Hazırlayan: Koray Şahin


Korkutucu bir hafta sonunu geride bıraktık. Romain Grosjean’ın kazası kuşkusuz bu hafta sonunda akıllarda kalan nadir anlardan biri oldu. Yaptığı sert yön değiştirme sonucunda Daniil Kvyat ile temas yaşayan Grosjean aracın kontrolünü kaybetti ve 221km/s ile bariyerlere çaptı. Bu kaza sonucunda Grosjean’ın aracı ikiye bölündü ve Grosjean bir süre alev alan aracın içinde kaldı. Kazada, Fransız pilotun maruz kaldığı kuvvet ise 53g olarak ölçüldü. Neyse ki Grosjean bu ciddi kazadan fiziksel olarak çok fazla zarar görmeden sağ çıkmayı başardı. Hasaneye kaldırılan Romain Grosjean’ın el ve ayaklarında yanıklar oluştuğu başka fiziksel sorununun olmadığı açıklandı.

Formula 1
"Ölümün geldiğini gördüm"
02/12/2020 - 08:42

2020 sezonu başlamadan önce güvenlik önlemleri çevçevesinde yarış tulumlarında değişikliğe gidildi. Eskisine göre daha ağır ama ateşe karşı 20 saniyelik koruma sağlayan yeni yarış tulumu tanıtıldı ve kullanılmaya başlandı. Tulumlar değiştirilmesine rağmen, eldiven ve ayakkabılarda değişikliğe gidilmedi. Mevcut eldiven ve ayakkabılar ise ateşe karşı 10 saniyelik bir koruma sağlıyor. Yani bir bakıma bu sezon getirilen bu değişikliğin bu kazada kilit bir rol oynadığını söyleyebiliriz.

Romain Grosjean’ın kazasında diğer kilit noktalar ise koktip koruması ve Halo oldu. Araç ikiye bölünmesine rağmen monokok, kaza barları dışında tek parça halinde kaldı ve kaza sonrasında monokok üzerinde bazı hasarlar oluştuğu tespit edildi. Oluşan hasarlara rağmen monokokun dayanıklılığı Grosjean’ın vücudunu ciddi yaralanmalardan korumuş oldu. Halo ise aracın bariyerlere girdiği esnada bariyerlerin arasını açarak Grosjean’ın kafasına gelebilecek darbeyi engellemiş oldu. Yüksek süratle nedeniyle Halo’da hasarlar oluşsa da Halo, tek parça halinde kaldı. Bu parçaların işlevleri Grosjean’ın hayatta kalmasının nedenleri oldu.

Bu kazada güvenlik önlemlerinin ne kadar üst seviyede olduğunu görsek de bazı iyileştirilmelerin yapılması gerektiği de göze çarpan konulardan biri oldu. Özellikle lastik bariyerlerinin kullanım alanlarının sıklaştırılmasını gerektiğini bu yarışta çok ney bir şekilde görmüş olduk. Ayrıca Lance Stroll’ün yaşadığı kaza sonucunda da güvenlik aracı esnasında pistte vinç operasyonu gerçekleştirildi. Bu durum her zaman çok büyük riskler barındırmasa da, tamamen riskin olmadığından bahsedemeyiz. FIA’nın bu durumlarda o en az riski bile göze almaması gerekir. Bianchi’nin kazası akıllara getirilmesi. Vinç operasyonunun devam ettiği esnada kırmızı bayrak Formula 1’in güvenlik açısından gereksinimlerinden...

https://i.eurosport.com/2020/12/01/2947287.jpg

Risk tamamen sıfıra sanırım hiçbir zaman indirgenemeyecek. Yine de günümüz Formula 1’indeki güvenlik seviyesinin çok yüksek seviyede olduğunu bu hafta sonu yaşananlardan yola çıkarak bile söyleyebiliriz. Geçmişte yarışan pilotlar ise maalesef bu kadar şanslı değillerdi. 1960’ların sonlarına kadar yaşanan facilara rağmen güvenliğin söz konusu bile olmadığı Formula 1 bu günlere nasıl geldi?

