Fransa Ligi’nde Mayıs ayında ortaya çıkan tablo herkes için sürpriz bir sonun habercisiydi. Dünyaca ünlü yıldızları, sınır tanımayan bütçesiyle fark yaratan ve yıllardır ligi domine eden başkent temsilcisi PSG, temel hedefi oyuncu parlatmak olan kuzeyin mütevazı takımı Lille’e geçilmişti. Peki Lille nasıl şampiyonluğun bir numaralı favorisi oldu? Christophe Galtier bu nadide başarıyı nasıl yakaladı? Bu sezon yaşananları anlamak için filmi biraz geri saralım.
2019/2020 sezonu 28. haftanın ardından -pandemi nedeniyle- sona erdirildi. Lille ani bir şekilde bitirilen sezonu Rennes’nin bir puan gerisinde dördüncü sırada tamamladı ve Şampiyonlar Ligi’ne gidemedi. Bir önceki yıl ikinci olan Lille için dördüncülük tatmin edici bir derece değildi. Lille teknik direktörü Galtier 2019/20 sezonunda 22. haftadaki Strasbourg maçına kadar 4-2-3-1 formasyonunu tercih etmişti. Monaco, Dijon ve PSG karşısında alınan yenilgiler sonrası 4-4-2’ye dönen Fransız teknik adam 22. haftadan itibaren yedi maçta altı galibiyet alarak müthiş bir form yakalamış ve bu galibiyet serisi 2020/2021 sezonu için Lille’in oynayacağı futbolun habercisi olmuştu.

Kadro Kuruluyor

Futbol
Belçika patronu sakatlıkları dert etmiyor
29/06/2021 - 06:43
Yaz dönemi geldiğinde Lille kulübünün alametifarikalarından olan oyuncu satış işlemleri başladı. Yıl boyunca parlatılan ve vitrinin en güzel köşesinde sergilenen yıldızların ayrılma vakitleri gelmişti. Santrafor Victor Osimhen 70 milyon avro karşılığında Napoli’ye, sol stoper Gabriel Magalhaes ise 26 milyon avroya Arsenal’e transfer oldu. Tecrübeli forvet Loic Remy ise bedelsiz olarak Çaykur Rizespor ile anlaştı. Bu üç transfer ve yerlerine gelen oyuncular Lille’in bu yıl şampiyonluğa giden yolda kaderinin çizilmesinde önemli rol oynadı.
https://i.eurosport.com/2021/03/19/3014608.jpg
Golcülüğü şahane olan ama takım oyununda eksikleri bulunan Osimhen yerine, parlatılacak yeni santrafor kontenjanı için Gent’in 20 yaşındaki Kanadalı oyuncusu Jonathan David alındı. Remy’nin gidişi ile ortaya çıkan forvetteki tecrübe eksiği Burak Yılmaz’ın Beşiktaş’tan bedelsiz transferi ile giderildi. Sol stoper Gabriel yerine ise 20 yaşındaki genç Hollandalı Sven Botman 8 milyon Euro karşılığında Ajax’tan alındı. Bu transferlerle hem kâr edildi, hem de takım gençleştirildi. Buraya kadar her şey normaldi. Asıl beklenmeyen şey yeni transferlerin kadronun kalitesini de beklentinin çok üstünde bir seviyeye çıkarması oldu. Bu yükseliş tabii ki bir anda olmadı.

