“Rüyamda bir gün vücudumu kontrol edemediğimi gördüm ve uyanınca bacaklarımı kontrol ettim.” dedi Yiğit Caner Aydın, 21 yaşında hayatını derinden etkileyen kazayı yaşamadan önceki günleri anlatırken. Kazada omurgasının aldığı hasar nedeniyle yoğun bakımda geçirdiği günlerden bahsederken “insanlara ilham olmak” düşüncesini nasıl benimsediğini anlattı. Nitekim okçuluk da kendisine bu yolu açmıştı. Hikayesiyle insanlara ilham olmanın yolu; oktan, yaydan, hedef tahtasından ve bir dizi geri dönüş hikayesinden geçiyordu.
2022 Para Okçuluk Dünya Şampiyonası’nda W1 kategorisinde hem bireyselde hem de takımlarda altın madalya kazanmayı başaran milli sporcumuz Yiğit Caner Aydın’la konuştuk. Yaşamak için yüzde 20 şans verilen günlerden dünya şampiyonluğuna uzanan yol, okçuluk sporunun incelikleri, Premier Lig’deki şampiyonluk yarışı, geri dönüşlerle ve ilham kaynağı olacak hikayelerle dolu bir röportaj sizlerle.
Öncelikle Dünya Şampiyonluğu için tebrik ederek başlamak istiyorum. Fakat asıl merak ettiğim, finalde iki Türk sporcu olarak yarışmak nasıl bir duyguydu?
Okçuluk
Mete Gazoz dünya dördüncüsü
27/09/2021 - 04:49
Çok teşekkür ederim. Nihat Türkmenoğlu’yla hem bireyselde hem de takım yarışmasında final attık aslında. Hem takım olduk hem de rakip olduk diyebilirim. Zaten aynı kulüpteyiz, Milli Takım’da da beraberiz. Sürekli birlikte çalışıyoruz.
Bu, normalde yıllardır hayalini kurduğum bir şeydi. Dünya şampiyonu olmak, finale çıkmak. Ancak finalde takım arkadaşın olunca o kadar sevinemiyorsun. Yine de çok güzel bir duyguydu. Tarihe geçtik. Unutulmazdı.
Sosyal medya paylaşımlarınızdan gördüğüm üzere Milli Takım’da çok samimi bir takım atmosferi var. Okçuluk bireysel bir spor olsa da bu duyguyu biraz betimleyebilir misiniz?
Okçuluk bireysel bir spor, kadınlar ve erkekler ayrı yarışıyor. Fakat takım yarışmaları da var. Biz hep beraber çalışıyoruz. Birlikte bir şeyler başarmaya, birbirimize faydalı olmaya ve destek olmaya çalışıyoruz. Kimse sadece kendisini düşünmüyor. Yeni sporcuların ortaya çıkması için uğraşıuyoruz. Antrenmanlardaki rekabet ve bu destekleyici atmosfer de bir araya gelince başarı geliyor, iyi puanlar geliyor. Finali görebilme sebebimiz antrenmanlarda iyi puanlar atmamızdı. Bunu antrenmanlarda yapıyoruz ki müsabakalarda da yapabiliyoruz.
Peki dünya şampiyonluğu hikayeniz?
Dubai’de çok fazla sıcak vardı fakat ben terleyemiyordum. Bu nedenle elemelerde üst üste oynanan maçlar çok zorlu geçti. Hem de finale çıkmak için kıyasıya mücadele ediyorsunuz. Final turları bu açıdan daha kolaydı.
İlk turda olimpiyat üçüncüsünü eledim. Daha sonra sıralama turlarında üçüncü gelen sporcuyu eledim. Yarı finalde Olimpiyat şampiyonu avid Drahonínský’i geçtim ve finalde de Nihat Türkmenoğlu’na karşı galip gelerek şampiyon oldum.
https://i.eurosport.com/2022/04/20/3358820.png
Aslına bakarsanız, yarışmaya gitmeden önce dünya şampiyonu olacağım diyordum. Röportajlarda bunu dile getirdim. Hem bireyselde hem takımda şampiyon olacağım diye söz vermiştim kendime. Bunu başardım.
Hatta sıralama turlarında talihsiz bir kaza geldi başıma. Sürenin tamamlandığını ifade eden sirenden yarım saniye sonra ok attığım için kırmızı kart aldım ve 10 puanım silindi. Sıralamada birinci sırada olabilecekken beşinci sırada tamamladım. Dünya Şampiyonası’nda aylarca çalıştığım bir yarışmada kırmızı kart alınca başımdan kaynar sular döküldü. Elimdeki problem nedeniyle bir kasılma yaşadım ve bu nedenle oku geç bıraktım.
