Bisiklet

Luis Ocana: Eddy Merckx’i zayıf gösterebilen tek adam

Share this with
Copy
Share this article

Luis Ocana

Image credit: Eurosport

ByEurosport Türkiye
18/07/2020 at 14:10

Tifosi Blog ekibinden Emre Köseoğlu, Luis Ocana'ya dair hazırlanan bir yazıyı çevirdi.

İyi şans size Fransa Turu kazandırmaz ama kötü şans kaybettirir.

İspanya bisiklet tarihindeki en yetenekli, en komple bisikletçiyi seçmeniz gerekse oyunuzu kimden yana kullanırsınız? Yakın dönem izleyicileri büyük ihtimalle Alberto Contador veya Oscar Freire’yi seçecektir. Daha tecrübeli takipçiler ise ülkenin ilk büyük tur kazananı Federico Bahamontes’e veya Fransa Turu’nu 5 kez kazanan Miguel Indurain’e yönelebilir. Ama bu adaylardan hiçbirinin karnesi mükemmele ulaşabilmiş değil.

Milano - San Remo

Milano - San Remo : Vendrame ile röportaj

17 SAAT ÖNCE

Contador eğer ülkesinin 1 numarası olmak istiyorduysa o 2 yıllık doping cezasını almamalıydı. Freire azminin ve sprintlerdeki uzmanlığının hediyesi olarak üçer Dünya Şampiyonası ve Milan-San Remo alsa da komple bir paket olmaktan epey uzak. Bahamontes aralarında saf tırmanışçı tanımının altını en çok doldurandı ama o da genel klasmandan ziyade dağların kralı klasmanlarında (6 Tour, 2 Vuelta, 1 Giro) başarılı oldu. Fransa’da beş, İtalya’da iki kez podyumun zirvesinde bulunan Indurain ise hem memleketinin yarışını hiç kazanamadı hem de nadiren bahsedilse de büyük turlardaki ilk başarı sinyalleri ile Michele Ferrari’yle çalışmaya başlaması arasında pek de uzun bir zaman yoktu.

Peki diğer adaylar? 2 Milan-San Remo, 26 büyük tur etabında imzası bulunan sprinter Miguel Poblet veya on yıldan uzun süre zirvesine oynadığı Fransa Turu’nu bir, İspanya Turu’nu iki kez kazanan Pedro Delgado’nun adları da tartışmalardan eksik olmayacaktır.

Sefil Bir Başlangıç

Dünyanın en iyi bisikletçilerinin birçoğu gibi Jesus Luis Ocana Penia da yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. İkinci Dünya Savaşı’nın bitimine üç ay kala Ocana’nın doğduğu, Madrid’in 150 kilometre kadar doğusunda bulunan ve 1000 kadar kişinin yaşadığı Castilla-La Mancha’nın Priego kasabasında İspanya İç Savaşı’nın yaraları halen sarılamamıştı. Tekstil fabrikasında asgari ücretle çalışan babası aynı zamanda eşiyle birlikte evlerinde geçinmelerine yetecek kadar tarımla uğraşıyordu.

1949’da üçüncü çocuklarının doğmasına rağmen gelirlerinde bir artış yaşanmayınca Ocana’nın babası farklı bir iş aramaya koyuldu. Pirenelerin kuzeyindeki Val d’Aran çinko madenleri hakkında biraz bilgi sahibi olan baba ve aile 500 kilometre kuzeydoğuya, dağların arasına yerleşmeye karar verdi. İlk önce madende kendine bir iş, ailesine küçük bir ev buldu. Ardından da inşaat işçisi olarak çalışmaya başladı.

6 yaşındaki Luis’in ilkokul macerası sırasında sinirli bir öğretmeninin onu cetvelle kafasını kanatana kadar dövmesi aile için bir sinyaldi. Eski okulundan derhal alınan çocuk, 6 kilometre uzaktaki Hristiyanların okuluna, Vielha’ya gönderildi. Ocana kar kış dinlemeden her gün vadinin öte ucuna yürürken bisikleti keşfetti. 12 yaşında, bir kamyonetin arkasında okuluna doğru yol alırken genç bir yarış bisikletçisi gözüne çarptı. Kamyonetin hemen arkasına yerleşmiş, rüzgârdan muaf olduğundan kasabaya kadar hiç zorlanmadan aracı takip etmişti. Ocana gördüklerinden etkilenince bisikletçi olmak istediğini ailesine iletmiş fakat eve ekmek getirmekte bile zorlanan bir aile için çocuklarına bisiklet almanın en ufak bir mantıklı yanı olmadığından bu isteği reddedilmişti.

Şans eseri, Ocanalar o yaz yıllar önce İspanya’dan Fransa’ya Magnan’daki bir ağaç kesme şirketinde çalışmak için taşınmış olan amcalarından kendileriyle yaşamaları için bir davet aldılar. Artık gençliğini yaşamaya başlamış olan Luis yeni çevresini çabuk benimsedi, yeni bir okula başladı ve babasıyla amcası Landes’ın çam ormanlarında balta savururken kuzeninin küçük bisikletiyle üzüm bağları arasında turlar attı.

