Eğer NBA’i az çok takip ediyorsanız ve rakamlara, tarihe merakınız da varsa Doc Rivers’ın baş antrenörlük kariyerinde yalnızca bir defa NBA yüzüğü kazandığını biliyorsunuz demektir. Ya da şimdi öğrendiniz.
Netflix’in mükemmel mini dizisi “The Playbook”ta da görebileceğiniz üzere Doc Rivers, bu yüzüğü 2007-2008 sezonunda Boston Celtics’in başındayken kazanıyordu. Kadroda Ray Allen, Paul Pierce, Rajon Rondo ve Kevin Garnett isimlerini gördüğünüzde büyük bir ihtimalle Celtics’in rahat rahat şampiyon olduğunu düşünüyorsunuzdur. Fakat hayır. İşler hiç de rahat değildi onlar için. Play-off’larda önce Atlanta Hawks’ı ardından Cleveland Cavaliers’i yedi maçta anca devirebilmişlerdi. Konferans Finali’nde Richard Hamilton, Chauncey Billups ve Rasheed Wallace’lı Detroit Pistons’ı 4-2 geçerlerken Final mücadelesinde Kobe Bryant’ın Los Angeles Lakers’ını da 4-2 geçiyorlard iki yıl sonra Lakers’a Staples Center’da Finali kaybetmeden önce.
Yani Rivers kariyerindeki ilk ve tek (şu ana dek) NBA şampiyonluk yüzüğünü çok zor yollardan geçerek kazanıyordu. Zorlu olan tek yol rakamlar değildi. Rivers’ın babası sezon içerisinde vefat etmişti. Takımda kimya problemleri baş gösteriyordu yaz aylarında. Ancan Doc Rivers, bu kimya sorunlarını çözmek için kıta dışına çıktı. Afrika’dan “Ubuntu” adındaki bir felsefeyi uyarladı takımına. Celtics maça çıkmadan önce daima bir araya geliyor ve “UBUNTU” kelimesini haykırarak soyunma odasından çıkıyordu. Peki neydi bu Ubuntu?
Basketbol
Umutsuz Vaka James Harden
12/12/2020 - 12:45
1984 yılında Nobel Barış Ödülü kazanan ve Güney Afrika Apartheid rejimini karşısında sağlam kalan tek kale olan Desmond Tutu şunları diyor Ubuntu’ya dair: “Ubuntu felsefesini benimseyen, bu felsefeye inanan bir insan, diğerlerine açıktır. Diğerlerine olumludur, diğerleri iyi ve yetenekli olduklarında kendisini tehdit altında hissetmez, onun daha büyük, daha ciddi bir bütünün parçası olduğunu bilmekten gelen bir özgüveni vardır. Ve diğerleri aşağılanıp küçük düşürüldüğünde, zulme uğradığında kendisini de küçük düşürülmüş hisseder.”
https://i.eurosport.com/2018/03/16/2294895.jpg
Kısaca, birimiz hepimiz hepimiz birimiz gibi yani. İşte Doc Rivers’ın Celtics’inde herkes bu felsefeyi benimsiyordu. Hatta bu felsefe o kadar çok benimsenmişti ki, 2008 Şubat’ında Boston Globe’da Paul Pierce’a dair yapılan bir eleştiriyi Kevin Garnett, bir maç sonu röportajından alaya alıyordu.

Bu yazının diğer parçası olan Daryl Morey ise o yıllarda tam anlamıyla samanlıkta iğne arıyordu Houston Rockets’ta. 2007 Temmuz’unda Vassilis Spanoulis ve sonradan Nando De Colo’ya dönüşen draft seçim haklarını Jackie Butler ve Luis Scola karşılığında San Antonio Spurs’e takaslıyordu.
2008’in kış aylarında üç takımlı bir takas paketinde Mike James ve Bonzi Wells karşılığında işleri sadece şut atmak olan isimleri alıyordu. 2009 yazında Trevor Ariza ile imzalıyordu. 2012’de Jeremy Lamb, Kevin Martin ve sonradan Steven Adams ile Alex Abrines’e dönüşecek olan draft seçim hakları karşılığında James Harden ve üç oyuncuyu kadrosuna katıyordu. Kısacası Morey, hem mikro hem de makro anlamlarda tonlarca takas-imza paketleriyle uğraşıyordu doğal olarak.
