Türkiye'de 2003 ve 2004 doğumlu basketbol oyuncuları arasında gelecek adına heyecan veren birçok oyuncu var. Bu jenerasyon 2019 FIBA U16 Avrupa Şampiyonası, TBF U16 Turnuvası gibi organizasyonlarda bir araya gelirken aralarında birkaç isim iyiden iyiye "süper yıldız" ışığı veriyordu.

Basketbola başlamasının üzerinden daha 10 yıl geçmemesine karşın Yiğit Hamza Mestoğlu, 2004 jenerasyonunda yalnızca Türkiye'nin değil Avrupa'nın en önemli oyuncularından biri hâline geldi. Zira 15-16 yaşındayken Sito Alonso'yla haftada birkaç kez özel antrenmanlar yapması ve UCAM Murcia'nın ilgisini çekip kontrat teklifi alması onun değerini ortaya koyuyor.

Basketbol
Mimar
23 DAKIKA ÖNCE

Tabii iş yalnızca parkede bitmiyor. O yaşta İspanya'da yaşamak, B takımdan A takımın idmanlarına koşturmak, İngilizce bilip İspanyolca'yıöğrenmek ve bir yandan da uzun vadede NBA hazırlıkları yapmak gerekiyor.

Yiğit Hamza Mestoğlu, tüm bu konulara değinirken hikâyesinin başında bahsettiği "soğukkanlı" hâlini röportajımız boyunca koruyor ve her şeyi detaylı bir şekilde anlatıyor.

Nasılsınız?

Çok teşekkür ederim, iyiyim. Koronavirüs salgını biraz hafifleyince antrenmanlara ağırlık verdim. Her gün biri sabah ve biri akşam olmak üzere iki idman yapıyorum. Biraz yoğun bir tempodayım fakat doğrusunu söylemem gerekirse bu yoğunluğu özledim.

Koronavirüs salgınının başlarında İspanya'daydınız. O süreçte ve sonrasında neler yaşadınız?

Koronavirüs salgınının ciddi zararı İspanya'da görülürken Türkiye, biraz daha güvenli bir yerdi. İspanya, sınır kapılarını kapatmaya hazırlanıyordu. Bu nedenle apar topar Türkiye'ye geldim. Çünkü işlerin epey ciddileşeceği ve bu durumun uzun süreceği belliydi. Türkiye'ye geldiğim sırada vaka sayıları düşüktü fakat maalesef ülkemizde de sayılar artıyordu. Bir dönem boyunca tamamen evdeydim, ailemle birlikte zaman geçirdim. Sonrasında fiziksel anlamda formumu yakalamak için yoğun bir tempo içine girdim.

Basketbolla tanışma hikâyenize geçelim. Basketbolla daha doğrusu "spor" ile nasıl tanıştınız ve işler sonrasında nasıl gelişti?

Babam eskiden vücut geliştirme konusunda ciddi bir şekilde emek veren bir sporcuydu. Sürekli aktifti, antrenman yapıyordu. Ben ise çok hareketli bir çocuk değildim. Genelde oturmayı, evde kalmayı seviyordum. Boyum sekiz-dokuz yaşımdayken yaşıtlarıma kıyasla uzundu ama dediğim gibi, herhangi bir spora yönelmeyi istemiyordum. Sonrasında babamın yönlenditmesiyle masa tenisi oynamaya başladım. Birkaç maçtan sonra oradaki antrenörüm aileme, "Ya bu çocuk bu kadar uzun. Neden masa tenisi oynuyor hâlâ?" demiş. İşte o zaman basketbol hikâyem başladı. Masa tenisinden ayrıldım ve bir spor okulunda basketbol oynamaya başladım. Bir-iki senem temel antrenmanlar yaparak geçti.

Henüz resmî bir maça çıkmamıştım fakat İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı basketbol takımından birileri spor okulundaki performansımı gördüler. Benden etkilendiler ve kulüplerine davet ettiler. Yani bu iyi hoş fakat kulübe gittiğimde jenerasyonumun en kötülerinden biriydim. Adamlar çift topla çalışıyorlar, düğümüçoktan geçmişler sağ-sol hücum yapıyorlar bense daha doğru dürüst top sektiremiyorum. O zamanlar epey bir kötü hissetmiştim. Dört-beş ay içinde geliştim ve kendi jenerasyonumda doğru dürüst bir şey yapamazken 2003'lülerle antrenman yapmaya başladım. Bir süre sonra bu antrenman sınıfım 2001 ve 2002'ler oldu. İşlerin profesyonelleştiğini ilk o zaman anlamıştım. Çünkü 2016'ya geldiğimizde gerçekten iyiydim ama yeteneğimi daha iyi bir hâle getirmek için özel antrenmanlara ihtiyaç duyuyordum. Babam sağ olsun, bu konuda bana yardım etti ve sonrasında karşılığını birçok kez alacağım bir özel antrenmana yazdırdı beni.