14 yaşına geldiğinde hayatını değiştiren birkaç kırılma anı geride kalmıştı. Babasına ormanlarda yaptığı yardımlar, katır üzerinde taşınmasına destek olduğu kütükler ve üzüm hasadına katılması ona yeni bir bisiklet alması için yeterli parayı sağlamıştı. “Hayatımdaki en duygusal anlardan biriydi. Krem rengi, kırmızı detaylara sahip olan muazzam bir Automoto.” Aynı yılın sonunda Ocana ailesi ilk tatillerine çıkmış, babaannelerini ziyaret etmişti. Bu seyahatin asıl önemli kısmı ise Madrid’de izlemeye gittikleri pist bisikleti yarışıydı. Fransa Turu’nu henüz kazanmış olan Federico Bahamontes, Fausto Coppi, Jacques Anquetil ve Louison Bobet velodromdaydı. Luis ve ailesinin spor hakkındaki fikirlerini değiştirmek için bu organizasyon yetti de arttı. Aile tehlikeli olduğunu hissederken oğlanların en büyüğü de o hızla dönüşleri almanın, pistte yukarı aşağı hareket etmenin akıl karı olmadığını düşündü.

Fransa’daki evlerine geri döndüklerinde Ocana 15 yaşında okulu bıraktı ve bir marangozun yanında çırak olarak işe başladı. Bisiklet Ocana’nın kanında vardı ve yarışılmayan günler geçmek bilmiyordu. 16. yaş gününde Ocana bir gençler lisansına sahip olabilirdi ama ailesi formu imzalamadı. Onun yerine oğullarına bu sporun ne kadar tehlikeli olduğunu ve geçirebileceği bir kazanın marangozluk fırsatını da elinden alabileceğini anlattılar. Ocana ne yaptı dersiniz? İmzayı kendi attı.

Neyse ki, her zaman bir bisikletçi olmak isteyip hayallerine ulaşamamış patronu Monsieur Ducos ona destek çıktı ve 5 aylık maaşının tamamını ilk günden ödeyerek onun gerçek bir yarış bisikleti almasına önayak oldu. Alır almaz Ocana 12 kilometrelik iş yolculuğunu iki teker üzerinde gerçekleştirmeye başladı ve öğle molalarında ustası Ducos’dan antrenman izni kopardı. Ducos’nun bu jesti çırağının yerel yarışlarda başarılı olmasıyla karşılık bulmakla kalmadı, genç adam klasmanları da sıra sıra atladı. 18 yaşına geldiğinde 2. kategoride yarışıyordu.

Şans yüzüne gülmeye devam ediyordu. Bölgenin ana bisiklet kulübü Stade-Montois, Ocana’nın başvurusunu kabul edince Mont-de-Marsan’a taşınmak zorunda kalan İspanyol’un evi ve marangozluğa devam etmesini sağlayabilecek işi yeni transferinden heyecan duyan patron Pierre Cescutti tarafından bulundu. Ocana ilk yılında kulüple 10 yarış kazandıktan sonra 1965’te amatör seviyesinin en üst klasmanı olan hors-categorie (kategori dışı) seviyesine ulaştı. Yani artık belli yarışlarda profesyonellerle mücadele edebilirdi.

O yıl gelecek hakkında önemli fikirler veriyordu. Mont Faron tırmanışını Fransa bisikletinin yıldızları Raymond Poulidor ve Roger Pingeon gibi iki önemli ismin hemen arkasında beşinci tamamlaması dikkatleri üzerine çekmişti. Sezonun ortalarına doğru St. Pierre-du-Mont’da kazandığı yarış basit bir zaferden daha fazlasıydı. Podyumun tepe basamağında sarışın genç bir kızdan aldığı çiçekler, uzun bir ilişkinin ilk adımıydı. Josiane Callede ve Ocana on sekiz ay sonra olabilecek en romantik biçimde evleneceklerdi. Labastide d’Armagnac’taki Bisikletçilerin Notre Dame’ı Şapeli’nde.

Evliliğin de getirdiği sorumluklar Ocana’yı bir seçim yapmaya zorluyordu. 21 yaşındaki gencin seçimini erteleyebileceği günler sayılıydı. Marangoz mu olacaktı, bisikletçi mi? Mercier bisikletleri kullanan ve Poulidor’un Mercier takımıyla etkileşimde olan Stade-Montois’da bir sezon daha geçirdi. Midi Libre turunda genelde altıncı, amatörler arasında birinci oldu. Amatör kariyerine noktayı da en prestijli yarışlardan olan Grand Prix des Nations’un amatör versiyonunu kazanarak koydu. [Kişisel not: O gün Ocana’yı gördüğüm ilk gündü. İngiliz Peter Head’i 48 saniyeyle yenmişti. Peter’la daha önce yarışmış bir takım arkadaşı olarak o gün Peter’a arabadan yardım etmekle yükümlüydüm. Her an lastiği patlarsa diye değiştirmeye hazırdım. Neyse ki patlamadı.]

Yetenekli Çaylak

Ocana’nın profesyonel kariyerine Mercier’yle başlaması, takımın yaşlanmaya başlayan lideri Poulidor’un domestiği olması beklenirken takımın yöneticisinin ağzından çıkan birkaç kelime bu birlikteliği başlamadan sona erdirdi. Ona göre tamamen hazır olması için hors-categorie’de bir sene daha geçirmeliydi. Sonuç olarak Ocana elbette bu tavsiyeye uymadı ve yıllardır beklediği profesyonel kariyerine Bask elektrikli cihaz üreticisi Fagor ile adım attı.

Omuzlarındaki yük, kariyerinin ilk aylarında bile çok fazlaydı. Kendisiyle aynı adı taşıyan 49 yaşındaki babasına ileri düzey prostat kanseri tanısı konmuş, eşi de ilk çocuklarını doğurmuştu. Yani çaylak sezonu, ona beklediğinden çok daha fazla duygusal yük getirmişti.

