Antje Windmann tarafından Mart 2018'de yapılan bu röportajın orijinali Spiegel'de yayınlanmıştır.

Bulantı, her santradan dört-beş saniye önce geliyor. Şaşmaksızın. Kükreyen taraftarların kuşattığı sahada yerini aldığında, bir kez daha 90 dakika boyunca her şeyini vermek zorunda olduğunu biliyor.
Gerginlik, neredeyse dayanılamaz bir hal alıyor,” diyor. Sanki karnımda bir şeyler çalkalanıyor ve kusacakmışım gibi hissediyorum. Sonra da bunu öyle sert bastırmam gerekiyor ki gözlerim yaşarıyor.” Daima yüzünü omzuna gömüyor ki kimse olan biteni görmesin; ne televizyon kameraları, ne antrenörler, ne de takım arkadaşları. Böylece de kimse, suskun ve soğukkanlı stoper Per Mertesacker’in her maçtan önceki bu değişik halinin neyin nesi olduğunu sormuyor.
Futbol
Kaptan Azpilicueta yuvada kaldı
05/08/2022 - 09:36
2014’te Dünya Kupası’nı kazanan Almanya Milli Takımı’nın da bir parçası olan Arsenal kaptanıyla, ocak ayının bir cuma günü, Kuzey Londra’da bir Tayland restoranında buluşuyoruz. Bana, iki kişilik rezervasyonunun ekran görüntüsünü WhatsApp’tan attığı masaya geçiyoruz.
İngiltere’de ona Koca Alman” diyorlar. Ve gerçekten de öyle: bacakları, masanın altına zar zor sığıyor.
Mertesacker, ince ve uzun bir adam. Boyu 1,99. Bir bardak su ile bir kajulu tavuk söylüyor ve garsondan yemeğe kişnişkoymamalarını rica ediyor. Antrenmandan yeni dönmüş.
33 yaşında olsa da birçok sebeple daha genç gösteriyor. Gülüşü, otururkenki kayıtsız hali, kollarını göğsünde kavuşturma şekli... Ya da kollarıyla belki, daha önce çok az sayıda üst seviye futbolcunun göz yumduğu bir samimiyet kurmadan önce bir mesafe yaratmak istiyor.
Mertesacker; milli takım, Bundesliga, Premier Lig ve Avrupa kupalarında yüzlerce maça çıktığı 15 yılın ardından, kariyerini bu Mayıs’ta (2018) sonlandırmayı planlıyor.
Performansa İndirgenmek
Yorulduğunu ve kuruduğunu söylüyor.
Doktorlar çöktüğünüsöylüyorlar.
Fakat Mertesacker, sızlanarakayrılmak istemiyor. “Gelecek nesillere bir şeyler bırakmak” istediğini söylüyor.
Futbol sektörünün gaddarlığına dair, içeriden bir görüş sunmak istiyor. Yanlış varsayımlarıgidermek ve çoğunun hayalini kurduğu bu mesleği yapmanın gerçekten pahasının ne olduğunu göstermek istiyor: tahripkar bir baskıyla savaşmak, sonu gelmeyen antrenman-maç döngüsüne sıkışıp kalmak ve yine de sürekli olarak performansa indirgenmek.
Formanın içindeki insanın kim olduğunun önemi yok, sen sadece futbolcusun.
Röportaj için kendini hazırlarken, bakışlarına kararlılık yerleşiyor. Bu ağlanıyormuşum izlenimi bırakmayacaktır, çünkütabii ki de ayrıcalıklı bir yaşam sürdüğümün farkındayım.”Şöhreti ve banka bakiyesinin, çoğu kişiiçin ancak hayallerde var olduğunun farkında. Tabii bir de malikaneler, lüks arabalar ve Seyşeller’de, Maldivler’de, Mauritius’ta yapılan tatiller var.
Uzun zamandır görmezden gelmeye çalıştığı şeyi göstermek istiyor: futbol sektörünün, oyunculardan bedenlerinden çok daha fazlasınıisteyen bir şey olduğunu.
“Bulantıkonusundan ilk kez birine bahsediyorum,” diyor Mertesacker. Gerginlik, maçtan önceki gece başlıyor. Werder Bremen’de oynarken oda arkadaşı olduğu Clemens Fritz buna dikkatini çekmiş. “Clemens, benden önce uykuya dalabilmek için elinden geleni yaptığını söylemişti. Maçlardan önce sağ ayağımı o kadar sallardım ki tüm yorgan hışırdardı. Onu acayip sinir ederdi.”Mertesacker, bunu daha önce kendi başına hiç fark etmediğini söylüyor.
