Eurosport
Euroleague: Haftanın bilançosu #3
Tarafından
Yayınlandı 19/10/2020 - 16:09 GMT+3
Euroleague’de çift maç haftasını geride bıraktık. Kerim Kılıç, haftanın bilançosunu çıkardı.
Eurosport
Görsel kaynağı: Eurosport
Haftanın oyuncusu: Vladimir Lucic
Haftanın takımı: Bayern Münih
Haftanın koçu: Andrea Tricnhieri
Haftanın hayal kırıklığı: Maccabi Tel Aviv
Kızılyıldız
Kızılyıldız, bu sezona Walden-Hall-Loyd üçlüsüyle kağıt üzerinde iyi sonuç verebilecek bir guard rotasyonuyla girdi. Basketbolun guard’ların oyunu olduğu artık kabul gördü. Euroleague de son yıllarda guard’ları iyi performans gösteren takımların sonuç aldığı bir lig hâline geldi. Ancak pota altı rotasyonunuzdaki zaafları kapatacak bir savunma yapamadığınız müddetçe gemi su almaya devam ediyor. Zalgiris Kaunas karşısında ilk çeyrekte pota altı savunmasında çok kötü bir iş çıkaran Kızılyıldız savunması içeri inen her topta ve her penetrede rakibine yeşil ışık yaktı. Üstüne bench’ten gelen Lukas Lekavicius ve Rokas Jokubaitis’in oyunu rahatlatmaları, Kızılyıldız’ın işini zora soktu. Langston Hall’ın organizasyonu tam anlamıyla sağlayamadığı ve Jordan Loyd’un oyuna tam anlamıyla ağırlık koyamadığı akşamlarda, tıpkı Zalgiris Kaunas örneğinde olduğu gibi galip gelmek oldukça zorlu olacak.
Kızılyıldız çift maç haftasının ikinci ayağında Lyon’a hareket edecekti ancak Asvel’deki koronavirüs vakalarının önüne geçilemeyince maç ileri bir tarihe ertelendi.
Zalgiris Kaunas
Sarunas Jasikevicius’un ayrılığı sonrasında yola Martin Schiller’le devam eden Zalgiris, lige nispeten kolay bir fikstürle başladı ve ilk iki haftada aldıkları iki galibiyetin ardından çift maç haftasında önce Belgrad’a hareket etti. Ardından da Zalgirio Arena’da Anadolu Efes’i ağırladılar. Kızılyıldız karşısında ilk çeyreğe hücumda tutuk başlayan Zalgiris, çeyreğin sonlarına doğru kenardan gelen Lukas Lekavicius’un takımı hücumda raya oturtması ve skor katkısı vermesiyle maçın içine dahil etti. İkinci çeyrekte Joffrey Lauvergne’e inen toplar başta olmak üzere içeri penetrelerde iyi iş çıkaran Zalgiris, 13/19 iki sayılık isabetle oynadıkları ik yarıyı 33-39 önde kapatmayı başardılar. Üçüncü çeyrekte Dejan Dovidovac’ın savunmasında sıkıntı yaşasalar da takım hâlinde iyi hücum eden ve oyun olarak üstün kalmayı başaran Zalgiris, geçtiğimiz hafta Baskonia karşısında 11 asistle Kızılyıldız’a öncülük eden Langston Hall’un savunmasında da takım halinde iş çıkarınca Kızılyıldız deplasmanından 3/3 yaparak ayrıldılar.
Zalgiris, çift maç haftasının ikinci ayağında Zalgirio Arena’da 5011 biletli seyircinin önünde oynanan maçta Anadolu Efes’i konuk etti. Karşılaşmaya çok iyi hücum ederek başlayan Zalgiris, daha ilk çeyrekte asist üzerinden bulduğu dokuz basketle hücumuna dair doneler sundu. Yedi farklı oyuncudan asist katkısı alan Zalgiris Kaunas’ta oyuncuların toplu veya topsuz oyundaki enerjileri, farkındalıkları ve konsantrasyon seviyeleri üst düzeydeydi. İkinci çeyrekte Adrien Moerman ve Krunoslav Simon’ı savunmakta zorlansalar da Andolu Efes cephesinde işlerin yolunda gitmemesi, onlar adına işlerin yolunda gitmesini sağladı ve Zalgiris Kaunas saha içinden 17/29’la oynadığı ilk yarıyı 41-35 önde kapattı. İlk yarıda Nigel Hayes’i durdurmakta zorlanan Anadolu Efes, ikinci yarıda savunma yoğunluğunu ve konstrasyonu aşağı düşürdükçe Zalgiris, hücumda maç içinde büyüyen bir form grafiği çizdi. İkinci yarıda attığı 48 sayıyla bu sezonun en iyi devrelerinden birini oynayan Zalgiris Kaunas, oyun anlamında da ağır basan taraf oldu ve çift maç haftasını ikide ikiyle geçmeyi başardı.
