Basketbol

NBA’de eğlence yeniden başlıyor | Disney rehberi ve Doğu Konferansı analizi

Share this with
Copy
Share this article

NBA

Image credit: Eurosport

ByEurosport Türkiye
22/07/2020 at 07:39

Kuzey Kılıç, NBA'de yeniden başlayacak olan sezon öncesinde Doğu Konferansı'ndaki dokuz takımı analiz ederken Disney World'deki rehberi detaylarıyla kaleme aldı.

2019-2020 NBA sezonu, 12 Mart’ta oynanan dört maçtan beri askıya alınmış durumdaydı. Koronavirüs salgını nedeniyle geleceği bir süre belirsiz kalan sezona dair Haziran başında yapılan açıklamada, NBA yönetiminin 30 Temmuz’da Orlando’da Doğu Konferansı’ndan dokuz ve Batı Konferansı’ndan 13 takımla birlikte Orlando’da sezonun yeniden başlama fikrine onay verdiği belirtildi. Şimdi gelin, hasret kaldığımız NBA geceleri öncesinde Orlando’da yer alacak olan 22 takıma göz atalım.

Nedir bu turnuvanın takvimi tam olarak? Daha da önemlisi, "play-in" diye bir şey var. Bu ne demek?

Basketbol

Toronto Raptors’ın muazzamlığı ve şampiyonluk adaylarının sıradanlığı

03/08/2020 AT 13:00

Maçlar 30 Temmuz'da başlayacak. 14 Ağustos'a kadar her takım sekiz kez parkede yer alacak. Maçlar sonrasında konferanslarında sekizinci ile dokuzuncu sıralarda yer alan takımların birbirleriyle arasında dört veya daha az galibiyet farkı oluşursa, sekizinci sıra için çift elemeli bir "play-in" turnuvası düzenlenecek. Eşleşmeyi kazanan takımlar play-off'a yükselecekler.

15-16 Ağustos'ta oynanacak olan turnuvanın ardından 17 Ağustos'ta play-off heyecanı başlayacak. 30 Ağustos'ta oyuncuların aileleri ve misafirleri Orlando'ya gelebilecekler.

31 Ağustos ile 13 Eylül tarihleri arasında konferans yarı finalleri oynanacak. 15 ile 28 Eylül tarihleri arasında ise konferans finalleri oynanacak.

30 Eylül ile 13 Ekim tarihleri arasında oynanacak olan NBA Finalleri sonrasında yüzükler sahibini bulacaklar.

Başa dönelim. Hangi takımlar yer alacak bu konferansta? Neden?

Batı Konferansı'ndan Los Angeles Lakers, Los Angeles Clippers, Denver Nuggets, Utah Jazz, Oklahoma City Thunder, Houston Rockets, Dallas Mavericks, Memphis Grizzlies, Portland Trail Blazers, New Orleans Pelicans, Sacramento Kings, San Antonio Spurs ve Phoenix Suns; Doğu Konferansı'ndan Milwaukee Bucks, Toronto Raptors, Boston Celtics, Miami Heat, Indiana Pacers, Philadelphia 76ers, Brooklyn Nets, Orlando Magic ve Washington Wizards, Disney'de yer alacaklar.

Bu takımlar seçilirken "6,5 galibiyet fark" kıstas kabul edildi.

Peki kimler dışarıda kaldı?

Chicago Bulls, Charlotte Hornets, New York Knicks, Detroit Pistons, Atlanta Hawks, Cleveland Cavaliers, Minnesota Timberwolves ve Golden State Warriors tatile erkenden girdiler.

En önemli şeyi unuttum. İlk iki günde maçlar kimler arsında oynanacak?

30 Temmuz'da Utah Jazz ve New Orleans Pelicans mücadelesiyle dört aydır hasret kaldığımız uykusuz gecelere başlayacağız. Maç bittikten sonra Los Angeles'ın iki devi Clippers ve Lakers parkede yer alacaklar. Ertesi gün ise Orlando Magic ile Brooklyn Nets, Phoenix Suns ile Washington Wizards, Memphis Grizzlies ile Portland Trail Blazers, Boston Celtics ile Milwaukee Bucks, Sacramento Kings ile San Antonio Spurs, Dallas Mavericks ile Houston Rockets kozlarını paylaşacaklar.

Oyuncuların Orlando'ya gidip gitmeme kararlarında neler yaşandı?

Koronavirüs salgını ve Amerika Birleşik Devletleri'nde sosyal adalet için devam eden savaş, oyuncuların Orlando'ya gidip gitmeme kararlarını etkiledi. Oyunculara üç aşamalı testler yapıldı. Ayrıca bir oyuncu Orlando'ya gelmek istemediyse maaşından herhangi bir kesinti yapılmadı.

Kim hangi otelde kalıyor?

Gran Destino: Bucks, Lakers, Raptors, Clippers, Celtics, Nuggets, Jazz, Heat

Grand Floridian: Thunder, 76ers, Rockets, Pacers, Mavericks, Nets, Grizzlies, Magic

Yacht Club: Blazers, Kings, Pelicans, Spurs, Suns, Wizards

Şu test kurallarından bahset biraz.

NBA "bubble"ı içerisinde Disney World'de yer alan her oyuncunun ilk test aşamaları 23-30 Haziran tarihleri arasında evde yaptıkları testlerle başladı. Orlando'ya girdikten sonra oyuncu, 48 saat içerisinde iki kez korona negatif sonucu alırsa otelde daimi yerini alabildi.

Eğer bir oyuncu oradaki ortamdan ayrılırsa geri dönmesi için en az 10 gün beklemesi gerekecek. Maske, sosyal mesafe, kişisel malzeme kullanımı gibi birçok tedbir alındı ayrıca.

Son soru, Disney'deki çalışanlara neler oldu?

Disney çalışanları evlerinden işe git-gel yaparak görevlerini yapmaya devam ediyorlar. Housekeeping ekibi oyuncu-menajer-antrenör-basın odasına girmedi, tüm desteği dışarıdan sağlıyorlar. Herkes maske ve eldiven takarlarken gün içerisinde altı kez ateşlerini ölçtürüyorlar.

Washington Wizards

24 galibiyet ve 40 mağlubiyetle konferanslarında dokuzuncu sıradalar.

Hücum reytingleri 111,9 | Bu alanda ligde 12. sıradalar.

Savunma reytingleri 115,8 | Bu alanda ligde 30. sıradalar.

Maç başına 115,6 sayı atarlarken potalarında 119,7 sayı görüyorlar.

