Basketbolun roket bilimi olduğunu düşünüyorum. Tabii ki, basketbolda fırlatma başına en az 70 milyon lira maliyetli ve neredeyse bir tona yakın ağırlığında olan rokete benzer bir şey yok. Basketboldaki tek amaç, 45 santimetrelik çapa sahip olan bir basketbol çemberine, 12,3 yarı çapa sahip olan ve 600-700 gram ağırlığındaki siyah çizgili turuncu bir topu atmaktır. Tabii dönüşünde topun çembere girişini engellemek de bir amaçtır.

Fakat roket bilimindeki temel amaç da çok basit değil midir? Isaac Newton’ın üçüncü yasası olan “Etki-Tepki”ye göre roket bilimi, etkiye karşılık verilen eşit ve zıp tepkilerden oluşur. Yani amaç bu yasayı temel alıp roketin alt kısmındaki yanıcı maddeden alınacak olan güçle metal yığınını yörüngeye yükseltmek, 100 kilometrelik dünya atmosferini aştıktan sonra Kármán adı verilen dış uzay sınırına çıkmak ve misyonun amacına göre gezegene veya Uluslararası Uzay İstasyonu’na gitmektir.

Basketbol
Soru
BIR GÜN ÖNCE

Her iki olayda da amaç bir nesneyi bir başka nesneyle/şeyle buluşturmaktır kısacası. Evet, roket biliminde Lagari Hasan Çelebi’nin 17. yüzyıldaki denemelerindeki basitlikten Elon Musk’ın tuvaletlerde kapıların çarpmaması için kullandığı mandallarla kilitleme sistemi oluşturduğu Falcon 9’lara kadar çok fazla detay vardır. Robert Goddard’ın 1900’lerdeki sıvı yakıtlı roketi yapmasıyla, NASA’nın Soğuk Savaş döneminde Sovyetlere nispet yapmak için milyonlarca doları harcamasıyla değişmiştir işler.

Basketboldaki basitlik ise Dr. James Naismith’in 1892’de çalıştığı okulun spor salonunda başlamıştır. 2020’lere gelene dek bu basitlik, binlerce kavramla çeşitlenince işler roket bilimindeki detaya kadar kaymıştır. Misal, en basit sayı üretme yöntemlerinden biri olan turnikeyi göz önüne alalım.

Turnikede amaç topu sektirmeyip iki adım atıp üçüncü adımda topu filenin içinden geçirmektir. Fakat bunu yaparken altı farklı varyasyon kullanılabilir: Tek ayak üstünde sıçrama, iki ayak üstünde sıçrama, perdeyi kullanma, panyayı kullanma, tersten bitirme ve el üstünden bitirme.

Bu altı varyasyondaki temel şeylerin oluşumunda fizik, teknik ve şans faktörleri önemlidir. Eğer iyi bir turnike pozisyonu yaratmak istiyorsanız sağ bileğinizi büküp sol dizinizi kaldırarak vücudunuzu hazırlar, kalçalarınızdan mobilite sağlar, rakibin savunmasını okur, denge kurar, topun etrafında bir kalkan oluşturur, adımlamalarınızda kuralı uygular ve yumuşak veya sert bir dokunuşla topu potanın içinden geçirirsiniz. Bunların hepsini genelde üç ila altı saniye arasında yaparsınız.

https://imgresizer.eurosport.com/unsafe/0x0/filters:format(jpeg):focal(1177x244:1179x242)/origin-imgresizer.eurosport.com/2020/01/29/2764729.jpg

Aynı şeyleri şutlarda da söylemek mümkün fakat bunu yazının ilerisine saklamakta fayda var. Kısacası, basketbolun roket bilimi olma sebebi bana kalırsa detaylardaki mühendisliktir. Roket biliminden bir örnek verecek olursak, Neil Armstrong dendiğinde genel-geçer yargıda akla onun Ay’a ayak basan ilk insan olduğu gelir. Fakat çoğu kişi onun 1944’te henüz 14 yaşındayken Ohio’nun küçük ilçesi olan Wapakoneta’da uçuş lisansı almak için uygun hâle geldiğini ve 16’sında resmen uçma izni aldığını, ki sürücü ehliyetinden önce bunu alıyor, veya 1950’lerde Amerika Birleşik Devletleri deniz donanmasının FASRON 7 projesinin beyin takımında olduğunu bilmez.

