Eurosport
"Tek maçla yargılanıyorum"
Tarafından
Yayınlandı 01/11/2010 - 10:09 GMT+2
Türkiye Futbol Federasyonu'nun resmi dergisi TamSaha'nın Kasım sayısında Türker Tozar'ın sorularını cevaplayan Beşiktaşlı Hakan Arıkan, yazar ve yorumcuların polemik yaratmaya çalıştığını belirterek bu nedenle medyaya kulak tıkadığını ifade ediyor.
Eurosport
Görsel kaynağı: Eurosport
İyi oynadığında hatırlanmamak, kötü oynadığında yerden yere vurulmak nasıl bir kader sence?Eleştirilere sonuna kadar açığım. Her insan eleştirilebilir. Ancak herkes futbolu bildiğini zannediyor. Futbolu bildiğini zannederek yorum yapanlara pek kulak vermiyorum. Sadece kendimi dinliyorum. Benim düşünceme göre hata yapmak her zaman olabilecek bir şey. Hatasız bir insan olabileceğini düşünmüyorum. Sonuçta hiçbirimiz peygamber değiliz. Bundan iki ay önce ben Beşiktaş'ta 1 numaraydım. Maçların genelinde iyi oynamama rağmen bir-iki hata yapıyordum. Bu hatalarla beni yargılama görevi onlara düşmez. Beni yargılayacak kişiler, o görevi bana veren insanlardır. Geride kalanlar, boşu boşuna konuşmuş olur. Antalyaspor maçında bir gol yedim, ondan sonra beni yerden yere vurdular. Maçın yüzde 98'lik kısmında başarılıyım. Attığım 20 pasın 19'u isabetli. Bunu neden kimse görmüyor? Ya Trabzonspor maçında kurtardığım dört tane karşı karşıya pozisyon?
Bu sözlerinden kendinle ilgili yazılan yazı ve yapılan yorumları okuyup dinlemediğin sonucunu çıkarabilir miyiz?Hiçbir şekilde ne gazetede yazılanları okurum ne de televizyon izlerim. Türkiye'de herkes polemik yaratmaya çalışıyor. İnsanların işi o aslında, futbol değil.Geçtiğimiz sezon iyi oynadığın maçlardan sonra da yedek kaldığını gördük. Dolayısıyla yerinin garanti olduğuna hiçbir zaman inanamadın. Bu psikoloji performansını nasıl etkiledi?Her kaleci iyi oynadığı zaman görevin kendisinde kalmasını ister. Bu da en doğal hakkıdır. Ama bizim bir patronumuz var. Kendisi ne zaman görev verirse biz o zaman oynuyoruz. Diğer mevkilerdeki futbolcular gibi değiliz ki maça sonradan dâhil olma şansımız olsun. İlk on bir başlamıyorsak, çalışmaktan başka yapacağımız hiçbir şey yok. Tabii eğer başlayan sizseniz, sahadaki performansınızı yüksek tutmak için de elinizden gelen her şeyi yapacaksınız.
"Tek maçla yargılanıyorum"
Seninle ilgili eleştirilere baktığımızda daha çok topu oyuna iyi sokamadığın üzerine yoğunlaşıyor. Bu eleştiriye katılıyor musun? Bu olumsuzluğu düzeltmek için neler yapıyorsun?O topu sektirdiğimden beri 4 yıl geçmiş. Hâlâ insanlar beni tek bir maçla yargılıyor. İlk geldiğim sezondan bahsediyorlar. İşte bu geri kafalılıktır. İlerlememenin sebebidir. Kıt beyinli insanların işidir. Biraz sert konuştum belki ama durum böyle. Kesinlikle bu eleştirilere katılmıyorum. Gol yemeyeceğim diye bir şey yok. Ben, bundan sonra da hata yapacağım. Medyadan hangi arkadaşımız "Ben hata yapmayacağım" diye garanti verebilir? Veremez. Ben de onlara garanti veremem.
Bu sezon Beşiktaş'ta üç iyi kaleci var. Cenk Gönen de görev aldığı maçlarda başarılı performanslar sergiledi ve o da bugün Millî Takım kadrosunda. Bu rekabet seni nasıl etkiliyor?Rüştü ağabey bir markadır. Hani "Formasını koysanız oynar" diye bir lâf vardır ya… Onun için söylenmiş gibi. Cenk'i Denizlispor'dan ilk geldiği dönemde çok iyi tanımıyordum. Onu tanıdıkça hem karakteriyle hem de performansıyla takımdaki rekabet ortamını artıracak beceride olduğunu anladım. Cenk'i görünce, ben de kendimi hep formda tutmam gerektiğine olan inancımı pekiştiriyorum. Ayrıca kişilik olarak da çok iyi bir insan. İnşallah Beşiktaş'a uzun yıllar hizmet eder.
Ülkemizde kaleci eğitiminin yeterli olduğunu düşünüyor musun? Kaleci antrenörlüğü uygulamasında, kaleci antrenörlerinin yeterli eğitime sahip olduğuna inanıyor musun?Biraz hocalarımızın biraz da kendimizin çabalarıyla altyapı eğitimimizi aldık. Kaleci antrenörleri bize verebildiklerinin hepsini verdi. Fakat şu anda Beşiktaş'ta yaşadığım deneyim daha önce oynadığım takımların hepsinden farklı. Bir kere büyük takım havasını hissediyorsunuz. Beşiktaş'ın altyapısından çıkan kaleciler çok iyi. Yetenekleri üst seviyede. Bence biraz daha üzerlerinde durulması gerekiyor. Gençlerin bazı şeyleri A takıma gelmeden öğrenmesi lâzım. Daha futbola ilk başladıkları zamanlarda üzerlerine düşülmeli.
