Boks

Boksun efsaneleri #23: Juan Manuel Marquez | Dinamit

Share this with
Copy
Share this article

Juan Manuel Marquez knocks down Manny Pacquiao during their welterweight world title fight on December 8, 2012 in Las Vegas

Image credit: AFP

ByEurosport Türkiye
20/07/2020 at 14:33

Cihat Gemici, boks tarihinin efsanelerini yazıyor.

Profesyonel boksun tarihi gong sesinden sonra kanvasın üzerinde, iplerin arasında birbirlerine meydan okuyan cesur eldivenlerle yazılmıştır. Yayımlayacağımız yazı dizisinde boksun ilk dönemlerinden günümüze dek uzanan unutulmaz efsanelerin hayat öyküleriyle dünyanın farklı yerlerinde tarihi bir yolculuğa çıkacağız.

Meksika’da Enrique Pena Nieto Başkanlık yemini etti, eski İngiltere kaptanı David Beckham, LA Galaxy takımıyla MLS şampiyonluğunu kazandı. Sinemalarda Quentin Tarantino imzalı Jamie Foxx ve Leonardo Di Caprio’nun oynadığı Django gösterimdeydi. 2012 Aralık ayında akıllarda kalan bir başka olay da Las Vegas MGM Grand’da gerçekleşti.

Boks

"Hikâyem bokstan daha büyük"

20 SAAT ÖNCE

Las Vegas’ta salonu dolduran on beş bin kişi heyecanla maçın başlamasını bekliyordu. Ünlü sunucu Michael Buffer boksörleri tanıtmaya başladı. Önce Meksikalı tanıtıldı. Salonda inanılmaz bir tezahürat vardı; sanki Aztekler Nevada’yı geri almıştı. Sonra Filipinlinin adı anons edildi. Büyük bir gürültü koptu. Islık sesinden Buffer’ın ne dediği duyulmuyordu. O sırada Filipinlinin ring kenarında yerini almış olan eşi görüntüye geldi; yıllardır bu işin içinde olmasına rağmen sanki kocası ilk kez ringe çıkmış gibi endişe ve heyecanla dua ediyordu. Hakem Kenny Bayless iki boksöre de kuralları hatırlattıktan sonra onları köşelerine gönderdi. Filipinli Pacquiao antrenörü Freddie Roach’a sarıldı. Meksikalı Marquez antrenörü Ignacio Berinstein’dan son taktikleri aldı. Boksörler köşelerine gittiğinde ringden uzaklaşan kameradaki görüntüler maçın büyüklüğünü ortaya koyuyordu. Top Rank ve HBO logolarının ardında binlerce flaş patlıyor, insanlar çığlıklarla bu muhteşem geceye tanık olmanın heyecanını ve gururunu yaşıyordu. İki boksör gong sesiyle birlikte birbirlerine doğru yürürken kamera da yavaş yavaş ringe yöneldi.

Meksikalı Juan Manuel Marquez 23 Ağustos 1973 yılında başkent Mexico City’de dünyaya geldi. Iztacalco’nun fakir mahallelerinden birisinde büyüdü. Marquez sekiz yaşındayken boks ile kendisine yeni bir yol çizdiğinde birçok arkadaşı çetelere bulaşmış hatta genç yaşta hayatlarını kaybetmişti. Boks merakı babasının antrenmanlarından geliyordu. Kardeşi de boksa yönelmişti. O dönemler Manuel yemek yemeyi seven bir çocuktu. Boksta çok önemli olan diyetle pek arası yoktu. Söylediğine göre yemek dışında rakamlarla da arası iyiydi, derslerinde de başarılıydı. Hatta bu başarısını okulunu bitirip muhasebeci olarak taçlandırdı. Kariyer seçimi için yol ayrımına geldiğinde boks daha ağır basan taraf oldu. Artık rakamlara pek ihtiyacı kalmayacaktı. 10’a kadar sayması yeterliydi. Rakipleri yere düştükten sonra 10 rakam ona yeterli olacaktı.

Amatör boks kariyerinde 86’a maça çıktı. Bunların 82 tanesini kazanırken 72 tanesini nakavtla kazanmıştı. Sadece dört maç kaybetti. Çok genç yaştan itibaren gelecek vaat ediyordu. Stil olarak agresifti ve seyircilere adeta bir gerilim filmi izliyor hissi yaşatıyordu. Hızlıydı ve teknik kapasitesi azımsanmayacak kadar yüksekti. Kontra yumruk boksörü olarak bilinse de oldukça da güçlüydü. Yeri geldiğinde rakibiyle kırışmaya girmekten de kaçınmıyordu. Ringde patlamaya hazır bir bomba gibiydi ve patladığında etkisi çok yüksek oluyordu. Bu yüzden lakabı “Dinamita” oldu.

