Snooker
Dünya Şampiyonaları

Snooker spikerlerinden Crucible panoraması

Share this with
Copy
Share this article

Snooker masası

Image credit: Eurosport

ByEurosport Türkiye
01/05/2019 at 12:01

Çeyrek final maçlarının devam ettiği 2019 Dünya Snooker Şampiyonası'nı Eurosport Türkiye spikerleri Aras Yetiş, Emre Özcan, Emre Yazıcıol ve Yücel Tuğan analiz etti.

2019 Snooker Dünya Şampiyonası'nda heyecan, çeyrek final maçlarıyla devam ediyor. Geride kalan bölümde birçok sürprize sahne olan turnuvaya Ronnie O'Sullivan, Mark Williams, Mark Selby gibi iddialı isimler şimdiden havlu atmış durumda. Giderek ucu açık bir hâle gelen şampiyonanın geride kalan sürecini ve önümüzdeki günlere dair tahminleri Eurosport Türkiye spikerleri Aras Yetiş, Emre Özcan, Emre Yazıcıol ve Yücel Tuğan'a sorduk.

Dünya 1 numarası unvanıyla Crucible’a gelen Ronnie O’Sullivan’ın amatör oyuncu James Cahill’e mağlup olması, belki de son yılların en büyük sürprizi. Bir süredir spor psikiyatristi Steve Peters ile çalışan ve bu yıl Sightright metodunu uygulamaya başlayan Ronnie’nin ilk turdan bu kadar dağınık görüntü sergilemesini nasıl yorumlarsınız? Ken Doherty’nin eleştirisinden hareketle, sorun Ronnie’nin ciddiyetsizliği ve rakibine saygı duymaması mıydı?

Dünya Şampiyonaları

Crucible'ın 30 yıllık misafiri

30/04/2019 AT 16:46

Yücel Tuğan: Ronnie'nin gerekçeleri maçın son bölümünü belki aklayabilir ancak ilk seansın açıklanabilir bir tarafını bulamıyorum. Hiç enerjisi de olmayabilir ama bunu maç sırasında dışarıya gösterme şekli, hareketleri, jest ve mimikleri orada olmak istemediğini gösteriyordu. Bir şekilde o turu geçerim diye düşünmüş olabilir ki amacı da açıklamalarından bu olarak anlaşılıyor. Maçın sonunda durumu 8-5'ten 8-8'e getirmesi, maçı kazanmak istediğini gösterdi. Bu fiziksel hâlde ve savruk yaklaşım içinde o geri dönüşü tamamlayamaması ise ilk seansın bir getirisi. Rakibe saygısızlık biraz abartılı bir görüş ancak tüm olanları toplayınca bu izlenime kapılanı yargılayamayız. Ciddiyetsiz olduğu konusundaysa hemfikirim. Dünya Şampiyonası, Ronnie'nin en sevmediği format. Sezon içinde beş turnuva kazansa da bunların arasında sadece Birleşik Krallık Şampiyonası 128 kişilik tabloya sahipti. Diğerlerinde hep daha az maç yaptı. Buradan bakarsak Dünya Şampiyonası her ne kadar en prestijli turnuva olsa da, Ronnie'yi motive edecek bir yapıya sahip değil. Zaten kendisi de her fırsatta söylüyor. Maçtaki düşük enerji ve motivasyonunu, tüm turnuvaya bakışıyla beraber değerlendirmek gerek. Az çaba göstererek, tamamen odaklanmadan Crucible'da maç kazanamazsınız. Ronnie olmanız da bu durumu değiştirmiyor.

