Yorulduk | Tur Günlükleri #7

Son iki etabına girilen TUR, içindeki herkes için bir dayanıklılık testi. Etapların, transferlerin, uykusuzluğun ve güneşin getirdiği yorgunluk hissediliyor.

Tour of Turkey 2026, Stage 6

Görsel kaynağı: Getty Images

Dün, Türkiye Turu’nun son zirve finişi olan Feslikan geçildi. Genel klasmanda birinci Sebastian Berwick ve ikinci Ivan Sosa arasında sadece beş saniye olduğundan yarış bitmiş değil. Ancak neredeyse yarışta bulunan herkes TUR çoktan bitmiş gibi hissediyor. Belki bir yarış olarak değil, ama bir deneyim olarak bitmiş gibi.
Önce, en net kısmı söyleyeyim. Hem ben hem de burada bulunan basın mensuplarının birçoğu, böyle bir yarışta bir hafta bulunmayı büyük bir şans olarak görüyoruz. Mutluyuz, çalışıyoruz, keyifliyiz. Öte yandan, TUR çok yorucu bir deneyim ve son günlerde yorgunluk artıyor, tahammül azalıyor.
Bugün her sene geçilen dümdüz Antalya-Antalya etabı var, yarın ise Ankara-Ankara etabı. Yani iki etap daha var ama bizim için birçok şey bitti. Mesela tırmanışlarda bisikletçilerin peşinde koşarak çığlık atmak bitti, güzel tatil beldelerinde denize girmek bitti, antik kentler bitti, enerjimiz bitti, hepimizin en yorucu tatili olan TUR da bitmek üzere. Elimizde iki günde iki metropol ve onların arasında 500 kilometreyi aşan bir transfer kaldı.
picture

Tour of Turkey 2026, Stage 6

Görsel kaynağı: Getty Images

Bugünkü Antalya etabı, son yıllarda TUR’un hep ilk etabı olarak koşulmuştu. Bu yüzden, parkuru yarışın son günlerinde geçmek kötü hissettiriyor. Her zaman çok heyecanlı geldiğimiz, tahmin oyunları oynadığımız, kuru pasta yediğimiz ve uzun süredir görmediğimiz basın arkadaşlarımızla hasret giderdiğimiz etap, bu sene en yorgun anımızda, ‘artık bitse de gitsek’ dediğimiz bir günde bizi buldu. İnanın, Antalya’da beklenen yağmurlu havanın da etkisiyle herkes önce Ankara’ya gitmeyi, oradan da İstanbul’daki (veya başka bir ildeki) evine gitmeyi bekliyor olacak. 
Yorgunluk, Ankara etabına dair hislerimizi de etkiliyor. Önceki edisyonlarda, uzun transfer sonrası yapılan son etaplar hep buruk geçti. Ofisten çıkmaya tam beş dakika kalmışken patron tarafından iş kitlenmiş gibi, etap çoktan bitmiş de 50 dakikadır podyum izliyormuşuz gibi hissettirdi. Artık kendi yatağımıza yatmak, sıcak-soğuk ayarını bildiğimiz banyomuzda duş almak, her gün valiz doldurup boşaltmamak, pek sevmesek de okulda veya işyerinde yemeye çoktan alıştığımız yemekleri yemek istiyoruz.
Antalya’dan Ankara’ya yapacağımız 500 kilometrelik transfer de tek akşam için elbette fazla. 13.30 gibi etap bitecek. 14.30’da çıksak, altı buçuk saat yol ve bir saat dinlenme, 22.00’de Ankara’dayız. Otele 22.30’da yerleşsek, yarın sabah 9.00 gibi imza töreni için start noktasında olmamız gerek.
Pazartesi sabahı yurttaki ranzamızın alt katında, oda arkadaşımın alarmıyla boşu boşuna uyandığımda kendimi birkaç saniye Marmaris’te falan sanacağımı, ‘Bugün nereye geçiyorduk ya?’ diye düşüneceğimi biliyorum. Ama uzun transfer mesafeleri, 30 dereceyi aşan hava, geç uyuyup erken kalkmak ve ensemdeki güneş yanığı beni hakikaten yordu. Bisikleti ne kadar sevsem de yeniden derse girmek, yarış izlemektense bana daha iyi gelecek.
Yazı: Emre Köseoğlu
Uygulamada 3M+ kullanıcı'a katılın
En son haberler, sonuçlar ve canlı spor yayınları ile güncel kalın
İndir
Bu yazıyı paylaş
Reklam
Reklam