Basketbol
Basketbol Süper Ligi

Bir tercümandan daha fazlası: Defne Patır

Share this with
Copy
Share this article

Zeljko Obradovic, Defne Patır, Maurizio Gherardini

Image credit: Eurosport

ByEurosport Türkiye
26/07/2019 at 10:04

Başantrenör Zeljko Obradovic'in tercümanı olmasının yanında Fenerbahçe Beko'da basketbol operasyonları direktörlüğünü görevini de üstlenen Defne Patır, Eurosport Türkiye ekibinden Kuzey Kılıç’ın sorularını yanıtladı.

Fenerbahçe Beko, son beş sezondur EuroLeague’de Final Four oynama başarısı gösterdi. 2016-2017 sezonunda gelen şampiyonluğun yanı sıra iki kez de final oynayan sarı-lacivertliler, bu başarıları biraz sancılı geçen gelişim dönemlerinin ardından yaşadı. Maç sonu toplantılarda veya medya günlerinde başantrenör Zeljko Obradovic’in tercümanlığını yapan Defne Patır, bütün bu süreçte kulüple birlikteydi. O, bir tercümandan çok daha fazlası...

Basketbola yönelme hikâyenizden biraz bahseder misiniz?

Basketbol

Ekpe Udoh ile kitap kulübü, NCAA, NBA, Fenerbahçe ve saha dışı hayatı üzerine

31/05/2020 AT 09:13

Babam diplomat olduğu için uzun yıllar Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşadık ve basketbol sevgim orada başladı. Hatta Los Angeles’ta yaşadığımız dönemde babamın beni götürdüğü parka Kareem Abdul-Jabbar ve oğlu gelirdi. Onunla oyun arkadaşı olmuştuk, basketbola dair ilk tılsım oradan geldi diyebilirim. ABD'de yaşayınca otomatik olarak basketbolsever oluyorsunuz. Türkiye’ye döndükten sonra da basketbolu burada takip etmeye devam ettim, neredeyse bütün maçlara gidiyordum. 2001 Avrupa Şampiyonası sırasında tüm gündem basketbol olmuştu, bunları görünce çok mutlu olmuştum. Şampiyona bitince sanki basketbol da bitti. Tanıtım yok, maç programı yok, hiç bir şey yoktu. Çok merak edip araştırırsanız bulabiliyordunuz anca. Bir basketbolsever olarak bu bana dert oldu ve kimseyi tanımadığım için, camianın en tanınmış ismi ve benim şu an sahip olduğum birçok şeye sebep olan sevgili Doğan Hakyemez’e Overtime dergisinden mail attım. Uzmanlık alanım reklam, pazarlama ve organizasyon olduğundan gönüllü şekilde destek sağlamak ve onlara fikirlerimi sunmak istediğimi yazdım. Çünkü orada müthiş bir emek veriliyordu ve bu emek taraftarlarla, sponsor destekleriyle daha fazla büyümeliydi. Doğan Hakyemez’den çok hızlı bir şekilde cevap geldi ve beni federasyona davet etti. Hazırladığım sunumu gösterdim, Murat Murathanoğlu da o zaman basın sorumlusuydu, sunumumu onunla da paylaştım. Tam o sırada başkan Turgay Demirel odaya girdi, o da sunumu inceledi. Derken kader ağlarını örmeye başladı ve kendimi orada çalışırken buldum. Türkiye Basketbol Federasyonu’nun birçok biriminde beş yıl çalıştım. Orası benim için gerçekten bir okul oldu. Çok güzel insanlar tanıdım. Beş yılın sonunda federasyon içindeki bazı yapılanmalardan dolayı ayrılmaya karar verdim ve yeniden asıl işim olan reklam sektörüne dönerek Digiturk’ün reklam bölümünde çalışmaya başladım.

O zamanki adıyla Fenerbahçe Ülker ile yollarınız nasıl kesişti?

