“Asla kendinizi sınırlamayın” Alican Özcan ile Özel Röportaj

Paralimpik tekvandonun milli gururu Alican Özcan, Paris Paralimpik Oyunları’nda kazandığı madalyanın perde arkasını, sakatlıklarla geçen zorlu bir sezonu, para tekvandodaki teknik yaklaşımını ve 2028 hedeflerini Eurosport Türkiye’ye anlattı.

Alican Özcan

Görsel kaynağı: Getty Images

Paralimpik tekvandoda cesareti, hızı ve risk almaktan çekinmeyen oyun tarzıyla öne çıkan milli gururumuz Alican Özcan, Paris 2024 Paralimpik Oyunları’nda kazandığı madalyayla yalnızca bir başarıya değil, yarım kalmış bir hikayeye de imza attı. Taekwondoya tamamen tesadüflerle başlayan yolculuğu, yıllar içinde onu dünyanın en büyük spor organizasyonlarından birinde kürsüye taşıdı.
Sakatlıklarla geçen zorlu bir sezonun ardından yeniden ayağa kalkan milli sporcu, para tekvandoya geçiş sürecinden Paris’te yaşadığı duygusal iniş çıkışlara, karşılaşma içi teknik stratejisinden 2026 ve 2028 hedeflerine kadar kariyerinin tüm kırılma anlarını Eurosport Türkiye’ye samimi ve çarpıcı sözlerle anlattı.
Para-tekvandoya nasıl başladınız? Paralimpik sporcu olarak tekvandoyla tanışmanız ve bu branşta ilerleme kararınız nasıl şekillendi?
29 Haziran 2009 tarihinde, aynı zamanda 8. yaş günüme denk geliyor, babamla birlikte Gençlik ve Spor’un yaz okullarına futbol branşına kaydolmak için gitmiştik. Ancak tesis içinde çok fazla branş olduğu için futbolun yerini bir türlü bulamamıştık. Babam da ilk gördüğü eşofmanlı kişiye —eşofmanlı olduğu için antrenör olduğunu düşünerek— "Hocam, futbolun yeri nerede?" diye sordu. O antrenör bana bakıp, "Bu çocuk taekwondoya başlasın." dedi.
Ben o güne kadar taekwondonun nasıl bir spor olduğunu bilmiyordum bile ama o anla birlikte taekwondo serüvenim de başlamış oldu. 2009 yılından 2017 yılına kadar normal taekwondo branşında mücadele ettim ve bu süreçte milli takım forması da giydim. Elde ettiğim dereceler beni daha da motive etti, iştahımı artırdı.
16 yaşımdan itibaren ise yepyeni bir Alican olarak para taekwondo’ya geçiş yaptım. Bu branşta kendimi yeniden keşfettim ve kariyerimi bu yönde şekillendirmeye karar verdim.
Paris Paralimpik Oyunları’nda elde ettiğiniz madalyayı nasıl değerlendiriyorsunuz? O gün tatamiye çıkarken neler hissettiniz?
⁠Taekwondoyu hiç bilmeden, sadece bir spor olsun diye başlayan Alican olarak baktığımda; Paris Paralimpik Oyunları’nda kazandığım madalya benim için mükemmel, hatta hayalini bile kuramayacağım bir başarıydı.
Ancak zamanla kendini kanıtlamış, finale kadar gelmiş ve finalde karşılaştığı rakibini daha önce altı kez yenmiş bir sporcu olarak değerlendirdiğimde, açıkçası bu sonuç benim için büyük bir hayal kırıklığı yarattı.
Yine de şükretmeyi biliyorum. Çünkü Paralimpik Oyunları’na 15 gün kala yan bağlarımı üçüncü derece yırttım. Oyunlara yalnızca 3 gün kala tekrar ayağa kalkıp antrenmanlara başlayabildim. Bu şartlar altında orada olmak ve madalya kazanmak da başlı başına çok büyük bir mücadeleydi.
O gün tatamiye çıkarken kendimden gerçekten çok emindim. Paris’e gitme amacım sadece madalya almak değildi; şampiyon olup insanlara görsel bir şölen izletmekti.
