Futbol

Bundesliga Rehberi

Share this with
Copy
Share this article

Both teams line up prior to the Bundesliga match between FC Bayern Muenchen and Borussia Dortmund at Allianz Arena on November 09, 2019 in Munich

Image credit: Eurosport

ByEurosport Türkiye
16/05/2020 at 07:02

The Athletic'in Alman futbolu uzmanı Raphael Honigstein; Bayern Münih, Borussia Dortmund, RB Leipzig ve diğerleri sahalara dönmeye hazırlanırken ligden ne beklemeniz gerektiğini yazdı. Tifosi Blog'un çevirisi.

Bayern olmanın dayanılmaz ağırlığı

Onlar, kaybetme lüksü olmayan takım. Arka arkaya kazandıkları yedi şampiyonluk aksini söylüyor gibi görünse de burada küçük olasılıklardan bahsetmiyoruz. Bu, onlar için temel bir prensip. Bayern Münih, futbolun (Uncut Gems'teki) Howard Ratner'i. Asla ellerindekiyle tatmin olmuyorlar, daima daha büyük hedefi istiyorlar. Kazanarak kazanıyorlar. Daima. Bavyera başkentinde lig şampiyonluğu hayallerin ya da arzuların doruk noktası değil. 'Hayatta kalmayı başarmak' olduğunu söyleyebiliriz. Daha azı, ölüm anlamına geliyor. "Yalnız bırakılmak için oynuyoruz" demişti Thomas Müller bir keresinde. Oyuncular, böyle bir yükün üzerinden gelmeye çalışıyor.

Futbol

Bundesliga’da şu ana dek neler oldu?

01/06/2020 AT 07:51

Almanya'da hiçbir takımın daha fazla taraftarı yok. Tüm insafsız başarılarını, saf küstahlıklarını, bireysel büyüklüklerini sevmeyen insanların sayısı da herhangi diğer kulübünkinden daha fazla. Her hafta sonu yaptıkları, herhangi başka bir takımdan daha fazla insanı ilgilendiriyor ve nasıl daima gürültü ve para fırtınalarının içinden daha üstün bir takım olarak çıkabildiklerini açıklıyor. Bayern taraftarları için durum genellikle bir rahatlama hissi (sonuca bağlı olarak) veya sessiz bir tatminden (performansa bağlı olarak) fazlası olmazken diğer herkes Augsburg ile 2-2 berabere kaldıkları bir maçın ardından yaşadıkları varoluş sancılarını izlemekten keyif alabilir. Bayern, daima olası büyük bir krizin bir maç uzağında olan bir takım. Beğenmeyebilirsiniz ama işe başka türlü bakmak imkânsız sayılır.

Durumu daha da iyi ifade etmek adına, bazen kazanmak bile yetersiz kalıyor. Niko Kovac'ın takımla ilk sezonunda Bundesliga ve DFB-Pokal'i kazanması soyunma odasındaki başarının Hırvat sayesinde değil, ona rağmen geldiği yönündeki şüpheleri biraz olsun yatıştırabilmişti. Kendisi, 10 yılın en kötü ilk yarı performanslarından birini ortaya koyduktan sonra, Kasım'da kovuldu. Hansi Flick yönetimi altında takım, Avrupa'nın en iyi topa sahip olma takımlarından biri olarak taktiksel kimliğini yeniden kazandı. Aynı zamanda maçlarını, kaybettiklerini görme umuduyla izleyen tarafsız seyircilere de televizyonun karşısında yerlerini almak için bir sebep daha vermiş oldular. Gerçekten çok iyiler, Guardiola yönetiminden beri ilk defa bu kadar iyiler.