Emre Özcan: Her ne kadar son dönemde bu görüntüleri daha az verse de Ronnie'nin bir snooker maçında dağınık performans ortaya koyması çok alışık olmadığımız bir durum değil. Ken Doherty söylediği şeyde haklı olabilir, zira snooker kendi içinde teamülleri olan ve bazı yazılı olmayan kurallara göre yapılan bir spor. Oyunu çok ciddiye almadığınızı göstermek rakibe saygısızlık olarak değerlendirilebilir ve bu görüşü paylaşan birine de söylenebilecek çok fazla şey yok. Lakin ben Ronnie'nin bu görüntüleri zaman zaman bir savunma mekanizması olarak verdiğini de düşünmüyor değilim. Kendisini iyi hissetmediği, işlerin onun için iyi gitmediği maçta izleyiciye ve seyirciye "Bu maçı o kadar da önemli görmüyorum, istesem çok farklı olur." duygusunu da hissettirmeye çalışıyor olabilir. James Cahill'e elenmesiyse snooker'ın ne kadar nevi şahsına münhasır bir spor olduğunu bir kez daha gösterdi. Bir spor düşünün ki amatör bir oyuncu, profesyonel olmakla kalmayıp o sporun en başarılı ve yetenekli oyuncusunu yenebilisin... Bu teniste mümkün değil, takım sporlarında örneğin futbol ve basketbolda yine pek mümkün değil. Ama bu sporda herhangi bir profesyonel başarısı olmayan bir oyuncu, snooker'ın gelmiş geçmiş en büyük yeteneğini uzun formatlı bir maçta mağlup edebiliyor. Bu snooker'ın ne kadar zor ve karmaşık bir spor dalı olduğuna da delalet.

Emre Yazıcıol: Ronnie’nin 2013’te son kez dünya şampiyonu olduğundan beri Crucible’da yaşadığı problemler, karşılaştığı oyunculardan bağımsız olarak temelde bu turnuvayı yeni anlayışıyla nasıl yöneteceğini çözememiş olmasından kaynaklanıyor. Ne oldu da beş kez kazandığı bir tunuvayı yönetmeyi unuttu? Bu sorunun cevabı 2012-2013 döneminde Ronnie’nin nasıl kazandığını hatırlamakla da ilintili. Steve Peters ile çalışmaya başladığı ilk zamanlar 2011 yılına tekabül ediyor. Onun getirdiği büyük enerjiyle 2012’de dünya şampiyonu oldu, arkasından 1 yıl ara verip 2013’te yeniden kupayı aldı. Peters’ın ona gösterdiği istikamet, kendini harap etmeden sadece en iyisini yapmaya çalışması ve bu sırada eğlenmeye bakması. Sezonun diğer zamanlarında, yani bir hafta süren turnuvalarda Ronnie bunu yapmaya devam edebiliyor. Kendi sevdiği gibi, rutininden taviz vermeden, sabah koşusunu yapıp, akşam TV yorumculuğu yapıp aynı anda maç kazanmaya da devam edebiliyor. Kendi şartlarında yaşamaya devam ediyor başka bir deyişle. Ama Crucible’da bu mümkün değil. Çünkü Crucible’ın kendi gerçeklikleri var. Dünya Şampiyonası’nı kazanmak için odaklanmak gerekli. Dikkat ederseniz Ronnie hiçbir zaman açık bir şekilde hedeflerini söylemez. Bu da bence Dr. Peters’ın ona beklentilerle baş etmek için öğrettiği bir yol. Ronnie bu konuda o kadar büyük mesafe katetti ki kendini bile inandırıyor önemsemediğine normalde. Yıllar yılı mükemmel oynamayı çok önemsediği için yaşadığı depresyondan sakınmasının en iyi yolu bu. Ama Crucible’da net olmak, hedef belirlemek ve bu hedef doğrultusunda fiziksel, ruhsal ve antrenmansal durumu kurgulamak gerekiyor. Aynı zamanda biliyoruz ki, aslında Hendry’nin yedi şampiyonluk rekorunu kırmayı da çok istiyor ve dünyanın en iyi oyuncusu olarak, beklentilerin ve baskının da doruğa ulaşmasıyla Crucible’a geldiğinde eli ayağına dolaşıyor bütün bu faktörlerin birleşmesiyle.

Aras Yetiş: Ronnie O'Sullivan eğer 2014 finalinde Mark Selby'yi yenip altıncı şampiyonluğu kazanmış olsa şu anda çok başka şeyler konuşuyor olabilirdik. Farazi ama şahsi görüşüm, yediyi de almış ve Stephen Hendry’nin rekorunu egale etmiş olurdu. İlk ve tek Crucible finalinin kaybı Ronnie’ye henüz tamir olmamış bir hasar verdi, 17 günlük turnuvayı tamamlama direncini kırdı. İki hafta boyunca seans üstüne seans oynama konusunda ne kadar zor motivasyon ürettiğinden kendisi de sık sık bahseder. 2014’ten beri çeyrek finalin ötesini görmemiş olmasını ve bu son kaybı büyük ölçüde ona bağlıyorum. Ayrıca bu sezon Birleşik Krallık Şampiyonası’nı kazanıp Hendry’yi üçlü taç turnuvaları sayısında geçmesi de zihnini rahatlattı. Zira artık "tarihin en iyisi" olarak anılmak için dünya şampiyonluğu rekorunun zaruri olmadığının farkında. Bu söylediklerim, yorgun ve modunda olmayan bir Ronnie performansıyla birleşince ortaya söz konusu mağlubiyeti çıkardı. Yani eğer elemelerden gelen rakip Ken Doherty de olsa Ronnie’nin yaklaşımı, oyunu pek farklı olmazdı. Saygısızlık mıdır? Belki, ama bunun rakibinin profili kaynaklı olduğunu düşünmüyorum.

