“Satranç, bir hataya karşılık verdiğiniz mücadeledir. Eğer hataya karşı doğru mücadeleyi verirseniz kazanırsınız. Aksi hâlde olacakları biliyorsunuz.” der Johannes Hermann Zukertort bir sözünde.

Zukertort, 19. yüzyılın sancılı dönemlerinde Rusya’da doğan ve henüz 45’inde hayata veda eden, sonralarda gölgelerde kalan bir satranç ustasıydı. 1883’te Mikhail Chigorin’e karşı “Viyana Oyunu” olarak isimlendirilen hamleleriyle maçı alması unutulmazdı mesela. Tabii kariyeri boyunca elde ettiği başarılar da öyle.

Basketbol
“Orada bir köy var uzakta”
16/09/2020 - 09:34

Johannes Zukertort yukarıdaki sözünde satrancın en basit kuralını anlatıyor. Eğer bir aksiyon karşısında doğru reaksiyon verirseniz işleri lehinize çevirebilirsiniz. Aksi hâlde işler olumsuz sonuçlanabilir. Bu durum karşı taraf için de geçerlidir, zaten tüm akıştaki temel bunun üzerine kuruludur. Birinin hamlesine karşılık diğerininki.

Sınırsız oyuncu değişiklik hakkı, saha ölçüleri, süresi, oyuna hemen müdahale edebilme gibi unsurlarıyla basketbol, belki de satrançtaki bu felsefeye en yakın spor dalı. Zira basketbolda da her hücuma karşılık bir savunma ve doğal olarak savunmaya karşılık hücum vardır.

Basketboldaki satranç ustaları biraz daha farklılar. Genel menajer, oyuncu, taraftar gibi tüm etkenlerle birlikte baş antrenör, kendisine verileni en iyi şekilde kullanmakla yükümlüdür. Bu kullanım sürecinde antrenörler, sahayı iyi bir şekilde bölmeye, oyuncularını doğru açılarda yerleştirmeye ve rotasyonu doğru kurgulayarak akıllarındaki tonlarca teknik-taktik bilgiyi doğru bir şekilde pratikleştirmeye çalışırlar.

Başlıyoruz

Bazı antrenörler vardır ki birbirleriyle karşılaştıklarında işler unutulmaz bir satranç maçının havasına doğru gider. İşte 2020 NBA Doğu Konferansı final serisinde karşılaşacak olan Boston Celtics ile Miami Heat’in antrenörleri için de aynı şey geçerli. Yani Brad Stevens ve Erik Spoelstra.

Kaderin cilvesi olacak belki fakat bu iki ismin kariyer hikâyelerinin tamamı yüksek efora dayanıyor. Evet, NBA’deki hiçbir antrenör daha ilk günden takım elbiselerle yüksek maaşlarla oraya gelmiyorlar fakat Brad Stevens ve Erik Spoelstra için işler biraz daha farklı.

Butler Üniversitesi’nin erkek basketbol takımına kız arkadaşının yönlendirmesiyle başvuran, altı yıl maaş almayıp gönüllü olarak çalışan Brad Stevens, 2007 ile 2013 yılları arasında takımın baş antrenörü olduktan sonra 2013’te Boston Celtics’e gelmişti.

https://imgresizer.eurosport.com/unsafe/0x0/filters:format(jpeg):focal(1060x291:1062x289)/origin-imgresizer.eurosport.com/2020/06/02/2826907.jpg

İki yıllık oyunculuk kariyeri sonrasında 1995’te Miami Heat’e adım atan, yıllarca “The Dungeon (Zindan)” adı verilen VHS odasında maç kasetlerini tarayan, yeri geldiğinde scout yeri geldiğinde asistan antrenör olarak çalışan Erik Spoelstra, tıpkı Stevens gibi gönüllü olarak yaptığı birtakım işler sonrasında Miami Heat’in baş antrenörlüğüne getirilmişti 2008 yılında.

https://imgresizer.eurosport.com/unsafe/0x0/filters:format(jpeg):focal(1373x620:1375x618)/origin-imgresizer.eurosport.com/2020/01/13/2752412.jpg

Spoelstra şu ana dek iki defa NBA yüzüğü kazanırken Stevens, şatafatlı oyuncu gelişim imzaları ve NCAA’de silip süpürdüğü “Yılın Koçu” ödülleri dışında henüz bir NBA yüzüğü kazanamadı ama bu başarı pek de uzak değil gibi.