Maç başına denedikleri 33,1 üçlükte %37,3 isabet ortalaması yakalayarak bu alanda ligde üçüncü sırada yer almayı başardılar.

Ligin en kötü boyalı alan savunmasına sahipler.

Orlando’dan önce

Washington Wizards, 2019-2020 NBA sezonunun sürpriz takımlarından biri. Tabii ki inanılmaz bir başarıya imza attıklarını söyleyemeyiz. Fakat ABD'nin başkent ekibinin 64 maçta 30 galibiyet sınırına yaklaştığını görmek biraz şaşırtıcı. Scott Brooks'un takım elbiseleriyle kenarda olduğu takımda Bradley Beal, tüm sezonu sırtlamayı başardı. 57 maçta 30,5 sayı, 6,1 asist ve 4,2 top çalma istatistikleriyle oynayan Beal'ın en büyük destekçileri Davis Bertans, Jordan McRae, Thomas Bryant, Isaiah Thomas ve Rui Hachimura oldular.

Bertans, bu sezonu kıstas aldığımızda ligin en iyi şutörlerinden birisi hâline geldi. Maç başına neredeyse dokuz üçlük deneyen ve %42,4 isabet ortalaması tutturan Bertans'ın yanı sıra çaylak Rui Hachimura ve Thomas Bryant, sahanın her iki tarafında da boyalı alanı etkili bir şekilde koruyarak Wizards'a destek oldular. Sezonun ikinci yarısının başlarında mükemmel bir ivme yakalayan Jordan McRae ve Boston Celtics günlerinden çok uzak olsa da takımın skorer ihtiyacını bir nebze karşılayan Isaiah Thomas, Bradley Beal temelli Washington Wizards sisteminde tamamlayıcı oldular.

Hücumda hemen hemen her topu at at at felsefesiyle oynayan Wizards'ın savunması tam anlamıyla bir felaket. Potayı koruyamamalarından çizgi dışındaki savunma rotasyonlarına dek Washington Wizards, ligin en kötü savunma takımı.

Orlando'da ne beklemeli?

Açıkçası Scott Brooks ve öğrencileri, 64 maçlık süreçte kendilerinden bekleneni biraz aşarak "kötünün iyisi" tadında bir performans sergilediler. Orlando'da oynayacakları sekiz maçta en fazla iki galibiyet çıkarmaları ve Ağustos'ta Washington'a dönmeleri gayet muhtemel.

Takımın yıldızı kim?

Bu sorunun cevabı kuşkusuz Bradley Beal. Göz kamaştıran istatistikleri bir yana, Beal her anlamda kariyerinin en özel sezonlarından birini geçiriyor. Zira verimli şut kullanım yüzdesindeki artış ve top yönlendirme konusunda biraz daha olgunluk kazanması Bradley Beal'ın oyun repertuvarını çeşitlendirdi.

Takımın mikro yıldızı kim?

Bu sorunun doğru cevabı elbette kişiden kişiye değişecektir fakat bence Troy Brown, 2019–2020 Wizards kadrosunun mikro yıldızıydı. 64 maçın 61'inde sahada yer alan ve bu maçların 47'sinde kenardan gelen TB, yakaladığı 9,7 sayı, 5,3 ribaund ve 2,3 asist ortalamalarının yanı sıra savunmada Wizards'ta bir şeyler gösterebilen iki-üç isimden biriydi.

Orlando Magic

30 galibiyet ve 35 mağlubiyetle konferanslarında sekizinci sıradalar.

Hücum reytingleri 108 | Bu alanda ligde 24. sıradalar.

Savunma reytingleri 109 | Bu alanda ligde dokuzuncu sıradalar.

Maç başına 106,4 sayı atarlarken potalarında 107,3 sayı görüyorlar.

Maç başına 12,6 top kaybı yaparak bu alanda lig ikinciliğinde yer alıyorlar. Ayrıca 8,4 top çalma ve 5,7 blokla, bu iki istatistiğin top kaybıyla oranlandığı kategoride ligde ikinci sırada yer almayı başardılar.

Maç başına 32 denemede %34,1 isabet oranıyla üçlük atarak bu alanda ligin en kötü beş takımı arasında yer alıyorlar.

Orlando öncesi

Kadro yapısında Terrence Ross, Markelle Fultz, Aaron Gordon, Jonathan Isaac (sakat), Al-Frouq Aminu, Mohamed Bamba ve Wesley Iwundu gibi şut konusunda vasat olan isimleri bir arada bulunduran Orlando Magic, ligin keyiften uzak hücum stillerinden birine sahip. Nikola Vucevic, Evan Fournier ve Aaron Gordon üçlüsünün çekirdek yapısını oluşturduğu ve Michael Carter-Williams, DJ Augustin, Terrence Ross gibi isimlerin tamamlayıcı oldukları Magic, tepe pick&roll oyunları ve izolasyonlar dışında hücumda bir şey vaat eden bir takım değil.

Son iki-üç sezondur değişmeyen bu tablo 2019–2020'de biraz daha artarak devam etti. Steve Clifford'ın öğrencileri arasında Vucevic, Fournier, Ross, Gordon, Fultzz, Isaac ve Augustin çift haneli sayı ortalamaları yakalarlarken 6,7 denemede 2,7 isabet ortalamasıyla Fournier, takımın en iyi şutörü olduğunu rakamsal açıdan da gösterdi.

Magic'i Türkiye'de gece 03:30'da izlemek için geçerli bir neden arayacak olursak (bireysel tercihler dışında) bu "şey" işin savunma kısmı olabilir.

Steve Clifford'ın kariyeri boyunca gösterişli bir başarıya imza atmadığını söylemek yanlış olmayacaktır. Mütevazı kariyerinde Clifford, işin hücum kısmında genelde tekdüzelikle devam ederken savunmada, sistemini modern döneme göre tasarlamayı başardı.

Adam değişim savunmasında kısadan forvete geçiş sırasında boyalı alan çevresine bir uzun yerleştiren 59 yaşındaki baş antrenör, böylece adam değişimi sırasında olası bir rotasyon sorununa karşı ek tedbir alıyor. Geçiş hücumuna karşı takımını 2–1–2 alan savunmasında ilk pozisyona yerleştirirken geçişten sete set hücuma gelindiğinde hemen adam adamaya dönebiliyorlar. Maç başına yedikleri sayı, savunma reytingleri, top çalma ve blok ortalamaları işin matematiksel kısmındaki örnekleri gösteriyor.