Sezonun formda ismi Neil Robertson, Dünya Şampiyonası’na da fırtına gibi başladı. Michael Georgiu ve Shaun Murphy’ye karşı rahat galibiyetler alan Neil, özellikle Ronnie’nin de elenmesiyle şampiyonluğun en büyük favorisi mi? Yoksa turnuvaya bu kadar yüksek perdeden giriş yapması ilerleyen turlarda kendisine sorun yaratır mı?

E.Y.: Kısaca evet. Başlangıçta kurası iyi görünüyordu, bilhassa da tablonun alt tarafını dikkate alınca. Ancak sezondaki formlarından bağımsız olarak çok daha esaslı bir görüntü sergileyen Murphy ve Higgins’in arka arkaya gelmesiyle Neil için ciddi de bir test ortaya çıkardı. Müthiş görüntüsüyle de biraz fazla radara girdi.

A.Y.: Evet, oyun itibariyle Neil Robertson kupanın en büyük favorisi gibi görünüyor ama soru işaretlerim var. Öncelikle Neil eski bir şampiyon olsa da Crucible’da yetenekleri ölçütünde başarılı olmadı. Herkes 2010 sonrası bunu ondan beklerken; kendi kuşağından bir başka oyuncu, Mark Selby turnuvayı domine etti. Neil ise o tarihten sonra bir yarı finalden fazlasını göremedi. Yani bana kalırsa Avustralyalı eski bir şampiyonun özgüvenini taşımaktan ziyade, kendini bu sahnede yeniden kanıtlama çabası içinde. Bu da azımsanmayacak bir baskı unsuru. Üstelik tablonun ilk fotoğrafta görece kolay gözüken üst tarafı şu an alt kısımdan kat be kat zorlu hale geldi. Mesela final yolunda hâlâ John Higgins ve muhtemel Kyren Wilson engelleri Neil’ı bekliyor. İşi pek kolay değil.

E.Ö.: Bu sezon sıralama turnuvalarında üç şampiyonluk, üç final, bir de Masters yarı finali çıkaran Neil Robertson zaten turnuvaya en formda oyuncu olarak geldi ve bu formu sürdürdüğünü de ilk iki maçta gösterdi. Çeyrek finalde ne olursa olsun sert bir John Higgins tarafından biraz sınanacak ama kura olarak da ana tablonun rahat kanadında bulunması onun için avantaj. Uzun zamandır Crucible'da etki yaratamıyor ve birçok şeyin üst üste gelmesiyle şu anda turnuvanın en büyük iki favorisinden biri konumunda ki ben Judd'ın bir adım önünde olduğunu düşünüyorum. Şampiyonluk uzun zamandır ilk kez bu kadar yakın olabilir Avustralyalıya.

Y.T.: Neil turnuvanın en büyük favorisi. Shaun Murphy'nin de söylediği gibi bu oyunla kazanmaması sürpriz olur. Sadece oyunu değil, Ronnie'nin elenmesi de favori konumunu kuvvetlendirdi. Açıkçası turnuva öncesinde de benim için Judd'ın önüne geçmişti. Michael Georgiou ve Shaun karşısında süper oynadı ancak bunun rakipleriyle de alakası var. Neil'in tek sıkıntısı olabilir, zorlu iki maç sonrası belli bir yorgunlukla finale gelebilir. Zira çeyrek finalde John Higgins, yarı finalde de olası bir Kyren Wilson eşleşmesi gözüküyor. En kötü sezonunu geçiren Shaun'u geçmesi kolay oldu ancak bu iki isim ona çok zorlu ve enerji tüketen bir sınav verdirebilirler.