Peki bu hamleleri yaparken nelere dikkat ediyordu ve etmeye devam ediyor Daryl Morey? Kısa cevap, üç sayılık şutları arttırmak.
Çok basit olarak düşüneceksek, üç sayılık şutlardan isabet bulmak basit basketbolun en zor şeyi. Zira bir basketin “üç sayı” geçerliliği kazanması için ikiliklerden çok daha uzak bir yerden atılması gerekiyor. Fakat yine basit olarak düşündüğümüzde üç sayılık isabet bulmak, iki sayılık isabet bulmaya oranla çok daha basit.
4 Aralık 2018’de Tom Haberstroh’un podcast bölümünde konuyu şöyle özetliyordu Morey: “Beş tane ikilik isabeti bulduğunuzda elinizde 10 sayı olur. Fakat beş tane üçlük isabeti bulduğunuzda 15 sayı atmış olursunuz. Yani arada en az üç hücum fark yaratmış olursunuz. Bir hücum ortalama 10 saniye sürecek olursa rakibinizin sizi geçmesi için şunlara ihtiyacı olacak: Üç hücumu en fazla 60 saniye içinde durdurmak, üç hücumda en fazla 30 saniye içinde üç üç sayılık isabeti bulmak. Bunu maç içinde üç kez yaparsanız 48 dakikanın %20’sini kazanmış olursunuz.”
“Moreyball” adını alan bu felsefe elbette sadece bununla sınırlı değil. Morey, yaptığı araştırmalar sonrasında köşeden atılan üçlüklerin diğer üçlüklere göre çok daha verimli olduğunu savunuyor. Zira oyuncunun bilinçaltında o bölgeler, potaya daha yakın görünüyor. PJ Tucker’ın neden Rockets’ta bu kadar değerli olduğunu şimdi anlayabiliyorsunuz, değil mi?
Morey’e göre iki sayılık atışların ciddi anlamda kullanılması gereken iki durum var. Birincisi, tehlikeli üç sayı şutörü üzerine yardım savunması çekerse ekstra pası vermeli. İkincisi, pick-and-roll oyunları sonrasında topu yönlendiren veya devrilen oyuncunun run&gun tarzında sayı üretmesi. Tabii bir diğer ihtimal de geçiş hücumları.
Daryl Morey bu felsefesi eşliğinde hamlelerini titizlikle işliyordu takımın içine. 2017’den sonra tek bir amacı oldu: Golden State Warriors’ı devirmek. 2018’deki Batı Konferansı Finali’ne dek Morey, PJ Tucker, Luc Mbah a Moute, Isaiah Canaan, Danuel House, Chris Paul ve RJ Hunter’la anlaştı ana parça bakımından. Böylece elinde Paul, Harden, Eric Gordon, PJ Tucker, Ariza, Clint Capela, Gerald Green gibi bir çekirdek oluşmuştu iyi yan parçalarla birlikte. 2018 Konferans Finali’ne gelindiğinde Mike D’Antoni yönetimindeki Rockets, tek bir şeye odaklanıyordu desek pek de yanlış olmaz: Tepede oyunu kur, topsuz oyunda kanatlara şutörü boşa çıkar ve üçlük at veya boş koridoru değerlendir.
https://i.eurosport.com/2020/10/09/2910998.jpg
Rockets bu taktikle seriyi yedi maça kadar taşıdı. Hatta altıncı maça 3-2 önde çıkmayı bile başardılar. Fakat önce Klay Thompson ardından Kevin Durant sazı ellerine aldılar ve hanedanlıklarını sürdürmeyi başardılar.

O dönemlerde Doc Rivers bu sefer farklı bir yakada farklı ve daha ciddi problemlerle uğraşıyordu. Geldiği dönemde ırkçılık skandalının yaşandığı Los Angeles Clippers’ta Rivers; Paul, Blake Griffin, DeAndre Jordan ve JJ Redick’li yapıyı iyi idare edememiş, “Ubuntu”sunu kuramamış ve bir çuval incir dağılınca yeniden yapılanmaya gitmişti.
2018-2019 sezonunda Lou Williams, Landry Shamet, Montrezl Harrell gibi isimlerle konferans ilk turunda Golden State Warriors’a 4-2 yenilip elenmeleri onları yılın peri masalına yerleştirmeye yetiyordu. 2019-2020 ise çok başkaydı Clippers için. Zira Uluslararası Los Angeles Havalimanı’nda görülen Kawhi Leonard ve Paul George’un adresleri Lakers değil Clippers oluyordu.