Orlando'da ne beklemeli?

Büyük bir ihtimalle sekizinci sıradan play-off'a kalıp Milwaukee Bucks'ın rakibi olacaklardır. Bucks'tan ikinci maçı çalmalarını ve serinin genelinde mücadeleci olmalarını bekliyorum. Zira bunu yapabilecek enerji/personel dengesine sahipler.

Takımın yıldızı kim?

Nikola Vucevic. Yaz arasında maksimum kontratı alıp Karadağ spor tarihine geçen All Star patentli Vucevic, modern dönem uzununda hücumda aranan özelliklere sahip olması ve savunmada geleneksel tarzda kalıp rakiplerini pota etrafında durdurabilmesiyle takımın yıldız oyuncusu.

Takımın mikro yıldızı kim?

Takımın en skorer üçüncü ismi olan birine "mikro yıldız" demek belki akıl kârı olmayabilir fakat Ross, maç içerisinde aldığı sorumluluğun karşılığını iyi bir şekilde verirken bunu hem toplu hem de topsuz oyunlarda yapabiliyor. 14,8 sayı, 7,6 ribaund ve 3,7 asist ortalamalarıyla TR, işin savunma kısmında pozisyonelliğiyle takımına derinlik katıyor.

Brooklyn Nets

30 galibiyet ve 34 mağlubiyetle konferanslarında yedinci sıradalar.

Hücum reytingleri 108,1 | Bu alanda ligde 23. sıradalar.

Savunma reytingleri 108,7| Bu alanda ligde sekizinci sıradalar.

Maç başına 110,8 sayı atarlarken potalarında 111,4 sayı görüyorlar.

Maç başına 10,8 hücum ribandu alarak bu alanda ligde beşinci ve 37,6 savunma ribaundu alarak bu alanda ligde ikinci sıradalar. Aldıkları hücum ribaundlarının %88,4'ünü sayıya çevirerek bu alanda ligde zirvede yer alıyorlar.

Maç başına rakiplerinden en yüksek yüzdeyle, %49,6, iki sayılık basket yiyen iki takımdan biri.

Orlando öncesi

Brooklyn Nets, 2019–2020 sezonu öncesinde uzun vade için ligin en heyecan veren kadrolarından birini kurmayı başarmıştı.

Spencer Dinwiddie, Caris LeVert, Joe Harris, Taurean Prince ve Jarrett Allen genç çekirdeğinden oluşan takıma Kevin Durant ve Kyrie Irving dâhil edilmişti.

KD'nin 2019 NBA Finalleri'ndeki sakatlığı nedeniyle sezonu kaçıracağı biliniyordu. Fakat Kyrie'nin yaşadığı sakatlık kısa vadede uyum planını yerle bir etti. Zira 27 yaşındaki yetenekli oyun kurucu, kariyeri boyunca yaşadığı "uyum" sorununu aşmak için adeta bir sosyal deney sezonu yaşayabilirdi.

Kyrie'nin sakatlanmasının dışında takımın baş antrenörü Kenny Atkinson'ın 62. maç sonrasında takımdan gönderilmesi Brooklyn Nets özelinde sezona damga vuran olay oldu.

Zira Atkinson, genel menajer Sean Marks'ın uzun bir süredir uğraştığı yeniden yapılanma sürecinde kritik isimlerden biriydi. Yeniden yapılanmanın son aşamalarına gelinip üzerine inşa süreci başlayacakken mimarlardan birinin takımdan ayrılması, Jenga'da yanlış taşın çekilmesi gibi bir etki yaratabilir.

Kyrie'nin sakatlığı ve Atkinson'ın gönderilmesi işin kötü kısımları. Spencer Dinwiddie'nin bir rol oyuncusundan çıkıp "takımın net üç yıldızından biri" etiketine layık olacak performans sergilemesi ve LeVert, Prince ve Allen'ın gelişim eğrilerinin yukarıya doğru devam etmesi işin umut veren kısımları.

Kevin Durant'in 1 Aralık'ta başlayacak olan 2020–2021 sezonuna yetişme ihtimalinin yüksek olması ve Kyrie Irving'in hem fiziksel hem de zihinsel açıdan dinlenecek aralığı yakalaması Brooklyn Nets adına uzun vadede umut veriyor. Fakat bu noktada yapılacak olan baş antrenör seçimi takımın 2020'li yıllarını belirleyebilir. Zira yanlış bir hamle, takımın tüm dengelerini, yedi-sekiz yıldır yaratılmaya çalışılan kültürü bozabilir.

Orlando'da ne beklemeli?

Brooklyn Nets'in Orlando macerası büyük bir ihtimalle NBA Play-off ilk turunda sona erecektir. Dinwiddie, LeVert ve Allen üçlüsünün yanı sıra takıma dâhil edilen Jamal Crawford, Joe Harris, DeAndre Jordan ve Taurean Prince rotasyonu iyi olsa da genel anlamda Nets, bir üst basamağa atlamak için yeterli kaliteye ve derinliğe sahip değil.

Takımın yıldızı kim?

Orlando'da takımın yıldızı büyük bir ihtimalle Spencer Dinwiddie olacaktır. 64 maçın 49'unda ilk beş başlayan 26 yaşındaki oyuncu sezonu 20,6 sayı, 3,0 ribaund ve 3,5 asist ortalamalarıyla bitirirken hücumda tamamlayıcı rolden sıyrılıp takımın yıldızı konumuna gelirken her alanda seviye atlamayı başardı.

Takımın mikro yıldızı kim?

Taurean Prince. Jarrett Allen ve Caris LeVert; KD ve Irving'in yokluğunda takımın ana oyuncuları arasında yer alacakları için Prince, takımın en önemli tamamlayıcısı durumunda. Kariyeri boyunca kendisinden beklenen patlamayı bir türlü atamayan 25 yaşındaki çok yönlü forvet, enerjisini fiziksel özellikleri ve saf hücum becerileriyle birleştirmeyi başardı.

Philadelphia 76ers

39 galibiyet ve 26 mağlubiyetle konferanslarında altıncı sıradalar.

Hücum reytingleri 110,4 | Bu alanda ligde 17. sıradalar.

Savunma reytingleri 108,2| Bu alanda ligde altıncı sıradalar.

Maç başına 109,6 sayı atarlarken potalarında 107,4 sayı görüyorlar.

Ligde rakiplerine en az ribaund veren ikinci (41,9) ve rakiplerine en az asist şansı veren dördüncü (22,7) takım.

