Eurosport
La Liga arkası: Halin icabından anlaşılacağı gibi
Tarafından
Yayınlandı 18/12/2012 - 14:57 GMT+2
La Liga'da 16. hafta sona erdi. Akılda kalanları Kerem Sefa Gökbuget yazdı.
Eurosport
Görsel kaynağı: Eurosport
Haftasonunda İspanyol RTVE kanalında bir spor muhabirinin serzenişine denk geldim. Çokça okunan AS gazetesinde çalışan ve ağırlıklı olarak Barcelona sayfalarını editleyen Manu Sainz, Barcelona'nın ortaya koyduğu muhteşem futbol ve Messi'nin olağanüstü futbolundan dolayı haber üretememekten ve de hep aynı bilgileri paylaşıyormuş hissine kapılmaktan oldukça sıkıldığını dile getirdi.
İspanya'da Madrid basınının bilindiği üzere genelgeçer görevi pratikte kaybeden olsa bile Real Madrid yanlısı haberler üreterek, Katalanları aşağı çekmek, kamuoyunu Real ve de az da olsa Atletico üzerinden bilgilendirmektir. Bu durum ülkemizde de özellikle Bursa, Trabzon ya da Adana gibi taraftarı yoğun olan takımların barındığı kentlerde yerel basının daha güçlü olması durumuyla benzerlik göstermekte. Türkiye'de üç büyük takımın aynı şehirde yer alması bizde Marca (Real Madrid), El Mundo Deportivo (Barcelona) ve Superdeporte (Valencia) arasındaki basın derbilerini karşımıza çıkarmıyor. Ancak Manu Sainz'ın itirafı İspanya'da Barcelona'nın çağüstü futbol anlayışının basındaki dengeleri biraz olsun değiştirdiğini gösteriyor. Sainz'ın özellikle ve özetle anlatmak istediği şey, her hafta üst biten Barcelona maçlarının gollerini, Messi'nin incik cıncık didiklenen kariyeri üzerinden ortaya konulan tuhaf rekor haberlerini, La Masia sisteminin methedilişini anlatmaktan sıkıldığı ve Barcelona yüzünden(!) spor basınının haber anlayışının tamamen değişebileceği üzerine. Sainz, spor basınında 80'li yıllarla başlayan işin magazin boyutunun haberleştirilmesinin, gelecekte okuyucuya sadece oynanan oyunun aktarılmasına döneceğini ve spor haberciliğinde bir tür öze dönüşün olacağını savunuyor. Barcelona'nın oynadığı güzel oyunla beraber insanların işin sadece futbol kısmıyla ilgilenebildikleri, gazetelerde Messi'nin gol ve asist infografiklerinin Beckham'ın saçlarından daha fazla dikkat çekebildiği bir döneme geçişten bahsedebiliriz. İspanya'dan başlayabilecek bir tür yeni spor gazeteciliği akımıyla, tiraj için sadece küfür-kıyamet değil, işin oyun ve estetik kısmının da okur çekebildiğini görebiliriz. Ülkemiz için, -özellikle de öylesine bir futbol oynanmıyorken- bu durum biraz ütopik gözükebilir. Ancak büyük başarıların kitlesel hareketlere dönüşebileceği ve doğunun da her alanda hala batının takibinde olduğunu düşünürsek, durum o kadar da karamsar değil. Spor basın ahlakının ehlileşmesi uzun vadede Türk taraftar kültürüne de direkt olarak etki eder ve genelde kendi takımına olan sevgiyle değil, rakibe olan nefretle beslenen post-holiganlık dönemi bu topraklarda da daha insancıl seviyelere inebilir.
Uzay bitti, sırada ne var?La Liga'da geçtiğimiz haftaya bakınca yine acayip futbol olayları yaşandı. Barcelona-Atletico maçında Falcao ilk yarıda biraz daha şanslı olsa belki de çok daha farklı bir maç seyredecektik. Barcelona hakkında Manu Sainz'ın da belirttiği gibi söyleyecek yeni bir şey yok. Latince bir hukuk deyimi vardır, “Res ispa loquitur” yani “Halin icabından anlaşılacağı gibi”. Bu söz sanırım Barcelona'yı ve oynadıkları futbolu iyi özetliyor. Çağ ötesi futbol dedik, uzaylı dedik, Maradona'yla kıyasladık, ancak artık mübalağa sanatı katılarak aktarma yapmak yerine arkamıza yaslanıp pop-corn ve bira eşliğinde sadece bu güzel oyununun tadını çıkarmak bize düşüyor. Uzaylı demişken artık Messi dışında Barcelona formasını üzerine geçiren hemen hemen herkesin başka bir planetten gelebileceğine ikna oldum. Lakin Adriano'nun Atletico'ya attığı gol, Dünyayı Kurtaran Adam filminde Cüneyt Arkın'ın “O uzaylıysa ben de uzaylıyım ulen” repliği gibiydi. Real Madrid tarafına geçince mübalağa sanatı Barcelona'daki kadar iyimser ve hoşgörülü olmuyor. Sergio Ramos'tan sonra Iker Casillas'ın da Jose Moruinho ile soyunma odasında tartıştığı haberleri ortalıkta dolaşıyor ve bu durum pek de hayra alamet değil. Real Madrid'in eski yıdızlarından Michael Owen otobiyografisinde, “Real Madrid'de barınmak için Casillas'la iyi geçinmek zorundasınız. Başkan ve teknik direktör de dahil olmak üzere kulüpteki en baskın figür odur” der. Haftaiçinde Florentino Perez'in Mourinho'yu savunan açıklamaları, önümüzdeki haftalarda 2-2'lik Espanyol beraberliğinden ziyade, Casillas'la tartışması yüzünden değişkenlik gösterebilir. Taksicilerle politika konuşurken hükümet hakkında, “Abi bunların gidişi de çok olaylı olacak” diyerek muhabbeti bitirirler ya, bu da o hesap. Atletico Madrid ise Real Madrid mağlubiyetinin ardından Deportivo'ya altı atmıştı ve bu tip maçların üzüntüsünü kronik olarak yaşamadıklarını göstermişlerdi. Dört gollük Barça mağlubiyetinin ardından da “olaya fazla takılmadan” bu hafta Calderon'da Celta'yı rahat geçeceklerini düşünüyorum. Bir dedikodu da Simeone'nin devre arasında hücuma yönelik ortasaha takviyesi yapacağı yönünde. Adı geçen isimler arasında Beşiktaş'la adı anılan Nene ve sezon başında Taffarel'in prensi diyerek Galatasaray'a pompalanan Atletico Mineiro'lu Bernard var. Bu tip bir transfer Arda Turan'ın da Atletico'daki geleceğini, transfer olarak etkilemese de sahadaki pozisyonu açısından etkiler. Kim gelir, kim gider bilinmez de; iki Madrid ekibine de transfer şart gibi. Real Madrid transfer sezonunda ne yapar kestirmek hiçbir zaman mümkün olmuyor. Ama, sanki, yine de, Mourinho'nun gidişi de çok olaylı olacak be abi!Kerem Sefa Gökbuget - @keremsefa
Benzer Konular
Reklam
Reklam