Paralimpik Oyunları’ndaki ilk maçımda yaşadığım heyecanı asla unutamıyorum. Tribüne baktığım anda bir anda elim ayağım boşaldı, inanılmaz bir stres yaşadım. İlginçtir ki, final maçında bile bu kadar stresli ve heyecanlı değildim.
Paris’te kazanılan madalyanın kariyerinizde ve motivasyonunuzda nasıl bir yeri var? Size ne kattı?
⁠Paris’te kazandığım madalya kariyerimde çok özel bir yere sahip. Çünkü bu madalya sadece sportif bir başarı değil; yılların emeğinin, sabrın ve vazgeçmemenin somut bir karşılığı oldu. Bana kattıkları ise şunlar: Doğru yolda olduğumu ve en zor şartlarda bile ayakta kalabileceğimi kendime kanıtladım. Aynı zamanda üzerimdeki sorumluluğu da artırdı. Artık sadece kendim için değil, benden ilham alan insanlar için de mücadele ettiğimin farkındayım.
2025 yılı sizin için sakatlıklarla geçen zor bir dönem oldu. Bu süreç hem fiziksel hem mental olarak sizi nasıl etkiledi?
2025 yılı benim için kariyerimin en zor senelerinden bir tanesi olarak geçti. Fiziksel olarak sürekli bir belirsizlik içindeydim; vücudumun ne tepki vereceğini bilmiyordum. Mental olarak ise çok yıpratıcıydı. Çünkü antrenman yapamadığınızda, yarışamadığınızda insan ister istemez kendini sorgulamaya başlıyor. Ama bu süreç bana sabırlı olmayı, vücudumu dinlendirmeyi ve her şeyin sadece madalya olmadığını öğretti.
Sakatlık sonrası spora dönüş sürecinde sizi ayakta tutan en önemli motivasyon kaynağından bahsedebilir misiniz?
Beni ayakta tutan en büyük motivasyon, yarım kalmış bir hikâyemin olmasıydı. Kendime hep şunu söyledim: "Bu senin son sözün değil." Ailem, eşim, antrenörlerim ve bana inanan insanlar da bu süreçte en büyük gücüm oldu. Bir de içimde bitmeyen o rekabet duygusu… Tatamiye tekrar çıkma isteği beni hep diri tuttu. Çünkü daha almam gereken dört Paralimpik Oyunları altın madalyası var…
Para tekvandoda karşılaşma içi strateji ve teknik yaklaşım, klasik tekvandoya göre hangi yönleriyle farklılaşıyor? Sizin müsabaka sırasında en çok odaklandığınız teknik detaylar neler?
Para taekwondoda karşılaşma içi strateji, klasik taekwondoya göre daha çok cesaret, hız ve doğru risk alma üzerine kurulu. Benim oyun stilim de tam olarak buna dayanıyor.
Rakibin beklediği, güvenli tekniklerden ziyade puan getirisi yüksek, riskli ama etkili teknikleri atmaktan çekinmiyorum. Hızım sayesinde bu riskleri kontrollü şekilde alabiliyorum. Rakip yerleşmeden, denge kurmadan önce hamle yapmayı tercih ediyorum.
En çok odaklandığım teknik detaylar:
  • Yüksek puan getiren vuruşlar
  • Ani tempo değişimleri
  • Rakibi hazırlıksız yakalama
  • Hızla gir–çık yaparak kontra yeme riskini azaltma
Bu yaklaşım hem skor avantajı sağlıyor hem de rakip üzerinde psikolojik baskı kuruyor. Para taekwondo’da maçın kaderini çoğu zaman güvenli oynayan değil, doğru anda risk alabilen sporcu belirliyor ve ben de maçlarımı bu anlayışla yönetiyorum.
Bu yıl kendiniz için koyduğunuz hedefler neler? Bu sezonu nasıl değerlendirmek istiyorsunuz?