Neil’ın aksine ilk tur maçında ecel terleri döken Judd Trump, Thepchaia Un-Nooh’u decider ile geçebildi. İkinci turda Ding Junhui'ye karşı daha rahat bir galibiyet alan Judd'ın, kurasını da göz önüne alarak şampiyonluk şansını nasıl görüyorsunuz?

A.Y.: Judd Trump, 2015 yarı finalinde Stuart Bingham’la eşleştiğinden beri en büyük şampiyonluk şansını elinde tutuyor bana kalırsa. O maçı kaybetmesi çok büyük şoktu. Bu turnuvada Stephen Maguire sonrası Gary Wilson rotasından finale gidemezse de büyük şok olur. Yine de çok uzağa bakmamalı ve geride kalan yıllarda kimlere yenildiğini unutmamalı ki rehavete kapılmasın. Kupa maçına çıkmayı başardığı takdirde bu kez şeytanın bacağını kıracağını düşünüyorum.

E.Ö.: Judd Trump hem çok zor bir ilk tur kurası çekti hem de ikinci turda Ding gibi çok büyük bir yetenekle karşı karşıya geldi. Dolayısıyla işin zor kısmını hallettiğini söyleyebiliriz. Çeyrek finalde Stephen Maguire ve sonrasında yarı finalde Gary Wilson eşleşmesiyle önü biraz daha açık gibi. İvmesini artırarak devam ettirmesi sürpriz olmaz.

E.Y.: Judd, Ding’i yendiği maçta çok iyi bir son seans oynadı ve böyle bir şeye ihtiyaç duyduğunu zira o ana kadar turnuvadaki en kötü oyuncu olduğunu deklare etti. Bilinçli olarak beklentileri düşürmeye yönelik bir söylem içinde olduğu aşikar ancak yine de kendi oyunundan memnun olmadığı da bir gerçek. Her tur üzerine koyup en iyisini en sonda oynamak bir favori için olabilecek en doğru yol. Judd’da buna dair emareler var. Neil şayet Higgins’e yenilirse ya da maçın kırıcılığıyla çok yıpranırsa, Judd’ın şampiyonluk şansı bir hayli fazla olacaktır.

Y.T.: Judd iki maçta da iyi başlamadı ancak Ding karşısında son 6 frame'i alarak toparladı. Turnuvanın başında en iyileri yenip şampiyon olma iddiasını ifade etse de, şu anki kurası ona daha fazla yarıyor. Turnuvanın başında tablonun alt tarafı daha zordu ancak Ronnie, Selby ve Allen'ın elenmesi, yavaş başlayan Judd için tabloyu ideal hâle getirdi. Judd'ın psikolojik yaklaşımını da faydalı buluyorum. Son iki maç sonu açıklamasında kendini baskı altına sokacak sözler yerine, Neil ve Kyren'ın iyi oyunlarına vurgu yaptı. Ding maçının sonundaki performansı da düşünülürse, iyi başlamadı ama her cephede iyi bir kurguyla çeyrek finale geliyor. Önceki yılların aksine bu kez ideal olan bu ve kendini geride tutan yaklaşımı ona finali getirebilir.

Şampiyonanın ilk turunda bir tane 10-0, iki tane 10-1’lik sonuç çıktı. Böylesine tek taraflı geçen maçlar, son dönemde değiştirilen seribaşı ve ön eleme sistemini sizce sorgulanır hâle getirir mi?

E.Y.: Hayır. Snooker'da 10-15 tane elit oyuncu var, bunun zaten tarihsel yansıması olarak da ilk 16 denen kaymak tabaka mevcut ve hep de böyle oldu. Arkadan gelen oyuncuların daha iyi seviyeye çıkması için şu an her zamankinden daha iyi bir ortam var. 5 ile 47. basamak arasındaki makasın kapanması, ön eleme sisteminin değişmesiyle değil pazarın ve paranın büyümesiyle ve daha fazla insanın bu sporu icra etmesiyle olabilecek bir şey.

Y.T.: Elemeleri geçince aslında bir turnuva kazanmış gibi oluyorsunuz. Sonrasına adapte olmak, tecrübesi olmayanlar için kolay değil; hele bir de üzerine sert bir isme denk gelmişseniz... Farklı yenilenler Li Hang, Luo Honghao ve Michael Georgiou; hepsi de ilk kez Crucible'da mücadele etti. Formattan ziyade, bu farklı sonuçları Crucible'ın atmosferine ve oyuncu üzerindeki etkisine bağlıyorum. Eleme sistemi Crucible gibi bir sahnede yer almaya hak kazanmak için zorunlu. Tabii o zorlu kuyudan çıkmak bir külfet yaratıyor, özellikle yeni oyuncular için.