Alba Berlin
Sezona Maccabi Tel Aviv ve Bayern Münih karşısında alınan mağlubiyetlerle başlayan Alba Berlin, çift maç haftasında ilk olarak Anadolu Efes’i ağırladı. Alman ekibi, ilk çeyrekte Alba Berlin’in pota altı rotasyonundaki zaaflarını kullanarak giriş yapmak isteyen Efes’i durdurmakta oldukça zorlandı. Micic-Pleiss ikili oyunu, kısa devrilme sonrası köşedeki şutörü bulan Efes hücumu, Singleton’ın tepeye açılıp soktuğu üçlük gibi birçok detay Anadolu Efes’i Alba Berlin karşısında öne taşıdı. İlk yarıda 9/15 üçlük atsalar da 4/15 ikilik kullanarak iç-dış dengesi konusunda sınıfta kaldılar. İkinci yarıda da 1/14’lik bir üç sayı performansı sergileyince mağlubiyet kaçınılmaz oldu.
Efes mağlubiyeti sonrası Rusya’ya hareket eden Alba Berlin, CSKA Moskova’ya konuk oldu. Top kayıplarını sınırlayarak başladıkları maçta ilk çeyrekte birçok farklı oyuncusundan skor katkısı alan Aito’nun ekibi, güçlü rakibi karşısında ilk çeyrekte suyun üstünde kalmayı başardı. İkinci çeyrekte temponun arttığı, iki ekibin de koşmak istediği ve kullanılan şut sayısının arttığı bir ortam Alba Berlin’in zaten istediği bir ortamdı. Simone Fontecchio’nun ekstra skor katkısı sayesinde aradığı ortamı bulan Alba Berlin, ikinci yarıda da çok konsantre gözüküyordu. Top kayıplarına minimize etme konusunda oldukça dikkatli davranan Alba Berlin, çaldıkları toplarla yarı sahayı hızlı geçen ve buldukları ilk pozisyonu değerlendiren bir oyun anlayışıyla kendine yakışır bir galibiyet aldı. CSKA’nın top kayıplarından buldukları 30 sayı ise galibiyetin reçetesiydi. Geçen sezon Alba Berlin’in taşıyıcı kolonları olan Martin Hermannsson, Rokas Giedraitis ve Landry Nnoko’dan yoksun olsalar da hâlâ keyif vermeye ve ritim bulduklarında galibiyet almaya devam ediyorlar.
Anadolu Efes
Sezonu kendi evinde Zenit ve Fenerbahçe mağlubiyetleriyle açan Anadolu Efes, çift maç haftasında ilk olarak Berlin’e hareket etti. İlk iki haftada Shane Larkin’in sakatlığı sebebiyle takıma katılamadığı ve Vasilije Micic’in kötü performansı işleri bu noktaya getirdi. Alba Berlin, bu ligde Anadolu Efes’in geçen seneki oyununa yakın bir oyun felsefesi güden takımlardan biri. Maça hızlı bir giriş yapan Efes, ilk yarıyı saha içinden bulduğu 21/33 isabet oranıyla 35-53 önde geçti. Landry Nnoko sonrası pota altı rotasyonundaki sıkıntıları son derece görünür olan Alba Berlin’in zaaflarına hücum eden Efes’te daha ilk yarıdan Bryant Dunston’ın 11, Tibor Pleiss’ın 10, Chris Singleton’ın 10 sayısı vardı. İlk yarıda 15 asist üzerinden bulduğu 53 sayıyla Berlin semalarında geçen seneki Efes’ten bir esinti hissettiren Ergin Ataman’ın ekibi, Vasilije Micic’in oyunu forse etmediği ve kendi oyununa sadık kaldığı bir akşamda Berlin deplasmanında rahat bir maç çıkararak Kaunas’a hareket etti.
