2018'den beri Formula 1 araçlarının bir parçası haline gelen halonun fikir olarak ilk kez ciddi şekilde tartışılmaya başlandığı yıl 2009 yılıydı. O sezon Macaristan GP'nin sıralama turlarında ciddi bir kaza yaşanmış, Rubens Barrichello'nun aracından kopan bir yay parçası onu takip eden Felipe Massa'nın kaskını delmişti. Kafasından ağır şekilde yaralanan Brezilyalı pilot, gördüğü tedavinin ardından çabucak ayaklansa da pistlere dönmek için biraz daha zamana ihtiyacı vardı. Bu nedenle koltuğu sezon sonuna kadar başka bir pilota emanet edilecekti ve Macaristan'da tek araçla yarışan Ferrari'nin ikinci koltuk için kimi tercih edeceği merak konusuydu.

Şahlanan At, tercihini test pilotu Luca Badoer'den yana kullandı. Bu karar büyük tartışmaları da beraberinde getirdi. Kimilerine göre Ferrari gibi marka değeri büyük bir aracı kullanmak için önce o aracı hak etmek gerekiyordu. Badoer'in özgeçmişi ise hiç de parlak değildi. Daha önce katıldığı 49 yarışın hiçbirinden puan alamamış ve son Formula 1 yarışına 1999 yılında, yani tam on yıl önce çıkmıştı.

Formula 1
JUAN-PABLO
15/10/2020 - 10:00

Diğer taraftan kariyerinin büyük bir kısmını Ferrari'ye adamış bir isimdi. 2000 yılından bu yana Maranello'nun bir üyesiydi. Hatta daha öncesi de vardı. Özellikle takımın Jean Todt önderliğinde elde ettiği şampiyonluk serisinde rolü ve katkısı oldukça büyüktü. Dolayısıyla kariyer istatistikleri göze hoş gelmese de Ferrari'nin yarış koltuğunu hak etmediği söylenemezdi. Fiorano'da ve Mugello'da kırmızı araçla attığı sayısız turun hatrına bir kez de olsa bu şans kendisine tanınmalıydı.

Ayrıca kötü görünen özgeçmişi de adilane bir şekilde incelenmeliydi. Badoer, puansız en uzun kariyer rekorunun sahibiydi fakat o yıllarda yalnızca ilk altıya puan veriliyordu ve Badoer'in kariyerinin tamamı gridin yavaş takımlarında geçmişti. Lola, Minardi ve Forti adına mücadele ettiği 49 yarışın 48'inde İtalyan pilotun takım arkadaşları da tıpkı kendisi gibi puan barajının dışında kalmış ve yalnızca 1999 Avrupa GP'de Marc Gene, yarışı altıncı sırada bitirerek bir puan elde edebilmişti. Kaldı ki bu bir puanı Gene'ye hediye eden kişi Badoer'di. Yarışı dördüncü sırada götürürken mekanik bir arıza sebebiyle yolda kalmış ve ellerinden kayıp giden üç puan karşısında gözyaşlarını tutamamıştı. O ana kadar yarışı yedinci sırada götüren Gene, bu olayla birlikte altıncı sıraya yükselmiş ve damalı bayrağın sallanmasıyla birlikte bir puanın sahibi olmuştu.

Massa'nın geçirdiği ağır kazanın ardından Badoer'in altında her zamankinden daha hızlı bir araç vardı. Üstelik on yıl önceden farklı olarak puan almak için yarışı ilk sekiz içerisinde bitirmek yeterliydi. Şeytanın bacağını kırmak için şartlar son derece uygundu.

Macaristan'dan sonraki durak İspanya'ydı. Valensiya'da Avrupa GP adı altında koşulan yarış, Luca Badoer'in Ferrari koltuğundaki ilk mücadelesiydi. İtalyan pilot, altıncı cebe yerleşen takım arkadaşının aksine korkunç bir sıralama performansı gösterdi ve yarışa 20. cepten, bir diğer deyişle son sıradan başladı. Tur derecesi en yakın rakibinden bir buçuk saniye daha yavaştı.

