Boks

Boksun efsaneleri #1: Çingene Kral

Share this with
Copy
Share this article

Tyson Fury v Tom Schwarz

Image credit: PA Sport

ByEurosport Türkiye
13/04/2020 at 16:02

Cihat Gemici, boks tarihinin efsanelerini yazıyor...

Profesyonel boksun tarihi gong sesinden sonra kanvasın üzerinde, iplerin arasında birbirlerine meydan okuyan cesur eldivenlerle yazılmıştır. Yayınlayacağımız yazı dizisinde boksun ilk dönemlerinden günümüze dek uzanan unutulmaz efsanelerin hayat öyküleriyle dünyanın farklı yerlerinde tarihi bir yolculuğa çıkacağız.

Ağırsıklet Dünya Şampiyonluk maçında, Düsseldorf ESPRIT Arena’nın ışıkları tek bir adama odaklandı. İrlanda kökenli 2,06 boyundaki dev adam, fonda Randy Travis’in “I'm Gonna Have a Little Talk” şarkısı eşliğinde ringe doğru yürümeye başladı. İngiltere’de “çingene” olarak tanımlanan karavan toplumunun bir üyesi olan Manchester doğumlu boksör, birazdan hayatının dönüm noktası olacak olan 12 rauntluk bir maça çıkacaktı. Rakibi 11 sene boyunca 22 maçta yenilgi yüzü görmemiş, WBA, WBO, IBF, IBO kemerlerinin sahibi Ukrayna’nın yenilmez ismi Wladimir Klitschko’ydu.

Boks

Boksun efsaneleri #13 | Jack Dempsey

25/05/2020 AT 15:08

“Yıllardır piyonları yeniyordun ama karşına asla bir Çingene Kralı çıkmadı”

12 raunt bittiğinde Tyson Fury mikrofonu eline alarak eşi Paris’e döndü ve Aerosmith’ten “I Don’t Want to Miss a Thing” şarkısıyla serenat yapmaya başladı. Dünyanın yeni ağır sıklet şampiyonu son on yılı domine eden Klitschko kardeşlerin tersine oldukça renkli bir kişiliğe sahipti. Sanılanın aksine karavanda büyümedi ama babası gerçek bir göçebeydi. Çıplak el dövüşünde meşhur bir boksör olan baba John Fury, ihtişamlı bir karavanda büyümüş ama oğlunu dövüşlerden kazandığı parayla normal bir evde büyütmüştü.

“Çevremde çok fazla çingene yoktu. 47 çocuğun olduğu bir ilkokula gitmiştim. Aile üyelerimi düşününce oldukça ayrıcalıklı bir okul hayatım olduğunu söyleyebilirim. Hatta Prens Charles bile ziyaretimize gelmişti. Okulda ırkçılık, önyargı ya da tacize uğramadım.”

450 gr. dünyaya gelen ve doktorların “bu çocuk için fazla umut beslemeyin” dedikleri bebek için Baba John Fury inancını yitirmedi. Dönemin en iyi ağır sıkleti olan Mike Tyson’ın ismini doktorların hüzünle karışık gülümsemeleri arasında oğluna verdi. Vefat eden iki halası gibi prematüre doğan Tyson doğumundan sonra da kolay bir çocukluk geçirmedi. İlkokul çağına geldiğinde garip halüsinasyonlar görmeye başladı. Canavarlarla dolu bir evden ve perdelerin yandığından bahsedip duruyordu. Bu gariplikleri onu büyüdüğünde de terk etmeyecekti.

Yine de hayalindeki tek şey canavarlar olmadı. Fury dokuz yaşından itibaren dünya ağır sıklet şampiyonu olacağına inanmıştı. Bir elinde babasından kalma eski bir eldiven, diğer elinde çay havlusu ile kardeşi Shane ile mutfakta boks antrenmanı yapıyorlardı. 10 yaşına geldiğinde kokuşmuş, yapış yapış bir yer olan Liverpool’daki Franny Hands salonunda boks yapmaya başladı. 14 yaşında boyu 195 cm’ye ulaşınca ağır sıklet hayallerinin de gerçekleşeceği netleşmişti.

17 yaşında amatörde ulusal şampiyonayı kazandı. Pekin Olimpiyatları’nda İrlanda mı yoksa İngiltere için mi dövüşeceği tartışılırken seçmeleri kaçırınca 35 maçta 31 galibiyetle amatör kariyerini noktaladı. 19 yaşında evlendiği Paris Mullroy ile Portekiz’de balayındayken profesyonel olmak için balayını yarıda keserek Carl Froch’un alt maçında beş milyon kişinin takip ettiği gecede ilk profesyonel maçına çıktı.