1950’ler ve 60’lar Formula 1 ve diğer motor sporları için kara dönemdi. Pistler çok kötü durumdaydı ve hiçbir güvenlik önlemi yoktu. Çok zor şartlara rağmen pilotlar neredeyse 300 km/s’e varan hızlarla yarışıyordu. En ufak hatanın bile ölümlerle sonuçlanabileceği yarışlardı ve bu dönemde çok sayıda pilot yarışlarda hayatını kaybetti. Ölüm riski, yarış kazanmak adına alınması gereken bir risk olarak görülüyordu bu dönemde. Bunu düşünen sadece yarış organizatörleri değildi. Pilotlar,

takımlar, fanlar da bu riski doğal buluyordu. Çok sayıda facianın yaşanmasına rağmen 1950-1966 yılları arasında, güvenlik adına sadece üç değişiklik yapıldı. Uyarı bayrakları kullanılmaya başlandı, pilotların kask takmaları ve tulum giymeleri zorunlu hale getirildi. Bu değişiklikler de güvenlik seviyesini çok da arttıran değişiklikler olmadı. 1966 yılı ise Formula 1’deki güvenlik hikayesinin başlangıcı oldu.

1966 Belçika Grand Prix’i, Formula 1 tarihini değiştirecek yarışlardan biri oldu. Yağmur altında yapılan yarışta Jackie Stewart aracın kontrolünü kaybetti. Spin atan Stewart önce elektrik direğine, daha sonra bir çiftçi kulübesine çarptı ve aracı ters döndü. Jackie Stewart, yakıt deposu kırılan ve muz şeklini alan aracın içinde yakıta bulanmış bir şekilde yaklaşık 25 dakika mahsur kaldı. Aracın elektrikli sistemleri ise hala çalışır durumdaydı ve çok büyük risk altındaydı. Aynı zamanda kaza esnasında Jackie Stewart’ın kaburgaları ve köprücük kemiği kırıldı. Uçan İskoç’un yardımına ise o yarışta bulunan Graham Hill ve Bob Bondurant koştu. Olayı fark eden bir seyirci ise bu pilotlara alet çantası getirerek yardım etti. Jackie Stewart başarılı bir şekilde kurtarıldı ancak yaşananlar bunlarla bitmedi. İlk müdahelenin yapılması için pistte görevli bir doktor yoktu. Bir süre sedye üzerinde pist yakınlarında beklemek zorunda kaldı ve daha sonra ambulansla hastaneye götürüldü. Hastaneye gidilirken ise ambulans şöförü yolu kaybetti. Jackie Stewart için çileyle dolu bir süreç olmuş oldu.

https://i.eurosport.com/2018/04/19/2316510.jpg

Jackie Stewart, Belçika’daki yaşadıklarını: ”Yardım, personel, tıbbi destek ve beni araçtan çıkarabilecek araç gereç yoktu. Bu bir çağrıydı. Yarışlarda ve araçlarda nelerin yanlış olduğu konusunda bir uyarıydı.” şeklinde özetledi. Kazadan sonra daha güvenli bir Formula 1 için kampanyalar yürütmeye başladı. Pistlerin iyileştirilmesi, güvenlik önlemlerin arttırılması, tıbbi merkezler ve pist personelleri gibi önlemlerin alınması gerektiğini savundu. Fakat bu kampanyalar yarış organizatörleri, fanlar ve bazı pilotlar hiç tarafından hoş karşılanmadı. Hatta bunun üzerine Stewart cesur olmamak ile suçlandı. Stewart’ın mirası çok zor bir savaştı ve bir süre görmezden gelindi. Stewart, güvenlik çalışmaları ile ilgili de:”Karşılaştığım en popüler olmayan şeydi.” diye bahseder.

Bu dönemde Jackie Stewart ayrıca Pilotlar Birliği’ne başkanlık yapıyordu. Organizatörlerin hiçbir önlem almamasına rağmen Jim Clark ve Jochen Rindt’in içinde bulunduğu bazı pilotlar pistlerin teftişini üstlendi (1968 yılında Jackie Stewart Jarama pistinin teftişi için görevliydi. O gün Jim Clark Hockenheim’daki Formula 2 yarışında hayatını kaybetti.). Yapılan teftişler sonrası pilotlar, Nürgburgring ve Spa’da yarış yapılmaması gerektiği kanısına vardılar. Bu iki pist, en saygın pistler arasındaydı ve organizatörler bu yarışların iptal edilmesini istemiyorlardı. O dönemde artan ölümler nedeniyle Pilotlar Birliği’nin eli çok güçlüydü. Buna rağmen organizatöler iki yarışın birden iptalini kabul etmediler. 1969 yılında Spa’da yarış yapılmadı. 1970’de ise Almanya Grand Prix’i, Nürburgring yerine Hockenheim’da yapıldı. Bu yapılan denetimler Formula 1’in seyrini değiştiren etkenlerden oldu. 1970 yılından itibaren ise bu denetimler zorunlu olarak FIA tarafından yapılmaya başlandı. Aynı zamanda 1970 yılında seyirciler pistten daha uzakta konumlandırılmaya başlandı. Pist ve pit yolu arasındaki bariyerler düzenlenirken, yol kenarlarında ise bariyerler kullanılmaya başlandı.