Ocana Ruta del Sol’de 3 etap ve podyumun son basamağını kaparak sezona harika başladı. Bu performans sportif direktörlerini o zamanlar nisan sonuna doğru başlayan Vuelta a Espana kadrosuna alınması için ikna etmişti. Lakin Ocana Vuelta’ya kadar birçok yarışta yarıştığından ülkesinin büyük turuna en iyi haliyle gelememiş, 12. etapta yarışı bırakmıştı. Buna rağmen iki hafta sonra bir başka büyük turun listesinde adını bulabilirdiniz. Çaylak yarışçı henüz ilk sezonundan arka arkaya iki büyük turda yarışıyordu.

İlk haftaları rakiplerinden ziyade bronşitle savaşarak geçse de son dört günde ilk önce iki kişilik kaçışın yakalanamadığı bir etabı ikinci, Block Haus zirvesini ise üçüncü bitirdi. Napoli’de pembe mayo Merckx’e teslim edilirken Ocana otuz ikinciydi.

Sıradaki durak garip bir şekilde Fagor’un Mondragon’daki merkezine yakın Bask kasabası Mungia’nın bozuk yollarında zamana karşı olarak düzenlenecek 75 kilometrelik ulusal şampiyonaydı. Sponsorların bu fırsatın kaçırılmaması konusunda baskı yapması Ocana’ya ekstra bir motivasyon sağlamıyordu. Onun tek düşüncesi babasının sağlık durumuydu ve yarışı kazanıp babasına adamak istiyordu. Başardı da. Kırmızı-sarı formayı kazandığı gibi arabasına atladı, 300 kilometre kadar sürdü ve kanserle savaşan babasına armağan etti. O gün ilk kez babasının gözlerinden yaş geldiğine tanık oldu. Mutluluk gözyaşları.

Ocana Eylül ayında Imola’daki Dünya Şampiyonası’nda ülkesini temsil etmeden önce birkaç ufak yarış daha kazanmayı başardı. Babasının ölüm haberini veren telefonu da Imola’da alacaktı. Belki babasının ölüm anında onunla değildi ama babasının annesine söylediği son sözleri asla unutamadı: “Maria, ölmeden önce (söylemek isterim ki) ben tamamen rahatım. Luis burada oldukça sana ve kardeşlerine bakacaktır.”

Babasını kaybetmenin de etkisiyle o kış Ocana karaciğerinden problem yaşadı. Yeni sezona girerken ailesine karşı olan sorumluluklarının farkındaydı ve hedefi sezona iyi başlayıp birkaç büyük yarışta adından söz ettirmekti. İlk ayları Setmana Catalana’yı domine ederek geçirdikten sonra Vuelta’ya açılış zamana karşısında liderliği alarak başladı. İki zamana karşı ve Dağların Kralı mayosunu kazansa da zor bir tırmanış etabındaki güçsüzlüğü Roger Pingeon’a çok fazla vakit kaybetmesine ve 1.57 geriden gelip ikinci olmasına sebep oldu.

Bu performans ve 5 günlük Midi Libre’deki rahat galibiyeti onu Fransa turunda bir başka genç yıldız Eddy Merckx’e karşı direnebilecek adaylardan biri haline getirmişti. Tour, Ocana için Merckx’in ikinci olduğu bir prolog etabında on üçüncülük ve Mulhouse etabındaki 20 kişilik kritik kaçış grubuna katılmasıyla hiç fena başlamadı.

Ne yazık ki hemen bir sonraki gün Vosges dağlarının Grand Ballon zirvesinden inerken genç İspanyol çakıl yolda kontrolü kaybetti ve metal bir tabelaya çarptı. Ocana’nın yüzüstü yolda yattığı, kazanın etkisiyle serbest kalan ön tekerliğinin birkaç metre ilerde durduğu ünlü fotoğraf o gün çekilmişti. Fagor’dan 5 takım arkadaşı ona yardım etmek için bekledi ve yarılmış yanağının etkisiyle yüzü ve bacakları kan gölüne dönmüş Ocana’yı Ballon d’Alsace’ın zirvesine (gerçek anlamda) çekip ittirerek çıkardırlar. Çizgiyi geçer geçmez helikopterle bir hastaneye kaldırıldı ve yarıştan çekilmesi önerildi. Lakin Ocana gibi dayanıklı biri için devam etmek verilebilecek tek karardı. 241 kilometrelik uzun etabı ve sonraki günün sabah etabı olan zamana karşıyı tamamlayan Ocana o öğleden sonraki Alpler etabını tamamlayamayacağının farkında olarak yarışa veda etti.

Ocana o senenin bitimine kadar birkaç yarış daha kazandı ama asıl önemli haber 5 Fransa Turu kazanan Jacques Anquetil’in emekliliği ile Bic takımının yeni bir lider arayışında olmasıydı. Ocana da adaylardan biri konumundaydı. İki taraf arasında anlaşma sağlansa da iki taraf da bu anlaşmadan pek memnun değildi. Fagor gelişmelere sinirlenip takımı dağıtmaya karar verirken Ocana da yeni takımında oraya geliş nedenlerinden olan sportif direktör Raphael Geminiani’yi bulamadı. Agresif bir yapısı olan ‘Gem’in takımın yöneticilerinden Christian Darras’la arası açılmış ve sonunda da kovulmuştu. Boş kalan sportif direktör koltuğuna da rakiplerinden Maurice De Muer getirilmiş, ek olarak da De Muer’in öğrencisi olmanın yanı sıra 2 sene öncesinin Fransa Turu şampiyonu olan Jan Janssen gelmişti.

