Eurosport
BIKE AID Arabasında Bir Gün | Tur Günlükleri #3
Tarafından
Yayınlandı 29/04/2025 - 21:12 GMT+3
Pelotonun peşinde, hem kaçışa girmeye hem de etabı kazanmaya çalışan BIKE AID takımının aracında geçirilen bir günün notları.
BIKE AID starttaki imza töreninde. Fotoğraf: Sinan Çelik
Görsel kaynağı: Eurosport
Yapılması gereken bir işi yapmayı unutmak, benim için genellikle keyifli geçen bir veya birkaç günün sonucunda gerçekleşiyor. Bulunduğum yere kendimi fazla kaptırınca sorumluluklar kafamdan tamamen siliniyor, ben de ne yapmam gerektiğini ancak durduk yere gelen bir aydınlanma anında hatırlıyorum. Bundan birkaç saat önce, son teslim tarihi bu öğleden sonraya olan bir üniversite ödevimi yüklemeyi unuttum. O sıralarda BIKE AID takım arabasına binmiştim ve eğleniyordum.
Marmaris’e gidecek olan etabın Fethiye’deki startında Ege ile binebileceğimiz bir takım aracı arıyorduk. Basın servisiyle önden finişe gidip kurabiye yiyip kahve içerek finişi beklemektense yarışa en fazla temas edebileceğimiz konumda olmak elbette daha çok ilgimizi çekti. Birkaç takıma sorduk. Bazılarının aracında yer yoktu, bazılarında ise dil bariyeri binmemize engel oldu. Anlaşabildiğimiz takım, Continental seviyede olmasına rağmen birçok farklı ülkeden bisikletçisi olan BIKE AID’di.
Almanya’da kurulan BIKE AID takımı, Corendon sponsorluğu dolayısıyla Türkiye’deki yarışlarda en sık yer alan takımlardan biri. Kadrolarındaki Fransız asıllı 38 yaşında Türkiye vatandaşlığı alan bisikletçi Mehmet Şampiyonbisiklet ilgi çekici ama ondan önce takımın yarışma amacından bahsetmek gerek. BIKE AID, Afrika’da bisikletle ilgilenmek isteyen gençlere fırsat sağlamak için kurulmuş bir bisiklet yardım derneği. Takım, farkındalık yaratmak ve destek toplamak için Avrupa’dan Uzak Doğu’ya birçok yerde yarışıyor.
Belki Türkiye Turu’nu izlerken takımın giydiği mayo dikkatinizi çekmiştir. Afrika sanatının motifleriyle tasarlanmış muazzam bir formaları var, ortasında da Afrika kıtasının dış hatları yer alıyor. Bu mayoyu satışa sunmaktaki hedefleri, başlattıkları yardım kampanyasıyla Ruanda’da yapılacak Dünya Şampiyonası öncesinde Afrika’nın dış hatlarının toplam kilometresi olan 30,490€ değerinde yardım toplamak. Bu parayla kendi takımlarına bir Afrikalı bisikletçi transfer edecekler, takımlarındaki Afrikalı bisikletçilerin Ruanda’daki şampiyonada yarışmasına olanak sağlayacaklar ve üç genç Afrikalı bisikletçiye 2,000€’luk burs verecekler.
Tabii biz arabaya binerken bu kampanyadan henüz haberimiz yoktu. Birimizin kaçış grubunu takip edecek arabaya, diğerimizin de pelotonu takip edecek arabaya binebileceğini söylediler. Aramızda konuştuk, Ege kaçışı ben pelotonu tercih ettik. Starta on dakika kala bindiğim arabanın şoför koltuğunda sportif direktör Anton Wiersma, yolcu koltuğunda ben, arka koltukta ise tanışırken kendi ismimi söylemekle çok meşgul olduğum için ismini hemen unuttuğum ve yolculuğun ortasında tekrar sormaya utandığım Alman mekanikerleri oturuyordu.