87,7 denemeyle maç başına ligde saha içinden en az şut deneyen baş takımından biri.

Orlando öncesi

Philadelphia 76ers, 2010'ların başından beri içerisinde olduğu Trust the Process felsefesi içerisinde birçok yıldız adayı ismi barındırdı. Temmuz 2020'ye baktığımızda bu isimlerden Ben Simmons ve Joel Embiid, süper yıldız etiketiyle takımda kaldılar.

Bu iyi bir şey gibi görünebilir fakat Sixers için işler pek de öyle değil. 2019–2020 sezonunda iyice belirginleştiği gibi Jo Jo ile Simmons, birbirlerinin yetenekleriyle çakışan oyun felsefelerine sahipler. Her ikisi de boyalı alana girmeyi, geçiş hücumunda topu elinde tutmayı (evet, 2,13'lik Embiid bunu yapmak istiyor) ve takımın tartışmasız lideri olmayı istiyorlar. Simmons kâğıt üstünde bir dış oyuncu olsa da hem fiziksel hem de oyun repertuvarı bakımından tamamen içeriye dönük oynayabilmesiyle Embiid'in aradığı alanı kapatıyor.

Joel Embiid ile Ben Simmons'ın yanına Al Horford, Tobias Harris ve Josh Richardson eklemeleri yapıldığında, "Üçü de şut atabiliyor fakat üçü de boyalı alanı iyi kullanıyorlar" yorumları yapılmış ve hâli hazırda iyice daralan alanın daha da daralacağı tahmin edilmişti.

2019–2020 sezonunda geride kalan bölüm tam da bu şekilde geçti Sixers adına. Takımda üç sayılık yüzdesi en yüksek olan dört isim (Shake Milton, Trey Burke, Furkan Korkmaz ve Raul Neto) maç başına ortalama sahada 10 ile 20 dakika kalırlarken ana beşte Tobias Harris dışında kimse iyi bir dış şut performansı sergileyemedi.

Yani Philadelphia ekibi hücumda adeta tıkanan bir boruya dönüştü. İşin savunma kısmında ise bariz şekilde üstün oldukları fiziksel özelliklerini mükemmel kullanabildiler. Fakat günümüz NBA'inde sayı üretme kavramı boyalı alanın berisine taşınabildiği için Sixers'ın savunmadaki üstünlüğü sezonun genelinde yeterli olmadı. Ve elinde ikisi süper yıldız olmak üzere beş yıldız bulunduran Philly, hayal kırıklıklarıyla dolu bir normal sezon geçirdi.

Orlando'da ne beklemeli?

Philly, Orlando'da çok daha farklı bir ivmede olabilir. Zira dört aylık arada Simmons ile Embiid'in mentalite başta olmak üzere her konuda biraz daha dinginleştiğini tahmin etmek güç değil. Bu ikilinin net bir uyum yakalaması zor fakat işler ciddiye bindiğinde Sixers'ın yedi kişilik kaliteli rotasyonuyla sezonu tamamlayabilme kapasitesinin olması onların Disney macerasını konferans finaline kadar taşıyabilir. Toronto Raptors, Boston Celtics gibi takımlar son form grafiği itibarıyla Sixers'ın önünde olsalar da Embiid, Simmons, Horford ve Harris dörtlüsünün bulunduğu bir takım, play-off sertliğinde bir adım önde olabilir.

Takımın yıldızı kim?

Joel Embiid. Ben Simmons, kariyerindeki en iyi sezonunu geçirmiyor. Keza Embiid de öyle. Fakat Jo Jo, hücumda daha derli toplu görünüp savunmada hâli hazırda üst seviyelerde olan yeteneklerini törpülemesi, yani daha kontrollü kullanabilmesiyle sahanın her iki tarafında da takımının lideri olmayı başardı.

Takımın mikro yıldızı kim?

Matisse Thybulle. 2019 NBA Draft sınıfının 20 numaralı seçimi olan Matisse Thybulle, hücumsal istatistik verileri bakımından matah bir şeylere sahip değil. Fakat Thybulle, NBA'in tüm kısa savunucuları arasında en iyiler arasında yer almayı başardı. Fiziksel özelliklerini hızlı elleriyle birleştirip etkili bir ayak oyunu ve el-göz koordinasyonuyla kullanabilen Thybulle, enerjisini maç boyunca koruyabilmesi ve hücumda ortalama üç sayı tehdidiyle takımın en önemli mikro oyuncusu. Tabii bir de çektiği mükemmel vlog'larıyla…

Indiana Pacers

39 galibiyet ve 26 mağlubiyetle konferanslarında beşinci sıradalar.

Hücum reytingleri 110,3 | Bu alanda ligde 18. sıradalar.

Savunma reytingleri 108,3| Bu alanda ligde yedinci sıradalar.

Maç başına %47,7 saha içi isabetiyle oynayarak bu alanda ligde üçüncü sırada yer alıyorlar.

Maç başına 42,8 ribaund alarak bu alanda ligde 24. sırada yer alıyorlar.

Orlando öncesi

Indiana Pacers için sezon tam da beklenildiği gibi (en azından genel geçer yargı) geçiyor. Fakat farklı bir yolla.

Takımın süper yıldızı Victor Oladipo'nun sakatlığına karşın Pacers, konferansında ilk beşte yer almayı başardı. Bu başarıya ulaşırlarken TJ Warren'ın kariyer sezonunu geçirmesi, Malcolm Brogdon'ın mükemmel bir oyun kurucuya dönüşmesi, Domantas Sabonis ile Myles Turner'ın uyum yakalamaları ve TJ McConnell, Holiday Kardeşler, Doug McDermott ve Jeremy Lamb'in takımı mükemmel bir şekilde tamamlamalarından yararlandılar.

Steve Clifford gibi antrenörlük kariyerinde gösterişli bir başarısı bulunmayan Nata McMillan, elindeki ana rotasyon oyuncuların tamamından maksimumu almaya çalıştı. Ve Myles Turner dışında bunda başarılı oldu.

Turner ile Sabonis ikilisi hem birbirleriyle hem de kısalarla oynadıkları perde oyunlarında takımın hücumuna derinlik kattılar. Sabonis, ligin en fazla perde asisti yapan üç oyuncusunda biriyken Turner, maç başına 5,2 denemede %54,2 isabet ortalamasıyla üçlük atarak bu alanda inanılmaz bir işe imza atmayı başardı. Fakat Turner'ın savunmadaki verimini çok koruyamaması ve hücumda istikrarsız olması işleri onun adına biraz raydan çıkardı.