Bu iki hamle takım yapısını bir hayli değiştirdi. Medya 24 yaşındaki Ocana’nın 29 yaşındaki tecrübeli Fransa Turu şampiyonu Janssen varken lider olup olamayacağını sorguluyordu. Neyse ki iki liderli olmanın getirdiği sorunlara üretilen çözümün başarılı olduğu Paris-Nice’te anlaşıldı. Janssen bir etap kazanırken Ocana genel klasmanı “yenilmez” Merckx’in arkasında ikinci tamamlıyordu. Janssen klasiklerin, Ocana Vuelta’nın yolunu tutmuştu. Bic verdikleri karardan dolayı hayal kırıklığına uğramayacaktı. İlk ve son zamana karşıları kazanmanın yanı sıra sert tırmanış etaplarında da en iyi tırmanışçılara tutunmayı başarınca ilk büyük tur zaferinin gelmesi kaçınılmazdı. İkinci Agustin Tamames’e 1.18, üçüncü Herman Vanspringel’e 1.27 farkla Ocana ülkesinin büyük turunu kazanmıştı.

Bic yönetimi zaferden memnundu ve yarışçılarından Fransa Turu’na Criterium du Dauphine’yle hazırlanmalarını talep ettiler. Ocana, Tour’dan önce başka bir haftalık yarış daha koşmak istemese de De Muer’in teklifine hayır diyemedi ve hafta boyunca sportif direktörünün söylediklerine göre yarıştı. Prologda ikinci geldikten sonra 3. etapta Col du Cordon’da atağını yapıp Belçikalı klasikçi Roger de Vlaeminck’i yakaladı ve bitişe kadar yakalanmadan çalıştılar. Etap de Vlaeminck’in, genel klasman Ocana’nındı. Bu noktadan sonra yapması gereken tek şey rakiplerini marke etmek, ataklara izin vermemekti. Sadece takım arkadaşı Jean-Claude Genty’nin fark yaratmasına izin verdi. Zaten mayosunu 30 kilometrelik son zamana karşıda geri alacağının farkındaydı.

Vuelta üzerine Dauphine’yi de kazanınca tekrardan adı Giro’yu kazanarak Fransa’ya gelen Merckx’e rakip olabilecek adam olarak anılmaya başlandı. Merckx otoritesini ilk 10 günden pelotona kabul ettirdi. Prolog bir yana, evinin yakınlarında biten Brüksel sabah etabını da kimselere bırakmamıştı. Öğleden sonra ise menüde bir zamana karşı vardı. Merckx ikinci gelirken dördüncü olan rakibi Ocana’dan 4 saniye hızlı olmayı başarabilmişti. İlk hafta bittiğinde sarı mayoda Merckx, ikincilikte 2 dakika geriden sprinter vatandaşı Walter Godefroot ve üçüncülükte Bic’ten Jan Janssen vardı.

Tabloya bakıldığında Ocana’nın hamlesini yapmak için dağları beklediği düşünülebilir. Ama Alplerdeki ilk etaptan önceki gün Ocana ile takım arkadaşı Jan Janssen, liderleri kaçırıp Merckx’in ancak 12 dakika gerisinden gelebilmişlerdi. İşte o gün Ocana’nın bir süredir hasta olduğu ortaya çıktı. Bronşit, sancılar ve hemoroid Ocana’nın peşini bırakmamıştı.

3 gün sonra Ocana, Grenoble’den Gap’a giden etapta yarışı bırakmanın kıyısına geldi. 195 kilometrelik etapta altı tırmanışın üçüncüsü Col du Noyer çıkılırken arka gruplara bile tutunamıyordu. Takım arkadaşı Charly Grosskost onu beklemek zorunda kalmıştı. İkisi de acı çekiyordu ve yarışı bırakma noktasına gelen Ocana takım arkadaşı Grosskost’tan onu bırakıp gitmesini istedi. Fakat Grosskost onu yalnız bırakmadı ve lideri hakkında bu cümleleri kullandı: “Bugüne kadar bir bisikletçinin o kadar acı çekebileceğini hayal edemezdim. Onun bu direnci yapılabileceğimiz hiçbir fedakârlığı boşa çıkarmayacağını gösteriyor.”

İronik bir şekilde Ocana o tırmanışın tepesinde gücünü bulunca tutunmakta zorlanan Grosskost olmuştu. Ocana karakterine uygun bir şekilde önce yavaşladı, takım arkadaşına yaptığı her şey için teşekkür edip sarıldı. Sonra ise ön gruplara yetişmek için pedallara yüklendi. Kaybettiği vaktin bir kısmını geri alsa da kendisini 20 dakika fark yemekten alıkoyamadı. İspanyol medyası tarafından taşlansa da Pireneler eteklerindeki 17. etabı solo bir kaçışla kazanmayı başardı. Daha da etkileyicisi, Paris’teki zamana karşıda Merckx’in arkasından ikinci bitirmesiydi.

Bic ve Ocana’nın beklediği sonucun gerçekle yakından uzaktan alakası olmasa da yaşanan bu kadar problemden sonra başardıkları, genç İspanyol’un gelecekte Fransa Turu’nu kazanmak için gerekli olacak melekelere ve cesarete sahip olduğunu gösteriyordu.

