Boks

Boksun efsaneleri #20: Carl Frampton & Leo Santa Cruz: Birleştirici güç

Share this with
Copy
Share this article

Carl Frampton & Leo Santa Cruz

Image credit: Reuters

ByEurosport Türkiye
26/06/2020 at 11:07

Cihat Gemici, boks tarihinin efsanelerini yazıyor.

Profesyonel boksun tarihi gong sesinden sonra kanvasın üzerinde, iplerin arasında birbirlerine meydan okuyan cesur eldivenlerle yazılmıştır. Yayımlayacağımız yazı dizisinde boksun ilk dönemlerinden günümüze dek uzanan unutulmaz efsanelerin hayat öyküleriyle dünyanın farklı yerlerinde tarihi bir yolculuğa çıkacağız.

Britanya’nın kuzeyinde 1993 yılına kadar kraliçe sevdalısı Protestanlar ile Cumhuriyetçi Katolikler arasında iç savaş boyutunda çatışmalar yaşandı. Cumhuriyetçilerin arasında az da olsa Protestan vardı. Kraliçe tarafındakilerin ise hepsi Protestan’dı. Fakat protestanların hepsi kraliçeci değildi. Giriş biraz Bilbo Baggins’in akraba sevgisi gibi oldu ama kuzeyin hali, savaşın kendisi gibi biraz kafa karıştırıcıydı.

Boks

Boksun efsaneleri #22: Carlos Monzon | Şer’i Yiğit

13/07/2020 AT 15:25

Savaşın karşıt tarafları öyle değerlerine aşırı bağlı ya da mezhebine tutkun insanlar değillerdi. Fakat sınıf savaşı, ideolojik çatışmalar bölgedeki durumu arapsaçına çevirmişti. Meselenin özüne inersek aslında sivil halkın neredeyse yarısı barış istemekteydi.

Tıpkı barış isteyen sivil halk gibi Kuzey İrlanda’nın meşhur şahsiyetleri, George Best, Pat Jennings, Carl Frampton gibi isimler de savaşa taraf olmamışlardı. Onlar yaşamı, sporu ve normal insanların tutkularını temsil ediyordu. Bu nedenle de en gerilimli dönemlerde bile bu insanlar bölünmüş adanın gettolaşmış mahallelerinde rahatça gezebiliyorlardı.

Aslında her iki tarafın radikalleri de bu yıldızları kendi taraflarına çekip propaganda amaçlı kullanmak istediler. Ancak bu köklerine bağlı geçmişini unutmayan sporcular akıllı, temiz insanlar olarak savaşın her iki tarafının da arkalarında uyuşturucu baronları, silah tüccarları olduğunu bildikleri için kendilerini bu politik gerilimin dışında tuttular.

İrlandalı

Kuzey İrlanda’da Tiger’s Bay bölgesinde dünyaya gelen Carl Frampton kendisini mezhepsel ayrılıkların dışında tutan, işçi sınıfının sahiplendiği az sayıda kahramandan birisiydi. Futbol, fakirlerin oynadığı zenginlerin izlediği bir sporken George Best aynı sınıfın idollerindendi. Futbol başkalarına ait olunca alt tabakanın elinde sadece boks kaldı. Bugün belki boks severler ring kenarında o pahalı koltuklarda Wayne Rooney ve Rory McIlroy gibi ünlülerle oturarak boks maçlarını izleyemiyorlar; ama iplerin ortasındaki o yalnız adamları attıkları her kroşede, yedikleri her aparkatta iliklerine kadar hissediyorlar. Carl Frampton da mütevazı geçmişi ve insani yönüyle boks severlerin ringde kendilerini buldukları isimlerin başında geldi.

Ben işçi sınıfından sadece biraz dövüşebilen bir adamım. Hepsi bu kadar.

Carl Frampton Ryan Lindberg’e kaybedip 2006 Commonwealth Oyunları’na katılma hakkını kaybederken aynı gecede eski dünya tüy sıklet şampiyonu Barry McGuigan, oğlu Shane’in maçında köşe adamıydı. Bu geceden birkaç yıl sonra oğul Shane McGuigan Carl Frampton’ın antrenörü, baba Barry McGuigan ise menajeri oldu.

McGuigan dönemi ülkedeki tansiyonun yüksek olduğu zamanlardı. O dönemde güneş nereden doğar sorusuna farklı cevaplar veren adamlar Barry McGuigan dövüştüğü zaman ülkedeki politik ve dini farklılıkları bir kenara bırakarak tek yürek oluyorlardı. Mcguigan da bu sakinleştirici rolünün farkındaydı. Şampiyon boksör dövüşürken şortuna barışın sembolü olarak bir güvercin resmi koymuştu. Yine maçlarında ulusal marş okutmuyordu ve İngiliz-İrlanda vatandaşlığına sahipti. Seksenlerde bütün bunları yapmak kolay değildi.