Sonra bir de maçlardan önce sabahları ishal oluşu var: geriye bakarak, hayatının 500’den fazla gününde bunu yaşamışolması gerektiğini söylüyor. Uzun parmaklarıyla, sırayla neler yaptığını sayıyor: “Kalktığım gibi, kahvaltıdan hemen sonra, öğle yemeğinden hemen sonra ve sonra da stadyumda bir kez daha tuvalete girmem gerekiyor.” Yediği hiçbir şey vücudunda kalmıyor.
https://i.eurosport.com/2018/09/18/2421127.jpg
Bir süre için vücudunun tek kaldırabildiği, zeytinyağlınoodlemış. Bulantı geldiğinde midesinin tamamen boş olduğundan emin olmak için en son maçtan dört saat önce bir şeyler yiyormuş. “Sanki olan her şey, mecazi anlamda konuşuyorum, bende kusma isteği doğuruyordu.”
Zorluk ve Şüphe
Zorlukla gülümsüyor. Kendi kendinize, ‘s****r, umarım kimse görmemiştir’ diyorsunuz. ‘Ne lan bu?’ Öte yandan, sonrasında tüm varlığımla sahada oluyorum.” Sağ eliyle yaptığı yumruğu sol eline vuruyor. “Tamamen oradayım.”
Bulantı meselesinden eşi, ailesi ve arkadaşlarına bile bahsetmemiş. Mesele edip insanları endişelendirmek istemedim. Performansımı etkilemiyordu.” Sonra bir an durup düşünüyor. “Aynı zamanda çocukluğumdan beri de genellikle kafamdaki konuları insanlara açmayan biri oldum.”
İlk kez dört yaşındayken bir futbol sahasına çıkmış, Hannover yakınlarındaki bir kasaba olan Pattensen’de. Babası Stefan, o zamanlar yerel futbol takımının antrenörüymüş. “Diğer çocuklarla beraber binanın girişindeki dolaptaki küçük kupalara bakışımızı hala hatırlıyorum. ‘Bak belki biz de şundan kazanırız... ya da şundan!’”
Maçlarda onu gören çocuklar sıkça ağlarmış çünkü o zamanlar da çok uzunmuş. Daha erkenden kendisinden bir yaş büyüklerin takımında oynamaya başlamış. “Hep bir savunmacıydım: basit ama etkili. Bugün de hala aynıyım.”
11 yaşında Hannover 96’ya katılmış. “Büyük sahneye”günün birinde çıkacağınıhiçdüşünmediğini söylüyor. “Hiç profesyonel futbolcu olmayı istemedim. Futbol hobimdi o kadar.” Zamanında odasında Hannover 96, Bob Marley ve Anna Kournikova posterleri asılıymış.
15 yaşındayken, babasının onda büyük bir potansiyel gördüğünü açık şekilde anlamış. Büyüme bozukluğu nedeniyle onun için zorlu zamanlarmış, vücudu öylesine aniden büyümüş ki dizleri yetişememiş. “Sol dizim o kadar ağrıyordu ki bir yıl oynayamadım.” diyor.
Babasısıkıntılıymış. Zaten başaramayacaksın.” diye tıslamış ona bir keresinde. Annesi de Şimdi okula odaklanalım, sonra ne oluyor bakarız.” diyerek teselli etmiş onu.
‘Başaramayacaksın.’ “Belli bir anlamda, bu özgürleştirici bir cümleydi,” diyor Mertesacker geçmişe baktığında. Hep üstünde hissettiği baskı, bir anda uçup gitmiş.
Umut Işığı
Hannover 96 Genç Takımı, Mertesacker geri döndüğünde dörtlü savunma oynuyormuş. “Bir de bunu oynamayı dene bakalım,” demiş antrenörü. Topla soğukkanlı, havada da iyisin.”
Kısa zamanda, antrenörleri onu takımlarının değişmezi olarak görmeye başlamışlar. Kendisine verilen kontratla, genç takımdan B takımına geçmiş.
