2020 NBA Draft havuzu son yılların ucu en açık havuzlarından birine sahip. Zira birinci sıradan seçilecek olan isim için herkesin farklı bir adayı var. Bu geçmiş yıllarda da yaşanan bir durumda fakat işi farklı kalan şey, bazılarının ilk sıradan seçilmesini beklediği isimlerin bazılarınca ilk 15'te bile yer almaması.

İşte bu belirsizlik ortamındaki turnusol kâğıdı olan takım-oyuncu uyumunda ilk adım bugün, lottery organizasyonuyla atılacak.

Basketbol
Soru
BIR GÜN ÖNCE

Şimdi gelin ilk 10'dan seçilmesi muhtemel isimleri yakından tanıyalım.

Anthony Edwards – Şutör guard – Georgia

Kişisel görüşüme göre Anthony Edwards, 2020 NBA Draftı’nın en potansiyelli ismi. 18 yaşında olmasıyla büyük bir yaş avantajı bulunan Edwards, hücumda boyalı alanda hemen hemen her şeyi yapabiliyor. Top hâkimiyeti ve pas dağıtımı pek göz kamaştırıcı değil. Ayrıca 7,7 denemede %29,4’le üçlük atması da onun NBA’deki geleceğine dair bir soru işareti oluşturuyor. Fakat henüz 18 yaşında olan bir oyuncunun hücumda takımı sırtlayabilecek kadar yetenekli olması, eksiler için minimum iki yıllık bir gelişim süresi kazandırıyor. NBA ortamında Edwards, bu gelişimi rahatlıkla sağlayıp kariyerinde tahmin edilenin bir üst basamağına sıçrayabilir.

LaMelo Ball – Oyun kurucu – Illawarra

LaMelo Ball, genel oyun repertuvarı açısından Anthony Edwards’a göre daha komple bir oyuncu. 7,6 ribaund ortalamasıyla pozisyonuna göre ne kadar iyi bir ribaund oyuncusu olduğu anlaşılabilir. Ayrıca 201 santimetre uzunluğunda olmasına karşın top hâkimiyeti ve genel pas repertuvarı onun hızlı, zeki oyun kurucular gibi oynayabilmesini ve rakiplerine karşı büyük bir fiziksel avantaj yakalamasını sağlıyor. Fakat LaMelo, hücumda bireysel skor üretiminde net bir yol belirleyemeyen ve savunmada tembel kalan bir oyuncu. Her ne kadar iyi bir el-ayak koordinasyonu olsa da savunmada geçirgen. Hücumda 6,7 denemede %25’le üçlük atmasının yanı sıra patlayıcı ilk adımı ve bunun getirdiği akışkan atletizmi dışında net bir silaha sahip değil. Tabii o da Edwards gibi gelişmek için harika bir yaş avantajına sahip.

Deni Avdija – Kısa forvet – Maccabi Tel Aviv

Bence Deni Avdija, 2020 NBA Draftı’nda uluslararası oyuncu havuzundaki en iyi isim. Fiziksel özellikleri hem uzunluk hem kas hem mobilite hem enerji aktarımı açısından mükemmel olan Avdija, maç sırasında bazen tepeye geçip 193 santimetrelik oyun kurucular gibi izolasyon oynayabilmesi bazen de diplere geçip nokta şutör rolünü üstlenebilmesiyle “modern dönem” oyunun aradığı isimlerden biri. NBA projeksiyonunda mükemmel bir skorer olur mu? Zannetmiyorum. Zira İsrail Ligi ve EuroLeague’de maçlarını genelde 10 sayı (koronavirüs sonrasında İsrail Ligi’nde hep çift haneler üretti) ve altında bitiriyordu. Elbette her şey sayı atmak değil fakat NBA’de bir etki yaratmak istiyorsanız bu kaçınılmaz. Avdija, fiziksel özelliklerine kattığı oyun özelliklerine istikrar ve çeşitlilik getirebilirse beş yıl içinde bu sınıfın en iyi oyuncusu olarak anılabilir.

https://imgresizer.eurosport.com/unsafe/0x0/filters:format(jpeg):focal(1633x347:1635x345)/origin-imgresizer.eurosport.com/2019/11/28/2726131.jpg

