*Tüm veriler 2020 NBA Play-off’ları baz alınarak aktarılmıştır. Normal sezon verileri ayrı olarak belirtilmiştir.

Her hikâyenin bir olayı vardır, değil mi? Misal, giriş katı konumunda bulunan şirin dairenizin sokağa bakan penceresinden dışarıyı seyrettiğinizi düşünün. Tam sağ çaprazınızda bir kafe olsun. 10 masalık kafenin müşterisinin olmadığını görüyorsunuz. Sonrasında mutafağa gidip atıştırmalık bir şeyler alıp yeniden pencere başına geldiğinizde kafedeki altı masanın dolduğunu görünce bir olayın gerçekleştiğini anlarsınız.

Basketbol
Euroleague: Haftanın bilançosu #3
19/10/2020 - 14:08

Bazen keyifle bazen de hayal kırıklığıyla izlediğimiz filmlerin temeli yukarıdaki minik parçaların bir araya gelmesiyle oluşur aslında. Robert McKee ve onun düşüncesinde olanlar, bu parçaları, “Olay” olarak nitelendirirken bazı senaryo araştırmacıları, “Hikâye Olayı” der bu parçalara. Fakat iki tarafın ortak neticeye vardığı bir sonuç vardır: Karakterler, belirli bir zamanda ve mekân aralığında hayatlarında değer açısında pozitif, nötr veya negatif değişimler yaşarlar.

Eh, filmlerle basketbolu ilişkilendirmekte uç noktaya gittik gibi. Fakat bu gece başlayacak olan 2020 NBA Finalleri’nde karşılaşacak olan Los Angeles Lakers ve Miami Heat, yukarıdaki minik parçalara fazlasıyla sahipler. Ayrıca birçok önemli karaktere, bazı kritik mekânlara/maç anlarına, olayı çeşitlendirebilecek tonlarca rakama da sahipler.

İki takımı ayrı ayrı analiz etmeden önce geleneklere uyup buralara nasıl geldiklerine göz atalım.

MIAMI HEAT

Normal sezon: 44 galibiyet ve 29 mağlubiyet – Konferans beşinciliği.

İlk tur: vs Indiana Pacers, 4-0

İkinci tur: vs Milwaukee Bucks, 4-1

Üçüncü tur: vs Boston Celtics, 4-2

LOS ANGELES LAKERS

Normal sezon: 52 galibiyet ve 19 mağlubiyet – Konferans liderliği.

İlk tur: vs Portland Trail-Blazers, 4-1

İkinci tur: vs Houston Rockets, 4-1

Üçüncü tur: vs Denver Nuggets, 4-1

***

Florida

Phil Jackson, “Ruhunu Arayan Takım” adlı kitabının girişindeki bir bölümde şöyle yazar: “Takım çalışması aşk gibi kısa ömürlü bir şey; sarf edeceğiniz en basit bir hakaretle verdiğiniz onca emek bir anda yok olabilir.”

İşte Miami Heat, koronavirüs salgını nedeniyle bitişi aslında yeni bir sezonun başlangıcını bulan Ekim’e kadar uzayan 2019-2020 NBA sezonunda her anlamda bir takım oyunu, takım ruhu sergiledi.

Tabii ne oyuncu kalitesi ne de soyunma odası veya saha dışı tartışmalarıyla Phil Jackson’ın Los Angeles Lakers’ı gibi değiller elbette; onlar, birçok ilginç hikâyeyi barındıran insanların bir araya geldiği, hakarete veya ihmalkârlığa yer verilmeyen ve biraz geleneksel biraz da modern oyunun izlerini taşıyan bir takım.

https://imgresizer.eurosport.com/unsafe/0x0/filters:format(jpeg):focal(1373x620:1375x618)/origin-imgresizer.eurosport.com/2020/01/13/2752412.jpg

Hikâye demişken şöyle bir özetleyelim. VHS odalarında maç kasetlerinin tarayarak aylarını geçiren, önce scout sonra asistan antrenör ve en sonunda baş antrenör olan, LeBron James-Dwyane Wade-Chris Bosh’la iki yüzük kazanıp onlar gidince, “Fazla mı abartıldı acaba?” sorusunu akıllara getirten fakat bu sene bu soruyu tamamen silen Erik Spoelstra, baş rolde elbette.