TJ Warren, Jeremy Lamb ve Doug McDermott üçlüsü iyi bir sezon geçiriyor olsalar da Malcolm Brogdon, takımın ana yükünü çekmeyi başardı. 65 maçın 17'sini kaçıran yılın çaylağı patentli MB, 16,3 sayı ve 7,1 asist ortalamalarını yakaladı.

Orlando'da ne beklemeli?

Pacers mütevazı kadrosunda mütevazı başarı yakalayarak Orlando'ya geliyor. McMillan'ın elindeki malzeme iyi olsa da en az bir süper yıldıza duyduğu ihtiyaç takımının Disney'de bir seviye yukarı çıkmasını zorlaştırabilir. Pacers'ın Orlando'da basketbolun doğrularını yapan fakat günün sonunda ciddi maçları koparmakta zorlanan bir takım olduğunu beklemek doğru olabilir.

Takımın yıldızı kim?

Victor Oladipo'nun yokluğunu göz önüne alırsak, Domantas Sabonis. Her ne kadar Brogdon harika oynasa ve Turner "pivot" kavramında iyice modern bir görünüme bürünse de Litvanyalı Sabonis, 65 maçın 62'sinde 34,8 dakika sahada kalırken istikrarını daima korudu. 18,5 sayı, 12,4 ribaund ve 5,0 asist ortalamalarını yakalarken saha içinden %54'le şut attı. 15–10–5 yakalaması ve savunmadaki verimi efsane Arvydas Sabonis'in oğlu Domantas'ı bu kadronun yıldızı yapıyor.

Takımın mikro yıldızı kim?

Holiday Kardeşler: Aaron ve Justin. Aaron ve Justin Holiday, şu ana dek oluşturdukları kariyerlerinde herhangi bir etiket alamadılar. Ne iyi bir tamamlayıcı ne de rotasyon oyuncusu. Fakat Pacers'ın kültürü ve paylaşıma dayalı oyun sisteminde her iki ismin performansı her anlamda arttı. Kenardan gelip takıma verdikleri sayı katkısı ve savunmada bitmek bilmeyen enerjileri onları bu takımın mikro yıldızları yapıyor.

Miami Heat

41 galibiyet ve 24 mağlubiyetle konferanslarında dördüncü sıradalar.

Hücum reytingleri 112,7 | Bu alanda ligde 16. sıradalar.

Savunma reytingleri 109,4| Bu alanda ligde 12. sıradalar.

Maç başına 112,2 sayı atarlarken potalarında 108,9 sayı görüyorlar.

%38,3 isabet ortalamasıyla ligde maç başına en yüksek isabet oranıyla üçlük atan takım konumundalar.

Maç başına 84,4 şut deneyerek ligde bu alanda son sıradalar.

Orlando öncesi

Bu sezon Miami Heat'i izlemek basketboldan alınabilecek keyfin en üst noktalarına ulaşmak anlamına geliyordu. Kendrick Nunn, Tyler Herro, Jimmy Butler, Duncan Robinson, Goran Dragic, Bam Adebayo, Derrick Jones Jr. ve Meyers Leonard'ın oluşturduğu çekirdek yapıda işler sezon önü tahminlerin çok daha üstünde gelişti.

Üç yıl önce hapishanenin ucundan dönen davasıyla uğraşan Kendrick Nunn, ligin hızla ivme kazanan oyuncusuna dönüştü. Çaylak Tyler Herro ve ligde ikinci yılını geçiren Duncan Robinson, yıllardır NBA'de şut atıyorlarmış gibi (ikili sahada olduğunda Heat'in isabetli üçlük yüzdesi %9 artıyor, via BBal Index) oynuyorlar.

Bam Adebayo adının "yılın en çok gelişme kaydeden oyuncusu" ödülünde anılmasından anlaşılacağı üzere kariyerinde üç-dört basamak birden atlamayı başardı. Goran Dragic, kenardan gelip adeta bir tutkal görevi görüyor. Takıma sonradan dâhil olan Jae Crowder ve ana rotasyon oyuncuları Jones Jr. ve Leonard, Erik Spoelstra yönetimindeki Miami Heat'in enerji küpleri oluyorlar.

Pat Riley'nin medarı iftiharlarından biri olan 2019–2020 Miami Heat kadrosu, hücumda hemen hemen her şeyi yapabiliyor fakat üçlük çizgisi içerisindeki sıralı perde setleri dışında hiçbir şeyi net yapamıyorlar. Jimmy Butler'ın ölçülemeyen disiplini, genç oyuncuların enerjiyleriyle birleştiğinde ortaya sahanın her iki tarafında da mücadele eden bir takım çıkıyor doğal olarak.

Bu mücadelede Butler 20 sayı, 6,6 ribaund ve 6,1 asist ortalamalarını yakalarken Nunn, Herro, Robinson ve Dragic dörtlüsü toplam ortalamalarında %39 üçlük isabet ortalaması yakalayarak 14,7 sayı katkısı veriyorlar.

Bam Adebayo sahaya 16,2 sayı, 10,5 ribaund ve 5,1 asist ortalamalarının çok daha fazlasını yansıtıyor. Savunmada dört pozisyonu savunabilen Bam, 2,08 metrelik boyuyla topla dripling edebiliyor.

İşin savunma kısmında ise her şeyi değişebilen ve bu değişimleri doğru zamanlamayla yapabilen bir Miami Heat portresi karşımıza çıkıyor.

Orlando'da ne beklemeli?

Miami Heat sahanın her iki tarafında da keyif veren bir takım fakat işi son kısımlarda bitirmekte pek iyi değiller. Bu sezon içerisinde Tyler Herro ve Jimmy Butler, kritik anlarda kritik şutları sokup takımlarını zafere ulaştırabilmiş olsalar da Miami Heat, işler ciddileştiği anlarda bocalıyor. Bam Adebayo ve Kendrick Nunn ikilisinin Orlando'daki kampa katılım tarihlerinin belirsiz olması onların play-off macerası için henüz bir negatif sinyal teşkil etmiyor. Ancak Adebayo ile Nunn play-off'a kadar kadroya dâhil olamazlarsa Heat'in ilk turda elendiğini görebiliriz. İkili takıma gelirse Miami Heat, çeyrek final görebilir. Bu takımın kaliteli ve ümit vaat eden bir çekirdeğe sahip olduğunu fakat ciddi başarı tahminlerinin uzun vade üzerine yapılması gerektiğini unutmamak gerekiyor.