/origin-imgresizer.eurosport.com/2025/04/29/4121562.jpg)
Vinzent Dorn, BIKE AID. Fotoğraf: Sinan Çelik
Görsel kaynağı: Eurosport
Sohbete takıma dair genel bilgilerle başladık. Onlar çok fazla Türkiye’de yarıştığı için hem Türkiye Turu’ndan hem de Türkiye’deki diğer yarışlardan bahsettik. Hoşlarına giden noktalar olduğu gibi haklı eleştirileri de vardı. Sonra sevdiğimiz bisikletçilerden konuştuk. Ben Giulio Pellizzari’yi sevdiğimi söyledim, Wiersma ise yarışma stilinden dolayı Mathieu van der Poel’u sevdiğini söyledi. Hollandalı olmasıyla en ufak bir alakası yoktu.
Takım aracının içinde bulunmak, arabalar konvoyunda bir ileri bir geri gitmek baş döndüren bir deneyimdi. Yarış başlarken bütün araçlar genel klasmandaki sıralamaya göre dizildi ve nötral alana kadar her şey sakin ilerledi. Ancak bayrağın sallanması ve kaçış grubu denemelerinden itibaren araç konvoyu bir çamaşır makinesi gibiydi. Kaçış oluşur oluşmaz bisikletçilerin tuvalet molası verdiğini zaten biliyordum ama aynı durumun takım araçları içinde geçerli olduğunu bugün öğrendim. Alpecin pelotonu yavaşlatır yavaşlatmaz takım araçları da mola verdiler.
Biz mola vermedik ve konvoyun 17. sırasından pelotonun dibine kadar geldik. Kırmızı mayoyu giyen Vinzent Dorn bugün takımın su taşıyıcısıydı. İlki o sefer olmak üzere defalarca takım aracının yanına geldi. Her gelişinde Wiersma ile küçük küçük şakalaştılar. Dorn’un yeni saç kesimi bu şakalardan çoğunun merkezindeydi.
Şaşırdığım şeylerden biri takım telsizindeki konuşmanın ne kadar tek taraflı olduğuydu. Sportif direktör yarış boyu talimatlar verip yarışın durumunu hatırlatırken bisikletçiler onlara seslenildiğinde cevap vermek dışında neredeyse hiç konuşmadılar. Konuştuklarında da onları anlamak zordu. İngilizce dinleme sınavlarındaki cızırtılı parçalar gibiydi. Arada bir bazı sporcuların mikrofonları basılı kalıyor, birkaç dakikalığına arabada bir uğultu oluyordu.
Pelotondaki ufak hız değişimleri kelebek etkisiyle araba konvoyunda çok daha büyük hız dalgalanmaları yarattı. Tırmanışlarda her seferinde durma noktasına gelen arabalar inişlerde bisikletçilerden de hızlı giderek aradaki mesafeyi kapattı.
/origin-imgresizer.eurosport.com/2025/04/29/4121568.jpg)
BIKE AID, Vinzent Dorn ve Antoine Berlin kaçışta. Fotoğraf: Sinan Çelik
Görsel kaynağı: Eurosport
Kaçışa girmeyen takımların ikinci araçları beslenme bölgelerinde bekliyordu. Pelotonu takip eden birinci araçla buluştuklarında hem gerekli ekipmanları hem de su ve yiyecekleri değiştiler.
BIKE AID’in bugün iki hedefi vardı: Vinzent Dorn’un tırmanış mayosunu korumak ve Milkias Maekele ile son sprinte girmek. Kırmızı mayo için kaçışa Ahmet Örken’in girmediğinden emin oldular. Sportif direktör bunu düzenli olarak sordu, bisikletçiler de bilgi aldıkça raporladılar. İkinci hedef için Marmaris’te atılan son turda Wiersma takıma düzenli olarak Milkias’ı korumalarını söyledi. Takım onun için çalıştı. Çalışan domestikler geri düşerken takım aracından son bir su aldılar ve grupettoya doğru gerilediler. Son sprintte telefondan canlı yayın açılmış, gözler Milkias’ın üzerindeydi. Milkias’ın son tırmanışta geride kaldığını bilmiyorduk. BIKE AID’den en iyi sonucu alan bisikletçi, 16. Anton Schiffer oldu.
Takımların otoparkına geldiğimizde gün benim için son buldu. BIKE AID umduğunu bulmasa da benim için baştan sona eşsiz bir gündü. Arabadan indim, elim cebimde boş boş bakınarak bir on dakika yürüdükten sonra basın tırının önündeki minderlere oturdum ve ödevimi hatırladım. Üç saat geç kalmışım.
Yazı: Emre Köseoğlu
Benzer Konular
Reklam
Reklam