Eurosport
Sükunete Ağıt
Tarafından
Yayınlandı 11/08/2021 - 18:30 GMT+3
Barcelona, batırdı. Messi, harcandı. Jonathan Wilson ve Rory Smith’in yazdıkları eşliğinde... Messi büyüklüğünde bir ayrılığın anatomisi.
Messi
Görsel kaynağı: EFE
Rory Smith, NY Times’a yazdığı yazıda, Barcelona’nın Messi’nin sözleşmesini yenilemek için bile isteye son ana kadar beklemesi ve Messi’nin serbest kalmasıyla beraber ellerinde büyük bir problem bulmasının iki şekilde yorumlanabileceğini söylüyor. Bunlardan daha ilgi çekici olanını şu cümlelerde anlatıyor:
“İşlerin aslında zaten hep bu noktaya varacak olduğunu düşünmek de mümkün. Ya da en azından, böyle bitmesi gerektiğini... Barcelona artık Messi’nin ücretini karşılayabilecek durumda değil. Hele Messi’nin ücretini karşılayıp bir de onun yeteneğini olması gerektiğince destekleyebilecek bir kadro kuracak durumda hiç değil. Ama onu satamaz da. Sözleşmesini uzatmayı da reddedemez, bunun politik yansımaları çok yıkıcı olur. Messi de geçen yıl bu olasılıkla herkesin önünde o kadar oynadıktan sonra kendi istemiyle çekip gidemez.
Bu şekilde ise herkes ihtiyacı olanı alıyor. Barcelona duygusal ve finansal olarak yeniden başlıyor. Messi, Manchester City ya da PSG’de -ya da bir ihtimal Chelsea’de- oynayabiliyor. Ve kimse suçu üstlenmek zorunda kalmıyor çünkü tüm her şey La Liga’nın sıkı mali yönetim konusundaki baskıcı ısrarcılığına yüklenebiliyor.
İlgi çekici bir teori olsa bile dikkatli bakınca, en basit ayrıntılarda bile çürütülebiliyor. Zira Barcelona, bu ay içerisinde Messi’yi açıklamayı planlıyordu; taze bir imza ile yola devam... Ve en yakın arkadaşlarından Sergio Agüero’yu, görünüşe bakılırsa Messi’nin ısrarı üzerine, bu yaz kadroya kattılar. Bunlar, ipleri elinde tutan Makyavelist bir satranç ustasının değil, işleri oldurabilmek için çırpınan bir kulübün yapacağı hamleler.”
/origin-imgresizer.eurosport.com/2021/08/08/3198467.jpg)
Lionel Messi
Görsel kaynağı: Getty Images
Messi’nin basın toplantısındaki doğrudan yüreğe dokunan gözyaşları da hesaba katılınca, tüm bunların planlı bir çeşit tiyatro olduğunu düşünmek çok zalimce geliyor. Ancak Smith’in kullandığı küçük bir kalıp üzerine biraz kafa yorduğumuzda -bu kalıp belki totolojik olsa da- işaret ettiği çelişkiyi anlamak pek zor değil. Bu kalıp, “böyle bitmesi gerektiği”.
YILLARIN GETİRDİĞİ
Smith’in bahsettiği diğer ‘yorumlama yolu’, aşikâr ve o kadar da ilgi çekmeyici olan. Odadaki fil. “[…] Barcelona’yı yıllardır zehirleyen ve kulübün, Messi’nin de çok katkı verdiği bir mirası yiyip bitirmesine sebebiyet veren kaos ve rekabet edemeyiş destanının son bölümü. Son dokuz ayın büyük kısmında, Barcelona sınırda yaşadı; gitmekte olan ve yerine gelebilecek başkanların arasında çekiştiriliyordu, başkanlık seçimiyle dikkati dağılmıştı. Görevi üstlenen Joan Laporta, başkan olarak henüz sadece birkaç ay geçirdi ve bu hizmet süresinin de şaşırtıcı büyüklükte bir kısmını, Real Madrid’in kibir abidesi olan Süper Lig projesine harcadı. Bu süreçte, ihtiyaç olunduğunda her şeyi yapabileceklerini varsaymış ve politik meselelerle uğraşırken Messi’nin sözleşmesini bir kenara atmış olmaları olası, hatta muhtemel.”
Barcelona’nın, oyuncularının yüksek maaş taleplerini reddedememesi sebebiyle hızla büyüyen maaş giderleri, son faturada -Messi'nin maaşı hariç- gelirlerin %95’ine ulaşmış vaziyette. Bir futbol kulübünün ekonomik olarak işler vaziyette olması için ise bu oranın %70 civarında olması gerekiyor.
