IBA İstanbul'da: Boksta Altın Döneme Yolculuktan Notlar

International Boxing Association (IBA), İstanbul'da bir basın toplantısı ve profesyonel boks gecesi düzenledi. Özgür Piltan, günün akılda kalan anlarını yazdı

IBA Istanbul

Görsel kaynağı: Eurosport

International Boxing Association (IBA), son derece gösterişli bir basın toplantısı ve profesyonel boks gecesiyle İstanbul’daydı. Tyson Fury, Naomi Campbell, çıplak el boksu ve epeyce dövüş sporu dedikodusuyla dolu günün özetini sizler için derledik.
Ufak bir not: IBA, en eski uluslararası spor federasyonlarından biridir ve amatör boksun küresel yöneticisidir. Başkanlığını 2020 yılından beri Umar Kremlev’in yürüttüğü federasyon, son yıllarda Uluslararası Olimpiyat Komitesi ile yaşadığı anlaşmazlıklarla gündeme gelmişti.

TATLI BİLİM

Dövüş sporları, insanlık tarihi kadar eski. Belki de ilk oyun, ilk meydan okuma. Şüphesiz ilk yumruk “spor olsun” diye savrulmamıştır; ama topun icadından önce bile insanlar dövüşmeyi bir spor haline getirmiştir. Antik Yunan’da pankration (karma dövüş sanatlarının atası), Çin’de kung fu, Japonya’da budo… Her toplum kendi ruhuna göre bir dövüş sanatı yarattı. Özellikle Uzak Doğu’da dövüş, aynı zamanda bir düşünce disiplini, felsefi bir alandı.
Nasıl ki mimaride ve resimde modern dönem minimalizmi ortaya çıkardıysa, dövüş sanatları da bu yalınlık içinden “tatlı bilimi”, yani boksu doğurdu. Mies van der Rohe’nin “less is more” mottosundan çıkmış gibidir boks. Kirli dövüşmek yok; tekme, diz, dirsek yok; tükürmek yok, ısırmak yok. (Tamam, aklınıza bir şey geldi, evet.) Sahip olduğunuz tek şey yumruklarınız ve aklınız. Belki de herkesin görebileceği kadar sade, ama ustaların derinlikle anlayabileceği kadar karmaşık oluşu, boksu her zaman popüler ve ilgi çekici kılmıştır.
Boksta yeni bir çağın, bir “altın dönemin” eşiğindeyiz. En azından bize söylenen buydu. Daha fazlasını öğrenmek için Rixos Tersane’de düzenlenen "IBA Pro 7 Champions’ Night"ın yolunu tuttuk.

ALTIN DÖNEM

"Altın dönem" anlamını yitiren terimlerden biri. İçinde bulunulan çağ hakkında alçakgönüllü bir değerlendirme yapılması pek ender görülür. Peki, IBA’ya göre bu altın çağ ne ifade ediyor?
IBA değerini yükseltmek ve sporcularına daha iyi şartlar sunmak saikiyle geçtiğimiz süreçte sayısız yatırıma imza attı. Profesyonel organizasyonlara geçişten sporda sürdürülebilirlik ilkesinin benimsenmesine, Naomi Cambpell'ın tanıtımıyla yeni moda koleksiyonu defilesinden resmi video oyunu lansmanıma kadar pek çok yenilik tek bir basın toplantısına sığdırılmaya çalışıldı.
"Konuk listesi adeta bir şöhretler müzesiydi: 13 Eylül’de, üçüncü farklı siklette tartışmasız unvan sahibi olmak için Canelo Alvarez’le karşılaşacak olan Terence Crawford; ağırsikletin 'Gypsy King'i Tyson Fury; Britanya boksunun sevilen isimlerinden Carl Froch, Liam Davies, Derek Chisora ve yeni yıldız Ben Whittaker; eski UFC Welterweight şampiyonu Leon Edwards… Moda ikonu Naomi Campbell, La Haine filminden hatırladığımız Said Taghmaoui, eski futbolcu Troy Deeney ile boksa ilgisiyle bilinen Kerem Bürsin ve Gökhan Özoğuz da konuklar arasındaydı."
Sahneye döndüğümüzde ise genel hatlarıyla soyut açıklamaların baskın olduğu dağınık bir toplantı izledik. İstanbul’un potansiyelinin farkında olan IBA, tüm hünerlerini iki saatte sergilemek istiyor gibiydi. Sınav kağıdına bildiği her şeyi yazmak isteyen bir öğrencinin elinden çıkmışçasına görünen sunumu anlamak için dikkatli olmak ve biraz da satır aralarını okumak gerekiyordu.
picture