Sonra bir gün, Hannover’de asistanlık yapan Mirko Slomka’dan bir telefon almış ve A takımın ihtiyaç duyması durumunda kendisine ulaşılabilmesi için bir cep telefonu almasısöylenmiş. “İşte o zaman ilk defa kendi kendime, ‘Dur bir saniye, durum ciddileşiyor’dedim.”
2003’te, ilk profesyonel futbol sözleşmesini imzaladı. Sözleşme iki yıllıktı ve ayda 1000 avro alacaktı. 1 Kasım 2003’te, Köln karşısında ilk profesyonel maçını oynadı. Aynı zamanda, Bundesliga’daki en genç Alman oyuncuydu.
Yaklaşık 20 maç sonra, Jürgen Klinsmann tarafından milli takıma davet edildi. Takımda havayı tazelemek istemiş ve beni davet etmişti,” diye anımsıyor. Gülümseyip başını sallıyor. “’Bu bir 1 Nisan şakası filan olmalı’ diye düşündüm.”
Birden ciddileşiyor. Şu ana kadarki gamsız tonu, yerini yumuşak ve kelimeleri bulmakta zorlanan bir sese bırakıyor.
https://i.eurosport.com/2006/07/02/292803.jpg
“Büyük anlar birbirini kovalıyordu. Daha o zamandan işleri dengelemek zordu. Liseden mezun olmuştum, her gün antrenmana gidiyordum ve hafta sonları da oynuyordum. Sıkça kendime ‘kafa yorma, sadece devam et, devam et’ diyordum.” Sonra bir an duraksıyor. Fakat tabii bir noktada, hepsinin fiziksel ve mental olarak kabullenip başa çıkmakzorunda olduğunuz bir yüke dönüştüğünü fark ediyorsunuz. Artık keyif almakla alakası kalmıyorve ‘ama’ ya da ‘eğer’ demeden görevinizi yapmanız gerekiyor, sakatlansanız bile.”
Mertesacker ilk sıkıntılı sakatlığını 2005’te, bir milli maçta aşil tendonuna yediği tekme sonucunda yaşamış. Ancak iyileşmek için ara vermek seçenekleri arasında değilmiş. Hem takımı Hannover ligde kalmak için çabalıyor hem de kendisi, milli takımda kendine bir yer bulmaya çalışıyormuş. Bir yıl boyunca oynamaya devam etmiş, ta ki kemiği deforme oluncaya dek. “Acısı berbattı. Fakat bu işi yapıyorsanız her daim sağlığınızıfeda etmeye hazırlıklı olmalısınız. Öldürmeyen şey, güçlendirir.”
Küt Küt
Fedakarlığının meyvesini topladı, Klinsmann ismini aday kadroya yazdı. “Kendi ülkemde düzenlenecek bir Dünya Kupası’nın parçası olma düşüncesi kalbimi küt küt attırıyordu.”
Mertesacker, tabağını kenara itip kırmızı bir not defteri çıkarıyor ve röportaj için buluşmadan önce notlar aldığısayfalarda geziniyor. İtalya’ya yenilip yarı finalde elendiğimizde hayal kırıklığı yaşadım elbette. Ancak hislerimin en güçlüsü, rahatlamaydı. Dün gibi hatırlıyorum. Tek düşündüğüm buydu: bitti, bitti, sonunda bitti.” O an için bir maçı daha kaldıramayacak durumda olduğunu söylüyor ve sebebinin de bileği olmadığını ekliyor. “Baskı beni yiyip bitiyordu. Gole mal olacak bir hata yapmam senaryosunun dehşeti...” Bir an sessizliğe gömülüyor. “Diğer maçlarda da korkuyorsunuz, durmadan skorborda bakıp dakikaları sayıyorsunuz ama Dünya Kupası'nda bu insanlık dışı boyutlara ulaşıyor.”Dürüp tekrar açtığımendiliyle oynarken düşüncelerinde kayboluyor. “Fakat bunu dile getirebilir miydim ki? Elendiğimize memnun olduğumu..?”
Futbol, Almanya’da en sevilen spor ve futbolcular da milli birer değer olarak görülüyorlar. Maçlardan sonra yerin dibine gömülse bile ona söylenen hep, “İnsanların senin üzerinde hakkıvar Per,”oluyormuş. Bu lafı sayısınıtahmin edemeyecek kadar çok duyduğunu söylüyor. Aynısöz... Tam da uzaklaşıp kimseyle konuşmak istemediği bir anda... Tekrar ve tekrar...
