“Elinde top varken bir şeyler üretebilen oyuncular, her antrenör, menajer ve analizci için odak noktası oluyorlar. Fakat ben, topsuz oyunda bir şeyler yapabilen oyuncuların daha değerli olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu oyuncular, ellerinde top olmadan sadece fizikleri ve akıllarıyla rakiplerine fark yaratabiliyorlar, ki bu asıl basketbolun temellerinden biri.”
Eski Fenerbahçe Beko koçu Zeljko Obradovic – 2016’da Köln’de verdiği bir basketbol seminerinde.
***
Basketbol
Pat Riley'den LeBron James açıklaması
07/06/2021 - 19:52
Topsuz oyunun temellerinden olan “kat yapmak” İngilizce’den cut olarak dilimize uyarlanmıştır. İçerik sonrasında topsuz oyunlara dair daha fazla okuma yapmak isterseniz aşağıda bahsi geçen kat çeşitlerini araştırabilirsiniz.
Backdoor Cut
Banana Cut
Curl Cut
Flare Cut
UCLA Cut
Dive Cut
Flash Cut
Quick Cut
1 2 Cut
Fill Cut
Iverson Cut
L Cut
V Cut
Cross Cut
Split Cut
Rub Off/On Cut
Low Cut
High Cut
Shuffle Cut
Triangle Cut
Laker Cut
Hallowen Cut
Shallow Cut
Deep Cut
Front Cut
***
Fonksiyonel etkisi her ne olursa olsun, her başarının gizli bir kahramanı/kahramanları daima vardır. Büyük fonksiyonlu başarılardan bir örnek vermek için Taraji P. Henson, Octavia Spencer ve Janelle Monáe’in baş rollerde olduğu Gizli Sayılar adlı film düşünülebilir.
Tarihin anlatılmayan, gölgede kalan hikâyelerine sahip olan Katherine G. Johnson, Dorothy Vaughan ve Mary Jackson, 1960’ların Amerika Birleşik Devletleri’nde siyahi kadın olarak NASA’da çalışmaktadırlar. Bu üçlünün görevi, dünya yörüngesine çıkan ilk ABD asıllı astronot John Glenn’in tüm operasyonda başarılı olması için gerekli matematiksel işlemleri yapmaktır. Üç bilim insanı da kendilerine verilen her görevi başarıyla yerine getirirler fakat neredeyse yaptıkları her işte kâğıda yazılan isimler arasında onların adları yer almaz. Başarı büyüktür, bu üçlünün başarıdaki payları da öyle. Ama kâğıt üzerinde onlar, sadece basit birer çalışanlardır.
Küçük fonksiyonlu bir örnek vermek için roket bilimini incelemeye gerek yok elbet. Misal, beş yıldızlı bir otelin, internet yorumlarında tamamen olumlu yorumlar almasında housekeeping ekibi önemli bir rol oynar. Ama günün sonunda insanların aklında otel sahibi ve otelin müdürü kalır; maddi açıdan da işler farklı değildir. Klasikleşmesi istenmeyen klasik küresel sorunlar yani.
İşin özü, bir başarının önemli parçaları, sırf şatafatlı rolleri olmadıkları için göz ardında kalırlar. Aynı şey basketbolda da yaşanıyor elbette. Peki nasıl?
***
Basketbolda bir takımın temel amacı nedir? Basit cevap, maçı kazanmak için, rakip takımdan daha fazla sayı atmaya çalışmak. Rakipten daha fazla sayı atmak için ne yapılmalıdır? Rakibin hücumları belirli savunma sistemleriyle kısıtlanmalı ve hücumda yine belirli sistemlerle sayı üretilmeye çalışılmalıdır.
İşin savunma kısmı bir kenara, hücumdaki “belirli sistemler” belki 10000. kez duyduğunuz pace&space çerçevesi etrafında bir hayli değişti. Kısaca pace&space, sahada şut atabilen, topu yere vurabilen ve çok yönlü atletizm paketine sahip olan oyuncuların alanı açması ve potaya gidiş, şut yaratış açılarının artmasını destekleyen hücum sistemidir. Bu hücum sisteminde pick-and-roll’lerin yerlerinden basit bir horns* hücumuna kadar her şey değişmiştir. Tabii yine ana planda bire birleri rahatlatmak her baş antrenörün habitatında doğal olarak yer alan bir durumdur. İşte şimdi bahsi geçecek olan topsuz oyunlar, tam da burada devreye giriyorlar.
2014-2015 Euroleague sezonu, Fenerbahçe Ülker, Barcelona deplasmanında. Maçın ilk uzatma devresinde son 4,2 saniye. Skor 89-89. O zamanlar takımın başında olan Zeljko Obradovic, son hücum öncesinde molasını kullanıyor ve top rakip yarı sahadan oyuna sokuluyor. Topu oyuna sokan isim Emir Preldzic. Top oyuna girmeden takım sete başlıyor.