Basketboldaki örneği ise yazımızın başrolü, Luka Dončić’ten vermek mümkün. Luka’nın 2017’den beri neler yaptığını neredeyse hepimiz ezbere biliyoruz: Slovenya’yla kazanılan bir EuroBasket kupası, Real Madrid’deki harika anlar, NBA Draftı, çaylak yılında süper yıldız olması, onlarca rekor kırması ve ikinci yılında ligin en iyi üç oyuncusundan biri olarak kabul edilmesi.

Fakat sanırım birçok kişi onun 13 yaşındayken İspanya Ligi’nin minikler turnuvasında triple-double ortalamaları yakalayıp her maçta neredeyse iki-üç crossover yaptığını veya henüz 15-16 yaşındayken İspanya Ligi’nde maça çıkıp temasla potaya gittiğini ya hatırlamıyor ya da bilmiyoruzdur. İşte bu yazıda Luka Dončić’in neden mükemmel bir basketbol oyuncusu olduğunu anlatmaya çalışırken aslında basketbolun ne kadar karmaşık, roket bilimi gibi detaylarda kaybolduğunu izah edeceğim.

Görme kavramı meta hâlini alan bir ürün gibi normalleşmiştir insanoğlunun bilincinde. Bu eylem bize o kadar doğal gelir ki, tüm karmaşık sürecin altında yatan düzeneği takdir etmek, düzeneği anlamak güçtür. Zaten pembemsi olan ve milyonlarca hücreyi barındıran beynin %35’inin görmeye adanmış olmasının şaşırtıcı gelmesi buradan kaynaklanır.

Luka Dončić’i izlerken bazen görme düzeneğimizin normalliğine kapılıyoruz. Luka, İspanyollar’ın “Abi bu ne ya? Bu ne ya?” dedirten uzun mesafeli üçlükleri ile ilginç turnikelerine, Slovenlerin soğukkanlılığına ve yaşının üzerindeki olgunluğuyla her maçta bize şaheser sayılar sunuyor fakat bu sayıları belki elimizde telefon olduğundan belki de dikkatimizi gerçekten maça vermediğimizden farkında değiliz.

Yani insanoğlunun gözlerini bir şeye dikmesinin o şeyi gördüğü anlamına gelmediğini keşfeden sihirbazların dikkatimize yön verip görüş açımızı etkilemesi ve bizi büyülemesi fakat bazen de sıradanlaşması gibi Luka da sık sık büyülüyor ve bu büyülüğü her geçen gün biraz daha yoğunlaştırdığı için sıradan hâle geliyordu.

İşi nöroloji ile roket bilimine fazla kaptırmadan tamamen basketbolun özüne dönelim. Ana sorumuz, Luka Dončić neden mükemmel bir oyuncu?

Eğer bu sorunun cevabını yazılı sınav okumaktan bıkan lise tarih öğretmeni gibi, kısa ve öz bir şekilde istiyorsanız, buyurunuz: Luka Dončić henüz 21’inde ve NBA’in en iyi üç oyuncusundan biri, Avrupalı, 15’inden beri basketbola damga vuruyor ve sahada neyi nasıl yapmak istiyorsa öyle yapıyor. Eğer ki cevabı detaylarda, rakamlarda kaybolmayı seven, bir işaret hatasından bile puan kıran matematik öğretmeni titizliğinde istiyorsanız buyurunuz aşağıya.

Luka Dončić, 2015-2016’da Eflatun-Beyazlı Real formasını üzerine geçirdiğinde henüz 15’inde 16’sındaydı. İspanya Ligi’nde sezon sona erdiğinde 251 hücum pozisyonunda %49,7 isabet yüzdesiyle 229 sayı üretmişti. Topsuz oyunda skorer rolü üstlendiğinde pozisyon başına ne kadar sayı buluyordu, biliyor musunuz? 78 pozisyonda %41,9 isabet yüzdesiyle 1,27.

Toplam sayı üretiminde Luka, 7857 kişilik uluslararası oyuncu havuzu listesinde 1619. sıradaydı. Evet, henüz 16’sındaydı o sıralarda. 16 yaşında olan bir çocuktan lisedeki derslerinde başarı ve düzgün bir kariyer planlamasını beklersiniz elbette fakat çıkıp ortalama altı kas kütlesiyle 30’luk oyunculara karşı sinir bozucu basketler bulmasını pek de beklemezsiniz, daha doğrusu bunu ihtimaller arasına bile almazsınız.

