Panama Kanalı’na yürüme mesafesindeki küçük yerleşim yeri El Chorillo’nun arka sokaklarında bir çocuk elinde kerpeteni ile küçük ama kararlı adımlarla ilerliyordu. Kalbinin atışları ve hissettiği gerilimin sebebi ABD ve ülkesi Panama arasındaki tansiyondan başka bir şey değildi.
Panama Kanalı’nı inşa eden ve kanal bölgesinin kontrolünü elinde bulunduran ABD, başkent Panama City ve Kanal Bölgesi arasına bir duvar örmüştü. Bu duvar kanal bölgesine ulaşmayı tam olarak engellemese de iki ülke arasındaki düşmanlığı körüklemişti.
Piyasadaki en iyi meyveler ABD’nin kanal bölgesindeydi. İki bölge arasında bir çit vardı; çocuğun elindeki kerpeten bu çit içindi. Roberto isimli çocuk ailesine yardım için bu çitleri geçip mango ağaçlarından meyve toplardı. Amerikan-Meksikalı babası, o henüz üç yaşındayken Arizona’ya dönerek ailesini terk ettiği için Roberto’nun sokakta oynaması için çok fazla zamanı olmadı. Ayakkabı boyadı, gazete ve mango sattı.
Boks
"Joshua'nın daha fazla silahı var"
DÜN - 22:44
Amerikan askerleri beni ve arkadaşlarımı fark edince havaya ateş açardı. En azından sekiz yaşında bir çocuğa ateş etmek yerine onu korkutmayı seçiyorlardı.
Aynı Amerikan askerleri 1989 yılında Panamayı bombardımana tuttuğunda ölenlerin çocuk mu, kadın mı, yaşlı mı olduğunu umursamadı. Eski bir CIA ajanı olan Norriega’nın ülke yönetiminden devrilmesi için başlatılan “Operation Just Cause” kapsamında insan hakları örgütlerinin sayılarına göre 3500’e yakın sivil hayatını kaybetti.
https://i.eurosport.com/2020/06/15/2833210.jpg
Roberto, 25 yaşına geldiğinde tanışabildiği babası Margarito’nun yokluğunda ailesine yardım etmekten eğitim hayatına hiç zaman ayıramadı. İlk öğretmeni Nestor “Plomo” Espinosa oldu. Tarih, matematik ya da fen bilgisi öğretmiyordu. Neco de La Guardia isimli salonunda Roberto’ya en çok yardımı olacak şeyi, dövüşmeyi öğretiyordu.
O dönem Panamalılar için savaşmak, mücadele etmek öncelikliydi. 9 Ocak 1964 tarihinde bir grup öğrenci Balboa Lisesi’nde Panama bayrağının göndere çekilmesi için yürüyüş yaptı. Yetkililer bu öneriyi reddedince olaylar şiddete dönüştü. Kanal Bölgesi yetkilileri öğrencilere biber gazı sıktı. Hem kanal bölgesinde hem de Panama City’de birçok yer maddi hasara uğradı. 28 Panamalı hayatını kaybetti. O günden bugüne 9 Ocak Panama’da Şehitler Günü olarak anıldı.
17 yaşındaki Roberto, 1968'in şubat ayında ilk profesyonel maçına çıktı. 1972’de 21 yaşındayken New York Madison Square Garden’da 44 maçta sadece bir yenilgisi bulunan İskoç Ken Buchanan’ı 13. rauntta teknik nakavtla yenerek WBA hafif sıklet dünya şampiyonu oldu.
https://i.eurosport.com/2009/05/18/521439.jpg
Esteban De Jesus’a karşı ilk yenilgisini aldığı maçı, 10 raunt sonunda puanla kaybetmişti. İki yıl sonra intikamını nakavtla aldı. Esteban maçı 1980 yılına kadar ilk 73 maçında aldığı tek yenilgi oldu. Esteban ile üçüncü kez dövüştüğü maçta WBC ve WBA kemerlerini birleştirdi. Bu maç hafif sıkletteki son maçı oldu ve sıklet yükselterek yarı orta sıklete geçiş yaptı.
Duran’ın kariyerinde yaptığı sıçramadan bir yıl önce 1977 yılında ABD ve Panama arasında aşamalı olarak ABD’nin Kanal Bölgesi üzerindeki hakimiyetinin ortadan kaldırılacağına dair anlaşma imzalandı. Panama Başkanı Omar Torrijos ve Jimmy Carter anlaşmanın taraflarıydı. Bu anlaşma Panamalıları bir nebze olsun sakinleştirse de iki ülke arasındaki gerginlik devam etti.