Kenar setleri, perde, 1-3-1 savunma ve top paylaşımı

Brad Stevens’ın ilk NBA yüzüğünü kazanması uzak vadede olacak gibi durmuyor pek. Zira Jayson Tatum, Jaylen Brown, Marcus Smart, Gordon Hayward ve Kemba Walker’lı yapı epey iyi bir uyum yakaladı. Ayrıca takımın hem draft hem de serbest oyuncu imzası anlamında biraz avantajı var. Tabii bu sezon elde ettikleri tecrüve ve yakaladıkları kimya da cabası.

Konferansını 48 galibiyet ve 24 mağlubiyetle üçüncü sırada bitiren Boston Celtics, kırık-dökük Philadelphia 76ers’ı 4-0’la süpürürken Toronto Raptors karşısındaki yedi maçın dördünü alarak adını finale yazdırıyordu.

Celtics’in bu yolculuğunda elbette bazı kritik rakamlar öne çıkıyor fakat Brad Stevens’ın teknik anlamda sergilediği mükemmelliklere değinmek gerekiyor öncelikle.

Brad Stevens, 11 play-off maçında en fazla verimi her zaman olduğu gibi kenar setlerinden aldı. Özellikle Toronto Raptors’a karşı oynadıkları son mücadelenin ikinci ve üçüncü periyotlarında kenar setlerinden 27 sayı buldular.

Stevens’ın bu kenar setlerini perde hareketliliği ve top paylaşım temposuyla bağdaştırmak mümkün bana kalacak olursa. “Curl Lob” olarak literatürde yer alan ana kenar setinde Stevens, Jaylen Brown’ı Daniel Thies’a perde yapması için kullanıyor. Thies tepeye çıkıp Jayson Tatum’a perdeye çıkarken Brown, backdoor katı yaparak kenardan topu alıyor ve sayıyı buluyor. Topu genelde Marcus Smart kenardan çıkarırken Kemba Walker, Brown’ın ters kanadına doğru kat ederek rakip savunma rotasyonunun geometrisini tamamen bozuyor.

Yani anlayacağınız, üç saniyelik akışta iki perdeli ve iki katlı bir kenar seti oynuyor Celtics. Kenar setleri dışında ana sete set hücumlarında ise en fazla kullandıkları şey ise perde sonrasında topu tutan oyuncuya alan yaratmak için olabildiğince topsuz alan oyunu kurgulamak.

Demek istediğim, Tatum’ın topu yarı sahaya getirdiğini farz edelim. Tatum tepede Thies’ın perdesini kullanırken sağ veya sol forvet kanalında Walker veya Smart, Brown’ın perdesini kullanarak kat yapıyor olacaklar. Böylece rakibin savunması Tatum üzerine ikili baskı getirirse Celtics’in pas kanalları tamamen açılmış olacak.

Bu tarz “pick-and-roll handler” setlerinde Yoncalar, 256 pozisyonda 271 sayı bularak play-off’taki en verimli ikinci takım oldular. Bir diğer ana silahları ise perdeden çıkan oyuncunun topu uzunun veya forvetin elinden alması. Yani “hand off”.

https://imgresizer.eurosport.com/unsafe/0x0/filters:format(jpeg):focal(1386x298:1388x296)/origin-imgresizer.eurosport.com/2020/08/23/2868968.jpg

Kemba Walker’ın pozisyon başına 1,4 sayı bulduğu bu setlerde topu yarı sahaya getiren isim yine bir forvet oluyor. Smart, tepeye çıkıp forvetin elinden topu alırken Walker, diğer forvetin veya uzunun perdesini kullanarak (bunu yaparken mükemmel vücut fake’leri veriyor) Smart’la hand off oynuyor.

Tabii bu setlerde roller ve bölgeler sürekli olarak değişiyor.