Borussia Dortmund: Tarih yazmak için bir şans daha

Almanya'nın ikinci en büyük gücü, göreceli istikrarla geçen birkaç nadir ayın keyfini çıkardı. Yalnızca üç yıl önce tüm takım bir katliam girişiminden ucu ucuna kurtulmuş ve Thomas Tuchel eşi benzeri görülmemiş bir şekilde kulüpten ayrılmıştı. Sonraki sezon iki başarısız antrenör seçimi yaptılar, Peter Bosz ve Peter Stöger. 2018-19 sezonu ise Dortmund adına olağanüstü bir patlamaya sahne oldu. Noel zamanı ligin zirvesinde yer edinen Lucien Favre yönetimindeki takım, birbirinin peşi sıra gelen defansif felaketlerle tökezleyerek sezonu Kovac'ın sıkıcı Bayern'inin arkasında ikinci olarak tamamladı.

Fakat ‘seri şampiyonların’ bu zayıflığından yararlanmadaki başarısızlıkları, Münih'te yaşanmış olsa yaratacağı ayrılığı yaratmadı; Favre görevine devam etti. Takım hiçbir önemli oyuncusunu kaybetmedi ve en üst seviye takviyeler yapıldı: Veteran savunmacı Mats Hummels (Bayern'den eski takımına geri döndü), hakkında çokça konuşulan orta saha Julian Brandt (Leverkusen), kanat Thorgan Hazard (Gladbach), olağanüstü Giovanni Reyna (New York City) ve genç gol makinesi Erling Haaland (Salzburg). Bunlara Marco Reus, Achraf Hakimi, Axel Witsel gibi oyuncuları ve bir de Jadon Sancho'yu ekleyince ortaya -Barcelona, Inter ve PSG'nin de Şampiyonlar Ligi'nde tanık olduğu gibi- en iyilerine kafa tutabilen bir takım çıktı.

100 milyon avroluk soru ise önümüzdeki dokuz maçta hücumdaki büyüleyici akıcılıklarının oturaklı bir savunmayla desteklenip desteklenmeyeceği. Hem bireysel hem de taktiksel denklemde defansif oyunları gerekli olduğu zamanlarda eksikli oldu. Buna Bayern'e karşı oynadıkları son iki hayati maç da dâhildi; birini 4-0, diğerini 5-0 kaybettiler. Yine de şu anda liderin olası bir hata ile puan tablosunda aşağı çekilmesinden yararlanabilecek bir konumdalar, arada yalnızca dört puan fark var.

İki hafta sonra şampiyonu belirlemesi muhtemel maçta Bayern ile boş bir Signal Iduna Park'ta oynayacak olmak elbette Dortmund'un ilk tercihi olmazdı fakat artık Klopp yönetimindeki 2012'den beri ilk defa Meisterschale'yi kazanmak için her şeylerini masaya sürmeliler. Saha içi ve dışında daha oturaklı bir yapısı olan Bayern, olası Leroy Sane ve Kai Havert transferleriyle (ve belki dahasıyla) önümüzdeki sezon daha da güçlenecek gibi duruyor. Öte yandan Sancho ve Hakimi ve muhtemelen birkaç diğer oyuncunun beraber sihirlerini yapmaya devam edecekleri günleri sınırlı gibi gözüküyor. Kısacası, onların zamanı, şimdi.

Ustalar ve geleceğin süper yıldızları

Kendini taraftarlar ve stadyum deneyimiyle öne çıkaran lig, önümüzdeki haftalarda odağını yalnızca oyunculara daraltacak. Şanslılar ki bu sezon yıldızlarla dolu kadrolar fazlasıyla ilgi çekmek için yeterli. Örneğin Bayern'de dünyanın en heyecan verici sol beklerinden biri olan genç Kanadalı Alphonso Davies'in doğuşuna tanık oluyoruz. Onun önünde Thiago'nun mükemmel pas yeteneği, Flick'in oturaklı yapısı sağ olsun, bir kez daha kendini sergiliyor. Ve Serge Gnabry'nin gol tanrısı Lewandowski'nin yanında olgunlaşmasını izlemek de ayrı bir keyif.