Roberto Duran’ın ringlerdeki yükselişi devam ederken sosyal adalet için savaşan Panama için bir sporcudan çok daha fazlasını ifade ediyordu. O, fakirlerin ve sosyal haklardan mahrum kalmış bir halkın şampiyonuydu. Ringe çıktığında onları temsil ediyordu. Boks tekniği azımsanmayacak kadar iyiydi; ne de olsa efsane antrenör Ray Arcel ile çalışıyordu. Onu dünya şampiyonu yapmış zirveye çıkmasına yardım etmişti. Ama Duran’ın alametifarikası maço duruşu ve sert yumrukları oldu. “Taş Eller", ringe çıktığında vurduğu sert yumruklar nedeniyle bu lakabı almıştı. Kendisinin de onayladığı bir hikâyeye göre sol kroşesiyle bir atı yere devirmişti. Bugün bu olayı anlatırken bir hayvana zarar verdiği için pek de gurur duymuyor olsa da bir zamanlar ne kadar güçlü olduğuna dair akılda kalıcı bir olay olduğu aşikâr.
Stil olarak Muhammed Ali ya da Sugar Ray Robinson değildi. O, olsa olsa orta sıkletin Joe Fraizer’ı olurdu. Stilinin benzediği söylenen Fraizer’a “Roberto Duran’ı kime benzetiyorsunuz?” diye soruldu. Cevap oldukça ilginçti: "Charles Manson."
Dört Kral Dönemi'nin olimpiyat şampiyonu boksörü ve 27 maçta yenilgisiz Sugar Ray Leonard'la yaptığı maç iki büyük boksörün buluşmasının yanında Panama-ABD düellosu şeklinde algılandı. Leonard favori olan taraftı. Kariyerinde yenilgi yüzü görmemişti. WBC yarı orta sıklet unvanını ikinci kez korumak için altın madalya kazandığı Montreal’e geri dönecekti. Herkesin onu seveceğini düşünmesi oldukça doğaldı. O iyi, Duran ise kötü adamı oynayacaktı.
https://i.eurosport.com/2014/11/01/1343414.jpg
Duran ise bu maça gelirken kariyerinde yaptığı 72 maçın 71’ini kazanmıştı. Akıl oyunlarını iyi bilen bir adamdı. Kötü adam rolüyle seyircinin antipatisini kazanmak yerine onlarla yakın iletişim kurmayı tercih etti. Herkesle konuştu, imza dağıttı ve sevgilerini kazandı. Leonard ise daha soğuk kaldı. Duran’ın ifadesine göre ajanlarını onun yanına yolluyordu.
“Leonard’ın kardeşi yanıma geldi. Ona kardeşinin 3-4 gün sonra devrinin biteceğini, ringde onu öldüreceğimi söyledim. Mike Tyson yokken ben vardım. İnsanlar beni gördüklerinde altlarına yapardı. Ringlerin korkulan adamıydım. Amerikalılar daha önce benim gibi bir adamla karşılaşmamıştı. Tipim bile onlara farklı geliyordu. Onlara göre ben şeytanın ta kendisiydim.”
Bu maçla ilgili enteresan bir olay da karşılaşma öncesi yapılan sağlık kontrollerinde Roberto Duran’ın çekilen EKG’sinde kalbinde ritim bozukluğunun açıklanması oldu. Bu olay Duran’ın deneyimli antrenörü Ray Arcel’e de soruldu. Bilge adam sakindi. “Bu doğru olamaz, çünkü onun kalbi yok.”
Maçtan önce, maç içinde ya da sonrasında Duran rakibinin aklına girmeyi başardı. Duran’ın hayatını anlatıldığı film Taş Eller'in yönetmeni Jacubowicz’in doğruladığı ama Duran’ın kendisinin inkâr ettiği bir hikâye vardı. Jakubowicz, bu konuyla ilgili olarak Sugar Ray Leonard’ın kendisi ve antrenörü Angelo Dundee ile görüştüğünü ve bu iki ismin anlatılanları doğruladığını söyledi.
İki boksör maçtan bir gün önce tartım verirken Duran, Leonard’ın karısına dönerek: “Kocan yeterince iyi değil, onu yendikten sonra seni becereceğim” demişti. Duran, bu olayın yaşanmadığını iddia ediyordu ama bir şekilde Leonard’ı ölesiye kızdırdı ve dövüşmeye zorladı. Leonard çok teknik bir boksördü. Ali gibi iplerde gezinirdi ama o gün kuralları koyan Duran’dı. İki boksör de birbiriyle kırışmak için ringe çıktı. Birbirlerini cezalandırmak istiyorlardı. Leonard tartımda ve öncesinde kendisine edilen hakaretleri düşünüyordu. Saldırıyordu. Duran telleri keserek çaldığı Amerikan mangolarını düşünerek vuruyordu. Ailesine bakmak için sattığı gazeteleri, boyadığı ayakkabıları düşünerek saldırıyordu. Panama için vuruyordu.