Pazar günü de işler yolunda gitmedi. Badoer startın ardından üç sıra kazandı fakat devamını getiremedi. 28. turda pit çıkışında beyaz çizgiyi ihlal ettiği için birkaç tur sonra pitten geçme cezası aldı. Günün sonunda takım arkadaşı Kimi Raikkonen podyumun son basamağına çıkarken kendisi yarışı 17. sırada tamamladı. Üç ismin yolda kaldığı mücadelede damalı bayrağa ulaşan son pilottu.

Kötü bir gün geçirmekteydi ve gün henüz sona ermemişti. "Zafer" turunun ardından pite döndü ve kapalı parkta Adrian Sutil'in Force India'sına çarptı. Oldukça kötü geçen hafta sonu, bu hadiseyle birlikte berbat bir şekilde sona erdi. Ortaya çıkan tablonun ardından padokta performansı adıyla harmanlandı: "Look how bad you are!" ("Bak ne kadar kötüsün!")

Bir hafta sonra Belçika'da da senaryo pek farklı değildi. Hatta sıralama turlarında tamamen aynıydı. Pazar günü ise her iki Ferrari pilotu da önceki haftaya göre daha iyi dereceler elde etti. Raikkonen zaferin sahibi olurken Badoer de yarışı 14. sırada tamamladı. Ancak Badoer'in derecesini geliştirmesinin sebebi performansının artması değil, yalnızca daha fazla rakibinin yarış dışı kalmasıydı. Spa'da yarışı bitiren pilot sayısı 14'tü ve Badoer damalı bayrağa ulaşan pilotlar arasında bir kez daha sonuncuydu.

Badoer'in performansından memnun kalmayan Ferrari, sezonun geri kalanı için Giancarlo Fisichella ile anlaştığını duyurdu. Fisichella, Belçika'nın sürpriz ismiydi. Hiç beklenmedik bir şekilde Force India ile pole pozisyonunun sahibi olmuş, yarışı ikinci sırada bitirmiş ve yarışın hemen ardından, üstelik de İtalya GP'den hemen önce Ferrari'ye katılmıştı. Bir İtalyan göklerde süzülürken bir diğeri ise kelimenin tam anlamıyla kabus yaşıyordu. Puan hasretine son verme arzusuyla yıllar sonra bir kez daha yarış koltuğuna oturan Badoer, yalnızca üzerine yapışan tatsız rekoru geliştirdiğiyle kalmıştı.

Badoer'in ahından mıdır bilinmez, Fisichella'nın Ferrari kariyeri de tıpkı vatandaşı gibi puansız sona erdi. Belçika'da Force India ile harikalar yaratan Fisichella, Ferrari adına katıldığı sezonun son beş yarışında cumartesi günleri 14. cepten, pazar günleriyse dokuzuncu sıradan yukarıyı göremedi ve hiçbir yarışı puan barajının içerisinde bitiremedi. Aynı ahtan Ferrari de nasibini aldı. Son takımlar şampiyonluğunu 2008 yılında elde eden Formula 1'in koca çınarı, Badoer'i kenara çektiği 2009 yılından bu yana bir kez bile şampiyonluk ipini göğüsleyemedi.

Kartingde üç, Formula 3'te ise iki kez İtalya şampiyonu olmuş bir pilottu. Ayrıca 1992 Uluslararası F3000 Şampiyonası'nı da Rubens Barrichello, David Coulthard, Olivier Panis gibi isimlerin önünde şampiyon sıfatıyla tamamlamıştı. En üst klasmanda ise işler bir türlü yolunda gitmedi. Kimsenin sahip olmak istemeyeceği bir rekora imza attı ve kötü bir pilot olarak anıldı. 1993 yılında büyük umutlarla adım attığı Formula 1'den 2010 yılında emekliliğini açıklayarak ayrıldı.

Formula 1
Toz duman
06/10/2020 - 22:35
Formula 1
Limit
04/10/2020 - 07:16