Digiturk dönemi 2008 yılındaki ekonomik krizin patlamasıyla iki yılın ardından sona erdi. Freelance bir şeyler yaparken ve çok da mutlu olmadığım bir işte çalışırken, sevgili Doğan Hakyemez aradı ve Aydın Örs’ün genel menajer olarak Fenerbahçe Ülker’de bir ekip kurma çalışmasında olduğunu söyledi. Çalışmak ister miyim diye sordu. A takım antrenörüyken Aydın Örs ile TBF’de çalışmıştım. "Siz beni istersiniz de ben sizi istemez miyim..." dedikten sonra 2010 Ekim ayında Fenerbahçe Ülker hikâyem başladı. İki yıl Aydın Örs ve Neven Spahija ile çalıştım. Bir yıl Simone Pianigiani ve Kemal Dinçer. Son altı yıldır da Zeljko Obradovic ve Maurizio Gherardini.

Herkes sizi tercüman kimliğinizle tanıyor ancak aynı zamanda takımın basketboldan sorumlu direktörüsünüz. Bu iki görevinizden bize biraz bahseder misiniz?

Göz önünde olan kısım çeviriler olduğu için herkes beni tercüman zannediyor. İngilizcem ana dilim gibi olduğu için çeviri işi biraz otomatik oldu ama o, emeğimi harcadığım şeyler arasında en küçük olan diyebilirim. Tercümanlık sadece basınla ilgili konularda yaptığım bir şey. Takımın ana dili İngilizce olduğu için birimlerde çalışan herkes kendi iletişimini kuruyor. Benim ana sorumluluğum takımın EuroLeague organizasyonunun, yurt dışındaki otellerin, menülerin, programların, transferlerin, antrenmanların ve buna benzer şeylerin ayarlanması. Aynı zamanda otel değişim anlaşması yaptığımız takımların da İstanbul’daki yukarıda yazdığım tüm ayrıntılarını koordine etmek. Kontratlar, fesihler, menajerler ve hukuk birimi koordinasyonu da benim görevlerim arasında. Basında bazen bizle ilgili "Şu oyuncuyla imzaladı." haberleri çıkınca gülüyorum çünkü o oyuncunun kontratı bana bile gelmemiş oluyor. Diğer sorumluluklarımdan bir tanesi de yeni gelen yabancıların Türkiye’ye ve Fenerbahçe’ye adaptasyon süreci; kendilerine ve ailelerine her konuda destek olmak, yol göstermek. Bu 7/24 olan bir sorumluluk.

Yaptığım her şeyden ayrı bir keyif alıyorum çünkü bu sevmeden yapamayacağınız bir iş. Hayatınızdan, ailenizden çok fazla zamanı feda etmeniz gerekiyor. Bir kadın olarak da daha çok erkek egemenliği olan bir sektörde çalışabildiğim için ayrıca mutluyum. Bunun için, bana inanan ve güvenen, huzur içinde yatsın sevgili Doğan Hakyemez ve Aydın Örs'e sonsuz teşekkürlerimi sunarım.

Fenerbahçe Basketbol Takımı, 2010’lu yıllarda yeni temeller attı. O dönemde de siz kulüpte görevliydiniz. Bütçe, taraftar ve basketbol kültürü o zamanlar çok daha farklı bir seviyedeydi. O dönemde ne gibi zorluklar yaşandı?

Göreve ilk başladığımda 2010’da ofislerimiz Dereağzı Tesisleri'ndeydi. Antrenmanlar orada oluyordu. Ülker Arena henüz inşaat aşamasında olduğu için maçlarımızı Sinan Erdem’de oynuyorduk. O dönemden aklıma gelen tek zorluk, her maç için Sinan Erdem'e gitmekti. Onun dışında oturmuş bir düzen vardı. Ondan sonrası çok hızlı ilerledi; salonumuz açıldı, çok daha modern bir tesiste çalışmaya başladık. Taşlar yavaş yavaş yerine oturuyordu. Obradovic’in gelmesiyle müthiş bir atılım oldu. Üstüne de Gherardini gelince tamamlandık. Avrupa’da birçok takımın örnek aldığı ve bize birçok konuda danıştığı bir organizasyon olduk. Bu gerçekten gurur verici. Avrupa’nın en iyi ekibiyle çalışıyor olmak çok büyük bir şans. Her gün bir şeyler öğreniyorsunuz.

Fenerbahçe’ye geldiğinden beri Zeljko Obradovic’le ilgili sayısız röportaj ve makale yayımlandı ancak siz onun en yakınındaki isimlerden birisiniz. Defne Patır’ın gözünden Zeljko Obradovic nasıl biri?

