Guy Goodes henüz 15’inde profesyonel basketbol liginde forma terletmeye başlayan bir basketbol insanı. Ülkesinde başarılı dönemler geçirip 2004’te sıfır kollulardan takım elbiselere geçen Goodes, Maccabi Tel Aviv ağırlıklı macerasının ardından son iki yıldır Maccabi Rishon’da harikalar yaratıyor. Goodes ayrıca İsrail’in NBA’de mükemmel işler yapması beklenen oyuncularının gelişimlerinde de büyük bir pay sahibi.

Nasılsınız? Neler yapıyorsunuz?

Basketbol
Germano D’Arcangeli ile Stella Azzurra’daki kültür ve fazlası
DÜN - 08:12

Sorduğun için teşekkür ederim, iyiyim. Ligimiz diğer liglere göre daha geç bittiği için sezonun açılışını biraz daha geç yaptık. Şu anda tüm takımı önce fiziksel sonra taktiksel anlamda toparlamaya çalışıyoruz. Koronavirüsten korunmak için almamız gereken önlemleri alıp yeni sezonda güçlü olmak adına büyük bir eforla çalışıyoruz.

Koronavirüs periyodunda lig tamamlandı. O dönemde parkede olmak nasıldı? Ne gibi şeyler yaşadınız?

Kolay değildi fakat doğrusunu söylemem gerekirse, ligi her anlamda devam ettirip bir adaletsizlik ortamı yaratmadan şampiyonu belirlemek, play-off oynamak güzeldi. Oyuncularımız her anlamda formda tuttuk ve onlara yaptıkları işi bu ortamda devam ettirebilmeleri için imkânlar sunduk. Tabii bunu yaparken çok dikkatli davrandık. Oyuncular sadece antrenman salonumuza ve maç oynadığımız arenaya geldiler. Market dâhil hiçbir yere gitmediler. Bunları başarmakta iyiydik. Aramızda bazı organizasyonlar yaptık moralimizi korumak adına. Bol bol barbekü partileri verdik, konuşmalar yaptık. Şimdi önümüzde yeni bir konu var, devam eden koronada tüm sezonu bitirmek.

Antrenörlük kariyeriniz öncesinde uzun bir oyunculuk dönemi yaşadınız. Basketbolla nasıl tanıştınız? Tüm hikâyenin başında ne var?

Basketbol oynamaya sekiz yaşımdayken başladım. Babam, kulüplerde uzun süren bir kariyere sahipti. Ayrıca İsrail Milli Takımı’nda oynamıştı. Oyunculuğu bıraktıktan sonra antrenörlük yaptı. Ablam da aynı şekilde iyi bir basketbol kariyerine sahipti. Ailenin en genç üyesi olarak sürekli aksiyonun, hareketin olduğu bir sporu her gün kortta, yerinde izlemek basketbolla ilk teması yaşamamın nedeniydi. Sonrasında yeteneklerim gelişti, fiziksel özelliklerim bu sporun doğasına uygun hâle geldi ve henüz 15 yaşımdayken doğduğum yer olan Haifa’nın basketbol takımında, Hapoel Haifa’da İsrail Basketbol Birinci Ligi’nde oynamayı başardım. Ligimizin tarihinde forma giyen en genç üç oyuncudan biriyim. Bu büyük bir onur elbette. 18 yaşımdayken Maccabi Tel Aviv’e transfer oldum ve orada mükemmel yıllar geçirdim. Sonrasında 2004’e kadar oynayıp antrenörlüğe geçip yaptım.

Kendinizi oyuncu olarak nasıl tanımlarsınız?

Kariyerimin ilk yıllarında şutör guard olarak oynuyordum. Haifa’daki antrenörüm bana, “Tamam, iyi şut atıyorsun fakat 1,96’sın. Top hâkimiyetin iyi. Eğer oyun kurucu olarak oynarsan büyük bir fark yaratabilirsin.” dedi ve beni bir numaraya taşıdı. İşte bu değişimden sonra kariyerimde basamaklar atladım. Çünkü o yıllardaki oyun kurucuların büyük bir kısmı fiziksel açıdan benim kadar iyi değillerdi. Fakat ben uzundum, güçlüydüm ayrıca asist ve şut becerilerim iyiydi. Savunmada çok serttim. Maccabi’deyken mükemmel savunma yapıyordum. Ayrıca Euroleague’de çok fazla asist yapıp iyi şut performansları sergiliyordum. DNA’mdan kalan bir şey olsa gerek…

2004’te basketbol antrenörlüğüne geçiş yaptınız. Bu süreçten bahseder misiniz?