Fury profesyonel kariyeri boyunca iki kişilikli bir gösteri sundu. Bir tarafta rakibi Chisora’ya “dişlerini fırçala nefesin kokuyor” diye hakaret eden, Tony Bellew’e sarf ettiği homofobik söylemleri ile tepki toplayan, kokain kullanımı ve mental problemleriyle antipatik bir Fury; diğer tarafta ise ailesi ve çocuklarına aşırı düşkün, basın toplantılarında Batman kostümü ile herkesi güldüren, hayranlarının isteklerini geri çevirmeyen, ring ve ring dışında zekice hareketleriyle hayranlık uyandıran bir Fury vardı.

Fury’nin basın toplantıları en az maçları kadar eğlenceli geçiyordu. Muhammed Ali’den sonra basın toplantılarında sadece konuştuğu şeylerle bu kadar ilgi çeken bir adam olmadı. Britanya’da Brian Clough’un vefatından sonra en çok konuşan adam unvanını layıkıyla taşıyabilirdi. İngiliz Muhabir Kugan Cassius’un senin için en iyi pound for pound (Sıklet fark etmeksizin) en iyi boksör kim sorusuna şu cevabı vermişti;

“Pound for Pound tamamen bir saçmalık. Eğer aynı kiloda olsak kim yenerdi? Bu “eğer” olayı çok komik. Babaannemin testisleri olsa büyükbabam olurdu. Suyun altında bir yunus gibi yüzebilseydim gider bir balina becerirdim. Bunlar saçmalık. En iyi dedikleriniz adamlar kimler? Golovkin’in (orta sıklette dört kemer sahibi şampiyon) omuzlarına Roman Gonzalez’i (Ring Magazine’e göre o dönemin en iyi boksörü) koyun ve benimle dövüşsünler En iyinin kim olduğunu bu şekilde belirleyebiliriz”

Steve Cunnigham maçında kendine oldukça güveniyordu. O maçta knockdown olmasına rağmen maçı kazanmasını bilmişti. Basın toplantısında bu özgüvenini insanlara anlatmaktan çekinmeyecekti.

“ Steve Cunningham’ın ayakkabısının altına sponsor alıp almadığını merak ediyorum. Çünkü bütün dünya bu gece bu adamın ayakkabısının altını görecek onu indireceğim. Ayakkabısının altına twitter adresimi yazmak isterdim”

Wladimir Klitschko da Fury’nin sivri dilinden çok çekti. Hem yenildiği ilk maçta, hem de Fury’nin bir kez erteleyip sonra da iptal ettiği ikinci maç öncesinde Klitschko Fury’nin tüm sözlü sataşmalarına maruz kalan isim oldu.

“Bu maç yaşlı bir adamla genç bir adamın mücadelesi olacak. Şuna bakın saçları beyazlamış antrenörüm ve babam gibi bir adam. Yüzünde kırışıklar var.”

Kendine taktığı isimle “Çingene Kral” profesyonel kariyerinde hiç yenilmedi. Klitschko’yu mağlup edip ağır sıklette dört kemeri aldıktan sonra o merakla beklenen rövanş maçına hiç çıkmadı. Klitschko maçından sonra basının ilgisi artarken IBF kemerini boşa çıkarması sonrasında Klitschko’nun karşısına tekrar çıkmadığı için negatif bir hava oluştu.Şampiyon, basın tarafından çok ağır şekilde eleştiriliyordu. Onların istediği, onlara ait olan Dünya Ağır Sıklet Şampiyonları böyle olmamalıydı. Bu adam aklına eseni yapıyordu.

"Karşımızdakini olduğu gibi görmeyip onu tanrılaştırmak, sonra da sanki böyle bir tanrı olabilirmiş de olmuyormuş gibi kızmak." Kış Uykusu, 2014, NBC

Tyson Fury hiçbir zaman basının ya da halkın istediği bir rol model olmadı. Zaten böyle bir derdi de yoktu. İçinden geldiği gibi yaşıyordu. Guy Ritchie’nin Snatch filminden fırlamış bir karakter gibiydi. Eşi evinde uyurken o şehrin tantanasından uzak dedesinden kalan karavanda uyuyordu. Şampiyonluk sonrası medyanın onu şeytanlaştırmasına dayanamadı, kendisini ifade etmekte zorlandı, farklı yollar denedi ve battıkça daha da battı. Dünya Şampiyonu olduktan sonra aşırı kilo aldı, kokain kullandı ve mental problemler yaşadı. Çocukluğunda gördüğü halüsinasyonlar geri geldi. Evde değil ama kafasının içinde bir canavar vardı. Bu sefer evin perdeleri değil Fury’nin kariyeri yanıyordu. Çingene Kral’ın boks lisansı elinden alındı. Sözleşmeleri iptal edildi. Bu depresif dönemiyle ilgili sorulara “Sabah her şey yolunda öğleden sonra intihar edebilirim. Hıristiyan olmasaydım intihar ederdim” şeklinde yanıt verdi.