İlk başlarda hobi olarak başladığım bir şeyde profesyonelleşiyordum. Açıkçası geleceğe dair daima bir kuşkum vardı. Akademik kariyerim iyi olduğundan ve matematiği, bilgisayarları sevdiğimden dolayı bir ara, "Eğer işler sarpa sararsa bilgisayar mühendisi olurum" diye düşünüyordum ama babamla bu konuyu her konuştuğumda bana iyi bir basketbol oyuncusu olabileceğimi söylüyordu. Eh, Banvit'ten gelen bir teklif onun haklı olduğunu gösterdi.

https://imgresizer.eurosport.com/unsafe/0x0/filters:format(jpeg):focal(1419x314:1421x312)/origin-imgresizer.eurosport.com/2020/07/31/2858129.jpg

Banvit'ten birkaç yetkili İBB'ye geldi ve beni istediler. Bir ayın ardından oraya gitmek için hazırlanırken sol kolumda iki kemiğim birden kırıldı. Çok üzülmüştüm ama Banvit'teki yetkililer, atelle de olsa beni tesislerinde görmek istediklerini söylediler. Birkaç videomu izlediler, fiziksel özelliklerime baktılar ve işler birdenbire gelişti, orası için oynamaya başladım. Oradayken antrenörüm Alp Baydar’dan kariyerime olumlu anlamda etki edecek birçok şey öğrendim.

İspanya siz ve sizin gibi 14-15-16 yaşındaki Avrupalı, Latin ve Afrikalı oyuncuları keşfedip ülkelerine getirmekte mükemmel işler yapıyor. Her takımın bir alt liglerde de takımı bulunduğu için oyuncunun gelişimi daha kolay oluyor sanırım. UCAM Murcia maceranız nasıl başladı?

Türkiye'de iyi oynadığım birkaç turnuva sonrasında Milli Takım'a gireceğimi hissediyordum. 2019 FIBA U16'da oynama şansı yakalayacağımı hissediyordum. Yani fiziksel olarak tam o pozisyonu karşılayamasam da pivot olarak oynuyordum ama pozisyonuma göre saha görüşüm genişti, bire birde iyiydim. U16'ya girdim ve bence fena da oynamadım. Fikret Doğan ve Semih Soğuksu’nun üzerimdeki emeklerinin büyük olduğunu burada belirtmem gerekiyor. Turnuvadaki isimlerin birçoğu benden büyüktü ama onlara karşı iyi mücadele ettiğimi düşünüyorum. UCAM Murcia'nın dikkatini geçtiğimiz yaz çektim. Orada bir fırsat buldum ve bende tercihimi İspanya’dan yana kullandım.

UCAM Murcia'nın baş antrenörlüğünü Sito Alonso yapıyor. Onunla konuşuyor musunuz? Size neler söylüyor?

Sito Alonso'yla her hafta dört-beş kez özel antrenman yapıyorum. Bu antrenmanlar dışında bazen A takımın antrenmanlarında onunla birlikte çalışıyorum. Antrenman yapmadığımızda da benimle çok ilgileniyor. Her hafta toplantı yapıyoruz ve bana, "Beslenmen nasıl gidiyor? Günde kaç saat uyuyorsun? Okula ne zaman gidiyorsun?" gibi sorular yöneltiyor. Bu sorulara verdiğim cevaplar sonrasında, "İyi, böyle devam et" veya "Hayır bunu değiştirirsek senin için daha iyi olur" gibi şeyler söylüyor.

Biliyorsun, onun erkek kardeşi Fenerbahçe'nin Kadın Basketbol Takımı'nda baş antrenörlük yapıyor. Bir ara ikisi görüntülü konuşurlarken Sito, beni yanına çağırdı. Kardeşine durumu anlattı, benim de yanımda mükemmel bir Türk oyuncu var dedi. Yani o, gençlerle çalışmayı, gençlere ders vermeyi, gençlerin gelişimini sağlamayıçok seviyor. Birçok yıldızla çalışan adam yanına 15-16 yaşında bir çocuk geldiğinde başındans savmıyor. Bire bir antrenman bile yapıyor. Bu benim için mükemmel bir şans.

