Eurosport
Kişisel, saf ve sembolik: Messi’den Maradona’ya Newell’s formasıyla saygı duruşu
Tarafından
Yayınlandı 05/12/2020 - 17:48 GMT+3
Messi, golünü Maradona’ya bir Barcelona ya da Arjantin forması ile atfetseydi bu, mükemmel bir saygı duruşu olmayabilirdi. Fakat beklenmedik bir Newell’s forması, bizlere kusursuz bir fotoğraf karesi verdi.
Eurosport
Görsel kaynağı: Eurosport
Bu yazı The Guardian'da yayımlanmış ve Tifosi Blog ekibinden Ege Sanlav tarafından çevirilmiştir.
Lionel Messi, sırtında Diego Maradona’nın 10 numarasının ağırlığını hissedebiliyordu. Kariyerinin 917. ve Maradona’nın ölümünden sonraki ilk maçına çıkmak üzereydi. Etrafında Avrupa’nın en büyük stadyumunun boş tribünleri katman katman yükseliyordu ve ortama sessizlik hakimdi. Sahanın iki ucunda da Maradona’nın fotoğrafları ekrana geldi. Bir yanda doğumevindeki Maradona vardı, öteki yanda Maradona’nın mezarı. Yönetmen kabininde bir adam çerçevelenmiş, imzalı bir Maradona forması tutuyordu. Sahadaki herkes orta yuvarlağın etrafında toplanmıştı, tam ortalarında ise Maradona’nın 10 numaralı Barcelona forması vardı. Saygı duruşu boyunca Messi’nin başı aşağıdaydı, bir şeyler yapması gerektiğini biliyordu.
Yaptı da. Maçın bitimine 18 dakika kala, ona Maradona’ya kendi adağını sunma imkanını tanıyan golü attı. Barcelona zaten 3-0 öndeydi, Griezmann’ın neredeyse ağları delecek olan füzesi göz önüne alındığında o öğlenin en iyi golü değildi ve kesinlikle Messi’nin sona yaklaşan kariyerindeki 712 –yedi yüz on iki!- golün en iyisi de değildi. Ama bir an için en önemli, en anlamlısı olabilirmiş gibi geldi. Bir an için her şeyin başladığı yere döndü, döngü tamamlandı; bir miras, herkesin gözleri önüne serildi.
Top ağlarla buluştu ve Messi’nin arkadaşları ona geldi: önce Ousmane Dembele, sonra Oscar Mingueza, sonra diğerleri. Onları kucakladı, hafifçe gülümsedi. Ama yalnız kalmak istiyordu, Diego ile baş başa kalmak istiyordu. Sonunda kaldığında ise ortaya çıkan manzara, sade ve ihtişam doluydu. Messi’nin tevazusu, sahneyi çok daha içten kılıyordu. Sahanın kuzey ucunda, Maradona’nın mezarının gösterildiği uçta duruyordu. Kaptanlık bandını dirseğine indirdi, Barcelona formasını çıkardı ve düzgün görülebilmesi için içindeki formayı düzeltti: yarı kırmızı, yarı siyah; göğüs sponsoru Yamaha, sırt sponsoru Zanella. Ve elbette sırtında 10 numara...
Gökyüzüne bir öpücük yolladı ve bir süre kolları açık, yüzünde hafif bir gülümsemeyle göklere baktı. Sonra istavroz çıkardı, Barcelona formasını yerden aldı ve Antonio Mateu Lahoz’un kendisini elinde bir sarı kartla beklediği orta yuvarlağa yöneldi. Resmi hakem raporunda, “Messi Cuccittini, Lionel Andres, şu sebeple sarı kart görmüştür: attığı golün ardından bir başka formayı (93-94 sezonundan 10 numaralı bir Newell’s Old Boys formasını) göstermek üzere formasını çıkardığı için” yazacaktı.
Messi herhangi bir şey yapmayı ya da hiçbir şey yapmamayı seçebilirdi: bir mesaj, bir fotoğraf, bir Barcelona forması, bir Arjantin bayrağı... Bunun yerine ilişkilerini ifade eden, onları diğer her şeyden daha çok bir araya getiren bir şeyi tercih etti. Aslında onları zaman zaman farklı olmaya iten bir şeyi seçti.