Takımın yıldızı kim?

Jimmy Butler. Butler, Chicago Bulls'taki dönemleri gibi patlayıcı, etkileyici bir felsefeyle sahada yer almıyor ve bu durum onun performansının düştüğüne dair bir algı yaratabilir. Fakat bence JB, kariyerinin en iyi sezonunu geçiriyor. İsabetli üçlük yüzdesi bakımından (%24,8) beklenen yüzdeyi yakalayamamış olsa da gelecek vaat eden bir genç çekirdeğe liderlik edebilmesi, Heat kültürünün gelişim şartını yerine getirip takımın hem saha içinde hem de saha dışında lideri olması onu yıldız yapıyor.

Takımın mikro yıldızı kim?

Goran Dragic. 35 yaşına gelen bir Slovenyalı'ya NBA temposunda, "Sen sezon boyunca kenardan geleceksin. 25–30 dakika sahada kalacaksın. Skor üretimi ve pas dağıtımı senin işin" dediğiniz zaman bu dediklerinizi sahada somut olarak görmeniz, en azından istikrarlı bir şekilde, mümkün olmayabilir. Fakat Igor Kokoskov yönetimindeki Slovenya'yla 2017'de EuroBasket'i kazanan Goran Dragic, 54 maçın 53'ünde kenardan gelip sahada 28,4 dakika kalarak 16 sayı ve beş asist ortalamalarını geride bırakmayı başardı. Ve bu etkenler Dragic'i takımın mikro yıldızı yapıyor.

Boston Celtics

43 galibiyet ve 21 mağlubiyetle konferanslarında üçüncü sıradalar.

Hücum reytingleri 112,9 | Bu alanda ligde beşinci sıradalar.

Savunma reytingleri 106,8| Bu alanda ligde dördüncü sıradalar.

Maç başına 113 sayı atarlarken potalarında 106,8 sayı görüyorlar.

Maç başına potalarında 38,3 baskete izin vererek bu alanda ligde ikinci sırada yer alıyorlar.

Maç başına 22,8 asistle bu alanda ligin en kötü beş takımı arasında yer alıyorlar.

Brad Stevens, 2013-2014 sezonundan beri baş antrenörlüğünü yaptığı Boston Celtics’te etkileyici işler yapmaya devam ediyor. Stevens; Kyrie Irving ve birkaç rotasyon oyuncusu dışında tedrisatı altında olan tüm isimlere kademe atlattırırken Celtics’in “yeniden yapılanma” sürecini de iyi yönetiyordu. Bu sezonla birlikte son iki sezondur temelin üzerini inşa ediyorlar.

Orlando öncesi

Boston Celtics'in 2019–2020 sezonunda sergilediği performansta en fazla dikkat çeken unsur, savunmadaki verimlilikleri. Zira pota altı çaylak Grant Williams, Avrupai tarzda yetişen Daniel Theis, yavaş ayaklı Enes Kanter, blok özelliği mükemmel olan fakat bunun dışında savunmada bir şey yapamayan Robert Williams ve her anlamda yetersiz Semi Ojeleye'den oluşan Celtics, bu yapıdan iyi bir verim almayı başardı.

Grant Williams ve Daniel Theis ikilisi öncelikli olarak dikkat çekerlerken Jayson Tatum, Jaylen Brown, Gordon Hayward ve Marcus Smart'ın dıştan içe yaptıkları katkılar Brad Stevens'ın ekibinin savunma performansını yükseltti.

Perimetre hizasında Tatum ile Brown sürekli olarak adam değişirlerken Kemba Walker, Grant, Smart, Hayward ve Theis toplu ve topsuz oyunlarda adam takiplerinde başarılı oldular.

İşin hücum kısmında ise Brad Stevens'ın Butler yıllarından beri alışık olduğumuz düzen gözümüze çarpıyor: Topu oyun kurucu ile forvet hattı arasında dolaştır, bu esnada topsuz alanda bir forvet veya şutöre kat yaptır, uzun perdesini al ve en az 40 farklı opsiyon elde et.

"Nasıl 40?" sorusunu yöneltiyorsanız, basit bir matematikle, bu setlerde her bir oyuncu için genelde sekiz senaryo karşımıza çıkar: Şut, dripling, dripling sonrası pas, devrilen adama pas, bir perde daha alıp pas/şut/dripling veya tepeye çıkıp forvete pas.

Tabii eğer bölgeden bölgeye değişim yapacak olursanız işler epey bir karmaşıklaşır. Brad Stevens ise bu karmaşıklığı değiştirip değiştirip etkili bir şekilde kullanabilen, minimalist olmasa da makro planı arda atan bir baş antrenör. Tatum, Hayward ve Brown gibi çok yönlü forvetleri, Walker gibi bir skorer yönlendirici, Smart, Theis ve Grant gibi enerji küpleri olduğu için Brad Stevens, bu sisteminde genelde mükemmeliyeti yakalayabiliyor.

Orlando'da ne beklemeli?

Boston Celtics'in sahaya yansıttığı şeyler ve yansıtmaya devam etme ihtimalinin bulunduğu şeyler onlar adına ümit verici. Orlando'da üç galibiyet önlerinde yer alan Toronto Raptors'ın yerini alıp play-off'a ikinci basamaktan katılmaları ve konferans yarı finaline kadar yükselmelerini beklemek doğru olabilir.

Takımın yıldızı kim?

Jayson Tatum. 22 yaşındaki yetenekli forvetin All Star arasından sonra sergilediği ihtişamlı performans malumunuz. Fakat JT, sezon beşinden beri her alanda biraz daha bir şeyler koya koya ilerliyordu. All Star ve sonrası onun patlama noktası oldu. 23,6 sayı ve 7,1 ribaund ortalamalarıyla mücadele ederken savunmada perimetre önünde %36,8 verimlilikle bu alanda kariyerinin en yüksek yüzdesine ulaştı.

Takımın mikro yıldızı kim?

Marcus Smart. Ligin en deli dolu oyuncularından biri olan Smart'ın Celtics'te bir mikro yıldız olduğu sır değil. Yaklaşık yedi denemede %34,8 isabet ortalaması tutturduğu üçlükleri ve lise yıllarından beri repertuvarında bulundurduğu mükemmel savunma performansı, Marcus Smart'ın "tıkır tıkır" işleyen Boston Celtics düzeninde mikro yıldız olmasını sağlıyor.

Toronto Raptors

46 galibiyet ve 18 mağlubiyetle konferanslarında ikinci sıradalar.