Bir sonraki seri daha iyi attım ve toparladım. Fakat sıralama nedeniyle kurada işim zorlaştı. Yine de herkese şampiyon olmak için herkesi yenmem gerektiğini ve kazancağımı söyledim. Elemelerde o sıcağın altında yarışmak gerçekten zordu. Buz küpleriyle, şemsiyelerin altında. Olimpiyat şampiyonunu da son okta elemeyi başardım.
İşin en önemli kısmı mental. Kendine inanmak, bir an bile olsun şüpheye düşmemek çok önemli. Başarıyı çağırmak çok önemli.
Okçuluğun fazlasıyla psikolojik bir spor olduğunu görüyoruz. Siz kendinizi bu taraf için nasıl hazırlıyorsunuz? Müsabakalarda, kriz anlarında, kendi düşüncelerinizle baş başa kaldığınızda zihninizi bir sonraki oku atmaya nasıl hazırlıyorsunuz?
Çok uzun süren bir tecrübe sonucunda gelen bir başarı oldu. 2017’de bireyselde dünya dördüncüsü oldum. 2018’deki akciğer rahatsızlığım nedeniyle Avrupa Şampiyonası’nda beşinci oldum, rüzgârlı bir hava vardı ve nefesim yetmedi. Sonra kendime bir söz verdim. Aldığım nefesin kıymetini bilerek çok sıkı vücut antrenmanları yaptım. Bu başarı, kendime verdiğim o sözün yansımasıydı. 2019’da istediğim sonucu elde edemedim. Okçulukta şans faktörü her zaman var ve bir rüzgâr oku hedeften alabiliyor. Önemli olan minimumunuzu yükseltmek.
2020 senesi pandemi nedeniyle ev antrenmanlarıyla geçti. 2021’de Dubai’deki özel bir turnuvayla yeni bir başlangıç yaptık. 2021’in en önemli turnuvası Tokyo Olimpiyatları için Çekya’da düzenlenen kota turnuvasıydı. Çok iyi hazırlanmıştım, çok iyi puanlar atıyordum ama eleme çok büyük bir hayal kırıklığı oldu benim için. Kota sonrası Dünya Şampiyonası sıralamaları için bir turnuva oluyor. Kendime söz verdim ve bu sözün karşılığını aldım.
İşin en önemli kısmı mental. Kendine inanmak, bir an bile olsun şüpheye düşmemek çok önemli. Başarıyı çağırmak çok önemli. Çok güzel puanlar attım ve farklı skorlarla kazandım maçları. Olimpiyat oyunları sonrası antrenman düzenim biraz aksasa da bireysel olarak antrenmanlarıma devam ettim. Her sabah beş buçukta uyanarak İstanbul trafiğine rağmen sıkı antrenman yapmaya devam ettim. Tek amacım dünya şampiyonu olmaktı. Dubai’ye gittiğimde tek amacım şampiyon olmaktı. Bunun için çalıştım, kırmızı karta rağmen kendimi hiç bırakmadım.
Stresli olduğum zaman yemek bile yiyemiyorum mesela. Arkadaşlarım çok yardımcı oldu bu konuda. Odada zaman geçirdik, birlikte yemek yaptık. Yarışmalarda son ana kadar mücadele ederek bunu rakiplerime gösterdim ve başarıya ulaştım. Rakipleriniz sizdeki o güçlü duruşu görünce bundan haliyle etkileniyor. Olimpiyat şampiyonu da olsa o güçlü duruş rakiplerimi etkiledi.
https://i.eurosport.com/2022/04/20/3358816.png
Nasıl teknikler kullanıyorsunuz, görselleştirme mesela? Spor psikoloğuyla çalışma fırsatınız oldu mu hiç?
Geçen sene kota turnuvasında bir psikologla görüşmelerim oluyordu, o bana fikir verdi ve destek oldu açıkçası. Mental olarak görselleştirmenin önemini orada fark ettim diyebilirim. Eskiden rakiplerime bakmazdım, çıkıcam ve atıcam derdim. Çünkü ben istediğim gibi atarsam rakiplerimin ne attığının önemi yoktur diye düşünüyordum. Fakat daha sonradan, bir gün sonra çıkacağım maçın hazırlığını zihnimde yapmaya başladım. Görselleştirme kullandım ki bu etkisini sıralama maçlarında da hissettirdi. Rakiplerimin puan ortalamarına bakmaya başladım. Kendimi de biliyordum. Onları da biliyordum.