2004’te 34 yaşındaydım. Yani bir oyuncunun sakatlıklardan en fazla şikayet edebileceği dönemdeydim ve maalesef ben de bunu yaşadım. Ağır sakatlıklar ve performansımın düşmesi sonrasında Maccabi Rishon’da emekli oldum. Emekliliğimin ardından basketboldan kopmak istemiyordum, hatta ara bile vermeden antrenör olarak bu sporda kalmayı istiyordum. Şu anda baş antrenörü olduğum ve basketbol oyunculuğuma nokta koyduğum Rishon’da birinci takımın asistan antrenörü ve ikinci ile üçüncü takımların baş antrenörü oldum. Sonrasında baş antrenörümüz kovulunca onun görevine ben getirildim. Rishon’dan ayrılıp Maccabi Tel Aviv’e asistan olarak gittim. Sonraki hikâyeyi zaten biliyorsun. Açıkçası 20 yıllık bir oyunculuk kariyerine sahip olduğum için kadromda olan oyunculara, özellikle genç oyunculara öğretebileceğim çok şeyin olduğunu biliyordum. Antrenörlükteki asıl motivasyonum bu oldu. Bu yolcuğumdan çok memnunum. Basketbol oyuncusu olmak güzel bir şey fakat antrenör olduğunuzda çok daha ilginç şeyleri idare etme şansı yakalıyorsunuz ki bu mükemmel.

https://imgresizer.eurosport.com/unsafe/0x0/filters:format(jpeg):focal(1219x502:1221x500)/origin-imgresizer.eurosport.com/2020/09/16/2887811.jpg

1985’ten beri basketbolun içerisindeniz. 35 yıldır bu mükemmel sporun içindesiniz yani. Bu süreçte oyunun değişimi nasıl gerçekleşti sizce? Klasik “pace&space, üçlük, uzunların evrimi” gibi kavramlara biraz daha spesifik bakacak olursak özellikle.

Dediğin gibi, basketbola ilgisi olan her insan bu sporda nelerin değiştiğini biliyor. Uzunlar üçlük atıyor, 2,15’lik uzunlar üçlük atıyorlar… Guard’lar çok daha hızlı oynuyorlar, erken hücum kullanmak bir moda hâline geldi, alan bulmak da öyle. Bu konuyu özetlemek için mükemmel bir hikâyem var. Vefat eden babam, bir keresinde bana, “Bak, eğer bu yıl veya gelecek 10 yılda bir takım şampiyon olacaksa o takımın pivotu çok fizikli, dominant ve zekidir. Boyalı alanda çapa olarak oynar. İşte bu, başarılı bir takım için ilk adımdır.” demişti. Ondan sonra bu konuya dair yaptığımız bir konuşmada ise işlerin sadece üçlük atan oyuncular üzerine odaklı olduğunu belirtmişti. Çok fazla gösterişli terim var fakat değişim gerçekten bundan ibaret. Oyun, içeriden dışarıya döndü. Boyalı alanda bulunan sayıların asıl momentumu bile dışarıdan geliyor. Zaten asıl ilginç olan şey de bu. Sadece NBA’de değil; dünya üzerindeki her yerde oyunun planlaması dış setlere göre kuruluyor. Perdeyi yap ve gerisini kısaya ve şutörlere bırak.

2018’de Maccabi Rishon’a geldiniz ve o dönemden beri mükemmel işler yapıyorsunuz. Kulübün bu sürecine dair neler söylersiniz?

Rishon’da oyuncu olarak yer aldım. Asistan antrenörlük yaptım ve şimdi baş antrenörüm. Her tecrübemde play-off, Avrupa’da kritik eşleşmeler gibi birçok önemli maçlara çıktım. Fakat gerçekten de son iki senede yakaladığımız başarı, kazandığımzı kimlik çok daha özel. Oyunun değişmesine iyi uyum sağlamayı başardık ve doğru hamleleri yaparak kendi yapımızı yarattık. Eskiden edindiğimiz tecrübeleri göz önüne aldık ve iyi hamleler yaptık. Mutluyum, mutluyuz.

Eskiden sizinle beraber olan Alex Hamilton ile Johnathan Williams, yeni sezonda Galatasaray Doğa Sigorta forması giyecekler. Onların oyun kimliklerine dair neler söylersiniz?

İki yıl önce Kasım’da takımın başına getirildiğimde önceliğimiz atletik, açık alanda hızlı olan, kritik anlarda sorumluluk alabilecek, savunmada ortalama yeterlilikte (en azından), şutu ortalama olan bir oyun kurucuyla anlaşmaktı. Hamilton, bu anlattığım şeylere tamamen uyan bir oyuncu. Bir guard için mükemmel bir fiziği ve atletizm paketi var. Williams ise biraz daha farklı. Oyun yapısı, özellikleri itibarıyla bir pivot gibi ama genelde dört numarada oynuyor. Tabii alanı açamaması bir sorun fakat ribaund becerisi, yüksek enerjisi ve takım oyuncusu olması önemli şeyler. Her ikisi de Türkiye’de, arkadaşım Ertuğrul Erdoğan’la iyi şeyler yapacaklardır.

