Römorkta 10 Bidon | Tur Günlükleri #4

2026 Türkiye Turu’nun üçüncü etabında Kıran Köyü sakinleri, güneşli bir havanın eşliğinde 26 ülkeden 156 bisikletçiyi karşıladı.

Tour of Turkey, Stage 3

Görsel kaynağı: Getty Images

”Otostopçunun Galaksi Rehberi”ndeki ”İhtimalsizlik Motoru”, güya bir olasılık manipülasyonu yapıp kuantum ihtimallerini bükerek uzay gemisini evrenin bir diğer ucuna kısacık sürede götürmeyi başarır. Ancak bu işlem, yan sonuçlar da doğurur: uzayın ortasında varoluşu sorgulayan bir balina ve saksı beliriverir, gemidekiler bir örgü yumağına dönüşür…
2026 Türkiye Turu’nun üçüncü etabı da 26 ülkeden bisikletçiyi Menteşe yöresinin 700 küsur nüfuslu bir dağ köyüne götürürken bu motoru çalıştırdı, bana hayret ve keyif uyandırıcı anlarla dolu bir gün yaşattı. Sizlere bu anları birbirinin peşi sıra, ”Tur Günlükleri” serisinin tarihindeki en günlüksel (parçalarının bir yere bağlanması kaidesi gözetilmeyen) yazı ile anlatacağım.
Kahvaltıda bize, basın kafilemizin en ansiklopedik üyesi eşlik etti. Olağanüstü bağlantılarla dolu, besleyici bir bisiklet muhabbeti… Victor Hugo’nun Türkiye’den ve Giro’nun başlayacağı Burgaz’dan geçen İnatçı Keraban Ağa romanından haberdar mıydınız? Peki ya meşhur türküdeki Çökertme’nin, Gökova Körfezi’nin az ilerisi olduğundan..?
Starta hareket etmeden biraz bu türküyü ve dün gördüğüm ”Kerimoğlu Türküsü Evi” tabelasından hareketle onu araştırdım, bölgenin 20. yüzyıl başı tütün kaçakçılığı ve eşkıyalık hikayeleriyle haşır neşir oldum.
Startta biraz ”Eritre’nin Bisiklet Tarihi” dosya fikrim bir yerlere gider mi diye baktım, iki takım aracından ret yedim ve podyum seremonisini izlemeye koyuldum. Heveskar ve yetenekli bir fotoğrafçıdan güne dair beklentilerini dinledim: ”Kalabalık kaçış olsun ya dünkü gibi… Güzel fotoğraf o zaman çıkıyor çünkü… Pelotonun önüne geçemiyorsun ama kaçışı çekip sonra tekrar geçiyorsun önüne. Geçen sene öyle pelotonun arkasında kaldım mesela bu etapta…” 
Yola koyulduk. Gökova’dan geçerken servisteki değerli muhabirlerimizin telefonları senkronize olarak açıldı, cam tarafına çevrildi. Kıran’ın hemen komşu köyü Sarnıç’ın yakınındaki ilk tırmanış kapısına yakın, aracı kenara çekip pelotonu bekledik. Yarım saatlik bekleyiş, Felemenkçe 10’a kadar saymayı ve İtalyanca birkaç kötü kelimeyi öğrenirken su gibi akıp geçti. Bir de etap galibi tahminlerini aldık: Jordan Jegat, Abel Balderstone, Ivan Ramiro Sosa. Övünmek gibi olmasın, bu sonuncusu benden. (Jegat alınmış olmasa kaçırmazdım [kaçırırdım] gerçi.)
Önce kaçış, ardından pelotonu alkışlar ve ”Bravo bravo bilmemkim” naralarıyla karşıladık.
Fakat günün en özel anı, final tırmanışının flamme rouge’dan parçası olmaktı. Firketelere, dar yollara bıkmadan usanmadan bir kilometre boyunca döşenmiş bariyerlerin bittiği noktaya, bizlere Sabastian Sawe gibi hissettiren ufak bir yokuş aşağı koşuyla vardık. Bulduğumuz ilk çam gölgesine, taşlık bir yamaca oturduk. Finişe iki kilometre kala yayını kapattık: bu anı mümkün olduğunca geleneksel yaşamalıydık.
