Eurosport
Havuzda 2012'nin özeti
Tarafından
Yayınlandı 27/12/2012 - 19:21 GMT+2
Eski Türkiye rekortmeni milli yüzücü Gülşah Günenç, yüzmede geçen yılı değerlendirdi.
Eurosport
Görsel kaynağı: Eurosport
2012 yılının Olimpiyat Oyunları’na denk gelmesi nedeniyle hiç kuşkusuz en heyecanla beklenen yüzme olayı Londra 2012’deki müsabakalardı. Bir dönüm noktası kabul edilen, 2010 Ocak’la beraber poliüretan mayoların kullanımının yasaklanmasının akabinde rekorları hasret kalan yüzme severler için Londra 2012 belki alışılmış rekor doyuruculuğunda değildi. Ancak bu hasreti hafifletecek kadar keyifli yarışlar ve rekorlar da yok değildi.
Herkesin gözü kulağı öncelikle Phelps - Lochte çekişmesindeydi. 2008’den sonra aynı şekilde yüzmeye konsantre olmakta zorlanan Phelps, biraz Lochte’nin rekabeti biraz da tarihin en başarılı Olimpik Sporcusu olma ihtimalinin de etkisiyle son dakikada sınavına çalışan öğrenci misali Londra’ya az kala eski antrenman temposuna kavuştu. Eski alıştığımız hazırlık seviyesinde olmayan Phelps, bizlere efsane bir yüzücü ve özel bir yetenek olsa bile iyi çalışan akranları ve yeni gelen gençlere geçilebileceğini görmüş oldu. Güney Afrikalı 20 yaşındaki Chad Le Clos’un, Phelps’in ‘bebeği’ olan 200 metre kelebekte onu geçmesi ve 400 metre karışıkta Ryan Lochte altına ulaşırken onun podyum dışı kalması en önemli örneklerdi.
Genç yıldızların parlayışıYüzmeye geri dönen fakat alışıldık seviyelerine ulaşamayan eski yıldızların değil aksine 2012 daha çok yeni jenerasyondan genç yıldızların parladığı bir yıl oldu. Bilhassa kadınlarda 15 yaşındaki Litvanyalı Ruta Meilutyte ve 16 yaşındaki Çinli Ye Shiwen bu konuda başı çektiler. Onlara daha önce de ismi bilinen ancak ilk Olimpiyatı olmasından dolayı farklı bir seviyede yıldıza dönüşen ABD’li Missy Franklin eşlik etti. Franklin havuza girdiği disiplinlerin hepsinde farkını ortaya koydu. Bir diğer yıldızı parlayan ABD’li ise 200 m serbesti Olimpiyat rekoru ile kazanan Allison Schmitt oldu. Meilutyte ise 100 metre kurbağalamada sürpriz bir şekilde altına ulaşırken çıkış listelerinde adını görenlerin henüz tanımadığı bir yüzücüydü. Ye Shiwen de 400 metre ferdi karışık rekorunu altüst ederken son 100 metreyi Ryan Lochte’nin 400 m ferdi karışık temposundan daha hızlı geçince hakkında doping iddiaları ortaya atıldı. Bu iddiaları sonuçsuz kaldığını da hatırlatalım. Erkeklerde ise bir diğer Çinli genç yıldız Sun Yang 1500 metrede Avustralyalı efsane Grant Hackett’in uzun süredir kırılamayan rekorunun yeni sahibi oldu. Hackett’ı zamanında başarıdan başarıya taşıyan Avustralyalı antrenör Denis Cotterell’in Yang’ı çalıştırması da ayrı bir ironiydi. 200 metre serbesti kazanan 20 yaşındaki Yannick Agnel ve 50 m serbest şampiyonu 22 yaşındaki Florent Manadou Fransa’nın serbestteki geleneğini sürdüren yüzücüler oldular. 20 yaşındaki Güney Afrikalı Chad Le Clos da Phelps’e karşı kazandığı 200 m kelebek altını, çok yönlü yüzme yeteneği ve sempatikliği ile önümüzdeki yılların en büyük yıldızlarından biri olacağının sinyallerini verdi.
Camille Muffat, Cameron Van den Burgh, Daniel Gyurta, Dana Vollmer ve Rebecca Soni hem şampiyonlukları hem de Dünya Rekorları ile akılda kalanlar oldular. Ranomi Kromowidjojo serbest sprintin 50-100 metre dublesi ve Olimpiyat rekorlarıyla kraliçesi oldu. Matt Grevers ve Tyler Clary sırt üstünde ABD’nin hükümdarlığını ilan ettiler.