Celtics’in hücumunda rakamsal olarak en çok dikkat çeken şey serbest atış ve üçlüklerdeki yüzdeleri. Evet, üçlükler ile serbest atışlar dünya üzerindeki herkes için önemli. Fakat Celtics gibi çok çok kısıtlı bir rotasyonla oynayan bir takım için daha da önemli. Zira Celtics, bu iki alanda play-off’taki en kötü yüzdelerini yakaladığı iki maçı da kaybetti. Üçlükler özellikle de Marcus Smart’tan alacakları üçlük katkısı Celtics’in kaderini belirleyecek gibi duruyor.

Kariyerinin ilk yıllarında üçlük konusunda epey bir sıkıntı yaşayan fakat bu yıl mükemmel bir şutöre dönüşen Smart, doğal olarak henüz “istikrarlı ve keskin” etiketlerini ekleyebilmiş değil şut kimliğine. Fakat onun havasında olduğu bir gecede Celtics’in mağlubiyet alması zor. Zira zaten Tatum, Brown ve Walker üçlüsü hem sayı hem de asist yollarıyla takımın ana hücum yükünü üstleniyorlar. İşin son adım atma kısımlarında Smart’ın performansı kritik olacak.

Celtics’in savunmasında teknik olarak alan paylaşımı öne çıkıyor. Raptors karşısında 1-3-1’i bol bol deneyen Celtics, bu düzende forvet kanallarında her şeyi değişip pota altındaki fiziksel eksiklikleri yamalamaya çalışıyordu. Brad Stevens, Marcus Smart’ı serbest bıraktığı 2-2-1’i de denedi bazı dönemler.

Yani çizim tahtasındaki kreatiflik potayı koruma anlamında da devam etti. İşin rakamsal boyunua baktığımızda ise Boston Celtics’in play-off’ta en az sayı yiyen takım olduğunu görüyoruz. Toplamda 1205 hücum pozisyonu karşısında potasında pozisyon başına yalnızca 0,9 sayı gören Yoncalar, en iyi işlerini pick-and-roll, geçiş ve adam değişimi savunmasında yapıyorlar.

Fakat işe bakın ki bu üç şey Miami Heat’in en kötü olduğu hücum kolları arasında. Keza Heat’in savunması da Celtics’in ana perde setleri karşısında kalamayacak kadar zayıf…

Topsuz kat, topsuz kat, biraz daha topsuz kat

Miami Heat bence bu sezonun olumlu anlamda en büyük sürprizine imza atan takımı. LeBron James, Dwyane Wade ve Chris Bosh üçlüsüyle iki yüzük kazanan Erik Spoelstra’nın takımı, son yılları yeniden yapılanmayla geçiriyordu. Pat Riley’nin genel menajerliğini yaptığı Heat, bu yapılanma sürecini o kadar iyi geçirdi ki kadrosundaki tüm oyuncuların tavanını ikiye katladı neredeyse.

Tyler Herro, Derrick Jones Jr., Bam Adebayo, Duncan Robinson ve Kendrick Nunn tavanlarını aşarlarken Goran Dragic ile Jimmy Butler, takımın abileri oldular. Jae Crowder ve Andre Iguodala ise bir nevi danışman rolünü aldılar.

Fakat işin garip yani şu, Miami Heat’in bu yıl konferans finaline yükselmesi, hele hele Milwaukee Bucks’a yalnızca bir maç verip ve Indiana Pacers’ı silip süpürüp yükselmesi hiç beklenmeyen bir şeydi. 44 galibiyet ve 29 mağlubiyetlik normal sezon sonrasında Spoelstra ve ekibi, play-off’larda işin hücum kısmında tek bir şey yaptı ama bunu da mükemmel yaptı: Topsuz kat.

https://imgresizer.eurosport.com/unsafe/0x0/filters:format(jpeg)/origin-imgresizer.eurosport.com/2013/02/04/948624.jpg

Denver Nuggets’ın hücum sistemine artık hepimiz aşina olduk, değil mi? Yani Nikola Jokic’in topu getirmesi, orta perimetrenin bir adım içinde sabit durarak kat yapan herkesi görmesi, mükemmel paslar atması gibi şeyler ana noktaları Nuggets hücumunun. İşte Miami Heat, bu hücum sistemini Bam Adebayo ile uyguluyor.