Hayatı daha dört yaşındayken karışmaya başlayan, liseye gelmeden evinden atılan, kolej kariyerinde sorunlar yaratıp draft’ta gerileyen, NBA’in önce soru işareti sonra yıldızı olan, kendisiyle ağız dalaşına giren isimleri daha da bir seven ve şu anda NBA Bubble’ında bir kafe işleten Jimmy Butler, genç çekirdeğin süper yıldızı olarak sahnede.

Ljubljana’da büyüyen, Avrupa’da, Slovenya Ligi’nde başarılar kazanarak basketbol kariyeri inşa eden, 30’larında Avrupa’ya döneceği konuşulurken Benjamin Button gibi yaşı ilerledikçe daha da bir yetenek kazanan Goran Dragić, 34’ünde bir oyuncu olarak bu takımın ağabeyi ama temposu onu hiç de bir ağabey yapmıyor gibi.

Kadına şiddet iddiasıyla birka. ay hapishanede kalan ama sonrasında suçsuzluğu kanıtlanan, değil draft ihtimali basketbol kariyeri tehlikede olan fakat bu yıl “acayip” oynayıp şu sıralar NBA Finalleri’ne çıkmaya hazırlanan Kendrick Nunn; NCAA’in en alt kademelerinde top oynarken bir anda John Beilein’ın Michigan’ında forma giyme şansı yakalayan fakat yaşından ötürü draft sıralaması gerileyen, NBA’deki çaylak yılında pek bir şey veremeyen, Litvanya’da şut mekanizması üzerine özel antrenmanlar yapan Duncan Robinson; Wisconsin’de doğup Kentucky forması giydiği için ölüm tehditleri bile alan, fiziksel özellikleriyle “ezileceği” düşünülen Tyler Herro; basketbol kariyerinden protein bar firması yöneticiliğine geçmeyi düşünürken rotayı finale çevrilmiş hâlde bulan Meyers Leonard; 30’larındaki iki yönlü önemli tamamlayıcılar Jae Crowder ile Andre Iguodala da bu hikâyenin parçası.

Tabii bir de 1967’den beri bu sektörün içinde olan ve oyuncu, asistan antrenör, scout, baş antrenör, genel menajer ve müdür olarak başarılar kazanan, İtalyan takımlarıyla tamamıyla bir “Baba” figürü olan Pat Riley var.

Gördüğünüz gibi, Florida’da hikâye çok fazla. Peki nasıl oldu da birden fazla ilginç parçanın bir araya geldiği bu takım NBA Finalleri’ne yükseldi?

Miami Heat’in hücum sistemi takım oyunu dışında bir şey üzerine kurulu değil, gerçekten. Basit bir örnek vermek gerekirse, takımdaki altı oyuncu çift haneli sayı ortalamaları yakalamış durumda ve topun, yarı sahadaki hücum başına bir oyuncunun elinde durma süresi en az 0.7 ve en çok 6,9 saniye. Yani her altı saniyede bir pas akışı gerçekleşiyor (bu alanda liderler) Heat’te veya bireysel olarak skor üretiliyor.

1623 hücum pozisyonunda 572/1246 isabet bulup pozisyon başına 1683 sayı üretiyorlar. En iyi kullandıkları, daha doğrusu en verimli oldukları hücum tarzı ise nokta şutörler için hazırlanan setler. Zira Heat, bu setleri 342 defa deneyip %60 verimli şut isabet ortalamasıyla toplamda 401 sayı çıkarmayı başardı.