Onyeka Okongwu – Uzun forvet/Pivot – USC

Onyeka Okongwu, 2020 NBA Draftı’nın olası ilk 10 seçimi arasında risk alınabilecek en iyi isim. Demek istediğim, bu sezonu 16,2 sayı ve 8,6 ribaund ortalamalarıyla bitiren 19 yaşındaki oyuncu, geleneksel oyunun istediği her şeyi yapabiliyor. Potayı koruyor, rakip potaya iyi saldırıyor, post oyunlarını oynayabiliyor, perde oyunlarında verimi yüksek fakat modern oyunun NBA seviyesinde birçok soru işaretine sahip olacak. Eğer onun gelişimine inanır ve seçerseniz belki de üç yıl içinde franchise oyuncusunu kadronuzda barındıracaksınız. Fakat eğer ki Onyeka, NBA seviyesinde modern oyuna ayak uyduramazsa herhangi bir takımın 15-24 dakika ortalamayla sahada kalan ve bol bol perde asisti yapan oyuncusu olabilir.

Killian Hayes – Oyun kurucu/Şutör guard – Ratiopharm Ulm

Killian Hayes, bu listede ilk 10’a alıp almama konusunda en kararsız kaldığım oyuncu. Öncelikle, evet, Hayes yaşına göre oynadığı seviyelerde iyi bir skorer ve pasör performansları gösterdi. 11,6 sayı ve 5,4 asist ortalamalarını yakalarken kritik anlarda sorumluluk almayı, savunmada sağlam kalmayı ve açık alan hücumlarında hızlı karar almayı başardı. Fakat ona dair en büyük soru işaretim, NBA devamlılığı. Ulm her ne kadar iyi bir seviyede yer alsa da Hayes’in performans skalası için yanıltıcı olabilir. Birazdan değineceğim Aleksej Pokusevski neredeyse maça bile çıkmadı son sezonlarda fakat o ve onun gibi “saf yetenek” sahibi oyuncular Hayes’ten biraz daha farklı oluyorlar. Elbette Hayes’in de bir saf yeteneği var. Fakat sahip olduğu saf yetenek onu Charlotte Hornets, Chicago Bulls gibi günümüzün düşük kalburlu takımlarında net skorer yapmaya yetebilir. Hedefi ilk dörtten play-off yapmak olan bir takımda net skorer rolünü kaldıramayabilir. Tabii en azından şimdilik. Ayrıca ne olursa olsun sahip olduğu skor içgüdüsünü görmezden gelmek olmaz.

Tyrese Haliburton – Oyun kurucu – Iowa State

Tyrese Haliburton, ilk 10’dan seçilmesi muhtemel olan oyuncular arasında hem olgunluk hem de hücum repertuvar genişliği açısından en fazla silaha sahip olan isim. 5,6 denemede %41,9’la üçlük atıp genel sayı ortalamasında 15,2’yi tutturması ve 5,9 ribaund, 6,5 asist ortalamasıyla oynaması işin sayısal göstergeleri. Eğer bu sezon Haliburton’ın sahada olduğu herhangi bir Iowa State maçı izlediyseniz onun hücumda hemen hemen her şeyi yaptığını (topsuz oyun aksiyonlarında aktif kalabilmek dahil), atletizminin yüksek seviyelere yaklaştığını ve ideal bir lider olduğunu görebilirsiniz. Ayrıca 2,5 top çalma ortalaması da işin iyi yanlarından biri. Fakat ne var ki Haliburton, fiziksel olarak NBA seviyesine hazır değil. Özellikle de güç bakımından. İdeal bir genişliğe ve uzunluğa sahip fakat NBA’de sürekli değişen savunma düzeninde aktif kalması ve çok yönlü hücum repertuvarını yansıtabilmesi için güce ihtiyacı var. Ayrıca şut mekanizması, hareketli rol için NBA’e uygun değil. Fizikli oyun kurucular karşısında sayı üretmekte ve onlara karşı durmakta zorlanabilir.

James Wiseman – Pivot – Memphis

Doğrusunu söylemem gerekirse, James Wiseman, Ekim ayında hazırladığım ilk draft listemde birinci sıradaydı. Yıl sonuna kadar da orada kaldı. Fakat sezonun başlarında NCAA’in kurallarından birini ihlal ettiği gerekçesiyle ligden ihraç edilmesi ve çalışmalarına bireysel olarak devam edecek olması bir hayli soru işareti oluşturdu. Wiseman, East High School’dan beri birçok NBA scout ekibinin radarında olsa da draft öncesi en verimli dönemini bireysel çalışmalarla geçirdi. Evet, fiziksel olarak istikrarını korudu, toplu antrenmanlar yaparak formdan düşmemeye çalıştı fakat maç temposuna giremedi. Ayrıca Wiseman’ın basketbol oynaması için en erken tarih 1 Aralık olacak. Zira NBA’de yeni sezon o gün başlayacak. Yani neredeyse bir yıl hatta fazla bir süre parkeden uzak kalmış olacak. Boyalı alanın her iki tarafında da tam bir ezici üstünlüğe sahip olan Wiseman, ümit veren orta mesafe şuta da sahip. Yani 2018 NBA Draftı’nda bir numaradan seçilen Deandre Ayton’a göre çok daha iyi bir oyuncu bana kalırsa fakat bir yıl basketboldan uzak kalmak, NBA seviyesinde şut geliştiremezse olacakları düşünmek biraz kafa karıştırıcı.