Dortmund'un daha önce adını andığımız hücum hattı bir 2024 Ballon d'Or adayları listesiymiş gibi görünürken daha basit fakat kesinlikle bir o kadar etkileyici RB Leipzig; gelecekleri dünyanın en iyi kulüplerinde yatan Timo Werner, Patrick Schick, Christopher N'Kunku, Marcel Sabitzer, Konrad Laimer, Ibrahima Konate ve Dayot Upomecano gibi isimleri iftiharla sunuyor. Dördüncü sıradaki Borussia Mönchengladbach'ın da yine gelecek vadeden oyuncuları var, Marcus Thuram (Lilian'ın oğlu) ve Denis Zakaria gibi.

Önümüzdeki haftalarda canlı futbolun tamamen Bundesliga'nın tekelinde olacak olması bize de normalde kısaca bakıp geçtiğimiz bu yetenekleri dikkatlice izleme fırsatı sunacak. Ve tabii bu gençlerin yanında oyunu gittikçe daha akıcı bir hal alan Bayer Leverkusen'den de bahsetmek lazım. Alman futbolunun prensi Kai Havertz, kış arasından beri yeniden kendini kanıtlıyor. Lakin Peter Bosz yönetimindeki kulübün başarısında oldukça önemli payı olan başka oyuncular da var. 20 yaşındaki Fransız kanat Moussa Diaby'nin hızı ve Arjantinli Lucas Alario'nun bitiriciliği, takıma güven veriyor. Ek olarak, Ocak'ta Guimares'ten takıma katılan stoper Edmond Tapsoba da takım adına bir devrim oldu. Onu izlediğinizde Burkina Fasolunun neden önümüzdeki yıllarda elitlerden biri tarafından kapılacağınırahatça anlayabiliyorsunuz.

Puan tablosunun aşağılarına indiğimizde ise Wout Weghorst, Xaver Schlager (ikisi de Wolfsburg), Dennis Geiger (Hoffenheim), Filip Kostic (Frankfurt), Robin Koch (Freiburg), ve Milot Rashica (Bremen) gibi oyunculardan taraftarları epey şey talep ediyor. Uzun zamandır Almanya'nın zirvesinde bu kadar izlemeye değer oyuncuyu bir arada görmemiştik.

Olağanüstü (saha kenarında maskelerle oturan) beyefendiler cemiyeti

Ligdeki birçok kulübün Avrupa’da başarılı olması ve ligin bu kadar fazla gençyeteneğe sahip olması bir tesadüf değil. İkisinin de arkasındaki en büyük neden zirve seviye teknik direktörlerin varlığı.

Mesela Julian Nagelsmann’ın kendi neslinin en iyilerinden biri olduğu ve bir gün en prestijli kupalar için savaşacağına kesin gözüyle bakılıyor. Böyle bir taktik dehanın Leipzig ile girdiği şampiyonluk mücadelesini neden takip etmeyesiniz ki? Bu sayede birkaç sene sonra Nagelsmann, Avrupa’nın süper-kulüplerinden birinin başına geçtiğinde sıkça adı anılacak Leipzig günlerine bizzat tanıklık etmiş olursunuz.

Gelecekte daha iyi yerlerde görebileceğimiz bir başka teknik adam ise Marco Rose. Henüz geçtiğimiz yaz başlayan Gladbach kariyeri bize şimdiden kendisinin detaylara olan takıntısını ve yaratıcı fikirleriyle takıma basamak atlatabileceğini gösterdi. Ligin durdurulmasından önce gözle görülür bir düşüşe geçen David Wagner ve Schalke’sinden de dönüşle beraber iyi işler bekleyebiliriz. Ligin üst sıralarındaki takımların başında da Bosz, Flick ve Favre gibi hücum futbolu oynatan teknik adamlar bulunuyor. Belki 2014’te Guardiola, Tuchel ve Klopp’un başını çektiği teknik kadro kadar güçlü olmasa da 2020 sınıfı en iyiler arasında anılmaya aday.

