Ahmet Kutsi Tecer, “orada bir köy var uzakta” diye başladığı mısralarında önce ev, sonra ses, ardından dağ ve son olarak da yol kavramlarına değinir. Bazı edebiyatçılara göre bu mısralarda anlatılmak istenilen asıl şey, aslında felsefeyle alakalıdır. Bir insan, bir şeyi beş duyu organıyla hissetmese bile onun orada olduğunu bilir.

Edebiyat ile basketbolun, hatta NBA’deki basketbolun ne alakası var diyebilirsiniz haklı olarak. Fakat Denver Nuggets, bir ara 3-1 geriye düştüğü seride her anlamda Los Angeles Clippers’ın ardında kalıyordu, en azından böyle söyleniyordu. Clippers, daha güçlüydü. Clippers, 3-1 öndeydi. Clippers’ta Kawhi Leonard ile Paul George vardı. Clippers, Los Angeles’ın şehriydi.

Basketbol
Satranç
14/09/2020 - 06:43

Denver Nuggets ise her maçta basketbolun saf zevkini sonuna kadar hissettiren bir Avrupalı yıldızı, Nikola Jokic, ve yüksek tavanlı fakat dalgalı performanslı Jamal Murray ile bir şeyler yapmayı umuyordu. Yüksek bir şehrin takımıydı Nuggets. Allen Iverson, Chauncey Billups, Carmelo Anthony, Alex English yaratmıştı bir dönemler heyecan yaratmasına da mutlu sonların filmlerde olduğunu anlıyordu Nuggets genelde.

2020’de ise bu film senaryosu Holywood’un kalbi olan Los Angeles’ın Clippers’ına karşı terse döndü Nuggets adına. Bu senaryoyu daha gösterişli kılan şey kuşkusu 3-1’den geri dönmeleriydi... Şimdi gelin bu seriyi iki takım açısından kısa kısa irdeleyelim.

***

Seri gidişatı

Birinci maç: Denver Nuggets 97-120 Los Angeles Clippers

İkinci maç: Denver Nuggets 110-101 Los Angeles Clippers

Üçüncü maç: Los Angeles Clippers 113-107 Denver Nuggets

Dördüncü maç: Los Angeles Clippers 96-85 Denver Nuggets

Beşinci maç: Denver Nuggets 111-105 Los Angeles Clippers

Altıncı maç: Los Angeles Clippers 98-111 Denver Nuggets

Yedinci maç: Denver Nuggets 104-89 Los Angeles Clippers

Dört hata ve beş doğru

Denver Nuggets’ın neler yaptığına genel olarak göz atacağız elbette fakat şu altıncı maça, Amerika Birleşik Devletleri’nde NFL’in başladığı günde, onların saatiyle “brunch” döneminde başlayan; çoğu kişinin Clippers galibiyetiyle bitmesine kesin gözüyle baktığı ve “kaydettiği” maça göz atalım. Zaten serinin kilit noktaları da orada ortaya çıkacak.

Clippers, periyotlardaki ilk 24 dakikayı gerçek anlamıyla mükemmel geçiriyordu. 63 attıkları ilk yarıda potalarında sadece 47 sayıya izin vermişler hatta üçüncü periyotta farkı bir ara 20 civarlarına kadar bile getirmişlerdi. Üçüncü çeyreğin ortalarından itibaren ise yükseklerden esen bir Nuggets rüzgârı hissettirdi kendisini. Nuggets önce üçüncü 12 dakikanın skor üstünlüğünü eline aldı ve son periyotta 34 attı, 19 verdi, son saniyelerde farkı açtı ve maçtan 111-98 üstünlükle ayrıldı.

Clippers’ın ilk iki çeyrekte en fazla oynadığı oyun neydi, biliyor musunuz? Transition yani geçiş hücumları. Clippers, ilk iki çeyrekte tamı tamına 18 geçiş hücumu pozisyonundan 29 sayı bulmayı başardı.