Her ne kadar güvenlik önlemleri alınmaya başlansa da bu zamana kadar ki çalışmalar tam bir çözüm olmamıştı. Bundan sonraki süreçte yaşanılan kazalar sonrası oluşan sonuçlardan yola çıkılarak birçok yeni güvenlik önlemi alındı. Pilotların daha korunaklı hale getirilmesi, kurtarma ve yangın söndürme ekiplerinin kullanılmaya başlanması, pist çevresine tibbi merkezlerin kurulası, Spa ve Nürburgring gibi uzun yarışların boykotunda Jackie Stewart’ın etkisi büyüktü. Aynı zamanda bu dönemde pistler daha yarışılabilir hale geldi. Bu dönemde resmi bir kural haline gelmese de 1973 yılında ilk kez güvenlik aracı kullanıldı. Yardım ekiplerinin olay yerine daha çabuk ulaşılması için 1975 yılında ilk kez servis yolları yapılmaya başlandı. Ve daha niceleri...

1966-1980 döneminde birçok yapılan birçok değişiklik Jackie Stewart önderliği sayesinde gerçekleşti ve Uçan İskoç bu dönemde Formula 1’in seyrini değiştiren kişi oldu. Tabii ki bu Formula 1 güvenlik önlemlerini tamamen aşmış bir spor haline gelmemişti. Gelecek yarışlarda yaşananlar ve sonuçları yeni yaptırımlara sebep oldu. Örneğin; Grosjean’ın kazasında en önemli koruyucu faktörlerden biri olan monokok şasi ise ilk kez 1981 yılında kullanılmaya başladı. Özellikle 80’li yılların sonuna doğru Formula 1 artık güvenlik açısından kabul edilebilir bi hal almaya başladı diyebiliriz.

https://i.eurosport.com/2014/10/06/1327527.jpg

1950’li yıllarda sadece Formula 1’de 15 pilot yarışlarda hayatını kaybetti ve 1950’li yıllarda bir sezon ortalama 8 yarıştan oluşuyordu. 1960’lı yıllarda ise 14 pilot yarışlarda hayatını kaybetti ve bir sezondaki ortalama yarış sayısı ise 9’du. 1970’li yıllarda yarış sayılarında ciddi bir artış yaşandı ve bu dönemde 148 yarış yapılırken, yarışlarda 11 pilot hayatını kaybetti. Bu sayı 80’li yıllarda 4’e, 90’lı yıllarda ise 2’ye düştü. (Ratzenberger, Senna, 1994 Imola), ve son olarak 2014 Jules Bianchi.

Risk hiçbir zaman sıfıra indirgenemedi. Bu pek de mümkün görünmüyor açıkçası. Yine de değişim olağanüstü. Formula 1’in en değerli devrimi Jackie Stewart imzası taşıyor. Jackie Stewart, Formula 1’de sadece güvenlik önemleri için bir yol gösterici olmadı, dünya genelinde motor sporlarına bakış açısının değişmesine neden olan isim oldu. Hatta belki de motor sporları Jackie Stewart’ın çalışmaları sayesinde günümüze kadar geldi ve Stewart motor sporları için kader isimlerden biri oldu. Onun çalışmaları sayesinde yüzlerce hayatın kurtarıldığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Jackie Stewart, Formula 1’i ve Formula 1’e bakış açısını değiştirdi. Şimdiki dönemde bile yapılan güvenlik ile ilgili çalışmalar onun vizyonunu taşıyor.

Formula 1
Alex Albon ile Tayland, Red Bull’a geçişi ve Peaky Blinders üzerine
29/11/2020 - 01:25
Formula 1
İSTANBUL’DAN FORMULA 1 GEÇTİ
17/11/2020 - 11:13