Hücum reytingleri 111,6 | Bu alanda ligde 12. sıradalar.

Savunma reytingleri 105,2| Bu alanda ligde ikinci sıradalar.

Maç başına 113 sayı atarlarken potalarında 106,5 sayı görüyorlar.

Ligin maç başına en az sayı yiyen takımı sıralamasında zirvede yer alıyorlar.

Rakiplerine maç başına 46,3 ribaund vererek rakiplerine en fazla ribaund veren beş takım arasına girdiler.

Orlando öncesi

NBA'de geçtiğimiz sezonu yüzükle kapatan Toronto Raptors; Kawhi Leonard, Kyle Lowry, Pascal Siakam ve Serge Ibaka önderliğinde zirveye çıkıyordu.

Kanada ekibi bu sezon başında Kawhi'ı Los Angeles Clippers'a kaptırdı. Ayrıca yeni bir yıldız takviyesi yapamadı. Fakat Nick Nurse ve ekibi, takımı konferans zirvesine kadar taşıdı. Peki nasıl oldu bu?

Nick Nurse, NBA'deki baş antrenörlük kariyerinin henüz ikinci yılında olmasına karşın sanki 2000'lerin başından beri takım elbiselerle takımın baş antrenörüymüş gibi bir etki yaratıyor.

2013 ile 2018 yılları arasında Dwane Casey'nin yardımcılığını yapan Iowa'lı, daha önceden Britanya, İtalya ve G League'de görev almıştı. Yani Raptors'ta lider ceketi giymeden önce yeterli rozet toplayamamış gibi görünüyordu. Fakat Nurse, Casey'nin gösterişli geçen sezonlarında onun en büyük yardımcısıydı. Lider ceketi giymek için gerekli olan zekâya, yaratıcılığa, olgunluğa ve disipline sahipti. Yalnızca somut şeyler eksikti.

2018–2019 sezonunda şampiyonluk yüzüğünü kazanmasıyla tek eksiğini tamamlamış oldu.

Tabii bu eksiğini tamamlarken yıldız oyuncuları kullanıp yan parçaları mükemmelleştirme yolunda iyi işlere imza attı Nick Nurse.

Fred VanVleet, Norman Powell…

VanVleet, maç başına yedi denemede 2,7 üçlük isabeti bulurken 17,6 sayı, 6,6 asist ve 3,4 ribaund ortalamalarını ederek kariyer zirvesine ulaştı.

Ligdeki beşinci sezonunu geçiren Powell, %50,2 saha içi isabetiyle 16,4 sayı ortalaması yakalarken 1,3 top çalma ve %59,3 verimli şut yüzdesiyle takımın skor yüküne katkıda bulundu.

2019 NBA Draftı'nda hiçbir takım tarafından seçilmeyen, draft sonrasında Raptors'tan teklif alan Terence Davis, maç başına yalnızca 17 dakika sahada kaldı fakat 7,7 sayı, 1,7 asist, 3,4 ribaund ve 0,8 top çalma ortalamalarını yakaladı. Ayrıca istatistiklerin ötesinde olan enerjisi, atletizmi ve savunma motoru, onu değerli bir rol oyuncusuna çevirdi.

Chris Boucher, Patrick McCaw, Matt Thomas ve Malcolm Miller gibi belki de başka takımlarda sürekli olarak havlu sallayacak olan isimler Nurse tedrisatı altında bazen ribaund bazen şut bazen atletizm bazen de delicilik anlamında takıma katkı verdiler ve Lowry, Gasol ve Ibaka üçlüsünün boş alanları direkt skor üretimi veya pasla değerlendirebilmelerine katkı sağladılar.

İşin savunma kısmında ise yine bir farklılıkla sahada yer aldı Nick Nurse. Geçtiğimiz yıl Golden State Warriors karşısında "box and one" yani "dört kişiyi boyalı alan çevresine kutu gibi dizip bir kişiyi rakibin yıldız oyuncusu üzerinde hareketli bırakma" savunma taktiğini deneyen Nurse, bu yıl uzunları serbest atış çizgisinde hareketli bırakıp kısaları sürekli olarak adam değişiminde bulundurarak rakiplerini oyundan soğutan bir düzenle sahadaydı.

Orlando'da ne beklemeli?

Anlayacağınız gibi, Toronto Raptors, mükemmel bir 2019–2020 sezonu geçiriyordu. Fakat doğrusunu söylemek gerekirse Kanada ekibinin Orlando'daki macerası çok uzun soluklu olmayabilir. Her ne kadar konferanslarında ikinci olsalar da play-off atmosferinde kreatif ve güvenilir yaratıcılara ihtiyaç duydukları anda sıkıntı çekme olasılıkları çok yüksek. Bu nedenle konferans çeyrek finaline sezonu üçüncü tamamlayarak gittiklerini görmek beklenebilir.

Takımın yıldızı kim?

Pascal Siakam. Masai Ujiri'nin Raptors kariyerindeki medarı iftiharlarından olan Pascal Siakam, 23,6 sayı, 3,6 asist ve 7,5 ribaund ortalamaları ile oynarken maç başına altı üçlük deneyip 2,2 isabet bulmasıyla boyalı alandaki etkili performansına dış şut tehdidi ekleyerek takımın hücumda boş alanlar bulmasını sağladı. İşin savunma kısmında ise daima hareketli olan elleri ve oyun okuma becerisi öne çıktı.

Takımın mikro yıldızı kim?

Terence Davis. OG Anunoby, Serge Ibaka, Norman Powell, Fred VanVleet gibi isimler bu kategoriye başka bir takımda oynuyor olsalar tam uyarlardı. Fakat Nurse'ün Raptors'ında bu oyuncular takımın mikro yıldızı olmaktan ziyade ana planın yıldızları konumundalar. 2019 NBA Draftı'nda hiçbir takım tarafından seçilmeyen, draft sonrasında Raptors'tan teklif alan Terence Davis ise bu sorunun ideal cevabı. TD, maç başına 17 dakika sahada kaldı ve 7,7 sayı, 1,7 asist, 3,4 ribaund ve 0,8 top çalma ortalamalarını yakaladı. Ayrıca istatistiklerin ötesinde olan enerjisi, atletizmi ve savunma motoru, onu değerli bir mikro yıldıza dönüştürdü.

Milwaukee Bucks

53 galibiyet ve 12 mağlubiyetle konferanslarında birinci sıradalar.

Hücum reytingleri 112,6| Bu alanda ligde yedinci sırada yer alıyorlar.