İdeal XI

Maignan (KL) - Zeki Çelik (SĞB), Fonte (STP), Botman (STP), Reinildo (SLB) – Ikone (OSĞ), Andre (MOS), Soumare (MOS), Bamba (OSL) – Burak Yılmaz (ST), Jonathan David (ST).
Galtier ideal on birini oluştururken fedakârlığı oyuncularından bekledi. Her bir oyuncu sisteme adapte olmak zorundaydı. Kısa notlarla da olsa bu adaptasyonu sağlayan oyunculardan biraz bahsetmek gerekiyor. Öncelikle tecrübeli ve genç oyuncuların dengeli bir şekilde dağıtıldığı bir kadro görüyoruz. İleri ikilide Burak Yılmaz fırsatçı golcü özelliğiyle yer alıyor ama 30 yaşından sonra geliştirdiği sırtı dönük oyunu da yabana atılacak gibi değil. 20 yaşındaki Jonathan David bu sezon özelinde defansif bir santrafor olarak adlandırılabilir. Zira hızı ve gücü sezon boyunca bitiriciliğinden daha çok ön plana çıktı.
Sağ kanatta aslında bir on numara olan Ikone, pasör özellikleri ve oyun görüşüyle hücum çeşitliliğini artırdı. Kendisinin de özeleştirisini tekrarlarsak daha basit oynaması Ikone’yi gelecekte elit bir oyuncu yapabilir. Ikone’nin henüz 23 yaşında olduğunu unutmamak gerekiyor. Sol kanadın değişilmez ismi Jonathan Bamba tam bir istikrar abidesi ayrıca kritik anlardaki skor katkısı onu çok değerli bir parça yapıyor. Orta sahanın ortasında tecrübeli Andre bütün pis işleri yapmakla mükellef. Savunma katkısının yanında top dağıtma konusunda da maharetli bir oyuncu. Andre’nin yanındaki diğer merkez oyuncusu, yeni Patrick Vieira yakıştırmaları yapılan Soumare ise bu yaz yüksek bonservisle takımdan ayrılacak gibi duruyor. Fiziği ve çift yönlü oyunu onu Avrupa’nın gözde oyuncularından birisi yaptı.
https://i.eurosport.com/2021/05/15/3132990.png
Stoper ikilisindeki Sven Botman pas kalitesi yüksek, sol ayaklı, hava hakimiyeti iyi, fiziğine göre fena sayılmayan hızı ile sezon boyunca göz doldurdu. Arsenal’e giden Gabriel’in izini takip ederek Lille için önemli bir gelir kapısı olacak gibi duruyor. Tandemin tecrübelisi Fonte 37 yaşına aldırmadan kaptanlığın hakkını fazlasıyla verdi. Savunma bekleri Reinildo ve Zeki bitmeyen enerjileri ile Lille’in oyunu genişletmesi ve oyun sisteminin işleyişi adına kilit oyuncular oldu. Zeki Çelik’in 90 dakika boyunca devam eden istikrarı, savunmadaki gayreti ve son dönemdeki performansı ona farklı seviyelerin kapısını açabilir. Keza Lille formasıyla 100. maçında attığı gol, Zeki adına sezonun imzası oldu.

Özel Bir Adam: Mike Maignan

Mike Maignan, Lille formasıyla inanılmaz bir sezon geçirdi. 25 yaş bir kaleci için genç bir sayılabilecek bir dönem olsa da Maignan’un sezon boyu sahadaki duruşu yılların tecrübesi” bir kaleciden farksızdı. Maignan her yönüyle komple bir kaleci; yan toplarda hata payı düşük, ceza sahasına hâkim, cepheden maçı kurtaracak kadar kaliteli. Belki oyun kurulumunda aldığı rol tartışılabilir ama ayaklarını da iyi kullandığını söyleyebiliriz. Galtier’in sık rotasyonunu düşünürsek sezon genelinde en istikrarlı ve en önemli performansı Maignan’ın sergilediğini söylemek yanlış olmaz. Yılın oyuncusu seçiminde benim oyum Mike Maignan’a olacak.
https://i.eurosport.com/2021/02/04/2984658.jpg

Yedek Kulübesi

Galtier sezon boyunca sadece 21 oyuncu kullandı. Bu sayı, onları Ligue 1’in en az oyuncu kullanan takımı yaparken Galtier’in de oyuncu seçiminde ne kadar titiz bir teknik direktör olduğunu gösteriyordu. Az oyuncu kullanmasına rağmen sıkça rotasyon yapmayı da ihmal etmedi. Maignan, Botman ve sezon sonu hariç Bamba’yı kenarda tutarsak her oyuncunun alternatifi her maç için hazırdı. Araujo ve Yusuf Yazıcı sezon içinde çok değerli skor katkıları yaptı. Hırvat sol bek Bradaric sezon başında pozisyonu için ilk tercihti ve ilk yarı boyunca iyi bir performans sergiledi fakat ikinci yarıda formasını Reinildo’ya kaptırdı. Tiago Djalo sakatlıklar ve yoğun maç temposundan dolayı hem Zeki Çelik’i hem de Fonte’u yedekleyerek savunma anlamında joker oyuncu oldu. Jeremey Pied’e de zaman zaman Zeki Çelik’in sakatlığında sağ bek rotasyonunda yer aldı. Xeka orta sahanın merkezinde çift yönlü oyunu ile güvenilir bir yedek olurken bazen de ilk on biri zorladı. Renato Sanches dinamizmi ve çeşitli mevkilerde görev almasıyla fark yarattı ve ilk on bire en yakın oyunculardan birisi oldu. Lihadji ve Weah gençlik ateşini yakarak takıma puanlar kazandırdı. Lille belki Fransa Ligi’nin en az oyuncu kullanan takımı oldu ama aynı zamanda kullandığı oyunculardan en çok verimi alan takımdı.