İhtişam ve Trajedi

Bic 1971’de Janssen’le yollarını ayırdı ve Ocana merkezli bir yapılanmaya gitti. Büyük hedef elbette Fransa Turu’ydu. Ocana o sene 25 yarış kazansa da kendisiyle ilgili hala şüpheleri olan medyanın dikkatini çeken genelde kayıpları oluyordu. Temmuza kadar Ocana Setmana Catalana’yı Poulidor’un arkasında üçüncü, Paris-Nice’i Merckx’in arkasında ikinci, Bask Turu’nu Poulidor’un önünde birinci, Vuelta’yı Ferdinand Bracke’nin arkasında üçüncü ve Dauphine’yi Merckx’in arkasında ikinci tamamladı.

Sürekli Merckx’in arkasında kalması Ocana’yı sinirlendiriyordu. ‘Yamyam’ ondan hep daha iyiydi. Lakin De Muer’e göre kaybettiği yarışlar sadece ve sadece motivasyonunu arttırıyordu. Ocana, konu Merckx olunca takıntılıydı. “Onu öldürebileceğini bile düşünebilirdiniz. Yarışta Merckx’i görmesi bile onda doping etkisi yapardı.”

Merckx’in son iki Fransa Turu’ndaki dominasyonu ana akım medyayı başka bir kahraman aramaya zorlamıştı. 1971’de yarış Mulhouse’tan başlarken Paris-Match dergisinin manşeti durumu birkaç kelimeyle özetliyordu: “Merckx Tour’u öldürecek mi?” Merckx açılış gününde sarı mayoyu alıp ikinci etapta 15 kişilik bir kaçışla ana gruba 10 dakika fark atınca atılan manşetin pek de yanlış bir düşünce olmadığı anlaşıldı. Merckx o etabın sonundaki sprinti tüm riskleri alarak 20 saniyelik bonifikasyon uğruna attı ve kazandı. Yamyam için tek kötü haber Ocana, Thevenet, Van Impe, Zoetemelk gibi diğer favorilerin de o kaçışta bulunmasıydı.

Bir hafta sonra Merckx hala takım arkadaşı Vanspringel’in 26 saniye, Ocana’nın da 1 dakika kadar önünde sarı mayodaydı. Sırada ise Puy de Dome zirvesiyle tamamlanan sert etap vardı. İlk yokuşlar geçildikten sonra ön grupta sadece 6 kişi vardı ve 4 kilometre kala Vanspringel’in bacaklarına yenik düşmesiyle Merckx tek başına kalmıştı. Yarış liderinin savunmasız olduğunu hisseden Ocana volkanın kıvrılarak yükselen, dik ve dar yollarında atağını yaptı. İspanyol yarışçı etabı kazanırken Zoetemelk ikinci, Agostinho üçüncüydü. Merckx zorlanmış ve ancak dördüncü gelebilmişti. Belçikalı kaybı 15 saniyeyle kısıtlamayı başarsa da artık kazanmak istiyorsa Alplerde her şeyini ortaya koyması gerektiğini anlamıştı.

Sıradaki kapışma hiç beklenmeyen bir şekilde başladı. 10. etabın bitimine 30 kilometre kala Col du Cucheron inişinde Merckx’in lastiği patladı. Takım arkadaşlarından yeni bir lastik alana kadar değerli saniyeler kaybeden Merckx, açılan farkı sıradaki tırmanış başlarken 100 metrenin altına indirmeye başarmıştı.

Col du Porte’a gelene kadar tempoyu Bic vermiş ve son takım arkadaşı Leif Mortensen’in de düşmesiyle Ocana grupta izole kalmıştı. Tour kurallarına göre takım araçları rüzgârdan koruyarak yardımcı olmamak adına Mortensen ve Merckx gibi gruptan düşenlerin önüne geçmemeliydi. Merckx’in Ocana’nın da içinde bulunduğu dörtlüyle aradaki farkı tek başına kapatabilecek gücü yoktu. Porte tırmanışının zirvesinde Merckx iki dakika kadar gerideydi. Grenoble’a giden uzun, teknik inişin sonunda farkı 24 saniye daha kapatsa da 1 dakika 36 saniyelik bir avantaj kaybetmişti.

Thevenet etabı sprint atarak kazanırken sarı mayo Zoetemelk ile ikinci Ocana’yı sadece bir saniye ayırıyordu. Dörtlünün atağı Merckx’i genel klasmanda 1 dakika kadar geri düşürse de Ocana kaçış arkadaşlarından memnun değildi: “Ben yorulana kadar hiç öne geçmediler, yorulduğumda ise atak yapıp etap ve genel klasmana gitmeyi denediler. Önemli olan Merckx’le aradaki farkı açmaktı. Eğer diğerleri benim çeyreğim kadar çalışsa bile 5 dakika fark atardık.”

Etabı kazanan Thevenet kolunu Ocana’nın omzuna atarak rakibini teselli ediyordu: “Aramızdaki en güçlü açık ara sendin. Luis, yarın Merlette’te sarı mayoyu sen alabilirsin.” En güçlü olduğunu fark eden ve iştahı daha da artan Ocana’nın o akşam takımının Grenoble’daki oteline girdikten sonra söylediği ilk şey “Yarın atak yapıyoruz.” olmuş.