Peki ikinci yarıda kaç kez geçiş hücumuna girdiler ve sayı buldular dersiniz? Yalnızca altı hücum kullandılar bu alanda ve sadece dört sayı bulabildiler.

https://imgresizer.eurosport.com/unsafe/0x0/filters:format(jpeg):focal(1059x442:1061x440)/origin-imgresizer.eurosport.com/2020/09/13/2886425.jpg

Şimdi, “Ya tamam da bu hücum zaten basketbolun temeli, günümüz basketbolunun temeli. Her takım için önemli değil mi?” diyebilirsiniz pek tabii. Fakat eğer rakibiniz, normal sezon ve play-off toplamlarında transition’lar karşısında maç başına 1,3 sayı yiyorsa ve elinizde Kawhi Leonard, Paul George, Lou Williams gibi silahlar varsa, geçiş hücumları, sizin en öldürücü merminiz anlamına gelir.

Clippers bu maçta ilk hatayı burada yaptı. Tempoyu düşürdü, farkın verdiği rehavete kapılarak tempoyu düşürdü. Eğer tempoyu düşürdüğünüz takımda zaten düşük tempoda mükemmeler yaratan bir Nikola Jokic varsa işte rakibinizin en tehlikeli mermisini ellerinizle cephaneliğe koymuş olursunuz. Clippers’ın yaptığı üç hatadan biri buydu.

Diğer iki hata ise gerçekten de roket bilimi değil. Clippers, seride kazandığı birinci, üçüncü ve dördüncü maçlarda sezon başından beri yapması beklenen bir şeyi yaptı: Rakip potaya atılan 329 sayının 212’sinde sayı, asist ve asist pası yoluyla Kawhi Leonard ile Paul George’un imzaları vardı. Kawhi topu elinde en fazla tutan, PG13 ise ikinci en fazla tutan oyuncu olmuştu bu üç maçta.

Tabii ki Shai Gilgeous-Alexander, Danilo Gallinarı ve beş net iki değişim draft seçimi karşılığında takasla kadroya katılan George’un bir play-off maçını 10 sayıyla tamamlaması kabul edilebilir bir şey değildi bu maçlarda ancak en azından topu dağıtıyordu. Fakat takımın kaybettiği dört maçta Marcus Morris ile JaMychal Green ikilisinin eline daha fazla top düşerken Landry Shamet, “ısınmaya yetecek kadar” parkede bile kalmadı. Yani oturduğumuz bir yerden bir basketbol antrenörünü eleştirmek kolay fakat Doc Rivers’ın rotasyon ayarlamalarında yaptığı yanlışlar getirdi bence onların sonunu.

Nikola Jokic’i perimetrede karşılayan Ivica Zubac, Jamal Murray’nin adam değişim savunmasında seri 15 maç olsa bile uyum yakalayamayan Kawhi, PG13, Patrick Beverley ve bazen de Lou Williams, Torrey Craig ile Monte Morris’e “sütten sanki onlar ya” gibi gören ve topsuz katlarını asla karşılamayan genel rotasyon savunması Clippers’ın üçüncü hatasıydı bu serideki.

Geliyoruz belki de en kritik noktaya. Geçtiğimiz sene, yıldızlar geçidinin LAC adına yaşanmadığı sene, takıma Golden State Warriors karşısında iki maç kazandıran şey neydi? Takımı play-off’a sokan şey neydi? Lou Williams ile Montrezl Harrell’ın pick-and-roll oyunları. Zira ikilinin oynadığı pick-and-roll oyunları Clippers hücumunun verimine verim katıyordu.

Peki bu yıl Denver Nuggets karşısında bu oyunu kaç kez kullandılar dersiniz? 17. Yedi maçlık koskoca seride sadece 17 kez. Evet, elinizde Kawhi ve George varsa “sabaha kadar” onlara alan açmak istersiniz ama bir takımın mikro oyunlarla başarıya gidebildiğinin en net göstergesi geçtiğimiz yıl şampiyon olan Toronto Raptors’tı mesela.