Yazı sırf uzasın diye her sezonu detay detay gitmeye gerek var mı? Sanmıyorum. Zira Luka, NBA macerasına dek geçen her sezonda çıtayı istikrarlı olarak bir-iki kademe arttırıyordu, tıpkı gökdelenin temelini inşa ettikten sonra üst katları daha rahat inşa eden bir mühendis gibi.

https://imgresizer.eurosport.com/unsafe/0x0/filters:format(jpeg):focal(1284x774:1286x772)/origin-imgresizer.eurosport.com/2019/12/26/2742656.jpg

Luka Dončić, 2018 NBA Draftı’nın yapıldığı tarih olan 21 Haziran 2018’e gelindiğinde Slovenya’yla EuroBasket’i kazanmış, Real Madrid’le hem İspanya Ligi’nde hem de Euroleague’de kupa kaldırmış, 82 kez Euroleague parkelerine ayak basarken sanki 17-18 yaşında değilmiş gibi oynamış ve kafalarda, “Abi tamam da bu çocuk biraz hantal değil mi ya? Yağ oranı fazla sanki, risk alınır mı?” sorularıyla draft’a hazırlanmıştı.

Draft’a birkaç hafta kala, 2020 NBA Draftı’nın yıldız adaylarından biri olarak gösterilen Deni Avdija’nın şu sıralar antrenman yaptığı meşhur P3 kompleksinde hazırlık yapan Halleluka (The Ringer, bu konuda ona dair bir şarkı bile yaptı), Dwayne Johnson’ın Instagram’da paylaştığı antrenman videolarına nispet yaparcasına antrenman yapmış ve fiziksel olarak kısa sürede birkaç kademe atlamayı başarmıştı.

Draft zamanında yaşananlar malum. Phoenix Suns, “komşu çocuğu” etiketiyle Deandre Ayton’ı ilk sıradan seçer. Sacramento Kings, uzun ve mobil olduğu için Marvin Bagley’e gider. Atlanta Hawks ise üçüncü sıradan Luka Dončić’i seçer fakat Luka’yı seçtikten hemen sonra beşinci sıradan Trae Young’ı seçen Dallas Mavericks’le takas yapar.

Mavericks Luka’yı Hawks Trae’yi alır yani günün sonunda.

Luka çaylak sezonuna başlar. Logan’ın yaşlılık dönemindeki gibi bir dönem geçiren Dirk Nowitzki, Dončić’e yol gösterir. Fakat Dončić, kılavuza sahip olmadan rotasını bulabilen kaptanlar gibi daha çaylak yılında direksiyonu alır, Rick Carlisle’ın dört dışarıda, bireysel özgürlüklü ve temponun sürekli değiştiği hücum sisteminde bazen oyun kurucu bazen kısa forvet bazen de uzun forvet olarak oynar.

Zaten Dončić’i mükemmel bir basketbol oyuncusu yapan şey de bu. Luka, 1,95’lik kısalara oynarken savunmacısının hızlı ellerini ve eğer sahipse sert fiziksel özelliklerini akışkan atletizmi ve “advanced momentum ballhandling” olarak tanımlanan yani topun etrafında kalkan oluşturup vücudunu araya koyarken yaratıcılık sergilemesini sağlayan top hâkimiyetiyle aşar. Fizikli, sert, akıllı forvet savunucularını ise James Harden ile Damian Lillard’ın sık sık yaptığı gibi orta sahaya kadar çeker, ayak oyunlarında gaz-fren dengesini ayarlar, dripling fake’inden perde fake’ine kadar şapkadan renk renk tavşan çıkarır, ya geriye çekilerek üçlükler ya da delici penetrelerle isabeti bulur.

İşi daha da güzelleştiren şey ne biliyor musunuz? Luka Dončić bunları takımının 22-6 önde olduğu bir Charlotte Hornets maçında da veya başa baş giden bir maçın son anında da yapıyor. Maçın her anında öne çıkıp, “Abi bakın ben istediğim yere istediğim şekilde istediğim zaman giderim” diyebiliyor. Tabii ki bunları yaparken daima doğru kararları veremiyor, daima isabet bulamıyor fakat zaten Carl Sagan’ın sık sık belirttiği, “Kusursuz insan olsa hayat yaşanılabilir olur muydu?” sorusunun basketboldaki karşılığı da yoktur, değil mi?

Sagan demişken dönelim rakamlara.