Oyun Sistemi

Lille, Galtier yönetiminde kontrollü ve defansif bir oyun anlayışı benimsedi. Klasik 4-4-2’nin sezon boyu değişmediği yapıda öncelik her zaman sistem oldu. Oyuncu performansları değişse de sistemden hiç taviz verilmedi. Galtier’in yönetiminde sistem oyunculara göre değil oyuncular sisteme göre dizayn edildi. Örneğin doğal pozisyonu on numara olan Ikone, yeri geldi sağ kanat yeri geldi santrafor oynadı.
Eğer takım ruhu ile oynamazsak şampiyonluk için PSG, Monaco ve Lyon ile mücadele edemeyiz.
Galtier takımın bireysellikten uzak olduğunu bu sözlerle ifade ediyordu. Şimdi Galtier’in obsesif bir şekilde bağlı olduğu sistemini nasıl kullandığına biraz daha ayrıntılı bakalım.

Defans Anlayışı

Lille’i bir savunma takımı olarak tanımlamamız yanlış olmaz. Sezonun bitimine iki hafta kala kalelerinde sadece 22 gol gördüler ve ligin en az gol yiyen takımı konumundalar. Galtier takımı savunmadayken dar ve düz bir 4-4-2 tercih ediyor. Orta sahadaki çift pivot Soumare ve Andre stoperlerin önüne gelerek merkezi kapatıyorlar. Kanat oyuncuları Ikone ve Bamba da "half space" bölgesine geçerek merkeze yakınlaşıyorlar. Forvet oyuncuları Burak ve David yoğun bir baskı yapmadan defansif olarak doğru pozisyon alarak topu rakibin kanatlarına doğru yönlendirmeye çalışıyor.
Bu savunma anlayışında rakibin merkezden gelmesi engellenirken yalnızca kanatlardan hücum etmesine izin veriliyor. İki stoperin de hava hâkimiyetinin iyi olması, kaleci Maignan’ın yan toplardaki kabiliyeti ve beklerin çevik oyuncular olması bu taktiğin verimli bir şekilde uygulanmasını beraberinde getiriyor.
https://i.eurosport.com/2021/05/15/3132977.png
Rakibi kanatlara yönlendirme işe yaramadığında eğer top iki blok arasına geçerse (orta dörtlü ve santrafor ikilisi arasındaki bölgeye) santraforlar, topun olduğu taraftaki merkez oyuncusu ve kanat oyuncusu dörtlü karşı pres yaparak topu geri kazanmaya çalışıyor.
https://i.eurosport.com/2021/05/15/3132980.png