"Kaleme 10 top gelmesini tercih ederdim"Büyük takım kaleciliğinin farklı olduğu yolunda bir görüş var. Kalesine daha az top gelen bir kalecinin oyun konsantrasyonunun azalması gibi bir sorun söz konusu. Ya da üç top gelip birisini yediğinde notunun düşmesi gibi bir sıkıntı var. Sen de büyük takım kaleciliğinin farklı olduğunu düşünüyor musun?Anadolu takımlarını hiçbir zaman "Küçük takım" gibi görmedim. Ben de oralardan yetiştim ve orada yaşadıklarım çok daha farklı. Kocaeli ve Ankara'da yaşarken de çok mutluydum. Şu anda da mutluyum, çünkü burası çok üst bir düzey. Anadolu takımları ise daha orta seviyede. Özellikle taraftar kitlesi bakımından birbirlerinden ayrılıyorlar. Büyük takımda sorumluluklarınız çok daha fazla. Belki maç boyunca üç tane risk alırsınız ama hepsinin önemi büyük olur. Anadolu takımında ise maç boyunca belki 10 tane top gelir. Böyle bir durumda 10 taneyi tercih ederdim! Çünkü o zaman maç boyunca motivasyonunu çok daha iyi koruyabiliyorsun. Bu yüzden, Beşiktaş gibi büyük takımlarda oynarken, konsantrasyonunu sahaya ona göre yaymak durumundasın.
Kalecinin başarısını etkileyen en önemli faktörlerden birisi önündeki savunmayla arasındaki anlaşma. Bu da uzun süre birlikte oynamakla ilgili. Beşiktaş'ın savunmasında bu sezon yaşanan değişim seni nasıl etkiliyor?Bu sezon, geçmiş senelere göre çok farklı. Savunmayı biraz önde kuruyoruz. Birbirimizle daha çok bağlantılı oynuyoruz. Defansla uyumumuz da arttı. Örneğin, dört senedir İbrahim Toraman ve İbrahim Üzülmez'le birlikte oynuyorum. Sivok, Zapotocny ve Ekrem'le üç senedir birlikteyiz. Ferrari ile ikinci senemiz. Artık hepimiz birbirimizi tanımaya başladık. Bana top geldiğinde İbrahim Üzülmez'in nerede olacağını, Ekrem'in nereye gideceğini biliyorum. Birbirimizle hiç konuşmasak bile kimin solda, kimin sağda yer alacağı belli. Şu anda defansta uyumumuzu sağladık.
Savunmanın önde kurulması senin rolünde bir değişikliğe yol açtı mı?Benim de savunmaya yakın oynamam gerekiyor. Sanki bir libero gibi biraz daha öne çıkıyorum.
Beşiktaş bu sezon hem teknik adam hem de oyuncu olarak dünya çapında isimleri transfer etti. Bu transferlerin takım üzerindeki etkisi nasıl? Schuster… Quaresma… Guti…Schuster'in saha içinde bizlerle çok iyi bir diyalogu var. Maç öncesi konuşmalarıyla da bizlere müthiş bir güven veriyor. Guti'yi aslında konuşmaya bile gerek yok aslında ama… Onun için sahadaki orkestra şefi diyebiliriz. Onun yanı sıra çok büyük bir görev üstlenen Fabian Ernst de var. Sonra Mehmet Aurélio geliyor. Quaresma için ben her zaman "Afacan çocuk" diyorum. Ne zaman ne yapacağı hiç belli olmuyor. Bir bakmışsınız yanımızda, bir bakmışsınız rakip kalede gol arıyor. Topla istediği her şeyi yapabilen bir oyuncu. Yeter ki istesin. Bazen Quaresma topu ayağına aldığında karşı kalede bir tehlike yaşanacağını ya da gol olacağını ben kaledeyken bile hissedebiliyorum. Takımda adaptasyon konusuna gelirsek, ilk gelen Quaresma'ydı. İlk geldiğinde biraz daha soğuk ve kasıntı birisini görmeyi bekliyorduk. Sonuçta dünyanın sayılı takımlarında oynamış bir isim aramıza katılmıştı. Böyle düşünmemiz normal, çünkü Türkiye'de böyle alışmışız! Ama beklediğimiz olmadı. Şu an her türlü şekilde şakalaşıyoruz. Her türlü aktivitede diğer futbolcularla birlikte oluyor. Guti ise geldiği ilk günden itibaren sanki 10 yıldır birlikte olduğumuz bir ağabey gibiydi.
A Millî Takım'ın kalesindeki rekabetle ilgili neler söylemek istersin?Almanya ve Azerbaycan maçları için aday kadroya dört tane kaleci çağrıldı. Rekabet güzel bir şey çünkü herkes idmanda dahi olsa en üst seviyede performans sergilemeye çalışıyor. Türkiye için çok güzel bir gelişme.
Kariyerinde bundan sonrası için neleri hedefliyorsun?Daha önce lig şampiyonluğu ve Türkiye Kupası sevinçlerini yaşadım. Bu sene Avrupa Ligi'nde başarılı olmak istiyorum. Yarı final veya final oynayacağımıza inanıyorum. En büyük isteğim A Millî Takım'da bir Avrupa Şampiyonası ya da Dünya Kupası finali görmek.
Reklam
Reklam