Luka, 72 maça çıkıp %42,7 saha içi isabetiyle yakaladığı 21,2 sayı ortalamasıyla tamamladığı çaylak sezonunda altı asist ve 7,8 ribaund ortalamalarını da hanesine ekledi. İşin detay kısmında ise Dončić büyülüyordu. Yalnızca 1,8 asist/top kaybı ortalamasını yakalarken pick-and-roll sonrasında topu yönlendiren oyuncu olarak girdiği 628 pozisyonda %44,3 saha içi isabetiyle 562 sayı buluyor ve bu alanda ligin en iyi altıncı oyuncusu oluyordu. Geride bıraktığı isimlerden (450 ile 700 pozisyon arası göz önüne alındı) bazıları: LeBron James, Kyrie Irving, Paul George, Bradley Beal, Kawhi Leonard, Russell Westbrook, Devin Booker.

Dončić, MVP yarışında bir yerlerde koltuk bulmasını bile sağlayabilecek olan performansıyla yılın çaylağı ödülünü omlet pişiren beş yıldızlı şef rahatlığıyla kazanırken ikinci sezonunda Mariana kadar derin olan yetenek repertuvarını tamamıyla kullanıyordu.

21 (yazarken bile garip geliyor) yaşındaki Sloven yıldız, 28,8 sayı, 9,4 ribaund ve 8,8 asist ortalamalarıyla tamamladığı normal sezonda LeBron James karşısında acayip performanslar sergilediği maçların yanı sıra MVP yarışında ilk üç koltuktan birini alıyordu.

Dončić 1746 pozisyonda 1759 sayı üretip ligin en verimli üç skorerinden biri olurken pick-and-roll sonrası topu yönlendiren oyuncu ve pota etrafında bitiriş rollerinde Everest zirvelerine geliyordu, hatta gelmişti bile.

809 kez pick-and-roll topu yönlendiren oyuncu olarak pozisyona girip 838 sayı üretip ligde üçüncü basamağı alırken pota etrafında bitirme anlamında 376 pozisyonda 518 sayı üretip sekizinci basamağı yakalıyordu. 2,02’lik Luka’nın bu alanda geride bıraktığı isimlerden (350 ile 500 pozisyon arası göz önüne alındı) bazıları: Jonas Valanciunas, Andre Drummond, LeBron James, Anthony Davis, Nikola Vucevic, Mitchell Robinson, Clint Capela, Russell Westbrook, Ben Simmons, Nikola Jokic.

Yani evet, 2,02’lik çocuk, 2,10’un üzerindeki oyunculardan daha verimli bir pota etrafı bitiricisi olarak oynuyordu.

https://imgresizer.eurosport.com/unsafe/0x0/filters:format(jpeg)/origin-imgresizer.eurosport.com/2019/12/20/2740262.jpg

Luka Dončić bu gece Los Angeles Clippers’a karşı serinin altıncı maçını takımına kazandırmak için sahaya çıkacak. Sakat bilekle maç kazandıran şutu atıp “YETER be abi bu ne sayı, bu ne asist” dedirttiren dördüncü maç performansı sonrasında beşinci maçta tek kurşun olarak bu sefer yetmemişti.

Kristaps Porzingis’in yokluğunda Luka Dončić, bu gece takımının yine yeni yeniden tek ve en önemli silahı olacak. Yerküre üzerindeki dokuz-10 oyuncunun yarattığı etkiye sahip Dončić. Koşullar ne olursa olsun, ne kadar eksik olursa olsun, bulunduğu takımı daima bir tehdit hâline getirebilme çekim etkisine sahip. Tıpkı Elon Musk’ın PayPal’i birkaç dolara kurup bin dolarlara satıp üzerine SpaceX ile NASA’ya nispet yaparcasına yarattığı “modern dönem roket bilimi”ndeki çekim etkisi gibi.

Luka bir uzay mühendisi veya astronot değil elbette; fakat basketbolun roket bilimi kısmında Dončić, mühendisliği en iyi şekilde yapıp karmaşıktan zarafet çıkarabilen bir oyuncu. Henüz 21’inde, çok fazla şey yapabiliyor ve yapabileceği çok daha fazla şey var. Tavanı kestirilebiliyor mu, hayır. İşte zaten bence tam da bu nedenden ötürü Luka Dončić, mükemmel bir basketbol oyuncusu.

Basketbol
Roko Prkačin ile ilk yılları, babasıyla olan ilişkisi, Efes Pilsen, NBA, Formula 1 ve fazlası
DÜN - 18:01
Basketbol
NBA'de yılın ilk beşleri belli oldu
16/09/2020 - 21:54