İsrail’de son dönemde birçok genç yıldızı görüyoruz. Deni Avdija, Yam Madar, Noam Dovrat bu isimler arasında başı çekiyorlar. Özellikle Avdija, 2020 NBA Draftı’nın en iyi oyuncularından biri olarak gösteriliyor ki buna tamamen katılıyorum. Ayrıca Madar’ın da ilginç bir potansiyeli var.

Kesinlikle! Bu isimler öne çıkıyorlar fakat gölgede kalan ve potansiyeli yüksek olan daha birçok oyuncuya sahibiz. Öncelikle hepsine kariyerinde mükemmel şeyler diliyorum. Deni Avdija, ben dört yıl önce Maccabi’de çalışırken takımla antrenmanlara çıkmaya başlamıştı. Bir oyuncunun aydan aya bile gelişmesi doğal zaten fakat onun dört yılda her anlamda gösterdiği gelişim inanılmaz. Hem hücumda hem de savumada birden fazla şeyi iyi seviyelerde yapabiliyor. Draft sıralamasında yükseklerde olacağı kesin. Madar biraz daha farklı bir oyuncu. Enerjik, yetenekli, saf yetenekli bir oyuncu fakat bazı alanlardaki kritik eksiklikleri onun potansiyelini azmış gibi gösteriyor. Mükemmel bir pasör, enerjik bir savunmacı, zeki ve çalışkan. Noam ise hem yaş hem de yetenek bakımından daha ham bir oyuncu. Potansiyeli kesinlikle yüksek fakat kısa vadede göstereceği gelişim onun kaderini belirleyecek.

https://imgresizer.eurosport.com/unsafe/0x0/filters:format(jpeg):focal(1255x262:1257x260)/origin-imgresizer.eurosport.com/2019/12/30/2744299.jpg

Tabii 16 yaşındaki mükemmel yetenek Emanuel Christopher Sharp’ı da atlamamak lazım.

Öncelikle şunu söylemeliyim, onun babası yani Derrick Sharp çok yetenekli, kaliteli bir basketbol oyuncusuydu. Ve eminim ki Emanuel de onun gibi olacak. Bu çocuğu her izlediğimde zevk alıyorum. Çok ilginç bir havası var. Skor üretim kapasitesinde onlarca mermi var. Çok istekli, motoru çok yüksek ve oyunu gerçekten de çok seviyor.

Hobileriniz neler? Basketbol dışında nelerle ilgileniyorsunuz?

Belki çok klasik gelecek kulağa fakat eğer basketbol antrenörüyseniz boş zamanınız yoktur. Her daim bir maçtan bir kitaptan bir şeyler öğrenmeniz ve bunu kendi felsefenize katmanız gerekir. Bol bol maç izliyorum, set çalışıyorum ve kitap okuyorum. Hızlı oynayan, topu paylaşmayı seven, alanı iyi bölen, topu rakibine vermeyen ve agresif savunma yapan bir takım olduğumuz için boş zamanlarımda neleri daha kreatif yapabiliriz diye düşünüyorum. Eh, tabii bazen kafamı dinlemem gerekiyor. Sessiz yaşamak güzel bir seçenek. En genç oğlum, Maccabi’de basketbol oynuyor. Onunla zaman geçirip ona bir şeyler öğretmek de keyifli tabii.

Barbekü partilerinden bahsetmiştiniz konuşmamızın başında. En sevdiğiniz yemek ne acaba?

Favori bir yemeğim yok doğrusunu söylemem gerekirse. Diyetimi korumam gerektiği için salata ve protein ağırlıklı şeyler tüketmeye devam ediyor. Ah, koronavirüs salgını sırasında hareketsizlikten kilo aldım. Fakat o kiloları biraz verdim, tekrar forma girdim.

Peki iyi bir aşçı mısınız sizce?

Evet, gerçekten iyiyim. Oyunculuk kariyerimde yemek yapmayı, ilginç tatlar keşfetmeyi sevmiştim. Antrenörken de buna devam ettim. Özellikle koronavirüs sürecinde bu konudaki hünerlerimi biraz daha geliştirdim. Ama hiçbir şey basketbolun özlemini gidermiyor. Bu kesin bir yargı.

Basketbol
Soru
18/09/2020 - 07:06
Basketbol
Roko Prkačin ile ilk yılları, babasıyla olan ilişkisi, Efes Pilsen, NBA, Formula 1 ve fazlası
17/09/2020 - 18:01