Biletli 5011 seyircinin sosyal mesafeyi hiçe sayarak takip ettiği karşılaşmada kenardan gelen Krunoslav Simon’un organizasyon becerisi ve James Anderson’ın gayreti sayesinde maçın içinde kalmaya çalışan Efes, ikinci yarıda sahadan silindi. Ribaundlarda Efes’e karşı büyük bir üstünlük kuran Zalgiris Kaunas’ta Walkup-Grigonis-Jokubaitis üçlüsünün dizginleri her daim elde tutuyor olması, ikinci yarıda işleri Efes adına bir hayli zorlaştırdı. Üçüncü çeyrekte savunmada hiç varlık gösteremeyen Efes oldukça kolay sayılara izin verdi. Hatta maçın belli bölümlerinde takım faul hakkını bile doğru düzgün kullanmayan lacivert-beyazlılar, ikinci yarıda sürklase oldu ve Kaunas deplasmanında hem skor hem de oyun anlamında ağır bir darbe aldı.
Valencia
Lige Asvel ve Real Madrid galibiyetleriyle ses getiren bir başlangıç yapan Jaume Ponsarnau’nun ekibi çift maç haftasında Salı günü evinde Barcelona’yı ağırladı. Maça Bojan Dubljevic’in hücumda alan açan ve kısaları rahatlatan oyunuyla başlayan Valencia, ilk çeyreği 19-16’lık üstünlükle geçti. İkinci çeyrekte de oyun planına sadık kalan ve savunmada Barcelona’yı iyi karşılayan Valencia soyunma odasına 35-33’lük üstünlükle gitti. Sadece skor anlamında değil, oyunun genelinde de Barcelona’ya karşı üstün gelen Valencia için üçüncü çeyrek yolunda gitmedi. Barcelona kısalarının birebir savunması ve yardım savunması karşısında hücum planının dışına çıkan ve çözüm getirmekte zorlanan Valencia, üçüncü çeyrekte yalnızca dokuz sayı atabilince maçın dışında kaldı. Maçın ilk beş dakikasında dokuz sayı atan Dubljevic, bu oyununu maçın geneline yayamayınca Valencia kısaları için işler çok daha zorlu oldu. Tepeye çıktığında Valencia kısalarına açtığı penetre kanalları ve hand-off’ta dağıttığı toplardan yoksun kalan Valencia, Barcelona karşısında ekstra bir skorer çıkaramayınca sahadan yenik ayrıldı.
Valencia çift maç haftasının ikinci ayağında Zenit’i ağırlayacaktı ancak Zenit’te artış gösteren koronavirüs pozitif vakaları sonucunda Euroleague yönetimi, maçın ileri bir tarihe ertelendiğini açıkladı.
Barcelona
Euroleague’e CSKA Moskova karşısında aldığı galibiyet ve Zenit deplasmanındaki mağlubiyetle başlayan Barcelona, çift maç haftasında ilk olarak Valencia’ya konuk oldu. Nikola Mirotic’in koronavirüs pozitif çıkan testi sonrası, en çok top kullanan oyuncusunu kaybeden Barcelona’nın hiyerarşide nasıl bir iş çıkaracağı merak konusuydu. Maça Bojan Dubljevic önderliğinde iyi hücum eden ve boş şutları sokarak başlayan Valencia’yı durdurmakta zorlanarak başladılar ve ilk çeyrekte Barcelona cephesinde işler hiç de iyiye gitmiyordu. İlk yarıda asist üzerinden üretimde zorlanan, birebirleri kovalayan ve bunlardan sonuç alamayan Barcelona, soyunma odasına 35-33 geride gitti. İlk yarıda Rolands Smits’in Barcelona cephesinde çift haneleri gören ilk oyuncu olması, takımın top kullanımındaki sorunlardan birini görünür kılıyor. Üçüncü çeyreğe sert bir savunmayla giren Barcelona, Valencia’nın bu çeyrekte yalnızca dokuz sayı atmasına izin verince işler onlar adına yoluna girdi ve psikolojik üstünlükle dördüncü çeyreğe başlayan Jasikevicius’un ekibi karşılaşmadan zor da olsa galip ayrılmayı başaran taraf oldu.