Çok kısa bir süre spor psikoloğuyla çalışmış olsak da iki kamp kadar; ona da şampiyon olacağımı söylüyordum. Kamplarda dünya rekorları atarak gittim Dünya Şampiyonası’na ve bir an olsun düşünmeden gösterdiğim emeklerin soncunu aldım.
İki kez bireyselde iki de takımla olmak üzere toplamda dört kez dünya rekorunu kırdınız, kendi rekorunuzu geliştirdiniz. Sizin için ilkler ve rekorlar arasındaki çıta nerede?
Spor uçsuz bucaksız. Başarı elde ettikçe hep daha fazlasını istiyorsunuz. Benim bu yola çıkarken hedefim hep en üsttü. Orada da çıtayı yükselttim. İlk turnuvada dünya şampiyonu ve dünya rekortmeni sporcu olarak kendimi anlatıyordum insanlara. Sonrasında hem bunu tutabiliyor olmak hem de bunu geliştirebiliyor olmak çok önemli. Ben iyi bir sporcu olduğunu biliyordum ve antrenmanlarda ve yarışmalarda bunu hissediyordum.
Gittiğim her yarışmada bunu yapmak, tarihe geçmek, insanların unutmayacağı, insanlara örnek olabilecek, ilham olabilecek bir insan olmak istiyorum. Bu da spordaki başarılardan doğuyor. Okçuluk benim için mükemmel bir spor. Bunu başarabiliyorum.
Hayat hikayeniz geri dönüşlerle dolu. Kaza sonrası yüzde 20 yaşam şansı verdikleri bir yerden hayata tutunmak, müsabakalar, antrenmanlar… Dünya şampiyonluğuna giden yolda kırmızı karttan geri dönmek. “Comeback” psikolojisi sizin hayatınızda önemli bir yer tutuyor olmalı.
Rüyamda bir gün vücudumu kontrol edemediğimi gördüm ve uyanınca bacaklarımı kontrol ettim. Bu kazadan bir ay öncesiydi. Kazaya kadar olan sürede hep bir şey olacak mı diye düşündüm. Kaza olunca gözümün önünden bir film şeridi geçti adeta. Tekerlekli sandalye kullandığımı, mücadele ettiğimi gözümün önünden geçirdim. Sonrasında yoğun bakıma yatınca birçok şeyin farkına vardım. Bu tesadüfen yaşanmış bir şey değil. Benim bir misyonum var dedim ve kendime bir soru sordum. “Yaşadığım bu olaydan sonra, buradan çıkınca insanlar sana acıyarak mı bakacak yoksa öyle bir hikâye yazacaksın ki insanlara örnek, ilham mı olacaksın?” O günden sonra kendime bir söz verdim ve neden benim başıma geldi diye sormadım. Karşıma okçuluk sporu çıkınca da bu benim hikayem dedim.
Eskiden bir ajansta yazılımcı olarak çalışıyordum. Her şeyi bıraktım. Maddi açıdan da zorlu bir dönemdi. Kendime burada bir yol çizeceğim dedim çünkü yolun sonundaki ışığı görmüştüm. Antrenmanlara başladığım ilk zamanlar çok zorluydu. Yayı bile kaldıramayacak güçteydim. Kemerlerle, kullandığım özel aparatlara günden güne daha iyi oldum.
İlk başlarda sol elden sağ ele geçmek zorunda da kaldım. İşaret parmağımı çok iyi kullanamadığım el değiştirmek zorundaydım çünkü makaralı yaylardaki tetik işaret parmağıyla kullanılıyor. Bir sene sol elle atış yaptıktan sonra bunun uygun olmadığını fark ettim ve yaptırdığım bir aparatla sağ ele geçtim. Hedef kağıdını tutturmaya, sarı daireyi vurmaya hep adım adım ilerledim. Sonra Milli Takım’a seçildim fakat Çin’e gidemedim. Sonra tekrar kamp kadrosuna girmeyi başardım.
Benim hayatım hep böyle ilerliyor. Önce zoru yaşıyorum. Sonra başarma hissini yaşıyorum. Bu daha güzel bir duyguya dönüşüyor belki de bilmiyorum.
Ama şöyle düşünüyorum: bir şey hemen olmuyorsa bunun bir nedeni vardır. Ben yıllardan beri dünya şampiyonu olmayı hayal ediyorum. Olimpiyat şampiyonluğunu da yıllardır hayal ediyorum. 2017 senesinde Dünya Şampiyonası’nda finale çok yaklaştım ama olmadı. Olimpiyatlara kota alamadım. Avrupa Şampiyonası olmadı ama Dünya Şampiyonluğu bir şekilde geldi. Kırmızı kart ve son okla gelen galibiyetlere rağmen geri dönmeyi başardım.