Fakat “bubble” içinde sona eren hikâyelerinde değil NBA Finali; Konferans Finali bire göremedi Clippers. Doc Rivers, tüm hikâye bittikten sonra Batı’daki hikâyesine son verip Doğu’ya, Celtics’in en çekiştiği rakiplerinden birine, Philadeplhia 76ers’a gidiyordu.
Tıpkı Rivers gibi Daryl Morey de Batı’daki hikâyesine son noktayı koyuyordu usulcana. Yarattığı sistemle her şeyi denemiş ama “bir şeyler” eksik olduğu için bir türlü o yüzüğü kazanamamıştı. Adrian Wojnarowski’nin haberine göre Morey’nin yeni adresinin Philly olması neredeyse kesin gibiydi.

“Matematiği ve teknolojiyi kullanmayı seviyorum. Artık 1990’larda bir maçı 10 saatte anlamak zorunda olduğumuz dönemlerde değiliz. Çok basit bileşenleri bir araya getirip doğru sistemi uygulamalıyız. Yeni trendleri takip ediyorum, özellikle de üç sayılık setler konusunda ekibimle birlikte özel şeyler peşindeyiz.”
Yukarıdaki cümleler Doc Rivers’a ait. Rivers bu demeçleri, 11 Eylül 2019’da Wojnarowski’nin podcast programında kullanıyordu. Erik Spoelstra’yla birlikte katıldığı bu programda Rivers ayrıca şunları söylüyordu: “Spo’yla birlikte Florida’da birçok antrenörlük kliniğinde yer almıştık. O zaman elimizde defter ve hemen biten kalemler oluyordu. Fakat günümüzde iPad denilen mükemmel bir alet var. Bunu kullanarak oyunu baştan aşağıya değiştirmeniz bile mümkün.”
Doc Rivers kariyerinde mükemmel asla “üç sayı hazırlayıcısı” bir baş antrenör olarak anılmadı. Fakat yeniliklere açık olduğunu sadece Eylül 2019’daki podcast’te değil; 2017’den beri demeç verdiği birçok yerde belirtiyordu aslında. Uygulamalı olarak bunun en iyi örneğini 2019 sezonundan verebiliriz. 2019’un başlarından 2018-2019 sezonunun bitimine dek Clippers, pick-and-roll çıkışlarında boştaki şutörü bulma konusundaki en iyi işi yapan takımdı. Bu yalnızca bir örnek.
Şimdi Rivers’ın birlikteliğe verdiği önemle modernliğe açık olmasını “Moreyball” etrafında düşünelim. Kafanızdaki tablo muhtemelen ideal bir birlikteliği çağrıştırıyor. Teknik bakımdan hızlı oynayan ve üçlük atmayı seven bir takım. Karakter bakımından ise tek bir vücut.
Şimdi bir de eldeki malzemeye, oyuncu kadrosuna bakalım. Burada işler biraz kötüleşiyor gibi, değil mi? Ben Simmons’ın şut konusundaki büyük sıkıntılarından saha dışı problemlere kadar birçok şey geliyor akla. İşte tam da burada Morey öne çıkabilir aslında. Zira Ben Simmons ve Joel Embiid ikilisini ayırmaması için karşısındaki tek engel, Philly halkının her iki oyuncuya da Rocky Balboa önemi vermesi. Fakat o merdivenleri koşarken karşılaşılan sorunlar, belki onların da düşüncelerini başka yönlere doğru götürebilir. Ne de olsa takımın baş antrenörü eski NBA şampiyonu, 10 kalburüstü yıldız basketbol oyuncusuyla çalışan, modern ve geleneksel oyun arasında bir köprü kuran biri. Takımın genel menajeri ise (neredeyse kesin) keskin hamleler yapmaktan kaçınmayan, matematik ve fizikle oyunu kazanıp Rivers gibi birlikteliğe, ruha önem veren biri. Yani ideal kimya hazır. Geriye sadece hamle yapmak kalıyor.
Basketbol
Euroleague: Haftanın bilançosu #10
07/12/2020 - 15:58
Basketbol
Topsuz oyun sanatı
07/12/2020 - 08:54