A.Y.: Dünya şampiyonası ön eleme sisteminin bence tek sorgulanabilir tarafı haddinden fazla zorlu oluşu. Dolayısıyla oradan üç maç kazanarak çıkıp Crucible’a gelen bir oyuncunun yeterliliğini sorgulamak haksızlık olur diye düşünüyorum. Bahsedilen farklı skorlarla mağlup olan üç sporcu da çok daha iyisini yapabilecek isimler oldukları için turnuvaya katılım hakkı kazandılar. Başlarına gelen şey, tecrübesizlik ve talihsizliğin bir karışımıydı.

E.Ö.: Çeyrek asır sonrasında turnuva tarihinin ikinci 10-0'ının gelmesi, 10-1'lik Neil galibiyeti ve hatta sonrasında dönüş yapıp maçı decider'a götürmesine rağmen Graeme Dott'un da ilk seansı Stuart Bingham'a karşı 8-1 geride tamamlaması, enteresan bir ilk turu beraberinde getirdi. Bu eleme yapısı kaynaklı mı yoksa tesadüf mü; açık söylemek gerekirse kesin konuşmanın mümkün olmadığını düşünüyorum. İkincisi bana daha yüksek ihtimal gibi geliyor. O yüzden önümüzdeki birkaç yıla bakmak daha doğru olur bunun sonucunu görmek için.

Geçmiş yıllarda Crucible’da iyi işler yapan Barry Hawkins ve Kyren Wilson ikinci turda birbirlerine rakip oldu. Eşleşmeden galip çıkan Kyren Wilson'dan ilerleyen turlarda sürpriz bekleyebilir miyiz? Sizce bu tarz oyuncuların Crucible'da başarılı olmalarının sırrı ne?

E.Ö.: Barry Hawkins bu yıla kadar altı yıl üst üste son sekizi görmeyi başarmış ve bir de final oynamıştı. Yine Kyren Wilson da bu turnuvaya son üç senesinde Crucible'da çeyrek final oynayan bir oyuncu olarak geldi. Kırılan testi Hawkins oldu ve serisini uzatarak dört maça çıkaran da Kyren Wilson. Bazı oyuncular bazı salonlarda daha iyi performans gösteriyor. Hem Wilson hem de Hawkins için durum biraz böyle. Keza Ali Carter da çok iyi bir Crucible oyuncusu. Burada iki kez final oynadı ve ilk sıralama turnuvası finali de 2008 Dünya Şampiyonası'ydı. Bu sezon birçok turnuva ilk turlarda kaybetmesine rağmen yine çeyrek final gördü. Yine Graeme Dott da Crucible'ı farklı oynayan bir oyuncu. Bu oyuncular bu atmosferi seviyor. Baskının en yüksek olduğu turnuvada bu karakteri gösterebilmeleriyse onları özel bir konuma getiriyor.

Y.T.: Kyren Wilson ile Barry Hawkins turnuvanın şu ana kadarki en iyi maçını oynadılar. Turnuva öncesinde şaşaalı eşleşmelerin dışında ilgimi çeken en kritik eşleşme buydu. Burada Kyren, Barry'den daha sert çıktı. Müthiş bir performansla kazandı ve çeyrekte karşısında David Gilbert'ı bulacak. Yarı finale doğru isteyeceğini bir rakip. Kyren'ın Crucible'a ve uzun formata uyan bir oyunu var. Tam bir maç oyuncusu; işler kötü gitse de -tıpkı Barry maçında olduğu gibi- kazıyarak kazanabiliyor. Kötü ya da ortalama oynarken de kazanabilmek ve performansınızı yükseltebilmek, Dünya Şampiyonası gibi geri dönüşlere izin veren bir turnuvada çok önemli. Tabii ki bu zihinsel dayanıklılık gerektiriyor, Kyren'da da bu fazlasıyla var. Barry maçından sonra yaptığı açıklamada "otopilot"ta gittiğini ve anda kaldığını söyledi. Böyle zorlu bir maçı geriden gelip iki yüzlük seriyle bitirdi. Onu yıkmak kolay olmayacak.