Barry McGuigan Carl ile çok benzerlikleri olduğunu ifade ediyor; haksız da değil. Mezhep konusunda tam tersi bir yol izleseler de benzer evlilikler yaptılar. McGuigan Katolik bir Cumhuriyetçi olarak Protestan bir kadınla evlendi. Carl ise bir Protestan olarak Katolik Christine ile evlendi. Carl ve McGuigan gibiler bu tavırlarıyla hem Shankill Road hem de Falls Road’da rahatlıkla yürüyebilen nadir insanlardan oldular. Her konuda ayrı düşünen koca bir güruh bu iki boksörün maçlarında hep tek ses oldular. Samimi biçimde sadece işini yapan ve barıştan yana olan iki şampiyonun maçlarına yıllarca onları yürekten seven Katolik, Protestan binlerce kişi geldi.

Her kesimden saygı kazanmayı başaran Carl, McGuigan’ın dediğine göre kariyerini bitirdiğinde tarihin en iyi İrlandalı boksörü olacak. Carl bugüne kadar bu sözleri boşa çıkarmadı. Adım adım giderek zirveye çıktı.

2009 yılında profesyonel olarak ilk maçına çıkan Kuzey İrlandalı boksör, Kiko Martinez maçına kadar eski Avrupa şampiyonu Yuriy Voronin, Meksikalı Raul Hirales ve Steve Molitor gibi önemli isimleri yenmeyi başardı. 2013’te Kiko Martinez’i nakavt ederek Avrupa şampiyonu oldu. 2014’te rövanş maçında Kiko’yu tekrar yenerek IBF süper horoz sıklet unvanını eline geçirdi. Carl Frampton hızla yükseliyordu. Artık Kuzey İrlanda’da Frampton’ın dönemi başlamıştı.

Carl, Alejandro Gonzalez Jr. karşısında kariyerinde ilk kez Amerika’da maça çıktı. Dramatik biçimde kazandığı bu maçtan sonra kahramana dönüşmenin ilk adımını attı. Rakibi karşısında iki kez knock down olmasına (yere düşmesine) rağmen ayağa kalkmasını bilerek 12 raunt sonunda maçı kazandı. Artık en iyi olmak için en iyi ile dövüşmeliydi. Britanya’nın kralı WBA süper horoz sıklet şampiyonu Scott Quigg ile Manchester’da karşılaştı. İngiltere-Kuzey İrlanda karşılaşması reyting severler için harika bir fırsattı. Carl bu maça hiç bu şekilde bakmadı. Tek isteği kemeri kazanıp sevincini kızını havaya atarak göstermekti. Carl 12 rauntluk maçın sonunda Scott Quigg’i yenmeyi başardı. Britanya fethedilmişti. Sırada Dünya Şampiyonluğu vardı. Zorlu hedef bir üst sıkletteydi. Yenilgisiz şampiyon Leo Santa Cruz…

Meksikalı

Leo Santa Cruz Kaliforniya’da yaşayan bir Meksikalıydı. Ailesi ile birlikte göçtükleri Amerika’da Yeşilçam filmi tadında hayatları vardı. Fakirlik, hastalık, çift vardiya çalışılan işler hikâyenin sancılı kısmını oluşturuyordu.

Leo’nun boksta bir şeyleri başarabileceğini anladıkları dönemde babası işi bırakarak oğlunun tam zamanlı antrenörü oldu. “Los Angeles’a göçmen bir aile olarak geldik. Paramız yoktu. Bahçıvanlık, bulaşıkçılık, boyacılık ne iş olursa yaptık. Leo’nun tam zamanlı antrenörü olmak istemiyordum ama benim onu bırakamam halinde o da boksu bırakacağını söyledi. Bana seçenek bırakmamıştı” Bu dönemde annesi ailenin geçimini sağladı. Annesi Leo’nun küçüklüğünü gözleri dolarak ve ağlamamak için yer yer susarak anlatıyor. “Zor dönemlerdi, onları salona gitmek için onca yolu yürürken düşünmek beni çok üzüyordu”.

Hiçbir şeyleri yoktu ama oğullarına olan inançları bu zor günleri birlikte atlatmayı sağladı.

Leo boksa abisinin dövüşerek kazandığı kupaları eve getirmesi ile merak saldı. Onun gibi eve kupalarla dönmek istiyordu. Roberto 11 maçta 3 yenilgi almıştı umut vaat ediyordu. Ama birkaç yıl sonra artık eve kupalar gelmez olmuştu. Bunun sebebi başarısız maçlar değildi abisi maç kaybetmiyordu. Hayatını kaybediyordu. Bağışıklık sistemini çökerten lupus hastalığına yakalanmıştı. Bir gün iki kardeş hastanedeyken abisi Leo’ya artık acıya dayanamadığını ve ölmek istediğini söyledi. Leo’nun cevabı ailenin geleceği oldu. “Hayır, ben dünya şampiyonu olacağım. Hem aileme hem de sana bakacağım. Kendini bırakma. Mücadeleye devam et. İleride bir ailen olacak ve ben hep senin yanında olacağım”.