Savunma reytingleri 101,9| Bu alanda ligde liderler.

Maç başına 118,6 sayı atarlarken potalarında 107,4 sayı görüyorlar.

Maç başına 43,5 saha içi isabeti bularak bu alanda ligde zirvede yer alıyorlar.

Maç başına ortalama %74,2 isabet yüzdesiyle serbest atış atarak bu alanda ligdeki en kötü beş takım arasında yer alıyorlar.

Orlando öncesi

Takımın baş antrenörü olan Mike Budenholzer, 2010'lar NBA'inde elindeki parçalardan maksimum verimi almayı başaran birkaç koçtan biri. 1996 ile 2013 yılları arasında San Antonio Spurs'teki asistan koçluk deneyiminin ardından Budenholzer, 2013'te Atlanta Hawks'un Jeff Teague, Paul Millsap, Al Horford çekirdeğinden oluşan kadrosunun başına getirilmişti.

Hawks'taki ikinci yılında normal sezonu 60–22 gibi mükemmel bir dereceyle tamamlamıştı. Fakat Konferans Finali'nde Cleveland Cavaliers'a karşı 4–0 süpürülmekten kurtulamamıştı. Elbette kadrosunda LeBron James olan bir takımın bu kadar baskın olması beklenebilir. Fakat işin bir başka boyutunda Budenholzer, seri boyunca hep aynı kanaldan sayı yemiş ve kendilerini düzenden çıkaran Cavs savunmasına karşın bir çözüm üretememişti.

Budenholzer, bu sefer Bucks'ın başındayken, 2018–2019 sezonunu 60–22'lik dereceyle tamamladı. Fakat yine konferans finalinde bir çözüm üretememişti. Toronto Raptors'ın savunmasını delmekte zorlanmış ve kendi savunma düzenlerinde, adam değişimi başta olmak üzere neredeyse her alanda zorlanmışlardı.

51 yaşındaki koç bu sezon ise biraz daha kreatif bir düzen kurguluyor. Giannis Antetokounmpo'nun durdurulamaz penetre alanını genişletmek için Wesley Matthews, Khris Middleton, Pat Connaughton, Donte DiVincenzo, George Hill ve Kyle Korver hem şut tehditleri hem de boyalı alanda sürekli olarak bir perde oyununda yer almalarıyla Antetokounmpo'ya alan açıyorlar. Böylece Giannis dışındaki isimler de kendi skor üretimleri için alan bulmuş oluyorlar: Giannis'e alan aç, alan bulursa gider, ikili savunma gelirse pas atar, topu alan penetre eder ve ekstra pası görür, bir penetre veya üçlükle pozisyon biter.

Bu aslında teorik olarak çok fazla varyasyon barındırmayan bir set gibi görünebilir. Misal, Giannis'e ikili tuzak getirmek veya 2–3 alan savunması yapmak gibi. İşte tam da bu durumlarda Mike Budenholzer'ın vereceği kararlar öne çıkacak. Olası bir 2–3 alan savunmasına karşı dört kısa ve Giannis'le çıkar mı? İkili tuzakları ekarte etmek için üç şutör, Giannis ve Brook Lopez'le çıkar mı? Ve daha birçok sorunun cevabı önemli olacak. Savunmada ise Antetokounmpo'nun yükselişi, Brook Lopez'in box-out'lardaki mükemmel istikrarı ve forvetler ile kısaların adam değişim savunmasında uyum sağlamaları play-off adına umut veriyor.

Orlando'da ne beklemeli?

2019 NBA Doğu Konferansı Finali'nde Toronto Raptors'ın Giannis Antetokounmpo'yu nasıl savunduğunu hatırlıyor musunuz? Nick Nurse, Kawhi Leonard ile Pascal Siakam'ı değişmeli olarak Yunan yıldızın hücum alanına vermiş fakat bu savunmada bir adımlık mesafe bırakmıştı. Misal, Giannis tepedeyken ona en yakın savunmacı bir adım uzağında oluyor onun hemen ardında ise sağ ve sol köşelerde iki savunmacı daha oluyordu. Eğer Giannis sağdan penetre ederse ortadaki savunmacı ile sol kanattaki, soldan penetre ederse ortadaki savunmacı ile sağ kanattaki veya ortadan penetre ederse üçlü bir hat oluşuyordu. Tabii bu durumda Bucks'ın şutörleri boşa çıkıyordu fakat eğer Klay Thompson veya Ray Allen değilseniz bütün maç boyunca %70 üstü üçlük atmanız, bir de play-off ortamında, pek de mümkün değil.

Giannis, o seri boyunca yalnızca 21 üçlük denemişti. Yani "volume" dediğimiz ve "şutörü riske atıp atmama" olayında Giannis riske edilmiş ve işler Raptors'ın lehine dönmüştü. Yunan yıldızın bu sezon daha fazla şut denemesi işte tam da bu yüzden önemli. Tabii Philadelphia 76ers'ın Joel Embiid'le yaptığı gibi onun şutu yine riske edilecektir fakat olası bir konferans finalinde sezonu 300 civarı üçlük deneyip tamamlayan bir oyuncuyu riske eder misiniz?

İşte bu sorunun cevabının artı-eksi dönüşleri ve her takım için geçerli olan fakat Bucks için çok daha fazla önemli olan "sağlıklı kalma" durumu Milwaukee ekibinin Orlando'daki macerasını ya konferans finalinde ya da NBA Finali'nde (belki de yüzüklerle) noktalamasında etken olacak.

Takımın yıldızı kim?

Giannis Antetokounmpo.

Takımın mikro yıldızı kim?

George Hill. Miami Heat'te Goran Dragic ne kadar önemliyse Milwaukee Bucks için George Hill de o kadar önemli. Tabii Antetokounmpo etkisinden dolayı 35 yaşındaki oyuncunun sayı ortalaması biraz daha gölgede kalıyor. Fakat çıktığı 52 maçın tamamından kenardan gelip üç denemenin yarısını isabete çevirdiği uzun menzilli şutları, 9,6 sayı ortalamasını yakalarken %56,8 verimli şut atması onu bu takımın mikro yıldızı yapıyor.

Basketbol

NBA Batı Konferansı: Merak edilenler

27/07/2020 AT 13:19
Basketbol

Nerede kalmıştık? | #6: Toronto Raptors

01/07/2020 AT 12:43
Related Topics
BasketbolTürkiyeSlovenyaDallas MavericksMore
Share this with
Copy
Share this article