Burada zirvede olan isimlerin Tyler Herro ile Duncan Robinson olduğunu düşünüyorsanız biraz yanlış yoldasınız demektir. Zira Jae Crowder 100 ve Goran Dragic 74 sayıyla ilk iki sırayı almış durumdalar burada. İşte hemen onların ardından Herro ve Robinson geliyor.

https://imgresizer.eurosport.com/unsafe/0x0/filters:format(jpeg):focal(1653x654:1655x652)/origin-imgresizer.eurosport.com/2020/09/24/2892859.jpg

Rakamlardan çıkıp bu setteki işleyişe göz atalım biraz da. Bam Adebayo’nun topu yarı sahaya getirdiğini düşünelim. Bu esnada Dragic, sol köşeden Adebayo’ya doğru giderken Crowder’ın perdesini kullanıyor. Dragic ile Adebayo arasında bir handoff oynanıyor, Adebayo ikinci perde için bu sefer Crowder’ın yanına gidiyor. Crowder perdeyi kullanırken Herro/Butler/Iguodala/Robinson/Nunn beşlisinden ikisi topun olmadığı (zayıf taraf) tarafda bekleyerek rakibin iki savunma oyuncusunu üzerlerine çekiyorlar. Hâli hazırda geometrisi tamamen bozulan, kırılan rakip Adebayo’nun pick-and-roll tehdidini kapatmak için uğraşırken Crowder’ın koşusunu kaçırıyor. Dragic’in basında Crowder nokta şutör olarak orta mesafe veya üç sayı çizgisinin gerisinden isabeti buluyor. Bu isimleri veya bölgeleri değiştirdiğinizde veya araya iki topsuz perde eklediğinizde, Erik Spoelstra’nın mükemmel toplu-topsuz hücum dengesine hayranlık beslememeniz işten bile değil, ki bu Lakers cephesi için büyük bir kuşku yaratacaktır. Zira Rajon Rondo, Kentavious Cladwell-Pope ve Alex Caruso; bu tarz setler karşısında elleri neredeyse tamamen bağlı olan oyuncular.

Hücumda mükemmel oldukları bir diğer alan ise klasik pick-and-roll oyunları. Yani bildiğimiz kısanın uzunla oynadığı ve kısanın uzuna pas atıp uzunun skor yeteneklerinin öne çıktığı oyunlar. Pick-and-roll sonrasında devrilen oyuncuya pozisyon hazırlamayı 145 defa kullanıp 168 sayı bulan ve bu alanda play-off’un zirvesine çıkan Erik Spoelstra’nın takımı tabii ki de modern oyunun gerekliliklerinden de yararlanıyor.

Butler’ın tepede Bam Adebayo ile oynadığı bir pick-and-roll hücumu düşünelim. Adebayo, rakibinin sağından perdeyi yapar ve ters tarafa doğru iyi bir adımlamayla devrilir. İşte tam bu devrilme esnasında sağ köşede Duncan Robinson’ın ve sol forvette Tyler Herro’nun olduğunu görürsünüz. Ayrıca sol köşeden sağ kanada doğru kat yapan Jae Crowder/Andre Iguodala da vardır orada. Yani Herro ve Robinson şut ve kat yapan oyuncu hareket tehditleriyle tepedeki pick-and-roll’e yardım savunması gitmesini engeller. Eğer rakip takım ICE (pick-and-roll setini serbest atış çizgisinde yardım hattıyla savunmak) yaparsa bu sefer topu tutan oyuncunun alanı epey bir açılır, ki bu rakiplerin almak istemeyeceği bir risk.

Küçük bir not eklemek gerekirse buraya…

En skorer oyuncu: Goran Dragic – 20,9 sayı (%45,2 saha içi isabeti, %36,3 üç sayı isabeti)

En fazla asist yapan oyuncu: Bam Adebayo – 4,9 asist (topu takımda en fazla tutan oyuncu)

Topsuz oyunlar sonrasında en fazla skor üreten oyuncu: Duncan Robinson – 7,5 sayı