Gazetecileri sıkça akbabalara benzettiğini söylüyor. Bremen'de oynarken, takım kaybettiğinde pazar günü tesislere üç kamera ekibi gelir, kazandıklarındaysa hiçbiri orada olmazmış. Gelenler sadece taraftarlarmış: çalışmalarını seyretmek için iki üç saat araba sürmüşbir sürüçocuklu aile.
https://i.eurosport.com/2014/07/14/1278790.jpg
2014 Dünya Kupası’nda son 16 turunda Cezayir’i 2-1 yendikleri maç sonrasıbir muhabir Mertesacker’e, maç sırasında takımın neden bu kadar halsiz ve zayıf göründüğünü sordu. Genellikle dost canlısı ve yaklaşılabilir olan Mertesacker, bu soruya sert çıktı: “Ne istiyorsun? Sonuna kadar savaştık. Önümüzdeki üç günü buz küvetinde geçireceğim.”
Söyledikleri iyi karşılandı. Mertesacker, Almanya’nın en popüler oyuncularından biri. Facebook’ta üç milyon takipçisi var. İnsanlar ondan hoşlanıyor. Dövmeleri, elmas küpeleri ve Nice ya da Ibiza sahillerinde bir yatın güvertesinde mankenlerle poz verdiği fotoğrafları yok. Bu da albenisinin bir parçası.
Çark Dişlileri
Notlarına dönüyor. 2006 Dünya Kupası’nın ardından bileği için ameliyata girmesi gerekmiş.
Bavyera ormanlarının kıyısında, Donaustauf kasabasında bir rehabilitasyon kliniği seçmiş. “İşten, kulüplerden, stadyumlardan olabildiğince uzaklaşmak istedim.” Kelimelerini özenle dizmek için yine duraksıyor. “İnsanlar, sakat olduğun için maç kaçırmanın üzüntü verici bir şey olduğunu düşünüyorlar ama aslında öyle değil. Çünkü geçerli bir sebeple dinlenebilmenin tek yolu bu. Seni makinenin çarklarından çıkarıyor.”
Makinenin çarkları. Öğütücü dişlileri. Daima aynı harman: sponsor toplantıları, antrenman, maç... Bir haftanın bitişiyle başlayan bir diğeri.Her bir gün ölçülmek: Ne kadar koştun? Hangi hızda? Kaç santime zıpladın? “Sonuç olarak kimse son 10 maçta nasıl oynadığınla ilgilenmiyor. Tek önemsedikleri şimdiki maç.”
Futbolda aşk ile nefret iç içe geçiyor. “Taraftarların seni alkışlaması tarif edilemez bir duygu; yuhalamalarıysa, ah, utanca bulanmak...”
Profesyonel bir futbolcu olarak, bedeninin en az yılda bir greve gittiğini söylüyor. Sonundaki Avrupa Şampiyonası’nda da oynadığı 2007-2008sezonunun bitiminden üç hafta sonra tekrar sahalara dönmüş. İlk antrenmanda, son derece normal halde başlamışken, ansızın dizimde bir şey ‘klik’ etti, yere düştüm ve sonrasında dizimi oynatamıyordum. Menisküs yırtığı. Öylece. Çıt diye.” diliyle bir ‘çıt’ sesi yapıyor.
Uzun süre, buna neyin sebep olduğunu kendine sormuş. “Ama cevap basitti: bitmiştim, dibine kadar tükenmiştim. Vücudum daha fazla efora hazır değildi.”
https://i.eurosport.com/2017/01/19/2005735.jpg
Not defterinin ayracıyla oynuyor. Daha fazla devam edemediğimde, sakatlanırdım. Bu hep böyle oldu. Hatta tezahür eden birçok sakatlığın da psikolojik kökenli olduğunu savunabilirim. Vücudun, bu şekilde ruhun huzur bulmasına olanak sağladığını savunabilirim. Fakat kimse bu konuyu irdelemiyor.”
Yalnız Savaşçılar
Yırtık menisküsüyle yedi hafta daha sahalardan uzakta, Donaustauf'ta rehabilitasyondaydı. Ve orada eşi Ulrike Stange ile tanıştı. İlişkilerinin ona çok fayda sağladığını söylüyor Mertesacker. Eşi, Almanya Milli Hentbol Takımı’nın eski bir oyuncusu; baskıyı, beklentileri ve geceleri saatlerce uyuyamamanın ne demek olduğunu biliyor. Mertesacker, akşam maçlarından sonra asla sabah beşten önce uyuyamadığını söylüyor. “Sonraki gün tekrar antrenman sahasında duruyorsunuz fakat tamamen bambaşka bir yerdesiniz.”