Miami Heat’in avantajı ise Adebayo’nun yanındaki parçalar. Demek istediğim, Jokic’e göre çok daha hızlı ve çok daha iyi bir atlet olan Adebayo, zaten daha işin en başında takımının en kritik parçası değil. Jimmy Butler’ın güvenilir eli, Tyler Herro ile Duncan Robinson’ın şut performansı anlamında Steph Curry ile Klay Thompson pelerinleri giymeleri ve Goran Dragic’in “Abi bak burada bir Sloven daha var” performansı işleri epey bir güzelleştiriyor Heat adına.

Bu senfonide şef olan Spoelstra, Adebayo’nun oyun kuruculuğunda iki oyuncuyu tek bir perdeden geçiriyor. Bazen de topu kısa getirdiğinde Adebayo ile sıralı perde oynayarak topsuz alanda şut veya kolay turnike açıları yaratıyor. Küçük bir not olarak eklemek gerekirse, Heat, play-off’larda bulduğu sayıların %65’ini bu setler aracılığıyla buldu InStat’ta yer alan bilgiye göre.

Şimdi rakamları biraz daha kurcalayalım. Hatırlayacağınız üzere Celtics’in savunmada yaptığı en iyi şeyler pick-and-roll, geçiş ve adam değişimiydi. En kötü şeyler ise topsuz katları ve post-up hücumlarını savunmak. İşe bakın ki Heat’in en iyi hücum istatistikleri topsuz katlar ve post-up hücumları olarak çıkıyor karşımıza.

https://imgresizer.eurosport.com/unsafe/0x0/filters:format(jpeg):focal(1798x415:1800x413)/origin-imgresizer.eurosport.com/2020/09/01/2876067.jpg

756 topsuz kat hücumunda Heat, %69,9 isabet ortalamasıyla 991 sayı üretmiş durumda. Post-up’larda ise 226 pozisyonda 209 sayı üretmiş durumda.

Şimdi işe bir de Heat’in savunma penceresinden bakalım. Heat savunmasının geneli play-off ortalamasının altında. 8045 pozisyonda 7954 sayıya engel olamayan (dokuz maç oynadılar) Florida ekibinin savunmakta en zorluk yaşadığı hücum tarzı pick-and-roll sonrasında (ki Celtics’in en iyi olduğu şey) topu tutan oyuncuya baskı yapmak. Zira Heat, bu hücuma karşı her iki pozisyondan birinde potasında sayı görüyor. En iyi yaptıkları şey ise şutörlere, özellikle catch-and-shoot tarzı topu alır almaz üçlüğü kaldıran oyuncuya baskı yapmak. Ama gelin görün bu hücum, Celtics’in en kötü olduğu şeyler arasında yer alıyor.

Şah Mat

Anlayacağınız üzere bir takımın hücumdaki en iyi silahı, öbürünün savunmadaki en zayıf kalkanı. Peki maçlar sürekli olarak 110 sayı civarlarında mı geçecek? Sanmıyorum. Zira Celtics, kısıtlı rotasyonuyla derin ve kaliteli rotasyonlu Heat karşısında tempoyu zirveye çıkarmak istemeyecektir. Heat cephesi ise kısmen tecrübesiz parçalarıyla çıktığı ilk play-off finalinde koş koş koş oyunu uygulamayacaktır.

Günün sonunda ortada elbet bir şah mat olacak. Bu kimden gelir? Şahsen uzun bir süre sonra ilk kez bir play-off serisine dair herhangi bir tahminde bulunamıyorum. Zira her iki antrenörün kafasındaki “şey”leri anlamak, aksiyonlara verecekleri reaksiyonları tahmin etmek imkânsız. Fakat birer kritik nokta söylemek gerekirse: Celtics’in Smart’tan alacağı katkı ve Heat’in Tatum, Walker ve Brown üzerine yapacağı adam değişim savunması serinin gidişatını belirleyecektir.

Eh, günün sonunda bu mükemmel mücadeleyi izlemek düşüyor bize. Daha ne olsun?

Basketbol
Geleceğin yıldızları #37: Tudor Somacescu
13/09/2020 - 12:50
Basketbol
“Bir sonraki Jordan”ların izinde
02/09/2020 - 12:27