Set-set veya tarz-tarz bakmaktan çıkıp işi basitliğe indirgediğimizde ise akıl almaz bir şey çıkıyor karşımıza. 2,07’lik Bam Adebayo takımının en fazla asist yapan oyuncusu. Bunun rakip için ne anlama geldiğini tahmin edebiliyor musunuz? Yani atletik, çevik, zeki, top hâkimiyeti iyi olan bir pota altı oyuncusu tüm hücumu kurabilecek bir yeteneğe sahip. İşte tam da burada 2010-2015 arası San Antonio Spurs’ü hatırlamanızı istiyorum. Hani Tim Duncan’ın perimetre kanatlarına geçip Manu Ginobili’yi post çıkışı paslarla beslediği yılları. O yıllarda bu hücumu olumsuz anlamda onlarca kez gören Erik Spoelstra aynı şeyi bu sefer rakiplerine karşı yapıyor. Eh, video koordinatörlüğünden gelen artılar olsa gerek bunlar…

NBA her ne kadar atmanın korumaktan daha önemli olduğu bir basketbol organizasyonu gibi görünse de potayı korumak bazı takımlar için bir momentumun başlangıcıdır. İşte Miami Heat bu takımlardan biri. Pozisyon başına potasında 0,98 sayıya izin veren Miami Heat’in rakamsal açıdan en iyi savunduğu hücum stili, pick-and-roll sonrasında topu yönlendiren oyuncuya kurulan hücum. Zira bu hücum karşısında potalarında pozisyon başına yalnıza 0,73 sayıya izin veriyorlar.

https://imgresizer.eurosport.com/unsafe/0x0/filters:format(jpeg):focal(1302x575:1304x573)/origin-imgresizer.eurosport.com/2020/09/29/2897424.jpg

İşin uygulama kısmında ise 2-3 alan savunmasını pek çok kez duymuşsunuzdur. Bu savunmada Heat, klasik alan paylaşımının gerekliliklerini yerine getirirken çok yönlü oyuncuları sayesinde birtakım ekstra avantajlar kazanıyor. Bu arada, şu anda ligde LeBron James’in nasıl savunulması gerektiğini en iyi bilen insanın Erik Spoelstra (dört yıl birlikte çalışıp iki yüzük kazanmışlardı) olduğunu unutmamak lazım.

Fakat küçük bir not eklemek lazım. Los Angeles Lakers, bu yıl normal sezonda Heat’e karşı oynadıkları iki maçta rakipleri 2-3 alan savunmasını denediğinde 35 sayı fark yakalamıştı. Yani evet, 2-3 alan savunmasına en iyi hücum eden takım onlar. Şimdi gelin bir de Batı cephesine göz atalım.

Holywood

1990’ların sonunda Kentucky’deki küçük bir odada Rick Pitino’nun video koordinatörü olarak başlayan macerasında yine Pitino ile Boston Celtics’e gitti, orada mikro katkılarıyla tüm NBA’in dilinde olduktan sonra Indiana Pacers’ın baş antrenörlüğüne getirildi, bir inişli bir çıkışlı geçen Indiana macerası sonrasında Orlando Magic’te iki yıl kaldı ve bir yıllık aranın ardından 2019’da Anthony Davis ile LeBron James’in çekirdek olduğu Lakers’ın başına getirildi Frank Vogel. Holywood’da yönetmen koltuğu ona ait. En azından kâğıt üstünde.

Kafalarda yönetmen koltuğunda olan LeBron James’in hikâyesini burada anlatmaya elbette gerek yok. Fakat 2010’da The Decision ile gittiği, iki yüzük kazanıp zirveye çıktığı Miami Heat’e, Pat Riley ve Erik Spoelstra’nın Miami Heat’ine karşı oynayacağını unutmamakta fayda var tabii.