Valencia galibiyeti üstüne kendi evinde Panathinaikos’u ağırlayan Barcelona maça, yine Valencia örneğindeki gibi birebirleri zorlayarak başladı. Yetenek seviyesi bu derece yüksek bir takım için birebirler -mecbur kalındığında- kabul edilebilir bir durum olsa da takımın ana planı buymuş gibi hareket etmeleri, onlar adına düşündürücü olan taraf. Öte yandan Panathinaikos, Barcelona’nın oynaması gereken oyunu oynuyormuşçasına bir oyun sergileyince roller değişmiş gibiydi. Topu paylaşan, savunmada ve hücumda birbirleriyle iletişim hâlinde başlayan Panathinaikos, skor anlamında ilk yarıyı geride tamamlasa da oyun anlamında üstün gelen taraf oldu. Üçüncü çeyrekte Cory Higgins’in birebirleriyle sonuca giden Barcelona adına, dördüncü çeyreği daha iyi bir noktaya taşıyan detay ise Higgins’in bu birebirleri oynarken takım arkadaşlarını da enerji olarak yukarı çekmesi ve oyuna dahil etmesi oldu. Dördüncü çeyrekte ve uzatmada Panathinaikos’u durdurmakta zorlansa da hücumuyla işi çözen Barcelona, maçın sonunda suyun üstünde kalan taraf olmayı başardı ve çift maç haftasını ikide ikiyle geçti.
Barcelona’da işler kağıt üstünde iyi gidiyor gibi gözükse de oyun anlamında kamuoyunun beklentisi karşılanmamış gibi gözükmüyor. Yine de Sarunas Jasikevicius’un bu takımı devralmasının üzerinden uzun bir süre geçmediğini de sık sık hatırlamak lazım. Litvanya topraklarında geçirdiği sezonlarda takımının sezon sonuna doğru ritim kazandığını ve hücum aksiyonlarını daha rahat parkeye yansıttığını da unutmamak lazım. Hiç şüphe yok ki şu anda elinde yetenek seviyesi üst düzey bir takım ve geniş bir rotasyon var. Sezonun ilerleyen kısımlarında Barcelona’yı ve Saras’ı değerlendirmek daha net sonuçlar verecektir.
Olympiakos
Yunan temsilcisi Olympiakos, sezonun ilk çift maç haftasında evinde Olimpia Milano’yu ağırladı. Maça Kostas Sloukas’ın yönlendiricisi olduğu ikili oyunlarla sıkı bir giriş yapan koç Bartzokas’ın ekibi, Sergio Rodriguez’in skorer oyununa engel olamayınca ilk yarıyı 36-42 geride kapattı. İlk yarıda 10 top kaybı yapan Olympiakos için fena bir tablo değildi aslında. Üçüncü çeyrekte rakibini savunmada iyi karşılayan ve hücumda topu paylaşarak oynayan Olympiakos fark yarattı. İkili oyun savunmasında Olympiakos’u iyi karşılayamayan Milano ise bu sezonun ilk mağlubiyetini almış oldu.
Çift maç haftasının son maçlarından birinde evinde Maccabi Tel Aviv’i ağırlayan Olympiakos, maça hücumda tutuk başladı. 15-22 geride kapattığı ilk çeyreğin ardından hücumda ritmini bulan ve Aaron Harrison’un skor katkısıyla ilk yarı bittiğinde 44-40 önde olan taraftı. İkinci yarısında takımların birbirlerini çok iyi okudukları, setlerde ve geçiş hücumlarında birbirlerini çok iyi karşıladıkları bir maç vardı ortada. Dördüncü çeyrekte bir düelloya dönüşen maçtan galip ayrılan Olympiakos oldu. Son şutu atıp maçı kazandıranın Vassilis Spanoulis değil de Aaron Harrison olması en çok koç Bartzokas’ı sevindirmiş olsa gerek. Spanoulis’in hükümranlığında geçen yıllardan sonra bir geçiş dönemi yaşanacağı aşikar. İleride geri dönüp bakacağımız maç, Maccabi karşısında alınan son saniye galibiyeti olabilir.
Olimpia Milano
Sezona Bayern Münih ve Asvel galibiyetleriyle başlayan Ettore Messina’nın ekibi, bu hafta ilk olarak Pire’deydi. Olympiakos karşısında maça Sergio Rodriguez’in liderliği üstlenen oyunuyla başlayan Milano, ilk yarıyı 36-42 önde geçse de ikinci yarıda işler tersine döndü. İkinci yarıda top kayıplarını sınırlayan Olympiakos karşısında maça hiç tutunamadılar. Sloukas’ın yönlendirici pozisyonunda olduğu ikili oyunlarda savunmada hiç varlık gösteremeyen Milano karşılaşmadan da 86-75 mağlup ayrılarak çift maç haftasında ilk mağlubiyetini almış oldu.