Kesinlikle öyle. Bu arada, İngilizce ve İspanyolca konusunda hangi seviyelerdesiniz?

Türkiye'de İngilizce konusunda aldığım bir eğitim vardı ama sonuç olarak İspanya'da tek başıma olacaktım. Orada her şeyi halledecek kadar iyi bir şekilde İngilizce konuştuğumu/anladığımı düşünmüyordum ama aç kaldıkça, konuşa konuşa ilerleme kaydettim bu konuda (gülerek). İspanyolca'da ise son dönemde iyi bir ilerlemeye kaydetmiştim. Hatta tam koronavirüs öncesinde takıma İsveç'ten yeni bir oyuncu gelmişti. Takımda İspanyolca konuşulan şeyleri İngilizce olarak ona anlatabiliyordum.

İspanya'nın alt liglerinde genç ve güçlü birçok pivot var. Ibou Dianko Badji ve Khalifa Diop bu isimler arasında öne çıkıyorlar mesela. Bu tarz isimlere karşı bireysel hazırlığınızı nasıl yapıyorsunuz?

Açıkçası kariyerim boyunca her maça tek bir şeyi göz önüne alarak hazırlandım, mücadele. Rakibim benden çok daha iyi olabilir veya bazı alanlarda, mesela dikey sıçramada, beni geride bırakabilir. Fakat günün sonunda ikimiz de insanız. İkimizin de hataları var. İkimizin de parkede yapamadığı şeyler var. Kendimi kandırmadan rakibimi yakalamak için çalışırım, o iyiyse iyidir, bunu kabul ederim, çalışırım ve bu çalışmam esnasında onun zayıf noktasını bulur, kullanırım. Kusursuz insan yok ve doğal olarak kusursuz bir basketbol oyuncusu da yok.

Sizce sahada neleri iyi yapıyorsunuz ve neleri geliştirmeniz gerekiyor?

UCAM Murcia'ya gitmeden önce klasik bir pivottum. Boyalı alana gömülü oynuyordum ve bu nedenle bazı eksikliklerim vardı. Murcia'da ise neredeyse oyun kurucu olarak oynayabilecek şeyler kazandım. Top hâkimiyetimi geliştirdim. Yarı sahada ve tam sahada sete topu getirebiliyorum. Hem nokta hem de hareketli rollerde şut atabiliyorum. Çok kötü olduğum bir şey yok bence fakat kas kütlesi kazanmam ve şu anki gelişim eğrimi yıllar geçtikçe yükseltmem en önemli şeyler. Demek istediğim, birçok şeyde iyiyim ama bu konularda istikrarı asla elden bırakmamalıyım.

https://imgresizer.eurosport.com/unsafe/0x0/filters:format(jpeg):focal(1130x439:1132x437)/origin-imgresizer.eurosport.com/2020/07/31/2858132.jpg

İspanya'da eğitim hayatınız nasıl gidiyor?

Buradaki eğitim anlayışına alışmam biraz zaman aldı ama yeni yıla doğru akademik anlamda istediğim seviyelere gelmeyi başardım. İspanya'daki eğitim anlayışı tamamen düzene ve plana dayalı. Bir düzen, bir plan var. İster basketbol oyuncusu olun ister çok zengin bir ailenin oğlu, kimsenin okul düzeni aksamıyor. Herkes okulda oluyor.

Peki şehrin kültürüne uyum sağlayabildiniz mi?

Doğrusunu söylemem gerekirse şehri gezmek için ayıracak vaktim olmadı. Çünkü idmanlara ve okula adapte olmak epey bir zamanımı aldı. B takımındaki antrenmanımdan çıkıp eve geliyorum, 15-20 dakika içerisinde bir şeyler yedikten sonra A takımın antrenmanına gidiyorum. A takımdan çıkarken yanıma biri geliyor ve Sito Alonso seninle görüşecek diyor. Tüm gün koşturmacayla geçiyor yani ama bundan çok fazla şikayetçi olduğumu söylemem çünkü iyi bir basketbol oyuncusu olmak istiyorum.

Tüm bu yoğunluk arasında NBA'i takip edebiliyor musunuz? Oradaki oyuna dair neler söylersiniz?