IBA İstanbul

Görsel kaynağı: Eurosport

SHOW ME THE MONEEEEEEY

Basın toplantısının ilk yarısında biraz tarih dersi, biraz da geleceğe yönelik planlar vardı. Dinlemesi keyifliydi, ama konu bilgisayar oyunları, Bakü’de açılan spor salonu ve yeni sezon kıyafetlerinin tanıtımına gelince, salondaki basın mensuplarının dikkati, uyuklamaya başlayan süperstarlara kaydı.
Tyson Fury, nevi şahsına münhasır bir sporcu. Türkiye’ye adım atar atmaz “Sultan Fury” personasını da sahneye sürdü. Sözünü sakınmaz, iki kez düşünerek konuşmaz. Kibarlık bir erdem ama onun övgüsü içtenliğinde. Kendisine yöneltilen soruların neredeyse tamamına aynı cevabı verdi: "Parayı seviyorum." Özellikle olası geri dönüşüyle ilgili pek çok soru yöneltildi, zira formda olduğu ve hala günde iki antrenman yaptığı biliniyordu. Emekliliğinin tadını çıkardığına kimse inanmıyordu belli ki. Cevaplarını her seferinde sert Manchester aksanıyla “Show me the moooney!” nidalarıyla noktaladı. Nitekim fazla bekletmeden, ertesi gün geri dönüş haberi geldi. Fury, Oleksandr Usyk ile planlanan üçlemeyi tamamlamak üzere ringe döneceğini resmen açıkladı. Tarih de belli: 18 Nisan 2026.
Dövüşçülerin parayı sevmesi anlaşılır. Kim dakikalar boyunca yüzlerce küçük beyin sarsıntısına maruz kalmak ister ki? Ancak amatör-profesyonel ikilemindeki boksörlerin, dünya ve kıtasal şampiyonalara katılmak için büyük maddi fedakarlıklar yapmaları gerekiyor. IBA’nın değiştirmek istediği temel nokta da bu: Paris Olimpiyatları sonrası dereceye giren sporculara ödül parası dağıtmasıyla dikkat çeken organizasyon, Dünya Şampiyonası gibi turnuvalar için de cömert olacağını duyurdu. Bu, özellikle gelişmekte olan ülkelerden gelen boksörler için büyük bir şans.
Yıldızlarla dolu toplantıda, kendi hikayesini anlatan Bangladeşli Zinnat Ferdous bu konuda güzel bir örnek. Spora 26 yaşında başlamasına rağmen dünya şampiyonasında madalya kazanan Ferdous, IBA’nın sunduğu sistem sayesinde hayatını bokstan kazanıyor. Bugün ABD’de yaşayan Ferdous, basın toplantısına Muhammed Ali’nin kızı Rasheda ile renk kattı.
Profesyonel boksta büyük kontratlar alan sporcuların geldiği coğrafya, boks yeteneğinin dağılımıyla örtüşmüyor. Dünya şampiyonalarında ve olimpiyatlarda madalya kazanan pek çok sporcu, profesyonel fırsat bulamadan kariyerlerini sonlandırmak ve hayatlarına sıfırdan başlamak zorunda kalıyor. IBA, amatör seviyede başarı gösteren bu sporcuların maddi olarak ödüllendirilip IBA bünyesinde profesyonelliğe geçişlerini sağlayacağını açıkladı.
Tyson Fury ve Terence Crawford, amatör kariyerleri çok anılmayan isimler olsa da, ikisi de IBA sisteminin önemini vurguladı. IBA, uzun vadede dört büyük kemerin tahtına göz dikmiş durumda. Yedincisi İstanbul’da düzenlenen IBA Pro gecelerini takipte kalmakta fayda var.
picture