2026 yılında hedeflerim konusunda çok net ve iddialıyım. Kariyerimde dört dünya derecem var ancak hâlâ eksik olan bir parça var: Dünya Şampiyonluğu. Bu yüzden bu sezonki birinci önceliğim, kariyerimdeki o eksik madalyayı tamamlayabilmek. Dünya derecelerim bana neler yapabileceğimi zaten gösterdi. Artık hedefim kürsünün en üst basamağı. Bunun yanında beşinci Avrupa Şampiyonluğumu da kazanmak istiyorum.
Kısacası 2026 sezonunu sadece madalyalarla değil, mağlubiyet almadan, dominasyon kurduğum bir yıl olarak kapatmayı hedefliyorum. Bu sezon benim için bir arayış değil; tamamlama ve zirveye çıkma sezonu olacak.
2028 Paralimpik Oyunları sizin için nasıl bir hedef anlamı taşıyor? Oraya giden yolculuğu nasıl planlıyorsunuz?
2028 benim için bir hayalden çok, bir hedef. Oraya sadece altın madalya için gitmek istiyorum. Bu yolculuğu plansız bir hayal olarak değil; adım adım, doğru turnuvalar, doğru yüklenme ve doğru mental hazırlıkla ilerleyen bir süreç olarak görüyorum. Paris bana çok şey öğretti; 2028’de ise o tecrübeyi avantaja çevirmek istiyorum.
Yoğun antrenman temposunun dışında günlük hayatınız nasıl geçiyor? Spordan arta kalan zamanlarda neler yapmayı seviyorsunuz?
⁠Yoğun antrenman temposunun dışında daha sade ve dengeli bir hayat sürmeye çalışıyorum. Spordan arta kalan zamanlarımda beni gerçekten dinlendiren şeylerle ilgileniyorum. Lego yapmak zihnimi boşaltmamı sağlıyor; detaylara odaklanmak hem sakinleştirici hem de keyifli hissettiriyor. Bunun dışında eşimle ve köpeğimle vakit geçirmek benim için en büyük motivasyon kaynaklarından bir tanesi. O anlar bana enerji veriyor ve mental olarak yenilenmemi sağlıyor.
Ayrıca zaman zaman PlayStation oyunları oynuyorum. Bu da rekabet duygumu farklı bir alanda yaşayıp stres atmamı sağlıyor. Kısacası, antrenman dışındaki zamanlarımı hem zihnimi dinlendiren hem de bana keyif veren aktivitelerle değerlendirmeyi seviyorum.
Eşinizin de madalyalı bir sporcu olması, spor hayatınızı ve günlük yaşamınızı nasıl etkiliyor? Birbirinizi nasıl motive ediyorsunuz?
Eşimin de madalyalı bir sporcu olması beni çok güçlü kılıyor. Beni en iyi anlayan kişi o. Zor günlerde birbirimize omuz oluyoruz, iyi günlerde ise birlikte motive oluyoruz. Rekabet değil, ortak bir hedefimiz var. Bu da hem spor hayatımıza hem günlük yaşamımıza büyük bir güç katıyor.
Üst düzey spor yaparken sosyal hayat–spor dengesini kurmak zor oluyor mu? Bu dengeyi nasıl sağlıyorsunuz?
⁠⁠Zor oluyor ama imkânsız değil. Her şey öncelik meselesi. Spor benim hayatımın merkezinde ama tamamen hayattan kopmak da doğru değil. Sosyal hayatımı antrenman programıma göre planlıyorum. Az ama kaliteli zaman benim için yeterli oluyor.
Sizi örnek alan genç paralimpik sporculara vermek istediğiniz en önemli mesaj ne olurdu?
⁠Asla kendinizi sınırlamayın. Kim ne derse desin, sınırlar kafada başlar. Sabırlı olun, çok çalışın ve düştüğünüzde kalkmayı öğrenin. Bugün imkânsız gibi görünen şeyler, yarın hayatınızın gerçeği olabilir. Ben bunun canlı örneğiyim.
Uygulamada 3M+ kullanıcı'a katılın
En son haberler, sonuçlar ve canlı spor yayınları ile güncel kalın
İndir
Bu yazıyı paylaş
Reklam
Reklam