Geri dönüşler benim hayatımın içinde önemli bir yer tutuyor.
https://i.eurosport.com/2022/04/20/3358815.jpg
Sunuculuğunu yaptığınız Premier Lig programının hikayesi nasıl gelişti?
Spora hep ilgim vardı. Sonrasında yaşadığım kaza bende farklı bir farkındalık yarattı. İnsanların fiziksel farklılıklarına, engellerine rağmen birçok konuda ortak şeyler yapabileceğini göstermek istiyordum. Medya da benim için çok önemliydi. Tekerlekli sandalye kullanan biri televizyon programı da sunabilir. Pek bir fark yok aslında. Burada öyle bir enerji gönderdim ki bu hayalim gerçekleşti. Bir gün yayıncı kuruluştan bir telefon geldi ve ben bunu röportaj zannederken program teklifiyle karşı karşıya kaldım. Hatta ne konu üzerine program yapmak istediğimi sordular. Ben de engelli sporu yerine herkese hitap eden bir program sunmak isedim. Her programı büyük bir keyifle anlattım.
Bu sezon için bir tahmininiz var mı? City mi yoksa Liverpool mu ipi göüğüsleyecek?
Programda da sürekli Klopp ve Liverpool’dan bahsederdim. Geçmişten gelen City’e karşı bir sempatim var, Agüero’nun son dakika golüyle gelen şampiyonluk çok özeldi. Beklentim Liverpool’dan yana ama City kazansın isterim.
Spor engelli bireylerin hayata katılmında sizce nasıl bir yer tutuyor? Sizce türkiye’de bu konu daha fazla alan kazanabilir mi?
Spor bence herkesin hayatını değiştirebilir. Benim hayatımı baştan aşağı değiştirdi. Spor olmasa bu kadar şey başaramazdım. Hem fiziksel hem mental olarak iyi ki spor yapmışım diyorum. Hayatımın içine girmiş, mücadele etmişim…
Çok yorucu ve sosyal hayatımdan çok fazla fedakârlık yaptım. Yarışma zamanları aynı yerlerde dönüp duruyoruz. Sosyal olarak ve özgüven olarak çok ciddi katkıları oluyor. Mental ve fiziksel olarak çok güçlendim. Maddi ve manevi olarak çok fazla şey elde ettim kullandığım tekerlekli sandalye mesela. Spora başlaması için destek olduğumuz insanlar hayatlarında yeni sayfalar açtılar.
Spor bence herkesin hayatını değiştirebilir. Benim hayatımı baştan aşağı değiştirdi. Spor olmasa bu kadar şey başaramazdım.
Hayatınızda birçok değişiyor. Birçok şeyi farklı yapmaya başlıyorsunuz. Umarım gelecekte daha fazla sporcu bu işe katılır. Daha fazla spor yapan bir topluma dönüşürüz. Çünkü spor sağlık demek, mutluluk demek, refah demek, maddi manevi birçok katkısı var. Ben de bu yüzden spor yöneticiliği okuyorum. Sporcu olarak kariyerim sonrasında hedeflerim var. Yoğun bakımda bir şeylerin başlatıcısı olmam gerektiğini hissediyordum. Umarım sesimi duyurabilirim.
Son soru iki kelime: Paris 2024?
Orası benim için en büyük hedef. Orada hem bireyselde hem de takımlarda şampiyon olamk istiyorum. Dünya Şampiyonası öncesi nasıl şampiyonluk amacıyla yola çıkıyorsam Paris için de aynı amaçla yola çıkıyorum. Sonuçtan daha önemli bir şey varsa da bu da başarı için ne kadar emek verdiğin. O yolda verilen emek çok şey kazandırıyor sana.
https://i.eurosport.com/2022/02/20/3324602.png
Paris için çok heyecanlıyım. Özellikle nehir üzerindeki geçiş törenini yaşamak istiyorum. Hayatımın sonuna kadar dünya şampiyonu olarak yaşayacağım. Bunu bir tık yukarı taşıyarak hayatımın sonuna kadar olimpiyat şampiyonu olmak istiyorum.
Röportaj: Kağan Erdoğan
Okçuluk
Milli okçularımız Dünya Şampiyonası'nda
18/09/2021 - 08:49
Okçuluk
Mete Gazoz ile ilk yılları, LeBron James, mental rahatlama ve 2015’teki bırakma kararı üzerine
12/04/2020 - 14:58