Bu maaş artışlarının kökleri kulübün tarihi başarılar etmenin arifesinde olduğu yıllara dek uzansa da Neymar’ın 2017’de rekor ücretle PSG’ye satılmasının ardından yapılan hamlelerle sorun boyut değiştiriyor. Gemi su almaya başlıyor. Jonathan Wilson, The Guardian’daki yazısında şöyle diyor: “[…] 2000’de Luis Figo’yu Real Madrid’e kaptırdıktan sonra yaptıkları hatanın aynısını yaptılar. Büyük bir yıldızı kaybetmişlerdi ve yeni bir tanesine ihtiyaçları vardı. 222 milyon avronun nasıl kullanılabileceği üzerine çok kafa yormadılar, yalnızca bir harcama güdüsü vardı. Bunu takip eden imzalar dizisi, facia seviyesi olarak büyük kulüpler tarihinde başka bir noktadaydı: Ousmane Dembele’ye 135 milyon avro, Philippe Coutinho’ya da bir 135, Antoine Griezmann’a 120, Miralem Pjanic’e farazi olarak 60 (keyif için yapılmış bir transferde Arthur ile takaslanmıştı), Malcom’a 41, Paulinho’ya 40, Nelson Semedo’ya 35... Ve sonuç olarak,modern bir 'süperkulübün' bile karşılayamayacağı bu terane, öteki yönetim hatalarıyla da birleşince, Barça’yı bir milyar avroyu epey aşan bir borçla karşı karşıya bıraktı.”
Barcelona, batırdı. Önceleri, lüks yaşasa da bunu karşılayabiliyordu. Bir gün, çok karlı bir satış yaptı ve eline geçen para onu ayarttı. Sahip olduğu güzellikleri unuttu. En çok yakan arabayı aldı. Bodrum’da 'Deluxe locaya' oturup bir biraya 150 lira vermeye başladı. Kredi kartlarında borçlar birikti... Ve haciz geldi. Messi’yi alıp götürdüler.
/origin-imgresizer.eurosport.com/2021/04/12/3039596.jpg)
Coutinho ve Dembele
Görsel kaynağı: Eurosport
“(…) yine aynı noktadayız: yaşadığımız gezegenin –ve bildiğimiz kadarıyla yaşamadıklarımızın da- üzerindeki en büyük oyuncu, ellerinden kayıp gidiyor. Bir defa Messi’yi kaybetmeye bu denli yaklaşmak, talihsiz olarak nitelenebilirdi. İkinci kez aynı durumda bulunmak, feci şekilde gafletin sonucu gibi görünüyor.”
Suarez’i -bu seneki şampiyonluğunda önemli pay sahibi olduğu- Atletico Madrid’e bırakıp yerini sezon boyu Braithwaite ve santrafor bile olmayan diğer oyuncularla kapatmaya çalışan da aynı gafletti.
Varacağı yer buydu. Parçaları mühendislik bilmeden, gelişigüzel bir araya getirilmiş bu arabanın, son teknoloji makinelere kafa tutması imkansızdı.
Tabii Barcelona’yı yerin dibine gömerken kontrolü kaybedip bazı gerçekleri atlamak da doğru olmaz. Yarıştıkları makinelerin son teknoloji parçalarının arkasında petrol yatakları dolusu para vardı.
PİYON
Jonathan Wilson’ın, Guardian’daki yazısı için yazdığı sunuş cümlesini okuyunca ufak bir kahkaha attım. “Belki de tarihin en iyisinin sonraki limanı neresi olursa olsun bu sefil öykü, modern futbolun neye dönüştüğünü gösteriyor.” Beni güldüren, bu olayı da yazılarında sıkça tekrar eden temalardan “modern futbolun neye dönüştüğüne” bağlamış olmasıydı.
Kelimeler aracılığıyla yazının sonuna, sunuş cümlesinde ne kastettiğinin anlaşıldığı vurucu kısma giderken organize futbolun öncülerinden biri olan Ebenezer Morley’den bahsediyordu. “Morley’nin ana maksadı, kurallar hakkındaki ‘hararetli ihtilaflara’ son vermekti. Jeopolitik mevzular, kapitalist açgözlülük ve bir pandeminin belki de tarihin tanıklık ettiği en iyi oyuncunun kaderini belirlemesi sorunsalı muhtemelen ona bir kategori hatası olarak görünürdü.”
Yazının ilk kısmının söylediği ana şey, bu ayrılığın bir öncesinin olduğuydu. Yılların birikimi, Barcelona’yı zafiyetli hale getirdi. İşte bir metafor daha: toprak kaybetmeye başlayan bir imparatorluk gibilerdi. Birçok ihtimal vardı. Farklı devletlere, farklı toprakları kaybedebilirlerdi. Bazı topraklar kaybedilmeye daha meyilliydi, bazı düşmanlar daha büyük tehdit arz ediyordu. İçerideki sorunlar vardı tabii bir de...
Başkenti kaybettiler.
/origin-imgresizer.eurosport.com/2021/08/05/3195468.jpg)
Lionel Messi
Görsel kaynağı: Getty Images
Barcelona, Avrupa Süper Ligi’ne katılarak yerel liglere darbe yapan -Wilson'ın ifadesiyle- “elitlerden” biriydi. O günden bugüne de geri adım atmadılar. Kamuoyu tepkisi ile savuşturulan darbelerine La Liga’nın karşılığı ya da bir bakıma Godfathervari yaptırımı da bu oldu. Bu defa müsamaha göstermediler.