Grenoble’dan Orcieres-Merlette’e giden etabın sadece 134 kilometre olduğunu bilen Bic, bir saatlik bir ısınma sürüşünün ardından starta doğru hareketlendi. Isınma sayesinde şehirden yalnızca 12 kilometre uzaklıktaki günün ilk tırmanışı olan Cote de Laffrey’e hazırlardı. Yakıcı güneşin altında 8 kilometrelik %11 eğimli tırmanışta henüz önceki günkü takibinde kaybettiği gücü geri kazanamayan Merckx kariyerinin en acı dolu günlerinden birini yaşadı. Ön tarafta Agostinho ve Ocana’nın peş peşe yaptığı ataklara cevap verebilen isimler sadece Zoetemelk ve Van Impe’ydi. İber-Benelüks ortaklığı farkı açıyordu.

Ocana gerçekten günündeydi ve 60 kilometre kala kaçıştaki üçlüden koparak Defile de la Souloise’da solo kaçışına başladı. Sırada ise geçen sene kaza yaparak Fransa Turu umutlarını tükettiği Col du Noyer vardı. Geçen sene Col du Noyer sonrasında kendini sonunculukta bulan Ocana bu kez açık ara farkla birinciydi.

Turuncu-beyaz şapkasının gölgelediği yola odaklanmış kara gözler, kutsal yüzünü çevreleyen kalın koyu favoriler ve durmaksızın pedallara basan metronom bacaklar yol yükseldikçe takipçilerinden uzaklaşıyordu.

Noyer’in 1600 metrelik çıplak zirvesinde en yakın takipçilerinden dört, sayıca azalan Merckx grubundan beş buçuk dakika öndeydi. Van Impe diğer iki takipçisini geride bırakıp Ocana’nın peşine takılınca motosikletteki kara tahta bir kez daha düzenlendi. “40 (Van Impe’nin numarası) 5.15 geride, peloton 6.30” De Muer yavaşlamasını istiyordu: "Biraz yavaşla Luis, altı dakika farkın var.” Ocana’nın cevabı tarihe geçecek cinstendi: “Umurumda değil, yakında yedi olacak.”

Merlette kayak merkezindeki finişe varıldığında Van Impe neredeyse 6 dakika gerideydi. Merckx ve yarış boyunca taşıdığı diğer 9 yarışçı ise 8.42 fark yemişti. 3 saati aşan takibinin ardından bitkin düşmüş Merckx basına şu demeçleri veriyordu: “Hiç bisikletten inip bırakmayı düşünüp düşünmediğimi sorarsanız cevabım evet olur. Tükenmiştim… Luis’in yaptığı şey sıradışı. Herkese karşı çok üstündü.” O günün ziyaretçisi eski şampiyon Lousion Bobet de şaşırmıştı: “Efsanevi bir etaptı, Fausto Coppi’nin tek başına yaptığı ataklardan hiçbir farkı yoktu.”

Merckx’in şansına sonraki gün dinlenme günüydü. Gücünü toparlayan Merckx Marsilya’ya uzanan etapta iki takım arkadaşı ve altı rakiple birlikte henüz ilk inişten atağını yaptı ve 250 kilometreyi yakalanmadan tamamladı. Fark 2 dakika daha azalmıştı. Yarış Pireneler’e yaklaşırken Merckx bir zamana karşı daha kazanmış ve genel klasmanda ikinciliğe yükselmişti. Fakat zaman farkı hala 7 dakikanın üzerindeydi. Sadece zavallı bir iyimser Merckx’in yarışı buradan döndürebileceğine inanırdı. Merckx gibi.

Luchon’a giden 14. etap Portet d’Aspet, Mente ve Portillon tırmanışlarıyla kritik bir gün olmaya adaydı. Üçü arasındaki en sert yokuş olan Col de Mente’ta Merckx sürekli atak yapıyor ama Ocana hiç bırakmıyordu. Zirveye yaklaştıkça kara bulutlar belirginleşiyor, yağmur damlalarının sayısı katlanarak artıyordu. Şimşekler, gök gürültüleri, yağmur ve dolu eşliğinde Merckx inişte korkusuzca iniyor, Ocana önündeki tekeri takip ediyordu.

Merckx, İspanyol rakibinin aks açıklığının teknik bir inişte onu zorlayabileceğinin farkındaydı. Çünkü çamur, taşlar ve tekerleklerinin altından akan su inişlere çok daha hâkim bir isim olan Merckx’i bile zorluyordu. Sola doğru alınan bir U dönüşünde Merckx yol tutuşunu kaybetti ve alçak bir taş duvara doğru uçtu. Belçikalı hemen toparlanıp yoluna devam ederken bu kez yerde yatan Ocana’ydı. İki seyirci Merckx’in önünden çekilelim derken yoldan taşan Ocana’yla çarpışmışlardı. Sarı mayolu adam virajın dışındaki kayalarda, ayağı hala bisikletine bağlı yatıyordu. Ocana’yı görenler temkinli davranıp erken fren yapıyor, gerekirse ayaklarıyla bile yavaşlamayı deniyorlardı.

Neyse ki Ocana’nın sakatlığı ciddi değildi. Omzu ve dizindeki ağrıya rağmen ayağa kalkıp bisikletine dönüyordu. Neredeyse. Frensiz gelen Zoetemelk ve iki bisikletçi de yolun dışına taştı ve Ocana’ya son hız çarptılar. Ocana sırtında tarif edilemez bir acı hissetti ve sportif direktörü De Muer, yarış direktörü Jacques Goddet gibi görevliler yanına geldiğinde bilinci yarı açıktı. “Öleceğimi sandım. Babamı, karımı, kardeşlerimi ve oğlumu düşünüyordum.”