Andrew Goudelock, sol köşede Bogdan Bogdanovic’e perde yapıp tepeye giderken Nemanja Bjelica, serbest atış çizgisi etrafında Goudelock’a perde yapıyor. İki Barcelona savunmacısı Goudelock’u kovalıyor. Kaldı üç savunmacı. Bu savunmacılardan biri ilk aksiyonu alan Bogdanovic üzerine yapışıyor. Kaldı iki. Bir savunmacı, zayıf tarafın en dip noktasında duran, keskin şutör, Melih Mahmutoğlu üzerine yapışık durumda ve diğer savunmacı Preldzic’in pas açısını kapatmaya uğraşıyor.
https://i.eurosport.com/2013/11/29/1142244.jpg
Yani Bjelica’nın savunmacısı Goudelock’ın topsuz oyundaki bir perdesi ve tepe koşusu yüzünden kolayca aldanıyor. Yardım savunması getirme ihtimali olan bir savunmacı, zayıf tarafta Melih’in topsuz rolde yarattığı tehdidi riske etmek istemiyor. Diğer yardım savunması ise Bogdanovic üzerinde.
Bjelica isabeti buluyor ve taraftarın net kahramanlarından biri hâline dönüşüyor. Tabii genel Fenerbahçe kariyerile Bjelica, bu apoleti bir hayli hak eden isimlerden biri, bu bir gerçek. Ancak bu unutulmaz pozisyonu sadece onla anmak diğerlerine biraz haksızlık değil mi?
NBA’den bir örnek verelim bir de, ki asıl ilgi odağımız orası olacak. Kevin Durant’in 2017 ve 2018 NBA Finalleri üçüncü maçlarındaki iki unutulmaz şutunu hatırlıyor musunuz? Eğer hatırlamıyorsanız; KD, 2017’deki finalin üçüncü maçında takımı Warriors, Cavaliers deplasmanında son 47 saniyeye 113-111 geride girerken geçiş hücumunda üçlüğü erkenden kaldırıyor ve isabeti buluyor, hem de LeBron James’in üzerinden.
2018’deki finalde yer ve takımlar aynı. Bu sefer skor 103-100 takımı lehine ve bitime 50 saniye var. Ve bu isabeti JR Smith’in üzerinden buluyor. 2017’deki üçlükte Durant, topu yarı sahaya getirirken Warriors’ın üç oyuncusu köşelere kat yaparak LeBron’a herhangi bir yardım savunması (closeout temelli bir yardım savunması) gitmesini önlüyorlar. 2018’deki üçlükte ise tempo biraz daha düşük, klasik bir izolasyon hücumu. Fakat ilk aksiyonda Steph Curry, perdeyi yapıp kenara açılan oyuncu olarak LeBron’u üzerine çekiyor ve 198 santimetre uzunluğunda olan JR Smith’in savunmasını 209 santimetrelik KD üzerine bırakıyor. Eh, yani…
Bu iki örnekte de anlaşılacağı üzere topsuz oyundaki hareketlenmeler, iyice metalaşan pace&space kavramındaki spacing yani alan için yumurta gibi bir bağlayıcı görevini üstleniyorlar. Tepede pick&roll oynanırken kenardan kat yapan oyunculardan geçiş hücumunda veya düşük tempolu yarı setlerinde rakibin tüm düzenini şut, pota altı dominasyon veya potaya penetre edebilme özellikleriyle bozan oyuncular çok önemliler aslında, ki şut kategorisindeki her oyuncuyu “LeBron James oyuncusu” olarak adlandırmak mümkün olmuştur yıllar içinde. Ve bu oyuncular, imzaladıkları kontrat bakımından sürekli radar altında kalıyorlardı; yani isimlerini herkes biliyordu ama ne ilgi odağı oldular ne de ahım-şahım kontratlar imzaladılar. Fakat günümüzde iş, biraz daha değişmiş durumda.
***
Biraz önce “LeBron James oyuncusu” terimini okudunuz, hatırlıyor musunuz? İşte Kyle Korver, o oyunculardan biri. Neden? Zira LBJ’nin yanında istediği şut tehdidini yaratabilen bir basketbol oyuncusu Korver. 20 seneyi devirecek olan kariyerinde ürettiği 11953 sayının içerisinde 2450 adet üç sayılık isabetin olması iyi bir örnek mesela.
Korver; Philadelphia 76ers, Utah Jazz, Chicago Bulls, Atlanta Hawks, Cleveland Cavaliers, Phoenix Suns ve Milwaukee Bucks ile geçirdiği maceralarında toplamda 82 milyon 712 bin 208 doları banka hesabına doldurdu. NBA’de henüz yedinci sezonuna girecek olan ve tıpkı Korver gibi şut yeteneği limitlerin üzerinde olan Joe Harris ise birkaç hafta öncesine dek banka hesabına sadece 20 milyon 234 bin 674 dolar aktarabilmişti, bu rakam, basketbol, özellikle de NBA standartları için düşük. Peki harris, önümüzdeki dört yılda ne kadar kazanacak biliyor musunuz? 72 milyon dolar. Yani Korver’ın tüm kariyeri boyunca basketboldan kazandığı parayı, neredeyse dört yılda kazanacak.