Son kilometreye ilk giren bisikletçi, on saniyeyi aşan bir farkla, And Dağları’nda büyümüş Ivan Ramiro Sosa’ydı. Sosa, 2010’ların sonu ve 2020’lerin başında dünyanın en iyi 40-60 tırmanışçısından biriydi. Hem 2019-2021 arasında INEOS’ta değerli bir domestik olmuş hem de imkan bulduğunda kendisi büyük galibiyetlere ulaşmıştı. Ancak yaşadığı ”bisikletçi hastalığı” (ilyak arter endofibrozu), performansını çok etkileyerek kariyerinin belki de en verimli olacak yıllarını ondan aldı. 2025 yazında ameliyat geçirdi. Fakat 2023’ten beri sergilediği performansın ışığında diyebiliriz ki (son galibiyeti Ekim 2022’de gelmişti) ameliyatın sonrasındaki bir sene olduğu gibi öncesindeki en azından bir seneyi de maksimumuna erişemeden yarışarak geçirmişti (endofibroz, ameliyata giden süreçte, performans esnasında bacakta çok şiddetlenebilen bir acı/ağrıya sebep olur).
Sosa’nın galibiyeti, ilk iki etapta yeni bir yıldız yarışçı doğuran 61. Türkiye Turu’nun, üçüncü etapta ile büyük bir tırmanışçıyı küllerinden var etmesi anlamına geliyordu. Vatandaşı ve meslek büyüğü Nairo Quintana’nın bu hafta, dört yıllık bir boşluğun ardından ilk kez kazanmasından ilham almış olacak ki Ivan Ramiro da bir benzerini başarmıştı.
Eğer zirvede, çizginin yanında, bariyerlerin arkasında bekliyor olsaydık bu etap bizim için, işte bu hikâye ile hatırlanmaya değer olacaktı. Fakat tırmanış yollarındaydık ve şimdi 155 hikâye daha bize doğru pedal çeviriyordu. 
İlkin kreşendo: helikopterin yaklaşan patırtısı. Ve tüm o geçit başlıyor… İsmini duyunca gülümseyenler, takım arkadaşının kaçıncı olduğunu soranlar, yorgun ve boş gözler, önü açılmış formalar, kaska takılmış gözlükler, asfalttan yansıyan Akdeniz güneşi. Sonra sohbet masası kurmuş, yan yana pedallayan dört İtalyan; üstümüzde ”bottle please!” diye, altımızda daha kibarca ”welcome to Turkey, bottle please!” diye her geçene bağıran iki yol görevlisi grubu; bizim her türlü tezahüratımız ve diğerlerinin her türlü talebine mataraları elden vererek, tam kollarıma paslayarak, nazikçe yerden bırakarak karşılık verenler bisikletçiler; birinin yanında koşmanın heyecanı ve kendi aramızda yaptığımız ”Herhangi bir matara / Aa bak bu iyiymiş / Bu adam bu kadar geride mi kalmış / Tour de France’ta bu kadar ayrı ayrı gelmiyorlardır herhalde” yorumları.
En sonda ise zirveye geri dönme telaşı ve son çare atlanılan ”duba sökme aracı” römorku. İşe kavun karpuzla başlamıştı bu römork. Ne iş olsa görürdü, kavun karpuz mevsimlik işti. Bazen yakacak taşırdı oradan buraya. Bidon denince aklına turşu bidonu gelirdi, ne bilsin bisikletçinin izotonik bidonunu. Biz bu körfez manzarasına hayranlıkla bakıyorduk, o bizden daha alışıktı bu görüntüye, başka şeyler vardı aklında.
Dönemeçli bir inişin ardından, Maupassant alıntılarıyla başladığımız bu aksiyonlu günü, Tolstoy - Dostoyevski karşılaştırmalarıyla tamamladık.
2026 Türkiye Turu dördüncü etapta, Marmaris-Fethiye yolculuğu ile devam edecek.

Yazı: Ege Sanlav
Uygulamada 3M+ kullanıcı'a katılın
En son haberler, sonuçlar ve canlı spor yayınları ile güncel kalın
İndir
Bu yazıyı paylaş
Reklam
Reklam