Yarış ambulansı tarafından taşındığı St. Beat’taki hastane Ocana’nın büyüdüğü Vila kasabasından sadece 20 kilometre uzaktı. Üç Tour’unun ikisi ambulans helikopterinde sona ermişti. Herhangi bir kırığı yoktu ama yıkılan Merckx’i yenme hayalleriyle karşılaştırıldığında bu haber hiçbir anlam ifade etmiyordu. Merckx sıradaki gün sarı mayoyu giymeyi reddetti: “Böyle lider olacağıma her gün savaşarak yarışı ikinci bitirmeyi tercih ederdim.”

İlahlaşma

Hayal kırıklığına rağmen İspanyol’u keyifli bir sezon sonu bekliyordu. Volta a Catalunya genel klasmanının yanında üç önemli zamana karşı yarışı daha kazandı: GP des Nations, GP de Lugano ve Trofeo Baracchi (Mortensen’le birlikte). 1972 sezonuna tek hedefle, Fransa Turu kazanmak için başladı. Dauphine’de kendi kendine yaptığı testlerden geçmiş, Tour’dan bir hafta önceki ulusal şampiyonayı solo atakla kazanmıştı. Sarı-kırmızı bayraklı mayosuyla Fransa Turu’na hazırdı.

Merckx’le son güne kadar savaşmaları bekleniyordu. İlk hafta sonunda Pirenelere varıldığında bu kanının altını dolduracak gelişmeler de yaşanmıştı. Yedinci etabın son tırmanışında Ocana ve Merckx 10 kişilik bir kaçışta atak yapmak için doğru anı bekliyorlardı. İkili sürekli birbirini kontrol ederken Ocana lastik patlattı. Önceki sene Merckx’in yaptığını bu kez Ocana yapıyor, yağmurlu havada rakibiyle arasındaki farkı inişi kullanarak azaltmayı deniyordu. Başarılı bir inişle farkı birkaç saniyeye indirmeyi başarmıştı da. Lakin şanssızlık Ocana’nın yakasını bırakmıyordu. Takım araçlarına çarpmamak için bir virajda çizgisini değiştirince yolun kenarındaki bariyerle çarptı ve kendisiyle beraber omurgasını kıran takım arkadaşı Alain Santy dâhil üç kişiyi daha düşürdü.

Ocana yağmur damlaları altında takibine devam etse de Merckx grubuyla arasındaki 2 dakikalık farkı kapatamadı. Sonraki gün Pau’dan Luchon’a giden kritik etapta Merckx’in de içinde bulunduğu kaçışa katılması sayesinde genel klasmanda üçüncü sıraya çıkan Ocana, Mont Ventoux etabının ardından ikinciliğe kadar tırmanmıştı. Alplerin henüz geçilmediği düşünüldüğünde üç dakikalık fark kapatılmayacak kadar fazla değildi. Fakat Ocana Pirene zirvelerini geçerken virüsü kapmıştı ve şiddetli bir grip geçiriyordu. 15. etapta bırakan Ocana, bir kez daha yarışı tamamlayamadı.

Yapılabilecek tek şey bir sonraki sezonu beklemekti. 1973 Ocana için yine çok iyi başladı. Toplam 30 yarış kazandığı sezonu Setmana Catalan ve Bask Turu’ndaki zaferlerle açan İspanyol bir türlü alt edemediği Eddy Merckx’le bu kez kendi evindeki büyük turda karşılaşacaktı. Merckx yarışa olağanüstü formda girince diğer yüz küsur yarışçıya kazanabilecekleri pek bir şey kalmadı. Ocana herhangi bir etap zaferine imza atamadan ikinci olmuştu. Merckx insanüstü formunu Giro’da Felice Gimondi’ye 7.42 fark atarak devam ettirirken Ocana da tekrardan Dauphine’yi kazanıyor, takvimin en önemli yarışına bir kez daha favori gidiyordu. Öncekilerden tek farkı, 73’te zaten 2 büyük tur koşmuş Merckx’in temmuzda Fransa’ya teşrif etmeyecek olmasıydı.

Hollanda’daki ilk etapta köpeğe çarparak başlayan Ocana için işler iyi gitmiyordu. Ertesi gün takım arkadaşı Jose Catieau, favorilerden Vanspringel ile kaçmış ve liderine 2.30 fark atmıştı. Vanspringel’e yardım ettiği için sinirlenen Ocana yakınıyordu: “Herkes bana karşıyken ne yapabilirim ki? Eğer böyle devam ederse, Fransa Turu’nu asla kazanamam.”

Sonraki etap takım arkadaşları Mortensen ve affettiği Catieau ile kaçıp pelotondan 3 dakika çalması sadece açılıştı. 7. etapta Mont Saleve zirvesini tek başına fethederken sarı mayoyu üzerine geçirecek, 8. etapta ise iyiden iyiye perçinleyecekti. Madeleine, Telegraphe, Galibier ve Izoard geçitlerini barındıran acımasız Les Orres etabındaki performansı yarış tarihindeki en unutulmazlardandı.