Illinois’da doğup lisede büyüleyip John Calipari’nin Kentucky’sinde bir yıl geçirdikten sonra 2012 NBA Draft’ında birinci sıradan seçildi, kaşlarının birleşik olması ve bazı nedenlerden ötürü saha dışında takım arkadaşlarıyla problemler yaşıyordu, New Orleans Pelicans’taki yedi yılında değil şampiyonluk bir play-off için bile çok bekledi, 2019’da başlı başına bir kitap konusu olan takas hikâyesindeki istenilen saç ayağı oldu ve Holywood’a gelip İkiz Kule’nin bir diğer parçası oldu Anthony Davis.

https://imgresizer.eurosport.com/unsafe/0x0/filters:format(jpeg):focal(1343x296:1345x294)/origin-imgresizer.eurosport.com/2019/05/12/2585232.jpg

Lisesinde bir basketbol efsanesi olan Karri Kuzma’nın oğlu olarak dünyaya geldi, babasıyla hayatında sadece birkaç kez görüştü, üvey babası onun basketbol figürüydü, 14 yaşında fiziksel olarak birden bire seviye atlayınca önce Bentley ardından Rise Academy’de profesyonelleşti, Utah’ta geçirdiği kolej yılları sonrasında Brooklyn Nets tarafından seçildi ama günün sonunda Mor-Sarılı forma vardı üzerinde. İlk yılları iyiydi ama sonrasında ivme kaybetti, kariyerinin eğrisi için önemli bir final serisine çıkıyor Kyle Kuzma.

New York’taki büyük bölgelerden olan Doğu Babylon’da doğdu, annesi babasını terk edince Danny Sr. onun her anlamdaki tek idolü oldu, lise yıllarında sergilediği “acayip” performanslarla herkesin ilgisini çekti, günün sonunda 10 saat uzakta olan ve Roy Williams’ın başında olduğu North Carolina’ya adım attı, Tar Heels ile geçen yılları sonrasında Gregg Popovich’in Spurs’ündeki en değerli mikro parça oldu, yani Heat’i daha önceden yıkmıştı ve bu yıl aynısını deneyecek Danny Green.

Hikâyelerden rakamlara geçtiğimizde işin hücum kısmında karşımıza o kadar şaşalı şeyler çıkıyor ki önce madde madde bu rakamlara göz atalım.

  • 1640 hücumda 1709 sayı bularak en çok sayı atan ikinci takım oldular.
  • Geçiş hücumlarında 303 pozisyonda 350 sayı bularak bu alanda üçüncülüğü aldılar.
  • Topsuz katları kullandıkları 197 pozisyonda 194 sayı bularak bu alanda ikinciliği aldılar.
  • Maç içinde geriye düştükleri sekanslardan en hızlı geri gelip öne geçen takım oldular.
  • Pick-and-roll sonrasında devrilen oyuncuya kurulan setlerde 126 pozisyonda 108 sayı bularak bu alanda beşinciliği aldılar.
  • Pota etrafındaki 335 pozisyondan 469 sayı üreterek bu alanda açık ara liderliği aldılar.
  • Post-up’larda 87 pozisyonda 98 sayı üreterek bu alanda üçüncü sırayı aldılar.

Yani gördüğünüz gibi rakamlarda epey bir göz kamaştırıyor Los Angeles Lakers. İşin set, teknik kısmına geçelim bir de.

Eh, burada çoook uzun şeyler yazmak biraz güç. Zira Lakers’ın hücumu iki ana set üzerinden gidiyor. Birincisi, LeBron James-Anthony Davis pick-and-roll’ü ve buradan doğan opsiyonlar. Yani her iki oyuncunun da yarattığı büyük ve tehlikeli çekim etkisi sayesinde Lakers; bu oyuna gelen yardım savunmasını dışarıdaki “istikrarsız” şutörleri, içeriye kat yapan Javale McGee/Dwight Howard ikilisinden biri veya direkt bire bir oyunla cezalandırıyor.

İkinci set ise kısaların veya LeBron’un uzunlarla oynadıkları pick-and-roll sonrasında topsuz aksiyonları başlatmak. Misal, LeBron James, play-off boyunca Frank Vogel’ın Kyle Kuzme ile Alex Caruso’yu kullanma konusundaki yeni ayarlamalarını mükemmel paslarla (8,8 asist) beslemeyi başardı. Bu oyuncuların sürekli olarak topsuz koşu yaptığı yeni ayarlamalar işe yaradı yani.