Cuma akşamı Mediolanum Forum’da Real Madrid’i ağırlayan Milano’nun en büyük şanssızlığı, maçın henüz beşinci dakikasında Malcolm Delaney’nin sakatlanarak oyunu terk etmesiydi. İlk yarıda hücumda ve savunmada pek varlık gösteremeyen Milano, Real Madrid’e çok fazla boş şut şansı tanıdı ve Sergio Rodriguez’in son saniyede attığı üçlük dışında çizginin gerisinden isabet dahi bulamadı. İkinci yarıda sırtına yükü alan Sergio Rodriguez hem kendi şutlarını yarattı, hem de takım arkadaşlarını maçın içine dahil etti. Dördüncü çeyreğin başında top kayıpları hanesinde 5’e 14 üstünlük kuran Milano için işlerin yolunda gittiği zaten kendini belli ediyordu. Savunmada Sergio Llull’un karşısında kalarak Real Madrid hücumlarını da işlemez hale getiren Rodriguez, maçın adamı oldu ve Milano çift maç haftasını ikide birle geçti.
Maccabi Tel Aviv
İsrail temsilcisi Maccabi Tel Aviv, çift maç haftasında Çarşamba akşamı Bayern Münih’i ağırladı. Karşılaşmaya ribaundlarda kurdukları üstünlük ve Wilbekin-Zizic ikili oyunuyla başlayan Maccabi, iyi bir ritim yakalamış olsa da ikinci çeyrekte top kayıplarını minimize eden bir Bayern Münih karşısında iyi hücum edemeyince ilk yarıyı 25-34 geride kapattı. İlk yarıda Ante Zizic sayesinde maçın içinde kalan Maccabi, soyunma odasından da enerjik dönen taraf oldu. İlk yarıda attığı 25 sayının üstüne yalnızca üçüncü çeyrekte buldukları 30 sayıyla son çeyrek öncesinde maça ortak oldu. Dördüncü çeyrekte top kayıplarını oldukça düşük seviyede tutan ve Vladimir Lucic önderliğinde iyi bir hücum akşamı geçiren Bayern Münih’ karşı karşılaşmadan mağlup ayrıldı.
Çift maç haftasının ikinci ayağında Olympiakos deplasmanının yolunu tutan Maccabi, Elijah Bryant ve Oz Blayzer’in skorer oyunuyla maça iyi bir giriş yaptı. İkinci çeyrekte işin savunma yönünde odaklanma konusunda sıkıntı yaşayan Maccabi, Olympiakos hücumunu durduramadı ve soyunma odasına 44-40 geride gitti. İkinci yarıda özellikle Scottie Wilbekin’in skor katkısı ön plana çıksa da maçın genelinde ribaundları iyi toplayan ve top kayıplarını düşük seviyede tutan Olympiakos, Maccabi karşısında galip geldi. Parkeye çok üst düzey performanslar koyduğu haftayı ikide sıfırla kapatan Maccabi Tel Aviv ise haftanın en büyük hayal kırıklığına imza attı.
Bayern Münih
Andrea Trinchieri’nin başına geçtiği Bayern Münih, çift maç haftasının ilk ayağında Maccabi Tel Aviv deplasmanındaydı. İlk çeyrekte Vladimir Lucic ve Jaylen Reynolds’ı hücumda aktif olarak kullanmaya çalışan Münih, orta mesafede ve boyalı alanda kurduğu üstünlükle iyi bir giriş yaptı. Yarı sahayı hızlı geçme ve erken pozisyon alma odaklı bir oyun planı ortaya koyan Andrea Trinchieri’nin ekibi, aynı zamanda Maccabi sete yerleştiğinde top kaybına zorlayarak ilk devreyi 25-34 önde kapattı. Maçın tamamına yoğun bir savunma anlayışını yerleştirmek ve bunu layığıyla uygulayabilmek oldukça yorucu olabiliyor. İkinci yarıda savunmadaki yoğunluk -ister istemez- düşünce Maccabi’yi maça ortak etse de dördüncü çeyrekte topun kıymetini daha çok bilen, top kayıplarını sınırlayan ve Maccabi’nin boş döndüğü hücumlarda erken pozisyon alıp yakaladığı eşleşmeleri kullanan Bayern Münih, Maccabi deplasmanından galibiyetle döndü.