Sahada göründüğünün aksine çok sakin, pozitif ve neşeli birisi. Bu kadar başarıya sahip olmasına rağmen sıfır egosu var diyebilirim. Onun başarısının yarısına bile sahip olmayanlarda neler görüyoruz... Örnek olarak bazen uçuşlarda ona özel bazı avantajlar yaparlar ancak o, business class’ı asla kabul etmez. "Bütün ekibime yaparsanız olur." der. "Bana cam kenarı koltuk olsun, yeter." der. Hiçbir zaman özel talepleri yoktur. Günün büyük bir kısmını Arena'da geçirir. Kapısı her zaman açıktır, her konuda kendisiyle konuşabilirsiniz. Çok da eğlencelidir, bizi her zaman güldürür. Onunla çalışmak hem büyük şans hem de çok keyifli diyebilirim.

Biraz zorlu geçen ilk dönemin ardından Obradovic’in başantrenörlüğe getirilmesi ve Ülker Arena’nın taraftarı çekmesiyle birlikte yeni bir kültür oluşmaya başladı. Bu kültüre Bojan Bogdanovic, Bogdan Bogdanovic, Ekpe Udoh, Jan Vesely, Nemanja Bjelica gibi yıldız ve yıldız adayı oyuncuları adapte ederken neler yaşandı?

Avrupalı olan veya Avrupa’da oynamış olan Amerikalıların Türkiye’ye adapte olmaları çok zor değil. İstanbul’da onların ihtiyaç duyabilecekleri her şey var. Birçoğu Fenerbahçe’yi ve ne anlama geldiğini bilerek, hatta bu yüzden seçerek geliyor. Arkamızdaki taraftar kitlesine hayran oluyorlar ve hedefler de örtüşünce onlar için çok cazip oluyor. Diğer yandan bizim Fenerbahçe olarak onlara sunduğumuz imkânlar ve kolaylıkları önceden çalıştıkları birçok yerde bulmadıklarını söylüyorlar. Bu da bizim işimizi kolaylaştırıyor. Bizler, onların sadece basketbola konsantre olabilmeleri için, ekip olarak her dertlerine deva olmak için çalışıyoruz. Çok şanslıyız çünkü Obradovic’in seçtiği bütün oyuncular güzel karakterler ve hiçbir sıkıntı yaşamıyoruz.

2014-2015 sezonunda ilk Final Four heyecanını yaşadınız. Bu sizin için nasıl bir deneyimdi?

Bir kulübün tarihinde bir ilki yaşamak ayrı heyecandır, Avrupa basketbolunun zirve organizasyonunun parçası olmak bambaşka bir heyecandı. Müthiş bir deneyimdi, çok eğlenceliydi. Tabii ki hedefimiz kazanmaktı ama bunun zaman ve tecrübeyle olduğunu öğrendik.

Bir sonraki sezon finalde CSKA Moskova’ya talihsiz bir şekilde mağlup oldunuz. Takımın o zamanki ruh hâli ve olaya bakışı nasıldı? Zeljko Obradovic’in takıma söylediği ilk şey neydi?

Sanırım o maçı, o kadroda olan ve yaşayan hiç kimse unutmayacak. 20 sayı gerideyken stresli anlar yaşıyorduk. Sonra geri döndük ve o zamanki genel menajer yardımcımız Ömer Onan’ın yanında sevinç gözyaşları dökerken bir anda o gözyaşları yüzümde dondu kaldı. İnanılmaz üzüldük, tarifi olamaz. O kadar yaklaşmışken kupanın ellerinizin içinden kayıp gitmesi... Hâlen düşününce üzülüyoruz. Takımın ruh hâli çok kötüydü. Kimse konuşamıyordu. İstanbul’a döndük, ofiste de hepimizin suratları asıktı. Obradovic geldi ve aynen takıma söylediği gibi bize de "İki saniyeden az bir sürede hayat değişebilir. Olsun, şu an önümüze bakmamız gerekiyor. Hemen çiplerimizi değiştiriyoruz, bu moddan çıkıyoruz ve Türkiye şampiyonluğuna hazırlanıyoruz." dedi.

Fenerbahçe, 2016-2017 sezonunda EuroLeague şampiyonluğuna ulaştı. Son sezon da dâhil olmak üzere her sene Final Four'a kaldı. Yani kulübün hem zor hem de muhteşem anlarının bir parçası oldunuz. Sizce takımdaki bu gelişim nasıl sağlandı?