Eşi, ona karşıkelimelere ihtiyaç duymayan bir anlayışa sahip, aynıOcak 2012’de üç gün yataktan çıkamadığızaman da olduğu gibi. Yatakta geçirdiği üç gün boyunca tek yaptığı, o hissin gitmesini beklemekmiş. Mutlak bitkinliğin gitmesini...
2006’da Hannover’den Bremen’e geçtiğinde, ilk defa soyunma odasında bir psikoloğun olduğunu görmüş. Ne zaman bir şeye ihtiyacı olursa gidip konuşabileceği söylenerek onunla tanıştırılmış.
Fakat bu tekliften yararlanmamayı tercih etmiş. “Bizimle konuştuğunda hepimiz aynı laflarla karşılık verirdik: Hiçbir sorunum yok, iyiyim, benden uzak dur, seninle konuşmak istemiyorum...” Omuz silkiyor. “Takımdaki diğer kişilerin bir sorunun olduğunu düşünmesini istemiyorsun. Belki de rekabetçi spora uygun olmadığının düşünülmesini...”
https://i.eurosport.com/2015/10/19/1714843.jpg
“Sahada hepimiz tek bir takımız,” diyor. “Fakat nihayetinde hepimiz yalnız savaşçılarız, kimimiz daha hassas, kimimiz daha az... Soyunma odasında şakalaşıyorsun, iki üç kişiyle daha yakın bir iletişimin oluyor. Ama hepsi o kadar. Kimse gardını indirip gerçekten nasıl hissettiğini söylemiyor.” Fakat maç günü gelince herkes tuvaletlere koşuyor, diyor.
Kendini, ancak Arsenal’a gelince bir psikoloğa açabilmiş. Onunla, stoper olarak görevini daha rahat anlamasına yardımcı olacak bir performans koçu olduğu söylenerek tanıştırılmış. “Bu bana daha fazla özgüven sağladı,” diyor.
Psikoloğun ona asla stresin ne durumda olduğunu ya da belli durumlarda nasıl hissettiğini sormadığını söylüyor.
İçi BoşSözler
Robert Enke’nin 2009’daki intiharı, futbolda hasıraltı edilen takatsizlik ve bunaltıyı gözler önüne serdi. Vaktinde Hannover 96’da kalecilik yapan arkadaşı Enke’den bahsederken Mertesacker’in gözleri yaşlarla doluyor. “Ben bile ne kadar kötü halde olduğunu bilmiyordum. Bu da bir şeyler anlatıyor, değil mi?”
Enke'nin cenazesinin fotoğraflarında, ağlayan Mertesacker’i görebiliyorsunuz. “Her şeyi bırakıp gitmeye çok yakındım. Özellikle de bir hafta sonra, her şey eskisi gibi olduğu için.” Futbolun daha insani hale getirilmesi konusunda söyledikleri her şey yalnızca içi boş sözlerdi, diyor.
Peki onu oyunda tutan neydi? Kazandıktan sonraki öfori hiçbir şeyle karşılaştırılamaz, diyor. Antrenörlerin olumlu geribildirimleri. Oyna duyulan aşk. Bir takımın parçası olmak. Seni idolleştiren insanlar, hele ki çocuklar... Yeni motivasyonlar getiren yeni meydan okumalar ve sonunda da hep oynamak istediği bir dünya devinden, Arsenal’dan gelen teklif.
https://i.eurosport.com/2017/11/09/2207159.jpg
“Eşsiz bir kariyerim var. Hayatımda sahip olduğum şansları öyle kolayca bırakmazdım.”
“Futbol, açıklaması zor bir şey,”diyor. İçinden çıkamadığın bir girdap gibi.”
Çeviri: Ege Sanlav
Orijinal Link: https://www.spiegel.de/international/business/interview-with-mertesacker-about-exit-from-arsenal-football-a-1198260-amp.html
Futbol
"Ancelotti daima kazanıyor"
04/08/2022 - 14:06
Futbol
Sergio Ramos: "En iyi halime dönüyorum"
02/08/2022 - 13:37