Çeviri: Ege Sanlav - Tifosi Blog | Orijinal: The Guardian

19. yüzyıl Rus edebiyatında, birçok eserde karşınıza çıkan ve ‘Fazlalık Adam’ olarak bilinen bir tip vardır. Fazlalık Adam yetenekli, amaçsız, varlıklı ve toplum hayatında da oldukça lüzumsuzdur. Şiir yazar ve şık pantolonlar giyer. İpek kılıflı pufların üzerinde yatıp tembellik eder ve anlamsız şeylerde anlamsız şekilde iyidir. Dünyanın şımarık çocuğudur fakat dünyanın artık ona ihtiyacı olduğu da yoktur.

Futbol
Napoli: 1984’ten Beri Maradona’nın Ritmiyle Dans Eden Şehir
BIR SAAT SONRA

Modern futbola baktığımızda da birkaç tane Fazlalık Adam figürü bulmak zor değil. Bu, geçtiğimiz yılın düzenli gündemlerinden biriydi; belli tarzda oyuncular, kalıplara sığmayan yeteneklere sahip bireyciler, kendilerini ötekileşmiş buldular. Hatta yalnızca ötekileştirilmek bir yana, şeytanlaştırıldılar; faydasızlaşıp çökmüşlerdi ve bu duruma onların da itirazı yoktu. Paul Pogba’nın ne kadar tembel olduğunu duyuyoruz. Riyad Mahrez, kramponlu bir düğün pastası süslemesi gibi fazlasıyla süslü ve narin. Mesut Özil ise Arsenal’ı iflasa sürüklemeye top oynamaktan daha istekli gözüküyor.

Tabii gerçekler bu kadar sığ değil. Örneğin Paul Pogba’nın karşılaştığı problem, taktiksel bir problem. Oyun, daha çok enerji ve daha yoğun pres gerektiren bir hal alırken o, modaya ayak uyduramayıp üst düzey orta saha statüsünü kaybetti. Pogba’nın şahane bir yüksek top atmak ya da bir boş alana hücum etmek için ihtiyacı olan sürede sözgelimi Gini Wijnaldum; 15 adım atıp hızlı bir verkaç yapabiliyor veya hücum eden rakibin kanallarını üç farklı yerde kapayabiliyor. Aynı şeyler Mahrez ya da Özil için de geçerli. Bu üst düzey oyuncuların takım oyununun belli bileşenlerindeki eksiklikleri artık dripling ve pas konularındaki süper güçlerine üstün geliyor.

İşte bunlar bizim Fazlalık Adamlarımız: çağa ayak uydurmakta ve orta yolu bulmakta zorlanan büyük yetenekler. Bu başlı başına bir üzüntü kaynağı. Halbuki ne yapacağı bilinemeyen ve bazen de hayal kırıklığına sebep olan yaratıcı oyuncular, futbolda ezelden beri bir keyif kaynağı olmuştu. Daha da kötüsü, modern futbolun kolektif ve fiziksel talepleri sebebiyle klasik 10 numara rolünün tarihe gömülüyor olabileceği söyleniyor.

Lakin, şükürler olsun ki, futbol böyle kaideler için çok esnek bir oyun. Durmadan yeni kalıplar, yollar buluyor. Tüm bu yazdıklarım, Avrupa futbolunun kimliği bir sır olmasa da son derece iyi saklanmış hazinesine giden dolambaçlı bir yol. O, futbolun en heyecan verici genci ve ismini hepiniz biliyorsunuz. 110 milyon sterlinlik bir yıldız olsa da hala nazar değmesinden çekindiğimiz için adını çok sık anmıyoruz. Sonraki nesli merak mı ediyorsunuz? İşte karşınızda Joao Felix. Daha geçtiğimiz hafta 21’ine bastı, beş maçta yedinci golünü attı ve tamamen başka bir seviyeye çıkıyor gibi gözükmeye başladı.