“Medya cadı avı başlattı. Bunun sebebi benim geçmişim, atalarımın göçebe, çingene ne derseniz deyin işte onlar olmaları ve ne yapmak istiyorsam onu yapmamdı. Kimsenin oyuncağı değildim. Beni koca ağızlı, boş konuşan, çingene bir salak olarak görmek istiyorlar ama ben bu değilim. Gerçek Tyson Fury’i sadece aileme yakın olan insanlar tanıyor.”

Fury’nin bokstan uzak kaldığı bu dönemde İngiltere insanlara rol model olabilecek yeni ağır sıklet şampiyonunu buldu. Fury, Klitschko hanedanını yıkıp kemerleri boşa çıkardıktan sonra 2012 Londra Olimpiyatları Ağır Sıklet Şampiyonu Anthony Joshua, sırasıyla Charles Martin, Wladimir Klitchko ve Joseph Parker’ı yenerek Deontay Wilder’da olan WBC kemeri hariç Fury’den miras kalan tüm kemerleri topladı. Yeni kral artık AJ’di. Beklenen maç Wilder vs Fury değil Wilder vs Joshua oldu.

Kasım 2015’ten bu yana maça çıkmayan, insanların akıllarında hoş bir anı olarak kalan Tyson Fury birkaç kez geri dönmeyi denedi ama başarılı olamadı. Emeklilik kararı aldı. Vazgeçti. Tam olarak kendisinden beklendiği gibi kararsız, tutarsız ve çok konuşuyordu. üç yıl boks yapmamasına rağmen gündemden hiç düşmedi. Yeri geldi Fransa’da İngiliz taraftarlarla Avrupa Şampiyonasında tezahürat yaptı; yeri geldi Manchester sokaklarında onlarca taraftarı ile kendi adına bestelenmiş şarkıları söyledi. Halkla bütünleşme ve laf cambazlığında ustaydı. Muhammad Ali’den sonra halkın şampiyonu tabirine en fazla yaklaşan isimdi.

Aylar, hatta yıllar sonra beklenen açıklama Nisan 2018’de geldi. Tyson Fury geri döneceğini resmen açıkladı. Ünlü promotör Frank Warren ile anlaştı. Çingene Kral, 9 Haziran 2018’de Manchester Arena’da profesyonel kariyerinin 26. maçı için tarih verdi. Tyson boksa verdiği bu arayı Muhammad Ali’nin boks lisansının elinden alınıp üç yıl ringlerden uzak kalmasına benzetti. Her ne kadar Ali savaş karşıtı duruşu, Fury ise kokain kullanımı ve mental problemleri nedeniyle spordan uzak kalmış olsa da Fury de tıpkı Ali gibi kemerlerini kimseye yenilmeden kaybetti. Hala yenilgi yüzü görmeyen Çingene Kral, Robbie Fowler’ın saha çizgisini burnuna çekmesi ve Gazza’nın dişçi koltuğu sevincine benzer bir hareketle Afroman’den “I got a high (Kafam Güzel)” şarkısı ile ringlere geri döndü.

Kendi şeytanlarını bin bir zorlukla yenen Fury, dönüş maçında Manchester Arena’da Sefer Seferi’yi rahat bir şekilde mağlup etti. Nakavtlı galibiyete rağmen görünen o ki Çingene Kral’ın hâlâ zamana ihtiyacı var.

Boks

Boksun efsaneleri #12 | Joe "Smoking" Fraizer

22/05/2020 AT 14:28
Boks

Boksun efsaneleri #11 | Ölümcül İçgüdü: Deontay Wilder

18/05/2020 AT 14:45
Related Topics
Boks
Share this with
Copy
Share this article

Latest News

Boks

Boksun efsaneleri #13 | Jack Dempsey

25/05/2020 AT 15:08

Latest Videos

Boks

Boksör ringden böyle kaçtı

00:00:34

Most popular

WEC

The Race All-Star - 16/05

16/05/2020 AT 13:47
View more