Çift maç haftasının kapanış gününde Ülker Arena’da sahaya çıkan Bayern Münih, ilk çeyrek özelinde âdeta sudan çıkmış balık görüntüsü çizdi. Hücum aksiyonlarının dışına taşan ve savunmada hiçbir varlık gösteremeyen Münih, ilk çeyreği 28-9 geride kapattı. İkinci çeyrekte yavaş yavaş silkelenen ve kendine gelen Münih, çeyrek skorunda önde olsa da soyunma odasında 45-25 geride gitti. Hücum sayılarının ve maç başına kullanılan şut ortalamalarının oldukça arttığı bir dönemde 20 sayılık farklar bir anda açılabiliyor olmakla birlikte 20 sayılık farklar bir anda eriyebiliyor. Soyunma odasından üstündeki ölü toprağı atarak dönen Bayern Münih, Jaylen Reynolds’ın boyalı alanda kurduğu üstünlükle ribaundları topladı ve oyun anlamında maça ortak oldu. Üçüncü çeyrekte ribaundlarda 14’e dört üstünlük kuran Münih, dördüncü çeyreğe de oldukça özgüvenli girdi. Son çeyrekte top kayıplarını sınırlayarak kaptığı toplarla erken pozisyon alan Bayern Münih’in kenardan gelen oyuncularından 41 sayılık katkı alması, galibiyetin kilit noktalarından biri oldu.
Fenerbahçe Beko
Sezona ikide ikiyle başlamanın yanı sıra, oyun olarak da ilk iki haftada rakiplerinden bir kafa farkla önde olan bir Fenerbahçe Beko vardı. Nando de Colo’nun liderliği, Lorenzo Brown’un penetreleri ve Jan Vesely merkezli ribaundlara büyük önem veren Fenerbahçe Beko, sezonun en formda ekiplerinden biri olarak gözükmüştü. Çift maç haftasında ilk olarak kendi evinde CSKA Moskova’yı ağırlayan sarı-lacivertliler, maça hücumda oldukça tutuk başladı. İki takımın birbirini yarı sahada çok iyi karşıladığı, hatta birbirini ezberlemiş gibi gözüktüğü bir maçta hücumlar tıkanmış gözüküyordu. Will Clyburn’ün savunmasına, birebir veya yardım, çözüm getiremeyen Fenerbahçe, savunmada zor anlar yaşadı. 4/6 üçlük atan ve yüksek post’ta topu her aldığında bir tehdit hâline gelen Clyburn, CSKA adına maçın kilit ismi oldu.
39 dakika sahada kalan Lorenzo Brown, de Colo’nun teknik faulü sonrası bütün yükü omuzlamak zorunda kaldı. Set hücumunda CSKA savunmasını aşamayınca iş birebirlere kaldı ve 39 dakika sahada kalan Brown’un karar verme mekanizması böylesine yakın geçen bir maçta pek de iyi çalışmadı. Jarrel Eddie dışında bench’ten katkı almakta zorlanan Fenerbahçe, Brown’ın eline kalınca işler yolunda gitmedi.
Çift maç haftasının kapanış akşamında evinde Bayern Münih’i ağırlayan Fenerbahçe Beko, maça fırtına gibi girdi. Belki de yeni kurulmuş bir takımın çıkabileceği maksimum seviyeye çıkan Fenerbahçe, Münih kısalarına hücumda asla göz açtırmadı ve 15 asistle tamamladığı ilk yarıda soyunma odasına 45-25 önde gitti. İkinci yarıda savunma yoğunluğunda keskin bir düşüş yaşayan Fenerbahçe için en kötü haber, Bayern Münih’in soyunma odasından çok enerjik dönmüş olmasıydı. Jalen Reynolds’ın boyalı alanda kurduğu üstünlük, Fenerbahçe savunmasına darmadağın etti. Üçüncü çeyrekte ribaundlarda 14’e dört üstünlük kuran Münih, maça ortak oldu ve dördüncü çeyrekte Vladimir Lucic’in organizasyon becerisi ve skorer yönüyle galibiyete uzanan taraf oldu. İlk yarıda geçiş oyununda sette veya birebirlerde, her alanda üstünlük kurarak rakibini koşturan Fenerbahçe, ikinci yarıda Bayern Münih’i kovalar vaziyete düştü.
