“2028 Los Angeles’ın Bir Parçası Olacağımı Artık Biliyorum” Emine Göğebakan ile Özel Röportaj

2025’te kariyerinin ilk Dünya Şampiyonluğu’nu kazanan milli tekvandocu Emine Göğebakan, taekwondoya başlangıç hikayesinden olimpiyat hayaline, zorluklardan motivasyon kaynaklarına uzanan yolculuğunu Eurosport Türkiye’ye anlattı.

Emine Göğebakan

Görsel kaynağı: Eurosport

Nevşehir’de bir hafta sonu aktivitesi olarak başlayan yolculuk, yıllar içinde dünya şampiyonluğuna uzanan bir başarı hikâyesine dönüştü. 2025 yılının sonunda kariyerinin ilk Dünya Şampiyonluğu’nu kazanan milli tekvandocu Emine Göğebakan, farklı şehirlerde geçen spor hayatını, zirveye uzanan mücadele dolu sürecini ve 2028 Los Angeles Olimpiyatları’na uzanan hedeflerini Eurosport Türkiye’ye anlattı.
picture

Emine Göğebakan

Görsel kaynağı: Eurosport

Taekwondoya nasıl başladınız? Spora ilk adım attığınız günden bugüne uzanan kariyer yolculuğunuzu nasıl özetlersiniz?
Spora Nevşehir’de aktivite ve sosyalleşme amacıyla hafta sonu etkinliği olarak başladım. Spora yazılmak için gittiğimiz sırada taekwondo branşının antrenmanı vardı. Babamın da önceden yaptığı ve ilgilendiği bir branş olduğu için spora bu şekilde başlamış oldum. Babam asker olduğu için spora farklı şehirlerde devam ettim. İlk adımımı Nevşehir’de attıktan sonra Çanakkale’de sporu daha çok sevdim. Haftada 5 gün antrenmanlara katılmaya ve yavaş yavaş maçlara çıkmaya başladım. Türkiye Şampiyonluğu, Yıldızlar Dünya Üçüncülüğü ve çeşitli ulusal ve uluslararası madalyalar kazandım. Konya, Antalya ve tekrar Çanakkale’de spora devam ettim ve bu süreçte artık milli takım sporcusu olmuştum. Gençler ve Ümitler Avrupa kategorilerinde şampiyonluk, ikincilik ve üçüncülük dereceleri elde ettim.
Ankara’ya taşındıktan sonra milli takım düzeyinde Büyükler Avrupa İkinciliği ve Büyükler Dünya Şampiyonluğu kazandım. Çeşitli ulusal ve uluslararası madalyalarla spor kariyerimin en üst basamaklarına ulaştım. Daha büyük başarılar elde edebilmek için milli takım kamplarında ve kulübümde yoğun çalışmalarımı sürdürüyorum. Artık sporu kendime meslek ve yaşam tarzı edindiğim bir aşamadayım.
2025 yılının sonunda kariyerinizdeki ilk Dünya Şampiyonluğu’nu kazandınız. O an ve sonrasında yaşadığınız duyguları bizimle paylaşır mısınız?
Yıllarca bu madalyalar için ter döküyoruz ve o gün geliyor. Elinden gelenin en iyisini yapıyorsun. Gün boyunca sadece birincilik için maçlara çıktım ve kafamda hiçbir şey planlamadım; tek hedefim şampiyon olmaktı. Maçtan sonra kortta tüm süreci arkamda bırakıp ağlamak istemiştim. Maç bittiğinde yaşadığım sevinç; zorlu geçen yılın şampiyonlukla sonuçlanmasının verdiği mutluluk ve rahatlamayı içeriyordu.
Dostlarım, antrenörlerim ve ailem benimle sevindi. Şampiyonluğu hepsiyle tek tek kutladım. "Şampiyon olacağını biliyordum." demeleri ve o anı benimle yaşadıklarını görmek beni daha da mutlu etti. Yüzümden gülümsemenin hiç silinmediği, akşam uyurken o anı tekrar tekrar izleyip başardığıma kendimi inandırdığım, defalarca o anı yaşadığımı hissettiğim bir gündü.
picture