Oyun Kurulumu ve Hücum Anlayışı

Lille’in hücum anlamında sorun yaşadığı (bitime son iki hafta kala) ilk dört sıradaki takımlar arasında 62 golle en az gol atan takım olmasından rahatlıkla anlaşılabiliyor. Rakipleri PSG’nin 80, Monaco ve Lyon’un ise 74 golü bulunuyor.
Oyun kurulumunda beklerin orta saha çizgisine kadar çıktığı, stoperlerin kenarlara açıldığı ve Andre ya da oynadığı zaman Renato Sanches’in stoperlerin önünden top alıp oyunu yönlendirdiği klasik bir sistemleri var. Zaman zaman Andre sağ stoper gibi konumlanarak da top alıyor. Bu dizilimde kanat oyuncuları Ikone ve Bamba "half space"e yakınlaşarak kenar koridorları beklere bırakıyor.
https://i.eurosport.com/2021/05/15/3132982.png
Başka bir alternatif ise sağ bek Zeki Çelik’in üçüncü stoper olduğu düzende Zeki’nin Andre ve Ikone ile verkaç yaparak topu ileri taşımasıyla gerçekleşiyor. Aynı sistem sol bekten de işleyebiliyor.
https://i.eurosport.com/2021/05/15/3132984.png
Hücum çeşitliliğinde beklerin sürekli bindirmesi ve kanat oyuncularının ceza alanına girerek yaptığı koşular Lille’in skor bulmasına yardımcı oluyor. İki santrafordan birisinin derine gelip bağlantı olduğu anlarda kanatlar ve diğer santraforun savunma arkasına koşuları Lille’in önemli silahlarından birisi. Yusuf Yazıcı’nın Lyon maçında Burak Yılmaz’a indirdiği top santrafor bağlantısının güzel bir örneği olarak gösterilebilir. Ekstra olarak ön alandaki Burak, Bamba, Yusuf ve Araujo gibi şutör özellikli oyuncular uzak mesafeli gollerin atılmasını sağlıyor.
https://i.eurosport.com/2021/05/15/3132986.png

Sezon Başlangıcı

2020/21 sezonu Camavinga’nın Rennes’i karşısında alınan 1-1’lik beraberlikle başladı. İlk dört hafta maç başına bir golden fazlasını atamayan Lille iki beraberlik ve iki galibiyetle tutuk bir görüntü sergiliyordu. Oynanan oyun temponun düşüklüğü, kontrol futbolunun öne çıkması ve uç oyuncularının yaratıcılıklarının sınırlandırılması nedeniyle kimseyi tatmin etmiyordu. Aslında bu durum beklenmedik bir şey değildi. Galtier savunma futboluyla öne çıkan ve takım savunmasını iyi uygulayan bir hoca olarak ön plana çıkmıştı. Hatta kendisine Sam Allardyce benzetmeleri bile yapılmıştı. Galtier bu eleştirilere rağmen sisteminden katiyen taviz vermezken Ekim ayında Yusuf Yazıcı’nın Avrupa Ligi’nde yaptığı hat-trick ve ligde art arda gelen gollü galibiyetler Galtier’in oyun planına sadık kalması için elini güçlendirdi.

Yusuf Yazıcı

Sezon boyunca 4-4-2’sinden asla taviz vermeyen Fransız teknik adam 22 Ekim’de oynanan Sparta Prag maçında Yusuf Yazıcı’yı sağ kanatta başlattı. İlerleyen dakikalarda Yusuf’un ileri ikiliden birisi olan Ikone ile yer değiştirip santrafora geçmesi hem Lille’in hem Yusuf’un kaderini değiştirdi. Yusuf o maçta hat-trick yaptı. Sonrasında sezon boyunca oynadığı her maçta santrafor ikilisinden birisi oldu. Milan’a San Siro’da üç gol attı. Ligde skora katkı yaptı. Sakatlık ve hastalık nedeniyle formasından ayrı kalana kadar Avrupa’da ses getiren harika bir performans sergiledi. Gol sonrası sevinç şekli kendisi sahada olmadığında bile arkadaşları tarafından taklit edilerek ikonlaştı, bu durum aynı zamanda Lille'deki takımdaşlığın ölçüsünü gözler önüne seriyordu.
https://i.eurosport.com/2021/03/13/3011130.jpg

İstikrar

Lille ligin bitimine iki hafta kala sadece üç mağlubiyet aldı. Bu mağlubiyetler 9, 15 ve 19. sırada yer alan ve rakibi olmayan nispeten zayıf takımlara karşıydı. Kapalı savunmaları aşmadaki sorun istatistiklerde de kendini gösteriyordu. Lille şampiyonluk için yarıştığı rakipleri olan PSG, Monaco ve Lyon’dan ise 4’er puan aldı. Aralık ayına gelindiğinde Monaco karşısında Burak Yılmaz’ın asisti Yusuf Yazıcı’nın golüyle Lille sezon başındaki durağanlığını da üzerinden tamamen atmıştı. Bu maçla birlikte başlayan yükseliş 15. haftada Lille’i liderliğe taşıdı. Brest maçındaki beraberliğe kadar altı maçlık bir galibiyet serisi yakalandı. 31. haftada alınan PSG galibiyeti ile şampiyonluk hayalleri kurulurken 34. haftadaki Lyon maçı sezonun kaderini belirleyecekti.