Hertha Sirki hâlâ şehirde

Bundesliga’nın ilgiye en aç kulübünü izlemek bu sene pek de keyifli değildi. Sezon boyunca takım Ante Covic ve Jürgen Klinsmann yönetimi altında kimi maçlarda dirençli bir görüntü ortaya koysa da genel olarak darmadağın olduklarını söylemek yanlış olmayacaktır. Yine de takımın başında ilk maçına çıkmaya hazırlanan Bruno Labbadia taraftarlar için umut vadediyor. Hertha’yı izleyenler ise kulübün ‘şehrin büyük takımı’ olma hedefiyle hâlihazırdaki yerinde sayan görüntüsü arasındaki makas açılmaya ve eksikler ortaya çıkmaya devam ettikçe daha çok eğlenecektir.

Hertha, biraz da mensubu oldukları şehir gibi, bulunduklarıkonuma rağmen geri kafalı olmayı başarabilen bir takım. Takımın forveti Salomon Kalou’nun soyunma odasındaki tokalaşmaları canlı yayınlaması ve test prosedürlerini ihlal eden davranışlarda bulunması onun gibi anlayışlı olduğu düşünülen bir futbolcu için oldukça garipti. Gerçek bir Herthalı.

Sezon, önceki aylarda karşımıza bir ‘Klinsmann Günlükleri’ bölümü çıkarmıştı. Klinsmann, Michael Preetz’i fazla rahat olmakla suçlamanın yanı sıra kulübün varlıklarını yönetme biçimini eleştirmiş ve gelecekteki olası başka bir yatırımcıya satışa dikkat çekmişti. Sırada ne var diye merak etmeden durmak da bir hayli zor. Union Berlin’e karşı kazanılan bir derbiden sonra şehrin ünlü gece kulübü Berghain’da bir korona partisi vermek mi yoksa yatırımcı Windhorst’un Newcastle’ın eski sahibi Mike Ashley’e kulübün hisselerinin bir kısmını devretmesi mi? The Athletic eğer bu konuda bahis oynamak durumundaysa parasını Hertha standartlarında daha olağan olan bir şeye yatırırdı. İlk maçtan önce tüm test tüplerinin yanlış laboratuvara gönderilmesi gibi. Şimdilik kesin olan tek şey, yine garip bir şeyin yaklaşmakta olduğu.

En kötü yakımlar bile... Oldukça keyif veriyorlar

2000’den beri her Bundesliga maçı yerel yayın hakkı sahipleri tarafından canlı olarak yayınlandı. Elbette canlı yayınlanan her maçın kalitesi aynı seviyede değil. Bazı takımları izlememek daha keyifli bir gün geçirmenize yardımcı olabiliyor.

Şüpheciler de Bundesliga’nın geri dönüşüyle ilgili şakalarını yapmayı da ihmal etmediler. Zira ligin Cuma günü, Fortuna Düsseldorf – Paderborn maçıyla başlaması planlanmıştı ve onlar da “Meraklanmaya gerek yok, zaten insanların hevesi 90 dakikadan uzun sürmeyecektir” dediler. Siyaset cephesinin ligin ‘Mayıs’ın ikinci yarısında’ başlamasına izin vermesi dolayısıyla da Almanlar, bu maçtan ‘kurtulmuş’ oldular.

Düsseldorf – Paderborn maçı klişe tabirle ‘altı puanlık’ bir küme düşmeme mücadelesi maçı olarak Revierderby ile aynı saatte oynanacak. Ligin genellikle alt sıralarında takılan takımları izlemek de artık daha keyifli olabilir. Mesela Paderborn ileride baskı yapan, kadrosu (bir kişi dışında) alt liglerden toplanmış, tüm fırsatları değerlendirmeye kararlı ve olağandışı skorların parçası olmaya alışkın bir takım. Dortmund’la 3-3 berabere kaldıkları maç da bunun için oldukça iyi bir örnek.

Manchester City efsanesi Uwe Rösler’in de kulübede Friedhelm Funkel’in yerini almasıyla Düsseldorf da oldukça izlenilebilir bir takım haline geldi. Dipten ikinci sırada yer alan Werder ise başta pek sevmeyeceğiniz ama izledikçe sevmeye başlayacağınız bir takım. Lakin onların da, sahanın ‘yanlış’ tarafında olan diğer bütün takımlar gibi, oynamaya ‘çalıştıklarını’ söylemek en doğrusu olur.