Messi Dünya Kupası’nı kazanamadı, Maradona kadar ikonik bir mertebeye ulaşamadı ya da onun duygusal gücüne sahip olamadı. Maradona da Messi’nin Barcelona’da kazandıklarını kazanamadı ya da Katalonya’da onun kadar büyük bir tanrı olamadı; kazandıkları bir Kral Kupası, bir de İspanya Lig Kupası’yla kısıtlı kaldı ve geriye bacağını kırıp hepatit geçirmese (gerçekten hepatit geçirip geçirmediği de kesin değildi) neler yapabileceğinin hayalleri kaldı. Çoğunun hatırladığında daha çok gol atıp (iki sezonda 38 gol) hoş anlar yaşamıştı, kaleciyi geçtikten sonra topu çekip Juan Jose’nin bir çizgi film karakteri gibi direğe girmesine sebep olması ve topu ağlara bırakışının ardından da Real Madrid taraftarlarının onu ayakta alkışlaması bunlardan biriydi mesela. Lakin Barcelona günleri bir meydan savaşı, bir mağlubiyet, devam edemeyeceğine dair bir his ile sona ermişti.
Messi, Barcelona formasıyla Maradona’yı gölgede bıraktı; bu sebeple Barcelona formasıyla yapacağı bir saygı duruşu, mükemmel olmazdı. Bir Arjantin forması dahi mükemmel olmazdı çünkü bu sefer de Messi’nin milli takımla beklentileri karşılayamamış oluşu, saygı duruşuna gölge düşürürdü. Kimse bir Newell’s forması beklemiyor olsa da işte bu, en iyisi oldu. Messi için kesinlikle daha özel ve daha saftı; krala hürmet ediyor, göstermelik bir şov yapmıyordu. Onu çocukluğuna götüren bir şeydi bu. Bir çocuk olarak Maradona’nın ayaklarının dibinde duruyor ve yukarıya, yüzüne bakıyordu. Uzun süre boyunca Camp Nou soyunma odasında, Messi’nin dolabında, yalnızca birinin ona verdiği bir resim asılıydı: siyah-kırmızı pijamalar içinde uyuyan oğlunun rüyasında aynı babası gibi Newell’s forması giydiğini gördüğü bir resim. Maradona, yalnızca yedi maçlığına da olsa, bunu yapmıştı.
Maradona Barcelona’da oynarken Messi daha doğmamıştı. Dünya Kupası’nı kazandığında da hayatta değildi. Ama Maradona, onun kulübü için oynamaya geldiğinde o da oradaydı. Yalnızca altı yaşındaydı ve pek hatırlamıyor olsa da Maradona Ekim 1993’te Newell’s Old Boys formasıyla çıktığı ilk maçta Ekvador takımı Emelec karşısında maçı kazandıran golü attığında o da orada onu izliyordu. Bu hazırlık maçında attığı gol, Maradona’nın Messi’nin kulübü için attığı tek goldü. Ama yeterliydi. Maradona ile Messi’nin ilişkisi zaman geçtikçe, iyisiyle kötüsüyle, daha da derinleşti. Messi de pazar günü bu ilişkiyi ifade etti.
Bununla beraber bu ilişki yeniden keşfedildi. Küçük mücevherler parlatıldı ve yeniden anlamlandırıldılar. Kabuk soyuldukça, olaylar hatırlandıkça, detaylar eklendikçe ikisinin hayatlarındaki paralellikler ve kesişim noktaları daha da netleşti. Bunlarla beraber Messi’nin saygı duruşu daha da güçlendi, kusursuzlaştı. Sembolizm daha da derinleşti. Mesela forma: Daniel Arcucci’nin El Grafico’da yazdığı üzere bu, yalnızca o döneme ait bir replika değil, gerçekten de Maradona’nın Newell’s’ta oynarken giydiği bir formaymış. Maradona, ilk Newell’s formasını Fidel Castro’ya vermiş ve bu forma şimdi de Havana’da bir müzede sergilenmekte. Messi ise sahip olduğu formayı bir hâkim ve forma koleksiyoncusu olan Sergio Fernandez’den iki yıl önce almış. Fernandez onun için bir servet ödemiş. Şimdi, hem Maradona hem de Messi’nin maçta giydiği bir forma için ne kadar ödeyeceğini düşünsenize...