Michael Phelps 27 yaşında emekliye ayrıldıMichael Phelps 2012 Londra Olimpiyat’ları sonrasında 27 yaşında emekliliğini açıklayarak tüm yüzmeseverleri beklenen son da olsa hayal kırılığına uğrattı. 18’i altın toplam 22 madalya ile tüm zamanların en başarılı Olimpiyat sporcusu unvanını alan Phelps, ayrıca Olimpiyat tarihinde üst üste 3 kez aynı yarışı kazanabilen tek sporcu oldu. ‘Gittiğim ülkelerde havuz dışındaki yerleri de görmek istiyorum’ diyen Phelps’in ne kadar emekli kalacağı bilinmez ama her sabah altıda uyanıp, havuzun dibindeki siyah çizgiye saatlerce bakmama motivasyonu onu bir müddet muhtemelen havuzlardan uzak tutabilir.
Dünya Kısa Kulvar Yüzme ŞampiyonasıLondra 2012 ve Phelps’in emekliliği yılın dünya yüzmesinde ana konuları olsa da bizim açımızdan en büyük olay Dünya Kısa Kulvar Yüzme Şampiyonası’nın İstanbul’da düzenlenecek olmasıydı. Bir çok yıldızı bir arada görme şansı bulduğumuz şampiyonanın yıldızı beklendiği gibi Ryan Lochte oldu. Kazandığı madalyalarını bir bir çocuklarla paylaşarak fotoğraf çekilme ve imza verme taleplerini güler yüzüyle karşılayan ve iki Dünya rekoru kıran Lochte sadece havuzların değil gönüllerin de tahtına sahip oldu.
Lochte dışında bu yıl Sezonluk Dünya Kupası’nı da domine eden ve bu yıl yaklaşık 35 km yarış yüzen Macar Katinka Hosszu ferdi karışık yıldızı olarak çok yönlülüğüyle öne çıktı. 50-100 metre serbest dublesi yapan Rus Vladimir Morozov ve 50-100 m kurbağa altınlarına ulaşan Litvanyalı Ruta Meilutyte şampiyonanın diğer en akılda kalanları oldular. Dünya Kısa Kulvar’da ilk günler seyirci biraz ilgisiz kalsa da hafta sonuna doğru artan ilgi ve Buse Günaydın’ın yarı finali, İskender Başlakov’un finali ve yine takım finalindeki seyirci desteği bazı şeylerin değiştiğini gösteren olumlu anlar oldular.
Türk YüzmesiDünyada bunlar olurken yıllardır bebek adımlarıyla ilerlemeye çalışan Türk yüzmesi beklenen sıçrayışı bu yıl gerçekleştirdi diyebiliriz. Yeni sistemin hayata geçirilimesiyle beraber yükselti kampları, yabancı sporcular ve bilim adamları ile yapılan çalışmalar sayesinde sporcularımız katıldıkları hiç bir yarışı rekorsuz geçmediler. Tarihte ilk kez bir Türk yüzücü, Burcu Dolunay 50 metre serbest kadınlarda 25.22 derecesi ile Olimpiyat A barajı geçti. Avrupa Kısa Kulvar Şampiyonasında ise 100 m serbestte bronz madalyanın kılpayı uzağında dördüncü olması çok önemliydi. Tüm Türk yüzücüler ise 13 final yüzerek tarihin en çok final yüzülen uluslararası şampiyonasına imza attılar. Yüzücülerimiz bireysel yarışlarının yanı sıra takım olarak da diğer ülkelerle yanyana kulvarlarda yer aldılar. Milli takım sistemi içerisinde öne çıkan Buse Günaydın, İskender Başlakov, Arda Gürdal ve Burcu Dolunay’ın yanı sıra hepsini sıralayamayacağımız birçok genç yüzücümüz de Avrupa ve Dünya sahnesinde üst sıralarda yer almaya ve daha ötesini zorlamaya başladılar.
Kazanılan bu ivmenin yarattığı rüzgarı arkasına alan antrenörler ve genç yüzücüler gelecekte Türk yüzmesine istikrar ve süreklilik kazandırma yolunda önemli umut yolu oluşturmuş durumdalar.
Olimpiyat sonrası yeni hedef ise Mersin’de düzenlenecek Akdeniz Oyunları’nda madalya rekoru kırmak ama en çok da Türk insanına yüzme sporunu bir nebze daha tanıtıp sevdirebilmek. Bu yolda gerekli destek ve ilgi sağlandığı sürece yüzmede başarılı olmamamız için hiçbir neden yok.
Gülşah Günenç - @gulsita
Benzer Konular
Reklam
Reklam