IBA Istanbul

Görsel kaynağı: Eurosport

ÇIPLAK EL BOKSU

Yalnızca isminin bile ne kadar korkutucu olduğu ortada. Fakat izin verin açıklayayım:
Öncelikle bilimin yalancısıyız, (Bare Knuckle Fighting Championship CEO'su David Feldman tarafından fonlanmadığına garanti veremem) araştırmalar bokstan daha az hasar bıraktığını söylüyor.
IBA, çıplak el boksuna (bare knuckle) fazlasıyla değer veriyor. Türkiye’de düzenlenen ilk çıplak el boks maçları da bu sayede gerçekleşti.
Tanıtımda kullanılan argüman: “Köklere dönüş.” 19. yüzyıl Britanya'sında modern boksun kökenleri atılırken eldiven mütemmim cüz değildi. Bugün batıda çıplak el boksunun bayrak organizasyonları olan BKFC ve BKB'de 19. yüzyıl tipi bıyık bırakan boksörlere rastlamak mümkün. “Moderniteyi reddetme ama geleneği de savun” gibi bir anlayış.
IBA çıplak el boksunu formülize etmek için 2026 yılında ilk kez Dünya Şampiyonası düzenleyeceğini açıkladı. Boksta kurmak istedikleri ekolü kopyala yapıştır haliyle çıplak el boksuna yerleştirecekler.
Gecede iki heyecan verici çıplak el boks maçı izledik. (Bu noktada bir karar vermek gerek: “Çıplak el” mi, “eldivensiz” mi?) Değerli Eurosport izleyicisi için şöyle söyleyeyim: İzlerken nabzım, pistte yarışan Harrie Lavreysen’in seviyesine çıktı.
picture

IBA Istanbul

Görsel kaynağı: Eurosport

Gecenin ana eş maçında ringde olan Murat Kazgan'a ayrı bir parantez açmak gerek. Kazgan, ülkemizde dövüş sporlarının gelişmesi için çok değerli bir figür. Her ne kadar Doğu Avrupa'da maçlara çıkan birkaç çıplak el boksörümüz olsa da işin UFC'si diyebileceğimiz Bare Knuckle Fighting Championship'de maçlara çıkarak bu yeni spora öncülük etti. IBA Pro boks gecesinde çıplak el boksu maçında rakibi UFC veteranı Will Chope karşısında ciddi boy dezavantajına rağmen harikulade mücadele etti ve ortak kararla galibiyete ulaştı. Bir tur alkış da Chope’a. Gerçek bir kaçık. MMA, muay thai, lethwei derken kendisini eldivensiz izlemek de ayrı bir keyifti.
Sahip olduğu hız ve vahşilikle çıplak el boksu herkese göre değil fakat neden bu kadar hızlı büyüdüğünü anlamak da canlı izledikten sonra hiç de zor gelmiyor.

DÖVÜŞ GECESİ

Gecede iki unvan mücadelesi izledik. 63.5 kilo WBA kıtalararası unvan maçında, Xolisani Ndongeni’nin köşesinin havlu atmasıyla kazanan Hovhannes Bachkov oldu. Baskıcı dövüş stilini seven, kondisyonu yüksek bir boksör. Namağlup serisini sürdürdü.
Son maçta ise Jazza Dickens şovu vardı. Tokyo Olimpiyatları’nda altın madalya kazanan Dağıstanlı Albert Batyrgaziev’i dördüncü rauntta nakavt ederek geçici WBA Süper Tüysiklet kemerini kazandı.
IBA, bünyesinde çok yetenekli boksörler barındırıyor. Eşleşmelerin titizlikle belirlendiği rekabetçi atmosferden de bu anlaşılıyor. Çok büyük isimlerin katkısıyla profesyonel boksa iddialı bir giriş yaptılar.
Seyirci kitlesini bu denli popüler figürün oluşturduğu organizasyonlar nadir olur. Şunu da eklemeden geçemem: Gecede ilgi yarışını Tyson Fury ve Kerem Bürsin arasında izledik. Fotofinişe kalmış olabilir ama ben Kerem Bürsin önde bitirdi diye gördüm.
IBA için önümüzdeki süreç, verilen vaatlerin ne kadar karşılandığını gösterecek. İstanbul ise bu planın ana parçalarından biri olmaya devam edecek gibi. Bu da en güzel haberlerden biri.
Yazı: Özgür Piltan
Uygulamada 3M+ kullanıcı'a katılın
En son haberler, sonuçlar ve canlı spor yayınları ile güncel kalın
İndir
Bu yazıyı paylaş
Reklam
Reklam