Bu arada, Mor-Sarılı ekibin bu yıl normal sezonda Miami Heat’in 2-3 alan savunmasını nasıl bozduğunu hatırlayalım. Hani geleceği arap saçına dönen Kyle Kuzma’nın sürekli olarak topsuz koşularla ortaya dalıp Bron ile AD’nin tuzak savunmasını düşürdüğü, Alex Caruso’nun bir köşeden bir köşeye koşu antrenmanı yapıp aynı şekilde alan açtığı sekansları. İşte bu koşular Lakers’ın hücum cephaneleğinde bir artı yazabilir.

Los Angeles Lakers’ın şut yüzdesi (şu anda en fazla deneyen isimler, sırayla: LeBron 1,9/5,5; KCP 2,1/5,1; Green 1,9/5,1; Kuzma 1,1/3,6) gecenin skoruna büyük bir etki yapacak olsa da Frank Vogel ve ekibindeki en kritik nokta bir noktada Anthony Davis üzerinde kurulacak. Zira Iguodala, Crowder ve Butler üçlüsü Giannis Antetokounmpo’ya yaptıkları gibi LeBron James’e sert bir savunma hattı çekeceklerdir. İşte bu noktada Davis’in Bam Adebayo karşısında ne kadar sertlik gösterebileceği takımının kaderini etkileyecektir.

https://imgresizer.eurosport.com/unsafe/0x0/filters:format(jpeg):focal(1267x616:1269x614)/origin-imgresizer.eurosport.com/2020/09/27/2895668.jpg

İşin savunma kısmında gerçekten de uzun uzun anlatacak bir şey yok. Anthony Davis’in pota altı ve etrafındaki yetenek seti, forvet hattının adam değişim savunmasında biraz uygun olması ve kısaların aktif elleri öne çıkıyor burada.

Sonuç

En sonda diyeceğimi burada demek istiyorum. Bence Miami Heat, Los Angeles Lakers’ı 4-2 mağlup edip NBA şampiyonu olacak. Bunun için gerekçelerim şunlar. Birincisi, Erik Spoelstra, bu tarz durumlarda ve eşleşmelerde Frank Vogel’dan birkaç gömlek üstte; bunu hem play-off geçmişleri hem de oyun içinde yaptıkları etki kanıtlayacaktır. İkincisi, Heat’in tehlikeli kısa hücum rotasyonu karşısında Caruso, Rondo, KCP, Green (bu sezon pozisyon başına 0,97 sayı veriyor), Kuzma rotasyonu ne kadar sağlıklı olabilir? Üçüncüsü, LeBron James’i savunmak için ideal bir Heat hattı var, ki bahsettiğim gibi bunu Giannis Antetokounmpo karşısında göstermişlerdi. Dördüncüsü, eğer ki iş çizgi gerisi performanslara kalacak olursa Herro ve Robinson burada büyük fark yaratacaklardır. Beşincisi, bu belki de Jimmy Butler’ın şampiyon olmak için eline geçen ilk ve son fırsat. Ve hepimiz biliyoruz ki kafasını bir şeye takan Butler, inanılmaz işler yapabilir.

Öbür tarafta ise, eh, öbür tarafta ise 36’sında bile oyun kimliğini değiştiren ama maç koparma yeteneğinden bir şey kaybetmeyen, bir yüzük için 200%’ünü verebilecek olan bir LeBron James var. Yani ona karşı tahmin yapmak belki pek de sağlıklı olmayabilir.

Günün sonunda biz izleyenler için onlarca hikâye, tonlarca rakam ve tepedeki kupa ve yüzükler için beslenen heyecan var. Senaryonun nasıl gideceği ve biteceği bilinmez ama doruk noktasına yapılacak olan yolculuğun zevk vereceği bir gerçek.

Basketbol
Dönüm noktası
13/10/2020 - 22:33
Basketbol
Baba & Oğul
09/10/2020 - 07:42