Dediğiniz gibi, Fenerbahçe’de birçok an ve duyguyu yaşama şansına sahip oldum. EuroLeague şampiyonu olmak inanılmaz bir şeydi. Türkiye basketbolu ve Fenerbahçe adına böyle bir tarihi başarının parçası olmak paha biçilmez. Bir takımın başarılı olabilmesi için birçok faktör var. Güçlü bir lideri olması gerekiyor, bizde iki büyük lider var: Saha içinde Obradovic ve saha dışında Gherardini. Oyuncuları seçerken Obradovic ve Gherardini için tek önemli özellik iyi oyuncu olmaları değil, ayrıca onların karakterlerinin de iyi olması gerekiyor. Bu yüzden takıma gelen bütün oyuncular müthiş karakterlere sahipler. İstikrar, gelişim için diğer önemli konu. Her sene birkaç oyuncu aramızdan ayrılsa da kemik bir kadromuz var ve biz bir aile gibi olduk. Herkes birbirini saha içinde ve dışında çok iyi tanıyor ve seviyor. Yeni gelen oyuncalar da çok hızlı bir şekilde bu ailenin parçası oluyor. Oyuncular, kadro ve idari ekip olarak biz çok büyük bir aile gibiyiz. Obradovic’in dediği gibi çok sağlıklı bir iç ilişki ağımız var. Bu olmadan takım olmak veya başarılı olmak çok kolay bir şey değil. Yönetim desteği de çok önemli bir faktör; iyi günde, kötü günde ne olursa olsun arkanızda olan bir kulübünüz varsa bu da başarı için önemli bir nokta oluyor. Sponsorlarımızın desteği çok önemli, Ülker senelerce bizimle oldu, sonrasında Doğuş ve şimdi Beko. Ve en önemlisi taraftarımızın desteği. Yukarıda yazdıklarımın hepsine sahip olup da taraftarınız yoksa gerçekten yaptığımız iş anlamını yitiriyor. Bütün bu söylediklerimin gelişimimizde büyük katkısı var.

Bogdan Bogdanovic, Ekpe Udoh ve Nemanja Bjelica gibi yıldızların ardından son olarak Marko Guduric ve Nicolo Melli ikilisi NBA’e gitti. Takımdaki her oyuncu ile saha dışı ekip arasında çok sıkı bir bağ var gibi görünüyor. Hatta bunun en iyi örneğini geçtiğimiz hafta Nicolo Melli’nin düğününde gördük. Yeni gelen oyuncuların bu duruma ilk tepkisi ne oluyor? Eski oyuncularla irtibatınız sürüyor mu?

Burası bir iş yeri de olsa biz gerçekten iş arkadaşlarından öteyiz. Yaptığımız iş hayatımızın büyük bir bölümünü kapsadığı için birbirimizle ailemizden, dostlarımızdan daha fazla vakit geçiriyoruz. Mutlu anlar, üzücü anlar, stres... Kısacası her duyguyu birlikte yaşıyoruz ve bu da bağı kuvvetlendiriyor. Bu ilişkiler yeni gelen oyuncuların da hoşuna gidiyor, çünkü birçoğunun geldiği takımlarda buna benzer bir aile ortamı yokmuş. Eski oyuncularımızın neredeyse hepsiyle irtibatım sürüyor. Sosyal medya üzerinden birbirimizi takip ediyoruz, ayrıca bazı durumlarda ve özel günlerde de hep mesajlaşıyoruz.

Son olarak, sizin için basketbol ne anlama geliyor?

Basketbol benim vazgeçilmezim, tutkum ve heyecanım.

Basketbol

Geleceğin yıldızları #11: Ergi Tırpancı ile ilk yılları, Obradovic, Gherardini ve NBA Draftı üzerine

04/05/2020 AT 10:02
Basketbol

“Obradovic ayrılırsa kararım değişebilir”

09/04/2020 AT 14:03
Related Topics
BasketbolBasketbol Süper LigiFenerbahce
Share this with
Copy
Share this article

Latest News

Basketbol

Karmaşıklıktaki zarafet

18 SAAT ÖNCE

Latest Videos

Basketbol

1996 Atlanta Olimpiyatları: ABD-Yugoslavya | Geniş Özet

00:05:07

Most popular

WEC

The Race All-Star - 16/05

16/05/2020 AT 13:47
View more