CSKA Moskova
Çift maç haftasında Çarşamba akşamı Ülker Arena’da Fenerbahçe’yle kozlarını paylaşan CSKA Moskova, ilk çeyreğe çok rahat hücum ederek başladı. Topu hücumda çok iyi dolaştıran ve boş atışları bulma konusunda sıkıntı yaşamayan CSKA’nın tek ve en büyük sıkıntısı, bu boş şutları sayıya çevirememek oldu. İkinci çeyrekte de Will Clyrburn’ün dört numaradan süre aldığı dakikalarda yüzü dönük hücumlarına sırtını dayayan CSKA, soyunma odasına 31-32 üstünlükle gitti. Fenerbahçe Beko topu, yüzü potaya dönük pozisyonlarda aldığında ve tam sahada koşmaya başladığında durdurulması zor bir oyuncu olan Clyburn’ü savunmakta çok zorlandı. İki takımın da serinin yedinci maçını oynuyormuşçasına birbirlerini ezberlemiş gözüktükleri ikinci yarıda CSKA adına fark yaratan isim Clyburn oldu ve uzatmaya giden maçta CSKA 77-78 galip geldi.
Dimitris Itoudis’in ekibi çift maç haftasının kapanış akşamında kendi evinde Alba Berlin’i ağırladı. Hücumların ön planda olduğu ilk yarıda Rus ekibi, 9/12 gibi sıradışı bir üçlük performansıyla soyunma odasına 51-47 önde giden taraf oldu. Alba Berlin her ne kadar Hermannsson-Giedraitis-Nnoko sonrası kadro kalitesi olarak düşüş göstermiş olsa da ritmini bulduğunda durdurulması zor bir takım. Hızlı hücumların olduğu, temponun arttığı, şut sayısının arttığı bir maçta Alba Berlin çözülmesi zor bir rakip hâline geliyor ve yolunuza taş koyabiliyor. İlk yarıda üç sayı çizgisinin gerisinden bulduğu ritmi ikinci yarıda bulamayan ve 3/12’le oynayan CSKA, karşılaşmadan 88-93 mağlup ayrılarak çift maç haftasını ikide birle geçti.
Real Madrid
Facundo Campazzo’nun yüksek ihtimal Minnesota Timberwolves’a gidecek olması Real Madrid’in oyun planında bir tıkanmışlık hissi yaratıyor. Kafasını saha içine verebildiğinde kıtanın en iyi oyuncularından biri olan Campazzo’nun takımdaki rolü, ilk iki hafta itibarıyla kafa karıştırıcı gözükmüştü. Çift maç haftasında evinde Khimki’yi ağırlayan Real Madrid, ilk çeyrekte parkeye Sergio Llull’un merkezinde olduğu bir hücum planı yansıttı. İlk çeyrekte attığı 13 sayıyla dizginleri istediği an eline alabileceğini gösteren yıldız oyuncunun performansı, Real Madrid’in geleceğini belirleyecek birkaç temel maddeden biri. Hâlihazırda kadrosunda yalnızca sekiz kişi bulunan Khimki, maç ilerledikçe enerji anlamında oldukça düşmeye başladı ve Real Madrid bench’inden gelen her oyuncunun enerjik performansı dahi Khimki engelini geçmelerini sağladı.
Cuma akşamı Mediolanum Forum’da Olimpia Milano’ya konuk olan Real Madrid, ilk çeyreğe Alberto Abalde’nin etkili oyunuyla hızlı bir giriş yaptı. Daha ilk çeyrekte attıkları 5/8 üçlükle farkı açan Real Madrid, ikinci çeyrekte de kurduğu ribaund üstünlüğüyle ilk yarıyı 32-41 önde kapattı. İkinci yarıda ise bir Milano fırtınası esti. Oyun anlamında olmasa da oyun olarak maçın içinde kalmakta gittikçe zorlanan Pablo Laso’nun ekibi, Sergio Rodriguez’i durduracak bir aksiyon üretemeyince karşılaşmadan mağlup ayrıldı.
Khimki
Alexey Shved ve Errick McCollum’un yokluğunda sezona eksik giren Khimki, ilk haftalarda aldığı mağlubiyetlerden sonra çift maç haftasında Çarşamba akşamı Madrid deplasmanındaydı. Rus ekibi, tıpkı geçen hafta olduğu gibi Real Madrid maçına da kadrosunda sekiz kişiyle çıkmak zorunda kaldı. Oyun felsefesinde bir değişiklik olmamasına rağmen sürekli bench’ten zinde bir şekilde gelen Real Madrid oyuncularına ikinci yarıda nefesleri yetmedi ve karşılaşmadan mağlup ayrıldılar. Vyacheslav Zaytsev’in hem skor hem de organizasyon anlamında iyi iş çıkarması Khimki adına umut verici olsa da Shved ve McCollum’un sakatlıktan dönüşte bu takıma nasıl entegre olacakları ve takım içi roller karmaşık olacak gibi duruyor.