https://i.eurosport.com/2020/11/18/2938949.png

Yakın zamanda olağanüstü bir çıkışa geçti. Felix geçen yaz, absürt bir miktar karşılığında Benfica’dan Atletico Madrid’e transfer oldu. Yeni takımına uyum sağlama konusunda zorlandı. Boş boş dolanan bir gençti. Atletico’nun yetenek üzerine oynadığı bir kumardı. Transferin aracılığını ise kendine de hatırı sayılır bir pay alan Jorge Mendes yapmıştı. Transfere kuşkuyla yaklaşanlar, sonraki aylarda muhtemelen haklı çıktıklarını düşündüler. Mart’ta, Anfield deplasmanında 110 dakika boyunca sahada kayıp ve çocuksu bir görüntü verdi; ucuz bir lise komedi filminde yaz kampında havalı sporcu çocukların yanındaki ezik, gözlüklü tip gibiydi. Ta ki topa 23. dokunuşuyla maçın yönünü değiştirene dek. Llorente’ye bakmadan attığı harika pas ile yaptığı asist, maçın kaderini değiştirdi. Salgın öncesindeki kafa karışıklığı ortamında epik bir gece yaşanmıştı. Akıl almazdı.

Mevcut sezona dönecek olursak, Felix muhteşem oynuyor. 2019 yazında kadronun iskeletini oluşturan oyuncuların ayrılmasının ardından Atletico geçtiğimiz yıl ligi üçüncü bitirse de 16 beraberlik aldı ve gol yollarında da sıkıntı çekti. Şimdi ise karşımızda yeni bir takım var. Diego Simeone, takımının daha hücumcu oluşunun ana sebebi olarak Luis Suarez’i gösteriyor. Diego oyuncularını tanıyor. Ama çocuğu diğerlerinden ayrı tutacak da değil. Ve çocuk, gerçekten de çok etkileyici oynuyor; yalnızca gollerle değil, orta saha ile hücum arasındaki her şeyi yönetip yönlendirerek de.

Canla başla yapılan bir oyun kuruculuk söz konusu. Hala biraz çelimsiz olduğu doğru ama durmak bilmez ve acımasızca oyunuyla takımın çok önemli bir parçası olmuş durumda. Kazandıkları Granada maçını izleyecek olursanız Felix, devamlı topu almak için geriye gelip tekrar ileriye dönüşü ile bir semazeni andırıyor ki bu yaptığı, gelişmiş bir 10 numaranın oyundaki rolünü önemli ölçüde tanımlıyor. Ve evet, Granada bu sonuçta. Fakat Felix, 1-1 biten Lokomotiv Moskova maçında galibiyeti kovalarken de aynısını yapıyordu. Son olarak da üç maçtır gol yemeyen ancak Wanda Metropolitano’da büyük bir özenle yerle bir edilen Cadiz’i 4-0 yendikleri maçta aynı şekilde olağanüstüydü.

Diğer olumlu yönleri: başka oyuncuların yapamadığı şeyleri yapabiliyor. Bütün vücudunu kullanıp yere yaklaşarak yaptığı, Ronaldinho’nun 2002’de Ashley Cole’u geçişini anımsatan ve saygısızlık derecesinde iyi bir vites arttırma yeteneği var.

Bütün birinci sınıf orta sahalar gibi Felix de olup biten her şeye bakıyor. Cadiz’e attığı ikinci golü ağır çekimde izlediğinizde, son hız giderken topu göğsüne alıp köşeye bırakırken sahilde dalgaları izlercesine sakin olduğunu fark ediyorsunuz. Yeni bir birinci sınıf yaratıcı futbolcuya sahip olmak elbette büyük zevk. Lütfen yanlış anlama, Lionel. Ama 16 yıl oldu. Ve Joao Felix gerçekten de gelecek Ballon d’Orlarda başı çeken şüphelilerden olacak kadar iyi.

Şu an için en ilgi çekici yanı stili, bir yaratıcı hücumcu olarak işleri dengeleyiş biçimi. İşte böyle, bu işin yöntemi bu. ‘Yeni bir tür merkez forvet’ olmak da değil bu. Futbolda hala 10 numara olabilirsiniz, ancak siz de taşın altına elinizi koyup kolektif çabayı desteklemelisiniz.

Felix durmadan hareket ediyor. Faul alabileceği yerlerde rakibin üstünden atlayıp basıp geçiyor. Ayrıca 10 numaranın hep ifade etmiş olduğu eğlenceye, çekiciliğe ve doğaçlama yeteneğine de sahip. Joao Felix; bu oyun şeklinin hala işleyebileceğinin, hatta belki de futbolun Fazlalık Adamlarını yeniden kazanabileceğinin tek kişilik bir savı.

Çeviren: Ege Sanlav

Futbol
1982 Dünya Kupası’nda Maradona: Masum Şeytan
4 SAAT ÖNCE
Futbol
Diego Maradona: Kehanetin gerçekleşmesi
12 SAAT ÖNCE