Leo amatör kariyerinde 148 galibiyet 7 mağlubiyet alarak geleceğin en önemli boksörlerinden biri olarak ışık saçıyordu. 2006 yılında profesyonel olduktan sonra 2012 yılında vacant (boşta) IBF horoz sıklet unvanı Vusi Malinga’yı yenerek kazandı. Üç maçta unvanını koruduktan sonra unvanını boşa çıkararak süper horoz sıklete çıktı. Victor Terrazas’ı yenerek WBC Süper horoz sıklet şampiyonu oldu. Cesar Seda, Cristian Mijares, Manuel Roman ve Jesus Ruiz karşısında unvanını koruduktan sonra ikinci kez unvanını boşa çıkararak bir üst sıklete geçti.

Abner Mares ile yaptığı maç sonrasında WBA tüy siklet unvanını kazandı. Kiko Martinez’e karşı unvanını koruduktan sonra 30 Temmuz 2016’da Britanya’nın tüy sıkletteki yeni kralı Carl Frampton ile unvan maçına çıktı.

Rekabet

Maça hazırlandığı dönemde Leo’ya babasının kanser olduğu haberi geldi. Abisinin hastalığından sonra babasının kansere yakalanması onu alt üst etmişti. Her zamanki gibi beraber antrenman yapamıyorlardı. Frampton maçına hazırlanırken kovboy şapkası ve parıltılı elbiseleriyle her zaman dikkat çeken babası yanında yoktu. Yine de bu durumu hiç gündeme getirmedi.

Carl Frampton Leo Santa Cruz’u New York Barclays Center’da mağlup ederek yeni WBA şampiyonu oldu. Bu muhteşem galibiyetle hem yılın boksörü ödülünü kazandı hem de kendisine Britanya İmparatorluğu Nişanı -MBE (Member of the Most Excellent Order of the British Empire)- verildi. Leo ise yeni bir dost ve yeni bir hedef kazandı. İki boksör birbirlerini centilmence tebrik ettiler.

Leo, Frampton için “O da benim gibi bir aile insanı, aynı yaşta çocuklarımız var. Ailesi için dövüşen birine yenildiğim için çok üzülmüyorum” dedi. İkili rövanş maçı için anlaştılar. Bu yüksek kalitedeki dostane rekabet efsanevi bir çekişmeyi spor tarihine hediye edecekti.

Altı ay sonra Las Vegas’ta müthiş bir atmosferde rövanş maçına çıktılar. Boy ve uzun kol avantajı olan Leo ilk maçtaki yenilgiden dersini almıştı. Direktlerini daha çok kullanarak Meksika Stilinden birazcık uzaklaştı ve taktiksel bir oyun ortaya koydu. Rauntlar ilerledikçe kırışmalara girmeden duramadı ama bu sefer daha efektif olan taraf Leo Santa Cruz oldu. Köşesine döndüğünde kovboy şapkalı babasından taktikleri alıyor Frampton’ı iplere çektikten sonra birden kendini ringin ortasına alarak kombine yumruklar vuruyordu. Leo dersini iyi çalışmıştı. Frampton ise güçlü yumrukları ile maça ortak olmaya çalıştı. Eskivleri ile seyirciye yumruk almadığını ispatlıyor kroşe ve aparkatlarla hakemlere puan aldığını gösteriyordu.

12. raunt sonunda gong çaldığında iki bir boks maçındaki en güzel manzara ortaya çıktı. Her iki boksör de ben kazandım diyerek yumruklarını havaya kaldırmak yerine birbirlerine sarıldılar. Sarılırken gülümsemelerindeki samimiyet taraftarlara ve televizyon başındaki milyonlara geçmişti. İlk hakem 114-114 beraberlik verdi. Heyecan artıyordu. Diğer iki hakem 115-113 Leo Santa Cruz diyerek yeni şampiyonu ilan ettiler.

Carl maç sonu röportajında Leo’nun hakkını vererek daha iyi olan taraf oydu onu tebrik ediyorum diyerek kendine yakışan bir konuşma yaptı. Ardından da üçüncü maç teklifini ringin ortasında hemen Leo’ya iletti. “Ama bu kez Belfast’ta olmalı Leo benim evimde kalabilir.”

Eric Morales – Marco Barrera, Muhammed Ali – Joe Fraizer, Manny Pacquiao – Juan Manuel Marquez gibi efsane üçlemelerin yanına artık Carl Frampton – Leo Santa Cruz rekabeti eklendi. Tarihin en büyük rekabeti mi bilinmez ama kanımca tarihin en centilmen rekabeti olduğu kesin.

Boks

Boksun efsaneleri #21 | Marvin Hagler

06/07/2020 AT 15:08
Boks

Boksun efsaneleri #21: Lennox Lewis: Centilmen

29/06/2020 AT 11:15
Related Topics
Boks
Share this with
Copy
Share this article