Çok düzenli olmasa da evet, NBA'i takip edebiliyorum. Ah, pace&space çatısı altında onlarca şey değişti NBA'de. Açıkçası Karl Malone, Shaq O'Neal tarzı uzunların ligi domine ettiği yılları izlemekten büyük keyif alıyorum. Yani eski oyun taraftarıyım, klasik uzunların yok olmaması taraftarıyım. Bunu kendi açımdan değil sadece izlerken aldığım keyif açısından diyorum. Yokas üçlük atmak, izolasyon oynamak gayet keyifli.

NBA'de en çok dikkatimi çeken şey atletizm seviyesi. Neredeyse herkes mükemmel şut atıyor ama sezon geneline baktığınız zaman 82 maç ve play-off temposunda kimsenin pili bitmiyor. Bunu yaparlarken atletizmlerini kullanıyorlar. Bu açıdan çok özel bir lig NBA bence.

İlgiyle takip ettiğiniz bir takım var mı?

(Gülerek) Tam bir LeBronspor taraftarı olduğum için günümüzde Los Angeles Lakers'ıçok fazla izliyorum. Eskilerden ise 2008 dönemi Boston Celtics'i ve LeBron-Bosh-Wade üçlüsünün çekirdek olduğu Miami Heat'i izlemeyi seviyorum.

Üç yıl içerisinde NBA Draftı'na girebileceksiniz. Bu konuya dair ne düşünüyorsunuz?

Bildiğin gibi, oğlunu basketbol okuluna yazdıran herkes, "Benim oğlum bir LeBron James olacak" der. Annem ve babam bunu demedi elbette ama NBA daima hayalimizdi. NBA Draftı, bu hayalim için en önemli kapı ama açıkçası Murcia'ya giderek bu kapıyı açma şansımıçok arttırdığımı düşünüyorum. Yapabildiklerimi ve yapabileceklerimi gördüğümde heyecanlanıyorum. Tabii disiplini asla elden bırakmadan.

Peki draft edildikten sonra hangi oyuncularla oynamak isterdiniz?

Sacramento Kings'te forma giyen De'Aaron Fox ile oynamayı isterim. Fox ligin en hızlı oyuncularından biri, onun temposunda oynamak isterdim. Tabii Birleşik Devletler'de oynayan 2003-2004 doğumlu Bronny James ve Mikey Williams'la da oynamak isterim. Büyük bir ihtimalle U17 ve U19 Dünya Kupaları'nda onlara karşı oynayacağım fakat sahada birlikte forma giymek iyi olur.

2003 ve 2004 doğumlu oyuncular arasında uluslararası sınıfta sizin dışınızda Adem Bona, Victor Wembanyama, Paulius Murauskas, Lefteris Mantzoukas ve Yannick Nzosa gibi yetenekli pivotlar ve uzun forvetler var. Bu oyunculara dair neler düşünüyorsunuz?

Adem'le aramız iyi. Milli Takım kamplarında tanışmış ve iyi bir bağ kurmuştuk. O benim neyi yapıp neyi yapamadığımı biliyor ve ben de onu biliyorum. Victor yetenekli ama ona karşı sert bir savunma düzeni kurduğunuzda tamamen kilitlenebilir. Bence bu isimler arasında en yeteneklisi Paulius. Çocuk 15-16 yaşında ama inanılmaz oynuyor. Onun gibi yetenekli ve fizikli isimler daima bir adım önde bence.

https://imgresizer.eurosport.com/unsafe/0x0/filters:format(jpeg):focal(482x393:484x391)/origin-imgresizer.eurosport.com/2020/07/31/2858133.jpg

Biraz da saha dışına dönelim. En sevdiğiniz yemek ne?

İspanya'ya gidince Türkiye'deki yemekleri ne kadar çok sevdiğimi anladım. Sarma ve mantı diyeceğim.

En sevdiğiniz dizi ne?

Prision Break ve Peaky Blinders.

Hangi tarzda kitaplar okumaktan hoşlanırsınız?

Şu anda Haçlı Seferleri'ni anlatan bir kitap okuyorum. Bunun gibi tarih kitaplarını seviyorum.

NBA ve Avrupa'dan gelmiş geçmiş en iyi beşiniz nasıl peki?

Avrupa

Vassilis Spanoulis

Šarunas Jasikevičius

Luka Dončić

Dejan Bodiroga

Mike Batiste/Ekpe Udoh

NBA

Gary Payton

Michael Jordan

Kobe Bryant

Tim Duncan

Shaq O'Neal

Basketbol
Yetenek
DÜN - 07:13
Basketbol
Vizyon
24/09/2020 - 22:37