Vatandaşı Jose Manuel Fuente’nin Telegraphe’ta yaptığı atağı sadece Ocana, Thevenet ve Zoetemelk takip edebilmişti. ‘Cep Roketi’ Galibier’nin zirvesine kadar durmaksızın atak yapsa da Ocana’yı dökmeyi başaramadı. Geçilecek 180 kilometre daha olmasına karşın gözlerden uzaklaşan iki İspanyol’u bir daha hiçbir yarışçı göremeyecekti. Izoard zirvesinde Thevenet ve Fransız tırmanışçı Mariano Martinez ile 4.15, diğer favorilerle ise 10 dakika kadar fark vardı. Thevenet inişte farkı 3 dakikaya kadar çekti ama daha fazla yaklaşamadı. Uzun süredir Ocana’nın arka tekerinden ayrılmayan Fuente’nin lastiğinin patlatmasıyla Ocana’nın insanüstü eforu başlamış oldu. Ocana altı saattir en önde rüzgara karşı sürüyor da olsa hızını hiç kesmedi ve etabı Fuente’den bir, Martinez ile Thevenet’den yedi ve Zoetemelk, Vanspringel, Van Impe gibi favorilerden 20 dakikadan fazla çalarak tamamladı.

12 gün sonra Paris’te hayaller gerçek olmuştu. Thevenet’ye 15 dakika 51 saniye, vatandaşına 17 dakika 15 saniye fark atması tartışmalara noktayı koymuştu. Bazıları Merckx’in bile bu yarışı Ocana’nın elinden alamayacağını söylüyordu. Uzun süre boyunca yarışı takip eden L’Equipe muhabiri, yazar Antoine Blondin’e kulak veriyoruz: “Luis Ocana’nın şu an keyfini çıkardığı yüceltilme hissi ve bunu başarma şekli hem onun hem bizim için büyük bir ödül. Artık Merkcx’in monarşisine isyan eden sağlam bir rakip var. Belçikalının yokluğunun İspanyol’un zaferinin değerini azaltmadığını belirtmeye gerek var mı bilmiyorum. Bu Fransa Turu’ndaki rakiplerinin hepsi elbette vasıfsız, kaybetmeye alışkın isimler değildi.”

Birkaç hafta sonra Merckx’in eline tacını Ocana’dan geri almak adına bir fırsat geçti. Barcelona’daki 14.6 kilometrelik parkurun 17 kez turlanmasından oluşan Dünya Şampiyonası’nda 248 kilometre sonrasında sadece 4 bisikletçi kazanma şansını sürdürüyordu. Merckx, genç takım arkadaşı Freddy Maertens, Gimondi ve Ocana.

Bu uzun, sıcak günde avantaj kişi sayısına bakıldığında Belçikalılardaydı. Sprint öncesinde Maertens Merckx’e yardımcı olarak onu ideal konuma taşırken Gimondi ve Ocana da hemen peşlerindeydi. Maertens sprinti açtı, Merckx’i taşıdı ve işi bitince arkasına bakıp Merckx’in onu geçmesini bekledi. Fakat ‘Yamyam’ bir türlü istediği hıza ulaşamayınca sahne İtalyan Gimondi’ye kaldı. İkinci Maertens hayal kırıklığına uğramış, üçüncü Ocana ise şaşırmıştı: “Eddy Merckx’in böyle bocalayabileceğini düşünmemiştim. Pes etmiş, arkada bekliyordum. Olanları fark ettiğimde hızımı arttırmaya çalıştım ama çok geçti. 20 metre daha olsa dünya şampiyonuydum. Böyle kaybetmek sinir bozucu.”

Ocana dört sene daha yarışsa da bir daha önemli bir yarış kazanamadı. Unvanını korumaya hazırlanırken Midi Libre’de yaptığı kaza planlarını altüst etti. Kalan 3 yılda ise asla eski formuna kavuşamadı. En iyi sonucu 1976 Vuelta’sında sürpriz galip Jose Pesarrodona arkasında ikinci olmasıydı.

Emekliliğinden sonra, zamanının çoğunu ailesine ve Armagnac’taki şaraphanesine adadı. Bazı yarışlarda radyo yorumculuğu yaptı. 1979 Fransa Turu’nun dinlenme gününde bir dağ yamacında ATV kullanırken yaptığı kaza neredeyse hayatına mal oluyordu. Büyük turlar, haftalık turlar, zamana karşılar ve dünya şampiyonalarındaki performansı (eğer zaten zirvede değilse) onu en iyi birkaç İspanyol bisikletçiden biri yapmak için yeterli.

Ocana babasıyla aynı yaşta, 50. doğum gününden iki hafta önce vefat etti. Ona da kanser teşhisi kondu, muhtemelen önceden karaciğerinde yaşadığı hastalıkla bir bağlantısı vardı. Ailesi yalanlasa da bir zamanların Fransa Turu şampiyonunun maddi sıkıntıda olduğu söylentileri bir dönem yayılmıştı. Sebebinin ne olduğunu bilmesek de, Luis Ocana 19 Mayıs 1994 günü Caupenne d’Armagnac’taki evinde hayatına bir kurşunla son verdi. Trajik şampiyonun sonu da bir o kadar trajik olmuştu.

Yazının orijinal hâli: https://pelotonmagazine.com/features/luis-ocana-the-only-man-to-humble-eddy-merckx/

Milano - San Remo

Milano - San Remo : Nibali ile röportaj

17 SAAT ÖNCE
Bisiklet

UCI'den Dylan Groenewegen'e kınama geldi

05/08/2020 AT 21:52
Related Topics
BisikletAxel Merckx
Share this with
Copy
Share this article