Maradona o formayı giyerken gol atmamış da olsa Messi attı.
Ve bu golü Maradona’ya atfetti.
Messi, Maradona’nın Newell’s formasıyla attığı tek golü muhtemelen bugüne dek defalarca izlemiştir. Siz ise bu golü muhtemelen hiç görmemiştiniz, ta ki herkes tarafından paylaşıldığı pazar gününe kadar. Videoda Maradona ceza sahasının önünde sağdan sola topla koşuyor, rakip oyuncuları atlatıyor, ayağının içiyle yaptığı şahane bir vuruşla topu geldiği köşeye yolluyor ve top, sağ üst köşede ağlarla buluşuyor. Harikulade bir gol izliyoruz. Messi’nin Osasuna’ya atıp Maradona’ya armağan ettiği golü de görmüş olabilirsiniz. Görmediyseniz, olaylar şu şekilde gelişiyor: Messi ceza sahasının önünde sağdan sola topla koşuyor, rakip oyuncuları atlatıyor, ayağının içiyle yaptığı şahane bir vuruşla topu geldiği köşeye yolluyor ve top, sağ üst köşede ağlarla buluşuyor. Harikulade bir gol izliyoruz.
Maradona’nın takımının formasıyla attığı tek golün aynısı. Ustasının zanaatını devam ettirirmiş gibi, kader böyle karar vermiş gibi, mükemmel bir kopyaya imza atmadığı sürece gol atmayı reddedermiş gibi... Absürt olan ise bunun inanılası oluşu. Bunu gerçekten de yapabilir. Hatta düşünülmesi zor olan, gol atmamış ve o gol sevincini yapmamış olma ihtimali. Sonuçta bu adam vaktinde Maradona’nın İngiltere’ye attığı muhteşem solo golü kopyalamış bir adam. Hatta kendi Tanrı’nın Eli versiyonu bile var. Eğer taklit, övgünün en içten hali ise Maradona’yı kimse Messi kadar göklere çıkarmadı. Pazar günü de, diğer her gün de.
Yalnız bir kusur var: o golün videosu yatay olarak döndürülmüş. Maradona her şeyi aynı şekilde yapıyor lakin tersten: soldan sağa koşuyor, sağ ayağının içiyle topa vuruyor, top sol üst köşeye gidiyor. Yine de bu pek önemli değil. Evet, Messi’nin golü Maradona’nınkinin karbon kopyası değil ama aynadan yansıması. Ve Maradona’ya, bir tanrıya, biraz benzemek bile gerçek üstü bir şey. Ya da Messi’ye dek herkes öyle düşünüyordu, Messi de hep bu beklentiyle yaşamak zorunda oldu. Arjantinliler için daimî sabit, kıyas noktası, Maradona’ydı: Messi’ye bir de buradan bakın. Kimin yerini doldurması gerektiğini, kimin gölgesinde var olduğunu, zaman zaman nasıl olduysa başarıyla yerine getirdiği imkânsız görevi düşünün. Çabuk unutuyoruz, Messi’den önce de sayısız ‘yeni Maradona’ vardı ve hiçbiri Messi’ye yaklaşamadı. Sonunda, Messi bu kalıbı kırdı.
Maçtan sonra Messi, kendisini ve Maradona’yı yan yana aynı forma ile aynı pozda gösteren bir fotoğraf paylaştı. Ama plansız olarak çekilmiş, tüm bunları kelimelerden daha iyi anlatan bir fotoğraf var. Tarihin en büyük ikonunu onurlandırmak için var olan o ikonik fotoğraf. Reenkarnasyonun, devredilen mirasın, verilen sözün portresi. Messi, Maradona’nın formasını giyiyor ve Maradona gibi davranıyor. Ama Barcelona formasını yeniden giydiği anda, arkasındaki kameralar anı yakalıyor. Bir süperkahraman kılık değiştiriyor. Bir başka süperkahramanın kılığına giriyor. Fotoğrafta iki 10 numara birbirini tamamlıyor, bir oluyor. Sonra Messi’nin Barcelona forması, yavaşça Maradona’nın Newell’s formasını örtüyor. Maradona’nın forması gözden kayboluyor ancak orada olmaya devam ediyor.
Çeviren: Ege Sanlav
Benzer Konular
Reklam
Reklam