E.Y.: Bu tür oyuncuların iki büyük sırrı var: Bir, geniş bir alet çantası; iki, tavır. Kyren ve Barry gibi oyuncular hiçbir departmanda 100 üzerinden 90 değiller belki ama her departmanda minimum 87-88 bandındalar. Crucible’daki uzun maçlar, maç içinde oynanan maçlar tek boyutlu bir oyuncunun defolarını bir noktada muhakkak deşifre ediyor. Farklı şekillerde frame kazanabilmek gerekli. Ayrıca mental olarak da diri kalmak, pozitif kalmak elzem. Bunu sağlayan oyunculara baktığımızda Higgins, Selby, Kyren ve Barry hemen ilk yazacağımız isimler.

A.Y.: Crucible’da başarılı olmak için nasıl bir oyuncu profiline ihtiyaç var? Muhtemelen John Higgins ve Mark Selby benzeri. Yani 17 gün boyunca sıkılmayan, hiçbir rakipten çekinmeyen, kötü oynarken de kazanabilen ve farklı skorlardan geri dönebilen… Kyren Wilson bu ekolün henüz gelişime açık bir temsilcisi. Dolayısıyla bu turnuva için biçilmiş kaftan ve bir vadede büyük kupayı kazanamaması sürpriz olur. Tek şanssızlığı ise Ronnie O’Sullivan tarafından da bir dünya şampiyonluğu adayı olarak gösterilmesi... (Bkz. Maguire, Ding, Trump)

Çeyrek finalde mücadele eden sekiz oyuncudan sadece ikisi daha önce Crucible’da şampiyon olabilmiş isimler. Bu yıl yeni bir şampiyon görme ihtimalimizi nasıl görüyorsunuz? Bunun için en uygun isim sizce kim?

Y.T.: Hatta yarı finallerde bir eski şampiyon olacak; ya Neil ya da Higgins. Bu eşleşmeden kim çıkarsa çıksın tökezlemesi durumunda yeni bir şampiyonu zaten göreceğiz. Bu ihtimal hiç az değil. Turnuvanın başında tablonun alt tarafı daha zordu ancak şu an üst taraf sert maçlar içeriyor. Alt taraftakilerin hiçbiri zaten şampiyon olmadı. Yani bir isim buradan finale çıkacak. Biraz da Neil'in durumuna bakıyor ama üst tarafta yıpranma daha fazla olabilir. Böyle bir senaryoda yeni bir şampiyon görebiliriz. Bunun için en büyük aday Judd.

E.Y.: Bu sorunun yanıtı Higgins-Robertson maçının nasıl ve ne kadar kırıcı geçceğine çok bağlı. Robertson Higgins’e elenirse yahut çok yıranıp tur geçerse yeni bir şampiyon çıkabileceğine inanıyorum. İlk akla gelen isim elbette Judd Trump olacaktır. Ama sürpriz istiyorsanız vereceğim isim David Gilbert olur.

A.Y.: Bunun için en uygun isim Judd Trump. Plase ise, eğer David Gilbert karşısında da geri dönebilirse Kyren Wilson. Kısacası yeni bir dünya şampiyonu görme ihtimalimiz az değil.

E.Ö.: Ben Judd-Neil finali bekliyorum bu çeyrek final eşleşmelerinden. Dolayısıyla yeni şampiyon bu anlamda Judd olabilir. Fakat bu final ortaya çıkarsa daha önce de belirttiğim gibi Neil'ın bir adım önde olacağını düşünüyorum. Bunun dışında Kyren Wilson oyun yapısıyla bir sürpriz yapmaya aday fakat ilk turlarda bana çok iyi görünmedi ve Gilbert'a karşı da kötü bir ilk seans oynadı.

Snooker

“Umarım derecemi geçemez”

6 SAAT ÖNCE
Snooker

Eurosport ekranlarında snooker heyecanı yaşanacak!

YESTERDAY AT 10:16
Related Topics
SnookerDünya Şampiyonaları
Share this with
Copy
Share this article

Latest News

Snooker

“Umarım derecemi geçemez”

6 SAAT ÖNCE

Latest Videos

Galler Açık

Galler Açık : Kyren Wilson'dan 147

00:04:14

Most popular

WEC

The Race All-Star - 16/05

16/05/2020 AT 13:47
View more