Wilson’dayız. “Yine bu bağlamda, Barcelona’nın [Messi’nin ayrılışını haber veren] duyurusunun zamanlaması birçok şey anlatıyor: ligin 2.7 milyar avro karşılığında hisselerinin yüzde 10’unu CVC Yatırım Ortaklığı’na sattığı ve yalnızca Barcelona ile Real Madrid’in karşı geldiği anlaşmanın bir gün sonrasında... Messi, şüphesiz, ligin ticari cazibesi bakımından çok büyük öneme sahip; CVC’nin La Liga’yı Messi’nin kalması için bir çözüm yolu bulmaya zorlaması ihtimalini düşünmek için komplo teorisyeni olmak gerekmiyor.
“Yine tüm bunların da ardında, Avrupa Süper Ligi projesini ortaya çıkaran güçler yatıyor: yerel rakiplerinin ihtiyaç ve taleplerini küçümseyen, alışılagelmiş amaçlardan ziyade imajlarını geliştirmeyi hedefleyen yeni yatırımcıları reddeden ve alelade finansal yönetmeliklerden muaf, yerleşmiş bir seçkin sınıf.”
Futbolu gölgeleyen para ve güç (ki ikisi aynı şey aslında) behemotunun vahametini ise Wilson’ın SI’a (kendisi Guardian’a yazdığı bazı yazıları, kelimeleri basitleştirip cümlelerin yerini değiştirerek Sports Illustrated’a da yazıyor) Messi’nin ayrılışına dair yazdığı yazının son cümlesi mükemmel şekilde ortaya koyuyor: “Lionel Messi -belki de tarihin en büyük oyuncusu- bir yumuşak güç oyununda bir piyon, bir ganimet oldu. İşte modern futbol bu.”
YENİ BİR DÖNEM
“Bu, yazılmaya devam eden en iyisinden bir hikâye. Bol duygulu, epik, hem gerçekçi hem de yer yer masalsı... Ve ben, muhtemelen her futbolsever gibi, bu hikâyenin mutlu son ile bitmesini istiyorum. Heyecan verici bir Barcelona ve -Katalonya’da ya da değil- keyfi yerinde bir Messi ile...”
Dokuz ay önce, Barcelona’nın yakın geleceğine dair yazdığım yazıyı bu satırlarla bitirmiştim. Mutlu sona hala inanıyorum. Hemen değil ama iki-üç yıl sonra.
/origin-imgresizer.eurosport.com/2021/05/12/3130797.jpg)
Lionel Messi
Görsel kaynağı: Getty Images
Futbol kulüplerinin imparatorluklardan farkı bu, çok daha sık yeniden doğuyorlar. Ama çabukça ama zamanla... Barça, dünyanın dört bir yanındaki gözlemcileri ve takım seçmeyen eğlenceli futbol dilencileri için birkaç sezon boyunca potansiyel bir kaliteli izlence olacak.
Fakat şehirde gerçekler bir süre o kadar tatlı olmayabilir.
Çıkışa kadar size Rory Smith eşlik edecek.
“Barcelona yıllar boyu lig maçlarında, Camp Nou’nun katman katman yükselen tribünlerinde bu kadar fazla turist olmasından rahatsızdı. Tek seferlik ziyaretçiler şarkılar söylememe eğiliminde oluyorlar zira, anlarsınız ya. Oraya atmosferi gözlemlemeye geliyorlar, onu yaratmaya değil. Hatta kulüp, pandemiden önce, durumu iyileştirmek ve pasif bir tecrübeye dönüşen bu olaya biraz tutku ve otantiklik katmak; seyirciler yerine taraftar grupları var etmek için yeni bir ‘tezahürat bölümü’ oluşturdu.
/origin-imgresizer.eurosport.com/2021/07/14/3173333.jpg)
Lionel Messi
Görsel kaynağı: SID
Belki de zamanla, böyle sorunları özleyecekler. Neticede çoğu insan Barcelona’ya Messi tarafından çekiliyordu. Çoğu -tümü olmasa bile çoğu- hac yolculuklarını en az etrafında kurulmuş takımı olduğu kadar onu da görmek için yapıyorlardı. Çünkü eğer o oynuyorsa geldikleri yol ve ödedikleri paranın buna değeceğini biliyorlardı. Varlığının yücelmediği maç, müstesna bir şeylerle süslemediği fikstür yoktu. Tribünlerdeki sükût, beklentinin sessizliğiydi; ustayı işini yaparken rahatsız etmek kabalık olurdu.
Şimdi o sükût, bir başka yerde olacak. Barcelona’da ise, o sükutun yerini, ezici bir sessizlik alacak. Ve kulüp ne bahaneler uydurmaya çalışırsa çalışsın, kaç kişiyi parmakla gösterirse göstersin, tek suçlayabileceği kendisi olacak.”
Şimdi Barcelona’da, Messi büyüklüğünde bir boşluk var.
Yazı ve çeviriler: Ege Sanlav
Orijinal Linkler:
https://www.nytimes.com/2021/08/05/sports/soccer/lionel-messi-barcelona.html
https://www.theguardian.com/football/2021/aug/06/lionel-messi-saga-springs-from-barcelona-grotesque-mismanagement
Benzer Konular
Reklam
Reklam