Çift maç haftasının ikinci ayağında Vitoria-Gasteiz’e hareket eden Khimki, maça Devin Booker’ın hücumdaki etkili oyunuyla başladı. Büyük bölümü çekişmeli geçen maçta Achille Polonara’nın ekstra katkılarını savunmakta zorlanan Khimki, ikinci yarıda sayısı gittikçe artan top kayıplarının da kurbanı oldu ve İspanya’dan ikide sıfırla ayrıldı.
Panathinaikos
Panathinaikos, çift maç haftasında ilk olarak Lyon'a hareket etti. Maça yaklaşık iki saat kala Asvel'de artış gösteren pozitif vakalar yüzünden maçın oynanamayacağı haberi gelince Lyon'dan Amsterdam'a, Amsterdam'dan da Barcelonaya geçiş yapmak zorunda kaldılar. Dünyanın içinde bulunduğu durum, Euroleague yönetiminin kulüplere sponsorluk vasıtasıyla ‘charter’ uçuş ayarlayamaması ve Panathinaikos gibi birçok kulübün ekonomik olarak bunu karşılayamayacak durumda olması işleri bu noktaya getiriyor.
Barcelona karşısında maça, diğer maçlara benzer şekilde, akıcı bir hücum anlayışıyla giren Panathinaikos ilk çeyreğin genelinde hep doğru hücum etti, doğru şutu buldu ve bunun karşılığını da skor tabelasında aldı. Marcus Foster, daha ilk çeyrekte attığı 2/2 ikilik ve 2/2 üçlük, Panathinaikos’u ilk çeyrekte 13-18’lik üstünlüğe taşıdı. İkinci çeyrekte de benzer bir görüntü vardı. Topu dolaştıran Panathinaikos, bulduğu boş atışları sayıya çeviren Marcus Foster ve ribaundları toplayan Konstantinos Mitoglou. İkinci yarıda da Marcus Foster’ın skorer oyunuyla maçtan asla kopmayan Panathinaikos, maçı uzatmaya götürmeyi başarsa da mutlu sona ulaşamadı.
Her ne kadar takımın en çok top kullanan oyuncusu Nikola Mirotic’ten yoksun bir Barcelona olsa da yetenek seviyesinin bu derece yüksek olduğu bir takıma karşı alınabilecek en güzel mağlubiyetlerden biriydi Panathinaikos’un aldığı. Marcus Foster, Howard Sant-Roos gibi oyuncuların istikrarı onlar için hâlâ önemini koruyor.
Zenit
Sezona üst üste aldığı Anadolu Efes ve Barcelona galibiyetleriyle çok iyi giriş yapan Zenit, bu haftayı takımdaki koronavirüs vakaları yüzünden maç yapmadan geçti. Sezon başında son derece despot bir biçimde yayınlanan koronavirüs protokolü özelinde de Euroleague yönetimi, bu süreçte geri adım attı ve Zenit’in oynaması gereken maçlar ileri bir tarihe ertelendi.
Asvel
Sezona Valencia ve Olimpia Milano karşısında aldığı mağlubiyetlerle tatsız bir giriş yapan Asvel’de koronavirüs vakalarının önüne geçilemeyince Fransız ekibinin bu hafta oynayacağı Panathinaikos ve Kızılyıldız maçları ileri bir tarihe ertelendi.
Baskonia
Baskonia, ilk iki haftanın en formda takımlarından biri olan Zenit’le kozlarını paylaşacaktı ancak Rus ekibinde önüne geçilemeyen koronavirüs pozitif testleri yüzünden maç ileri bir tarihe ertelendi. Khimki karşısında ilk yarısı fazlasıyla dengeli geçen maçta üçüncü çeyrekte savunmasıyla fark yaratan taraf oldu. Yaptıkları baskılı savunma sayesinde üçüncü çeyrekte Rus ekibinin yalnızca 11 sayı atmasına izin verdiler ve Achille Polonara’nın her hücumda ortaya koyduğu ekstra çabası sayesinde haftayı galibiyetle kapattılar.
Benzer Konular
Reklam
Reklam