Bu arada Harris’in Korver’a kıyasla herhangi bir maksimum artısının olmadığını söylemekte fayda var, ki aslında kimin ne kadar kazandığı bizim için önemli değil. Fakat burada önemli olan basketbolun değişimi. Yani birkaç yıl öncesine kadar topsuz oyunda şutlarıyla etki yaratan oyuncular minimun biraz üzerinde kontratlar imzalarlarken günümüzde iş tamamıyla maksimum boyutlara yaklaşmış durumda. Tıpkı Harris’in şut etkisiyle Kevin Durant ve Kyrie Irving’e tüm alanı yaratma konusunda önemli bir rol üstleneceği gibi.
Tabii topsuz oyundaki rollerin bu kategorisine Bogdan Bogdanovic, Duncan Robinson (özellikle çizgi etrafındaki lateral hareketlerine dikkatle bakılmalı), JJ Redick, Bojan Bogdanovic gibi daha onlarca örnek verilebilir. Veya son üç yıldaki NBA Draft’larında seçilen toplam 180 oyuncunun %60’ının NBA öncesinde en düşük %34 üçlük ortalaması yakaladığı da eklenebilir. Hatta Nicolo Melli’nin uzun bir şutör olarak New Orleans Pelicans’a gidip Brandon Ingram ve Zion Williamson’a alan yaratması da. Hatt
Uzun ve şutör demişken, 209 santimetre uzunluğunda olan Davis Bertans, geçtiğimiz yılı tüm uzun forvetler arasında en kötü ribaundçulardan biri olarak bitirip savunmada birçok defo yaratmasına rağmen 2020-2021 sezonu öncesinde Washington Wizards’tan 80 milyon doların üzerinde beş yıllık bir kontrat aldı. Neden? Çünkü %43’ün üzerinde üçlük atabildiği, topsuz oyunda savunmayı üstüne çekebildiği ve takımdaki tüm oyunculara bir uzun olarak alan yaratabildiği için. Bertans kadar ciddi kontratlar imzalamasa da Brook Lopez ve Robert Covington (en azından üç buçuk numara) da bu prototipe örnek olarak verilebilirler.
https://i.eurosport.com/2020/01/04/2746347.jpg
Peki uzunlar topsuz oyunda sadece üçlükleriyle mi etkili oluyorlar? Hayır, elbette hayır. Misal, Ivica Zubac. 2022-2023 sezonu takım opsiyonlu olmak üzere, önümüzdeki üç sezon toplam 23 milyon dolar kazanacak olan Zubac, Los Angeles Clippers’ın önemli rotasyon parçalarından biri. Neden? Çünkü Zubac, geçtiğimiz yıl NBA’de “dunker spot, catch-and-finisher” olarak tabir edilen ve topu pota altında drive eden oyuncudan alıp hızlıca sayı üretme, anlamına gelen hücum kategorisindeki en iyi ikinci oyuncuydu. Yani Kawhi Leonard, Lou Williams gibi isimler içeriye penetre ettiklerinde savunmacıyı üzerine çekerken Zubac, minik adımlarla pozisyonunu değiştirip savunmacısının görüş alanından çıkıyordu ve anlık hatayı mükemmel bir şekilde değerlendiriyordu.
Topsuz oyuncu prototiplerimizin sonuncusu ise tamamıyla kat üzerinden ekmeğini üreten oyuncular. Bu oyuncuları “Nikola Jokic oyuncusu” olarak tanımlamak mümkün. Misal, Torrey Craig. Öyle ki Jokic, post etrafına pozisyon alıp rakibi üzerine çektiğinde Craig (sayı ürettiği pozisyonlarda topa değme süresi ortalama 2,1 saniye), mükemmel zamanlamalı katları yaparak sayı üretiyor veya ekstra pası görüp akışı devam ettiriyordu. Craig dışında Monte Morris, Fred VanVleet, Kelly Oubre gibi birçok isim örnek olarak verilebilir yine.
Bir de yarım prototipler var. Bu yarım prototipler, topsuz oyunda paslarıyla etkili olan oyuncular, misal Jalen Brunson. Bu oyuncuların görevi ikinci top yönlendirici olarak topsuz oyunda katları yapıp, perdeleri kullanıp topu aldıktan sonra hızla akışı devam ettirmektir.
Peki yok mu tüm prototipleri bir arada barındıran bir Voltran? Tabii ki var, misal Kevin Durant, LeBron James, Kawhi Leonard… Fakat bu oyuncuları topsuz oyuna kurmak, işte bu pek de akıl kârı değil.
İşin özünde topsuz rolde ekmeklerini çıkarmayı bilen oyuncular, sahanın görülen ama aslında akla kazınmayan yıldızları. Ana yıldızların baş tamamlayıcıları. Ve onları, sanatlarını icra ederken izlemek basketbolun en güzel duygularından birini yaşattırıyor.
Tokyo 2020
2020 Yaz Olimpiyatları: Michael Jordan vs Lebron James
08/04/2021 - 13:45
Basketbol
Umutsuz Vaka James Harden
12/12/2020 - 12:45