Yeni normal

Evet, Bundesliga’nın geri dönmek için bu kadar acele etmesinin (en önemli) nedenlerinden biri de para. Premier Lig’deki kulüplerin aksine onlar sezonun son bölümündeki televizyon gelirlerine henüz sahip değildi. Bu gelirlere sahip olamadan da 36 profesyonel kulübün en azından üçte birinin ciddi ekonomik sıkıntıya girmesi kuvvetle muhtemeldi. Yine de hükümetin dönüşe verdiği izin, normale basamak basamak dönme planları ve maalesef kimsenin reddedemeyeceği bir gerçekten kaynaklanıyor: COVID-19 aylarca bizimle olmaya ve sorunlar yaratmaya devam edecek. Mart ayında zaten Şansölye Angela Merkel vatandaşların %60-70’inin bir aşı bulunmadan hastalığı kapma ihtimalinin olduğunu açıkça belirtmişti.

Bundesliga gibi şu anki durumda gerekli olmayan bir aktivite için steril ortamlar hazırlayıp ‘hayalet maçlar’ oynatmak birçoğuna aceleci ve umursamaz bir tavır olarak geliyor. Oyuncular endişeli, taraftar grupları ise önlerini göremiyor.

Fakat durumun yıl bitene kadar iyileşeceğine dair bir kanıtımız mevcut değil. Herkesin aklındaki o zor soru elbette ligin de aklında ve tıbbi bir çözüm bulunana kadar da öyle kalacak, oyuncuların güvenliği ve test-karantina uygulamaları. Eğer profesyonel futbol bu krizden sağ salim çıkmak istiyorsa diğer tüm kuruluşlar hatta bireyler gibi riskler ve ekonomik gereklilikler arasında bir denge kurmalı. Bu şartlar altında futbol oynamak bu kadar teste rağmen şüphesiz ki zor olacak. Dünyanın geri kalanı da Bundesliga’nın bu girişimindeki başarılarından ve başarısızlıklarından dersler çıkarabilir ama bu girişimin her ülkede aynı sonuçları vermesini bekleyemeyiz.

Maçları taraftarlar ve gerçek ses olmadan izlemek oyuna olan bağlılığımızı ve bakış açımızı zor bir sınavdan geçirecek. Televizyondan izlerken boş tribünlere rağmen sahaya konsantre olabilecek miyiz yoksa gözümüz sürekli boş tribünlere mi kayacak?

Kulüpler bu durumu tersine çevirmek için ne yaparlarsa yapsın gariplik bir süre daha bizimle birlikte olacak. Çok geç olmadan tüm kulüpler ortak bir çözüm yolu bulmak zorunda. Kaç maçı böyle geçeceğimizden bağımsız olarak.

Bundesliga tüm çelişkiler, ahlaki sorular ve henüz kimseyi tatmin etmeyi başaramamış uygulamalar adına bir deneme tahtası olacak. Alışkın olduğumuz futbolun bu olmadığı kesin ama bir süre daha futbol böyle olacak.

Yazının orijinal hâlini okumak için: https://theathletic.com/1797407/2020/05/11/bundesliga-back-haaland-lewandowski-bayern-dortmund-covid/?source=user-shared-article

Futbol

Futbolda dünyanın en iyi 30 genç oyuncusu: 3-1

30/05/2020 AT 09:36
Futbol

Kai Havertz, transfer spekülasyonlarına dair konuştu

25/05/2020 AT 09:26
Related Topics
FutbolBayer 04 LeverkusenBayern MünihWerder BremenMore
Share this with
Copy
Share this article

Latest News

Futbol

Süper Lig'e dönüş | Galatasaray

17 SAAT ÖNCE

Latest Videos

Futbol

1996 Atlanta Olimpiyatları: Brezilya-Nijerya | Geniş Özet

00:04:54

Most popular

WEC

The Race All-Star - 16/05

16/05/2020 AT 13:47
View more