Isaac Okoro – Kısa forvet – Auburn

Isaac Okoro, NBA’in aradığı prototip forvet tanımına uyan bir oyuncu. Pota etrafında bitirebiliyor, ümit vaat eden bir şut repertuvarı var, topu yere vurup potaya gidebiliyor, topsuz oyun aksiyonlarındayken katları doğru zamanda ve doğru yerlerde yapabiliyor. Fakat onu ilk 10 arasına yazmamdaki en büyük etken savunma performansı. Bence Okoro, bu seneki draft sınıfının en iyi savunma oyuncusu. Perimetreyi koruyabiliyor. Pota etrafında ortalama caydırıcılığa sahip. Adam değişim savunmalarında ilk dört pozisyonu savunabiliyor. Topsuz oyundayken perdelere takılmadan adam takibi yapabiliyor. Henüz 19 yaşında olan bir NCAA oyuncusu için bunlar, çok ama çok değerli şeyler. Tabii NBA’in “koruma”dan ziyade “atma”ya bağlı olduğunu unutmamak lazım. Zira Okoro, NBA seviyesinde Trevor Ariza-PJ Tucker tarzı bir forvet olabilir ancak bunu başarması için hücumda istikrar yakalaması ve şutunu geliştirmesi gerekiyor.

Devin Vassell – Şutör guard/Kısa forvet – Florida State

Devin Vassell, Okoro’dan sonra savunma performansını en beğendiğim oyunculardan (diğeri Okongwu) biri. Perimetre hizasında ahtapot gibi olan Vassell, hücumda göz kamaştırıcı bir patlayıcı atletizme sahip. Potaya açık penetre alanı bulduğu zaman klasik bitirişler yerine birçok kez ESPN’in en iyi hareketler listesine girebilecek smaçlara imza atabilir. Açık alanı iyi koşuyor, hücumda sorumluluk alıyor ve 3,5 denemede %41,5 ortalamayla üçlük atıyor. Fakat Okoro için dediğim “atmak-korumak” konusu Vassell için de geçerli. Vassell, tıpkı Avdija gibi aman aman bir skorer değil. Takımın bench’ten gelip oyuna enerji katan parçası olabilir. Bir nevi Gerald Green veya Kent Bazemore gibi. Fakat FSU sistemi sonrasında NBA’deki çalışma ortamı onun da kariyerini bambaşka noktaya taşıyabilir.

Obi Toppin – Uzun forvet – Dayton

Obi Toppin, bu draft sınıfının en büyükkumarı durumunda. Toppin, hücumda her şeyi yapabiliyor. Şut atmaktan ikili baskıyı aşıp potaya gidip ters elle bitirmeye kadar her şeyi yapabiliyor. Atletizmi hem akışkan hem de patlayıcı. Ayrıca fiziksel olarak da NBA seviyeleri için fena değil. “Tamam da neden 10. sırada?” sorusu aklınıza gelebilir. İşte burada Toppin’in savunmadaki korkunç tablosu karşımıza çıkıyor. Biraz önce belirttiğim gibi, NBA’de atmak, korumaktan önemli kabul ediliyor son dönemlerde fakat Toppin, işin koruma kısmında hiçbir şey vaat etmiyor. Takımın savunma rotasyonunda büyük bir zaafa yol açıyor. Bana kalırsa bu durum onun NBA çevrelerinde sert eleştiriler almasına ve doğal olarak menta yıpranma yaşamasına yol açabilir. Böyle bir durumda Dayton çıkışlı oyuncunun NBA kariyeri, pek de şaşaalı geçmeyebilir.

Basketbol
Roko Prkačin ile ilk yılları, babasıyla olan ilişkisi, Efes Pilsen, NBA, Formula 1 ve fazlası
DÜN - 18:01
Basketbol
NBA'de yılın ilk beşleri belli oldu
16/09/2020 - 21:54