Profesyonel kariyerine henüz 20 yaşındayken başladı. Dünya Şampiyonluğu unvanını elde etmesi tam on yılını aldı. Kariyeri boyunca pes eden birisi olmadı. Dört sıklette dünya şampiyonu olduğunda tarihte bunu başaran üç Meksikalıdan(Diğerleri Morales ve Arce) biriydi. Kariyeri boyunca hiç maçı bırakmak durumunda kalmadı. Onu yere düşürebilirdiniz ama durduramazdınız. Dinamit ayağa kalkar, dağları deler, tepeleri aşar size ulaşmak için bir yol açardı. Manuel Marquez böyle bir boksördü.

1993 yılında başlayan profesyonel kariyerinde ilk unvan maçına 2003 yılında adaşı Manuel Medina karşısında çıktı. IBF’in boşta olan tüy sıklet unvanı kariyerinin ilk büyük başarısıydı. 1999 yılında Freddie Norwood’a WBA tüy sıklet unvan maçında puanla kaybederek ilk yenilgisini almasaydı bu payeye daha önce ulaşabilirdi. Medina’yı yendikten bir yıl sonra 2004’te her şeyin başladığı o maça çıktı. Ring Dergisi, IBF ve WBA tüy sıklet unvanları ortadaydı. Rakip Filipinli yıldız Manny Pacquiao’ydu. O zamanlar Filipinli saçlarını ortadan ayırırdı. Hatta bıyığı bile vardı. Sonraki maçlarda Marquez’in de bir bıyığı vardı ama işin aslı ikisinin bıyıkları toplasana bir Holyfield bıyığı etmezdi.

Maça dönersek o gün MGM Grand hazırdı. Dinamit hazırdı. Pac Man hazırdı. Maç hızlı başladı. Marquez ilk raunt üç kez yere düştü. Maçın kaderini de bu raunt belirledi. Burt Clements üç masa hakeminden birisiydi. Diğer iki hakemden birisi maçı Marquez’e diğeri de Pacquiao’ya verdi. Clement maçı 113-113 olarak puanladı. İşin garip yanı maçtan sonra gelen itiraftı. Clement ilk raunda 10-6 verebildiğini bilmediğini, o nedenle 10-7 verdiğini söylüyordu. Bunun anlamı Pacquiao’nun galibiyetinin bir puanla kaçtığıydı. Herkesin farklı yorumladığı, herkesin kendi kazananının olduğu bu maç berabere bitti. Her berabere biten maç gibi bu maç da ağızda acı bir tat bıraktı. Aman tadımız kaçmasın Ali Rıza Bey diyen pek olmadı. Herkes rövanş istedi. İstediklerini aldılar hem de fazlasıyla…

Marquez berabere biten ilk Pac Man maçından sonra Orlando Salido’yu yendi. -Evet şu Lomachenko’yu “garip” şekilde yenen Salido’yu.- Endonezya’da Chris John’a mağlup oldu. Marco Antonio Barrera maçıyla WBC’nin süper tüy sıklet kemerini kazanarak ben hala buradayım dedi. Rocky Juarez’i yendikten sonra sıra ikinci perdeye geldi. İkinci perde ilkinden farksızdı. Jason Statham filmi gibi baştan sona aksiyon doluydu. Kimsenin durup dinlenecek vakti yoktu. Tıpkı “Crank” filmindeki gibiydi; sanki iki boksör de dursalar öleceklerdi. 12 raunt sonunda ayrı karar verildi. İkiye bir kazanan Manny Pacquiao oldu. Bu sonuçla birlikte tartışmalar da başladı. İçinde Steve Kim, Dan Rafael, Rick Reeno, Lance Pugmire gibi isimlerin olduğu 64 boks ilgilisi resmi olmayan sonuçlarını açıkladı. 32 kişi Marquez, 32 kişi Pacquiao dedi. Yine herkesin bir kazananı vardı. Resmiyette ise kazanan bir kişiydi ve bu kişi “Dinamit” değildi. Bu kadar yakın geçen maçta kaybetmek çok kötü hissettiriyordu. Marquez o gün sayısal lotoyu son rakamda kaçırmış, Usain Bolt’a son salisede geçilmiş, Bold Pilot’a foto finişte kaybetmiş gibiydi.

Yenilgiden sonra Dinamit durmadı. Kendisine yeni bir yol açması gerekiyordu. Hafif sıklete çıktı. Juan Diaz önündeki ilk engeldi. Bum! Patlattı ve karşısında Karun’un hazinesi vardı. Nereye baksa para görüyordu. Bulmuştu, servet önündeydi ama servet bir başına onu beklemiyordu bir bekçisi vardı. Bu bekçi Bay Bilbo Baggins’in hırsızlığına kalan cücelerin belası ejderha Smurg değildi belki ama en az onun kadar tehlikeli en az onun kadar servet düşkünüydü. Önceleri ona yüzüne yumruk değmediği için “hoş çocuk” derlerdi ama artık yeni bir adı vardı. İnsanlar onu artık “Para” diye çağırıyordu. Floyd Mayweather Jr. Meksikalı Marquez’in yeni rakibiydi.