Emine Göğebakan

Görsel kaynağı: Eurosport

Bugüne kadar elde ettiğiniz diğer başarılar kariyerinizi nasıl şekillendirdi? Sizin için özel bir yeri olan dereceler hangileri?
Tüm derecelerimin ve yenilgilerimin ayrı ayrı anıları ve katkısı oldu. Başarılarım, yapabileceğime ve iyi olduğuma inanmamı sağladı; sporda en iyisini elde etme konusunda beni daha da hırslandırdı. Yenilgilerim ise uzun bir üzüntü sürecinden sonra tekrar ayağa kalkmayı, hatalarımdan ders çıkarmayı ve her yenilginin aslında başarıya giden yolda bir basamak olduğunu öğretti. Yenilgilerden sonra toparlanma sürecimi daha iyi yönetmeyi öğrendim.
2014’te Tunus’ta önce Gençlik Olimpiyatları’na katılım hakkı kazanıp, hemen ertesi gün Gençler Dünya İkinciliği aldığım maç kariyerimdeki en unutulmaz maçlardan biriydi. Ayrıca Arnavutluk’ta düzenlenen ve Büyükler Avrupa Şampiyonası için sadece bir sporcuya kota hakkı veren maç hem çok zorlayıcıydı hem de kotamı aldığım için kariyerimde özel bir yere sahip.
Bu başarılara giden yolda karşılaştığınız en büyük zorluklar nelerdi? Sizi ayakta tutan şey ne oldu?
Spora farklı şehirlerde devam etmek, ortama alışma süreci ve profesyonel anlamda yeterli olup olmadığımızı sorgulama konuları beni ve kardeşimi oldukça zorladı. Sadece iki kişi çalışarak katıldığımız birçok turnuva ve maç oldu. Ancak bu süreçte başarılı bir sporcu olma isteğimiz ve ailemizin bize verdiği destek, spora devam etmemizi sağladı.
Olimpiyat hedefi her elit sporcu için ayrı bir anlam taşıyor. Sizin için bu hedef ne ifade ediyor ve bu doğrultuda nasıl bir hazırlık süreci yürütüyorsunuz?
Olimpiyata katılmak her zaman içimde bir köşede, yazılarımda ve çizimlerimde de hep yer alan asıl hedef oldu. Bu hedef doğrultusunda çalışırken bir yandan "Oraya gidebilir miyim, bunun için yeterince iyi miyim?" diye sorguladığım bir kavramdı. Artık inanıyor ve biliyorum ki ben de 2028 Los Angeles’ın bir parçası olacağım. Bunu açıkça söyleyebildiğim ve planlayabildiğim bir aşamadayım.
Bu yıl itibarıyla puan toplamaya başlayacağız ve benim için olimpiyat süreci resmen başlamış olacak. Bu yüzden yılı iyi planlayıp antrenman sürecimi buna göre şekillendiriyoruz. Puan almam gereken tüm maçlarda en iyi performansımı sergileyerek ilk aşamayı en güzel şekilde tamamlamak ve bu motivasyonla kalan süreci daha da iyi geçirmek istiyorum.
picture

Emine Göğebakan

Görsel kaynağı: Eurosport

İçinde bulunduğumuz sezon için kendinize koyduğunuz hedefler neler? Bu yılı nasıl bir tabloyla tamamlamak istiyorsunuz?
Bu yıl kendimi daha inanmış ve ne istediğini bilen bir Emine olarak görüyorum. Sezon içindeki ilk hedefim Avrupa Şampiyonu olmak. Sonrasında düzenlenecek Grand Prix müsabakalarına katılarak hem kendimi geliştirmek hem de olimpiyatlar için gerekli puanları toplamak istiyorum. Eğer sıkletim dahil olursa, bu yıl düzenlenecek Akdeniz Oyunları’nda da şampiyon olmak isterim.
Yoğun bir tempoda çalışıyorsunuz. Günlük antrenman rutininiz nasıl ilerliyor, hangi alanlara özellikle odaklanıyorsunuz?
Haftada altı gün antrenman yapıyorum, pazar günleri dinleniyorum. Akşamları iki saat antrenmanımız oluyor. Haftada iki gün de sabah antrenmanları yapıyorum; bu antrenmanlar daha çok kuvvet ve kondisyon ağırlıklı. Maç dönemlerimde, sıklet sporu yapmamın da etkisiyle bazı sabahlar ekstra koşuya ağırlık veriyorum. Sevkart (koruyucu ekipmanlarla karşılıklı çalışma) antrenmanları da sevdiğim ve önem verdiğim çalışmalar arasında yer alıyor.
picture

