Lorenzo Brown'un daha rafine bir oyun tarzına yaklaşması, Vesely'nin çember korumadaki enerjisi ve Dyshawn Pierre'in boşlukları kapatan enerjisi, temsilcimize çeyrek sonunda 12 sayılık farkı getirdi. Dördüncü çeyrekte Olimpiakos’un farkı biraz olsun eritmesine ve yaklaşmasına izin verse dahi oyundan kopmayan ve belli bir plan/program şemasını iyi uygulayabilen Fenerbahçe Beko sahadan galibiyetle ayrıldı. Marko Guduric'in forma giydiği ilk maçta takım halinde 25 asistle bu sezon en çok asist yaptığı maçı geride bırakan temsilcimiz, sahadan galibiyetle ayrıldı ve planlı hücum/savunma yapısıyla bundan sonraki haftalar için de bir umut ışığı yaktı.

Olimpia Milano-Baskonia

Baskonia, ikide sıfırla geçtiği Çift maç haftasının ardından Olimpia Milano deplasmanında galibiyet aradı. İlk çeyrek boyunca topu boyalı alana indiren ve Milano savunmasının durgunluğundan faydalanan Baskonia, altı top kaybına rağmen ilk çeyrek sonunda rakibinden önde olmayı başardı. İkinci çeyrekte Milano’nun canlı top kayıplarını değerlendiren ve hem geçiş hücumlarında hem de iş yarı sahaya kaldığında topu Youssoupha Fall ve Tonye Jekiri gibi uzunlarıyla buluşturan konuk ekip, ilk yarıyı 41-45 önde tamamladı. Baskonia’nın 11/16 ikiliğine karşılık çizginin gerisinden 8/15’le oynayan Milano, bu sayede maçın içinde kalmayı başardı. Ancak bu üçlüklerin büyük çoğunluğu, hızlı bir top trafiğinin sonunda atılan boş şutların aksine bireysel inisiyatiflerden oluşuyordu.

Üçüncü çeyreğe çizginin gerisinden yüzdeli oynayarak giren Baskonia, Milano’nun canlı top kayıplarını ve geriye koşma konusundaki zaaflarını değerlendirdi. Geçiş savunmasında güçlük çeken Milano, her ne kadar Sergio Rodriguez ve Luigi Datome’yle hücumda üretken kalmaya devam etse de maçın kontrolü tamamen konuk ekipteydi. Son periyotta Baskonia, topu paylaşmaya ve boş şutları değerlendirmeye devam ederken sorunlarını birebirler üzerinden çözmeye çalışan Milano, maçı belli bir eşiğe getirse de günün sonunda kazanan konuk ekip oldu. Pierria Henry’nin topa yön veren oyuncu rolünde olduğu, Luca Vildoza’nın zaman zaman Henry’yi dinlendirdiği, Zoran Dragic’in gerekli dakikalarda hücumda sorumluluk alabildiği ve uzunların geçiş hücumlarında veya yarı sahada aktif rol oynadığı düzende 18 top kaybına rağmen Milano deplasmanından galibiyetle ayrılmayı başardılar.

https://i.eurosport.com/2020/12/23/2961005.jpg

Valencia-Khimki

16. haftanın kapanış mücadelesinde Valencia, kendi evinde Khimki’yi ağırladı. İki takımın da hücumda ritim bulmakta zorlandığı ilk çeyreğin ardından fark yaratan Khimki’nin savunmadaki durgunluğunu değerlendiren Valencia oldu. Valencia kısalarını rahatsız edemeyen ve topun uzunlarla buluşmasına engel olamayan Khimki savunması, bu çeyrekte 29 sayı yedi. Kısaların rahat rahat penetre ettiği ve uzunlara pozisyon hazırlayabildiği bir ortamda Khimki de hücumda üretken olamayınca fark iyiden iyiye açıldı. Geriye koşmakta ve adamını bulmakta zorluk yaşayan Khimki, soyunma odasına 45-29 geride gitti.

Üçüncü periyotta Jordan Mickey’le boyalı alanda agresif kalan ve çemberi koruyan Khimki, geçiş hücumlarında Valencia’nın zaaflarını değerlendirdi. Yarı sahaya oturduğunda da topu hızlı dolaştırıp boş şutları bulan konuk ekip, çeyrek sonunda farkı yediye kadar indirdi. Dördüncü çeyrekte çizginin gerisinden yakaladığı ritmi devam ettiren ve 6/9’la oynayan Khimki her ne kadar üstün gözükse de yeterli olmadı. Perimetrede geçilen ve daha sonrasında çemberi korumakta güçlük çeken Khimki, bir deplasmandan daha mağlubiyetle ayrıldı.

Yazı: Kerim Kılıç

Basketbol
"Eşim Bundan Pek Hoşlanmaz"
17/01/2021 - 12:20
Basketbol
Karl-Anthony Towns, Virüsten Kaçamıyor
16/01/2021 - 11:24