Dönüm Noktası: Lyon Zaferi

33. haftada Lille Montpellier’den Araujo’nun 85’teki golüyle beraberliği zor kurtarmış ve Ligue 1’de ilk dört takım birer puan farkla sıralanmıştı. Lyon-Lille maçından önce lider Lille’in 70, dördüncü Lyon’un ise 67 puanı vardı.
Lyon maça fırtına gibi başladı. Islam Slimani, Lille’i takip eden Türk seyircilere son şarkısını söylüyordu. 20. ve 35. dakikalarda gelen gollerle Lyon kendi evinde 2-0 öne geçti. Bu skorla Lille’in şampiyonluk hayalleri suya düşerken kuzey ekibi kendini yine UEFA Avrupa Ligi’nde bulacaktı. 45+1 oynanırken Burak Yılmaz harika bir serbest vuruşla ligdeki 11. golünü attı. Bu dakikaya kadar sahada varlık gösteremeyen Lille, soyunma odasına yeni filizlenen bir umutla gitmişti. Dakikalar 60’ı gösterdiğinde Burak Yılmaz sol ayağıyla altıpasa nefis bir top gönderdi. Partneri Jonathan David fileleri sarsarken Lille de bu golle liderlik yarışına son bir gayretle tutunuyordu. 80’de David yerini Yusuf Yazıcı’ya bıraktı. 85’te ise Yusuf Yazıcı topu kafayla Burak Yılmaz’ın önüne bıraktı. Burak geniş alanda kendi açısını daraltmasına rağmen topun dibine nefis bir dokunuşla girdi ve Lille’in Lyon’dan zaferle dönmesini sağladı. Burak o gece Gondor’u geri alan Aragorn gibiydi. "Kral’ın Dönüşü"nde tribünler boştu ama ekranları başında herkes bu performansı ayakta alkışlamıştı.

Kral’ın Dönüşü: Burak Yılmaz

Burak Yılmaz sezonun bitimine iki hafta kala 26 kez kadroda yer aldığı maçların 21’ine ilk on bir başladı. Ocak ayında yaşadığı sakatlık nedeniyle dokuz maç kaçırmasına rağmen 15 gol ve 5 asistlik performansı ile Lille’in en önemli oyuncularından birisi oldu. Nisan ayıyla birlikte müthiş bir dönüş yapan Kral; Metz, Lyon, Nice ve Lens maçlarında toplam altı gol attı. Jeneriklik golleriyle lige damga vuran Burak Ligue 1’de yılın oyuncusu adaylarından birisi olarak gösteriliyor. Oyun içinde golü koklayan fırsatçı yapısı uzun zamandır onun en önemli özelliklerindendi ama son dönemde bağlantı oyununda gösterdiği gelişim gerçekten takdiri hak ediyor. Tüm bunları yaparken 36 yaşında olduğunu bazen sanırım o da unutuyor.
https://i.eurosport.com/2021/04/26/3121518.jpg

Son Söz

Lille son şampiyonluğunu Rudi Garcia yönetiminde 2010/2011 sezonunda yaşadı. O takımda Eden Hazard, Moussa Sow, Gervinho, Adil Rami gibi isimler vardı. Zirvede yer aldıkları sezondan sonra başarısızlıkla sonuçlanan teknik direktör tercihleri yapıldı. 2016/17 sezonunda Marcelo Bielsa Lille’i küme düşmekten kurtardı. Bielsa’nın yerine getirilen Christophe Galtier St. Ettienne’de sekiz yıl görev yapmıştı. İstikrarın ne olduğunu iyi biliyordu. Fransız teknik adam “hayatımın en büyük meydan okuması” dediği 2021 Ligue 1 şampiyonluğu için artık son viraja girdi. Sonuç ne olursa olsun Galtier ve öğrencilerinin PSG gibi kadrosunda süperstarlar bulunan bir takıma karşı vermiş oldukları şampiyonluk mücadelesi yıllar boyu unutulmayacak.
Yazı: Cihat Gemici
Futbol
"Asla eskisi gibi olamayacak"
21/06/2021 - 12:50
Futbol
Millilerimiz siftah için sahada
16/06/2021 - 15:05