Emine Göğebakan

Görsel kaynağı: Eurosport

Antrenmanların ve müsabakaların dışında günlük yaşamınız nasıl geçiyor? Spor dışında vakit geçirmekten keyif aldığınız şeyler neler?
Sevdiğim insanlarla vakit geçirmekten keyif alıyorum. Birlikte farklı etkinlikler yapmak, bilmediğimiz yerlere gidip anı biriktirmek ve eğlenmek beni mutlu ediyor. Ayrıca ailemle, sevdiklerimle yaptığımız doğa yürüyüşleri de sevdiğim bir etkinlik. Bisiklet sürmekten de hoşlanırım.
Bu seviyede kalabilmek büyük bir disiplin gerektiriyor. Motivasyonunuzu nasıl koruyorsunuz ve bu disiplini sürdürülebilir kılan en önemli etken ne?
Bu disiplinde kalmak gerçekten zor ve benim de düştüğüm zamanlar oluyor. Sezon başında maç takvimine göre antrenman hazırlık sürecimi ve dinlenme zamanlarımı önceden planlarım. Maç hazırlık dönemlerinde antrenörümün planladığı tüm antrenmanlara katılırım. O gün modum düşük olsa bile antrenman yapmam gerektiğini bilirim ve programımı buna göre ayarlarım. Buradaki motivasyonum antrenörümün benim için hazırladığı sürece güvenmek ve devamında şampiyonluklara ulaşmak.
Maç sezonu bittikten sonra kendime bir dinlenme boşluğu yaratırım. Hem fiziksel hem zihinsel olarak sıfırlanır, sevdiklerimle vakit geçiririm. Kendime antrenmanı biraz özletirim. Sonra kuvvet ve kondisyonla başlar, ardından tekrar taekwondo antrenmanlarına geçerim. Çift antrenman sürecine ne zaman geçeceğim de önceden planlıdır. Kısacası en önemli şey, dinlenme ve çalışma sürecini doğru dengelemek.
Sizi hiç müsabakada izlememiş biri, günlük hayatta nasıl bir Emine ile karşılaşır?
Beni tanımayan insanlara ilk tanışmada dışarıdan daha sakin, sessiz ve iletişime kapalı biri gibi görünebilirim. Zamanla insanları tanıyıp sevdikçe bir o kadar enerjik, konuşkan ve sevdiklerinin her anını kendi anı gibi yaşayan, onları destekleyen biriyim.
picture

Emine Göğebakan

Görsel kaynağı: Eurosport

Müsabaka öncesi mutlaka yaptığınız bir ritüel ya da vazgeçemediğiniz küçük alışkanlıklarınız var mı?
Sadece şampiyon olmaya odaklanırım ve duamı ederim. Vazgeçilmez bir ritüelim olmasa da turnuvada ilk maçta kullandığım tüm ekipmanları gün boyunca kullanmak isterim. Koruyucu ya da ekipman değiştirmek beni psikolojik olarak iyi hissettirmez. Ayrıca korta sağ ayakla girmeye çalışırım; bu da çocukluğumdan beri süregelen küçük bir alışkanlığım.
Yoğun antrenman dönemlerinden sonra sizi en hızlı şekilde rahatlatan, iyi hissettiren şey nedir?
Dinlenmek, arkadaşlarımla açık havada güzel bir kahve eşliğinde sohbet etmek. Küçük bir deniz tatili de benim için en sevdiğim ve kesin çözüm diyebileceğim seçeneklerden.
Zorlandığınız anlarda sizi motive eden bir söz, bir düşünce ya da bir kişi oluyor mu?
Ailem, antrenörüm ve ailem kadar benimsediğim dostlarım beni her zaman ayağa kaldırıp doğru yolu göstermişlerdir. Zorlandığım anlarda kendime hedefimi hatırlatırım ve şöyle düşünürüm: "Eğer burada duracak ve daha ileri gidemeyeceksem niçin bu noktaya kadar geldim?"
Sporcu olmasaydınız, kendinizi hangi alanda hayal ederdiniz?
Sporcu diyetisyeni olmak isterdim. O alanda kendimi en üst seviyeye taşımayı ve çalışmalarım için kendi yerimin olmasını isterdim. Tabii bir yandan da her zaman "İyi ki sporcu olmuşum." derim.
Uygulamada 3M+ kullanıcı'a katılın
En son haberler, sonuçlar ve canlı spor yayınları ile güncel kalın
İndir
Bu yazıyı paylaş
Reklam
Reklam