Los Angeles Clippers’ın yanlışları kısaca şöyle bana kalacak olursa: Tempoyu arttırmaktan vazgeçmek, rotasyonda süreleri iyi paylaştıramamak, savunmada eldeki potansiyelin yarısını anca kullanabilmek ve Lou-Harrell oyunlarının etkisizliği.

https://imgresizer.eurosport.com/unsafe/0x0/filters:format(jpeg):focal(1207x490:1209x488)/origin-imgresizer.eurosport.com/2020/09/12/2885084.jpg

Denver Nuggets’ın beş doğrusu Clippers’ın dört yanlışını değerlendirmek ve ekstra bir numara göstermekti tabii. Clippers’ın pick-and-roll sonrasında kaymalardaki eksikliklerini bazen Jokic’in saha görüşüyle, mükemmel paslarıyla bazen de Murray’nin Kevin Durant tarzında kaldırıp attıkları üçlükleriyle deldiler.

Oyun düşük tempoya sabitlendiğinde Jokic’i perimetreye yerleştirdiler. Jokic’in topun etrafında yarattığı kalkan sayesinde pozisyon birkaç saniye orada kalırken Jerami Grant, Gary Harris, Torrey Craig, Monte Morris gibi yan parçalar, Clippers savunmasının gedik açılmaya zaten hazır olan bölgelerine iyiden iyiye hücum ettiler ve Jokic’in “Hmm acaba Sabonis’ten daha iyi pasör mü?” sorularını akıllara getirten ve genelde “Evet” cevabıyla sonlanan paslarını alıp skor buldular.

İşin potayı koruma kısmında ise Lou-Harrell tehdidinin olmamasından ötürü tüm gücü Kawhi Leonard ile Paul George üzerine yıktılar. Tabii PG13, “Ender gelişen Osasuna atakları” kimliğine bürünmesi de bu savunma gücünü sadece Kawhi üzerine yıkmalarını sağladı.

Ekstra yaptıkları iş ise kuşkusuz Jamal Murray için sağladıkları konfor alanıydı. Zira Utah Jazz serisinden hâli hazırda “alev alarak” gelen Murray için Koç Mike Malone, Jokic’i sağ veya sol perimetreye gönderip diğer üç oyuncuyu tamamen üç sayı çizgisi dışına attı. Eğer Murray, Beverley veya Kawhi’ın savunmasındaysa tek bir perde yapmak yetti baskılı savunmayı çözmeye…

***

Los Angeles Clippers, Chris Paul-Blake Griffin-Deandre Jordan üçlüsünün ardından Kawhi Leonard ve Paul George yapısıyla çok daha güçlü ve iddialı bir şekilde çıktı yola. Fakat azla çok iş yapmayı becerirlerken çokla daha çok iş yapma konusunda başarısız oldular. Paul George takaslanmalı mı? Doc Rivers gönderilmeli mi? Bu soruların cevapları için çok erken bana kalacak olursa. Zira bu takım, yarım yamalak bir sezonda sadece bir şans elde etti. Fakat bir şeylerin, en azından teorik anlamda bir şeylerin değişmesi şart gibi.

Denver Nuggets, 3-1 gerideyken görmediği NBA yüzüğünün orada olduğunu biliyordu. Kimse onlara şans vermezlerken, kalite açısından çok çok geridelerken yüzüğün, yüzük ihtimalinin orada olduğunu biliyorlardı bazı idealizm temsilcisi filozoflar gibi. Şimdi önlerinde aynı şehirden, Los Angeles’tan başka bir rakip var. LeBron James ile Anthony Davis’li Los Angeles Lakers, onlar için ayrı bir test olacak.

Neden olmasın?

Basketbol
"Kemba Walker bunu okurken gülümsüyor"
05/09/2020 - 12:13
Basketbol
“Bir sonraki Jordan”ların izinde
02/09/2020 - 12:27