Marquez maç öncesinde bir videoda kendi idrarını içerken görüntülendi. Bu durumdan memnun görünüyordu. Dediğine göre bunu son 5-6 maçtır yapıyordu. Ona göre bu vücuttan dışarı atılan vitaminleri kazanmanın bir yoluydu. Uzmanlara göre ise bu garip alışkanlığın faydasından çok zararı vardı. Maç Las Vegas’ta gerçekleşti. Öde izle gelirleri hariç olmak üzere Floyd garanti 10 milyon dolar, Marquez ise garanti 3,2 milyon dolar aldı. Floyd’un fizik avantajı çok açıktı. Maçı da ortak kararla kazanan Floyd oldu.

Floyd maçından sonra Juan Diaz tekrar mağlup edildi. Katsidis ve Ramos maçlarıyla ısınmalar gerçekleştirldi. Hepsi bir adam için, her şey tabii ki Pacquiao içindi. Üçüncü maç ayarlandı. Üçüncü maç yarı orta sıkletteydi. İlk karşılaşmadan bu yana dört sıklet çıkılmıştı. Üçüncü maçta yere düşme olmadı. İki boksör de ayaktaydı. Maç bittiğinde kimse yerine oturmadı. Marquez tarafarları ringe bira, yemek ve buz attı. Bunlardan biri ring kenarındaki bir spor yazarına denk geldi. Sonuç çoğunluk kararı ile Pacquiao galibiyetiydi. Bir hakem beraberlik verdi. Diğer iki hakem ise maçı Pac Man’e verdiler. Resmi olmayan değerlendirmelere göre 57 kişi Marquez, 51 kişi Pacquiao kazandı dedi. 36 kişi maçı berabere sonuçlandırdı. Tarih kitaplarında kazanan tek bir kişiydi ve bu yine Marquez değildi. Marquez’in antrenörü Ignacio Berinstein dava açacaklarını söyledi ama söylediğini yapmadı. Üç maç sonunda Marquez tarafı tatmin olmuyordu. Pacquiao muhtemelen Dinamit’in rüyalarına giriyordu. Her kâbusunda o vardı. Pac Man muhtemelen onun Freddy’si, 13. Cuma’sı, Çığlığı, Dabbesi’ydi. Atarideki Pac Man oyunundan nefret ediyor olmalıydı.

Aradan bir yıl geçti. İki boksör gong sesiyle birlikte birbirlerine doğru yürürken kamera da yavaş yavaş ringe yöneldi. Marquez ve Pacquiao dördüncü kez karşılaşıyordu. Tarihin en büyük rekabetinin son randevusuna şahit olmak isteyen on binler salonda, milyonlar ekran başındaydı. Kahramanlarımız bekleneni verdi. Devam filmleri genelde ilkinin tadını vermez ama bu film hep üstüne koyuyordu. İki boksörün de birbirini yakaladığı anlar oldu. Beşinci raunt bu dört maçlık serinin en iyi raundu olarak kayıtlara geçti. Kimse yeni bir tartışma istemiyordu. Bütün silahlar ortadaydı. Ringde konvansiyonel bir savaş vardı. Caydırıcılık ya da soft power/yumuşak güç kimsenin umurunda değildi. Altıncı raunt bitmek üzereydi. Azteca kanalının sol köşesinde her raunt son on saniye canlı sayılıyordu. Marquez yüklendi. Pac Man karşılık verdi. Marquez dört maçtır Pac Man’in soluna yakalanmamalıyım diye sayıklıyordu. Pac Man solunu hazırladı. Kroşesini savuracaktı. Azteca televizyonunda rauntun bitmesine bir saniye var yazıyordu. Pac Man birden yere düştü. Marquez, salondakiler, ekran başındakiler yerde yüz üstü yatan Pac Man’e baktı. Zil sesi duyuldu. Zil sesi boksörü kurtaramazdı. Hakem Bayless ellerini iki yana salladı. Bunun anlamı Marquez’in Pac Man’i nakavt ettiğiydi. Dinamit kısa mesafeden inanılmaz bir kontra çıkarmıştı. Artık tartışma olmayacaktı. Resmi olmayan skor kartlarına bakılmadı. Kimin önde olduğunun önemi yoktu. Marquez yılların içinde kalan sevinciyle köşeye koştu. İplere çıktı. Kazanmıştı. Hem de Nemesis’ini nakavt ederek kazanmıştı.

Ring kenarında Meksikalı spiker kendinden geçti. Binlerce Meksikalı sevinç çığlıkları atıyordu. Julio Cesar Chavez ayaktaydı. Erik Morales sakindi. Pac Man hala yerdeydi. Pac Man’in eşi Bob Arum’a sarılmış ağlıyordu. Marquez mutluydu. Marquez sonunda kazanmıştı.

Boks

Boksun efsaneleri #25: Vitali Klitschko | Başkan

03/08/2020 AT 09:47
Boks

Boksun efsaneleri #24: Roy Jones Jr. | Nefes

29/07/2020 AT 08:49
Related Topics
Boks
Share this with
Copy
Share this article