Her bir raunt birbirinden heyecanlı geçti. İki aslan birbirine kükrüyordu. İki horoz kan gördükçe birbirlerine dikleniyordu. Bu mücadelede öfke vardı; gurur vardı. Kazanmaktan fazlasını istiyorlardı. Maçın sonunda Leonard’ın antrenötü Dundee maçı şöyle özetliyordu. “Leonard, ringe kimin daha güçlü olduğunu göstermek için çıktı. Duran her zamanki Duran’dı. Sorun Leonard’ın da 'Duranlaşmasıydı'. Kazanan ortak kararla Roberto Duran oldu. Bu galibiyet sadece bir boksörün diğerini yenmesi değildi. O gün kazanan Panama olmuştu.
https://i.eurosport.com/2020/06/15/2833213.jpg
Organizatörler Don King ve Bob Arum bu maçta para kaynağının gürül gürül aktığını gördüler. Menajer Carlos Elata ve Don King hemen barajı kurup enerji üretmek istiyorlardı. İşçilerin yorgun olması ya da biraz eğlenmek istemesi kimsenin umurunda olmadı. Roberto Duran zafer sarhoşuydu. Milli kahraman ve dünya şampiyonu olmuştu. Partiden partiye koşuyor, ziyafetten ziyafete geçiyordu. Yedi, içti, antrenman yapmadı ve kilo aldı. King ve Elata ise hemen bir rövanş istiyordu. Kulağa çılgınca gelse de istedikleri buydu. Paranın kokusunu almışlardı. İlk maçtan Leonard 10 milyon almıştı. Bu tarihte o güne kadar bir boksörün aldığı en büyük paraydı. Maçın gelirleri de aynı doğrultuda fazla olmuştu. Rövanş maçında bu kazancın üzerine çıkacakları kesindi.
Menajer Eleta, Eylül sonunda hala partilerde gezen Duran’ın yanına geldiğinde maçın Kasım ayına ayarlandığını söyledi. Duran’ın ciddi bir kilo fazlası vardı. Maç 25 Kasım’da yapıldı. Duran daha ringe çıkmadan kaybetmişti. 83 kilodan 66 kiloya düştü. Mide krampları ile boğuşuyordu. New Orleans’ta yapılan maç tarihe geçen bir sona sahne oldu. Bu maçın hayaleti Duran’ın peşini hiçbir zaman bırakmadı. Sekizinci rauntta Duran artık boks yapamıyordu. Leonard ise çok rahattı ilk maçın intikamını alıyordu. Duran döndü ve köşesine gitti. Rivayete göre “No Mas” dedi. "Artık yeter, daha fazlasını istemiyorum." Duran maçı bırakıyordu. Pes ediyordu. Ray Arcel, köşede çıldırdı. Efsane Arcel’in boksörü maçı bırakıyordu. Herkesin korktuğu, insanların görünce kaçacak delik aradıkları adam pes etmişti.
Kariyerini tanımlayan bu eşleşmeden sonra inişler ve çıkışlar yaşadı. Eşi Fula Duran’ı çok zorlayacak bir özel hayatı oldu. Ringlerde Wilfred Benitez, Kirkland Laing mağlubiyetleri de düşüş döneminin sembolü oldu. Ama Duran kolay pes edecek adam değildi. 1983 yılında Davey Moore ile WBA süper yarı orta sıklet unvan maçını teknik nakavtla kazandı. Unvanlarına, üçüncü bir yeni sıklet eklemişti.
Dört Kral Dönemi'nin gereklerini yerine getirme vakti gelmişti. Herkes birbiriyle dövüşecekti. Önce Marvin Hagler ile orta sıklette WBC, WBA ve IBF unvanları için dövüştü. Ortak kararla kaybetti. Yedi ay sonra Thomas Hearns ile Las Vegas’ta karşılaştı. Duran bu defa teknik nakavtla kaybetti. İnişleri, çıkışları ve heyecanı bol, her an insanın yüreğini ağzına getiren roller coaster gibi bir hayatı vardı. Beş senede süre zarfında basamakları tekrar çıktı. 1989 yılında Thomas Hearns’ü nakavt eden Iran Barkley’i ayrı kararla mağlup ederek WBC orta sıklet unvanını kazandı. Bu sonuçla Duran tarihte dört sıklette dünya şampiyonu olan üçüncü isim oldu. Barkley mücadelesi Ring Dergisi tarafından 1989 yılının maçı seçildi.
https://i.eurosport.com/2020/06/15/2833211.jpg
Bütün bunlar olurken Roberto Duran 38 yaşındaydı. Aynı yıl ülkesi Panama’nın tarihini değiştirecek bir seçim yaşandı. Eski CIA görevlisi Manuel Noriega "de facto" olarak ülkeyi yönetiyordu. 1989 seçimlerinde rakibi Guillermo Endara’ya kaybetti. Seçimden sonra Noriega ABD’nin seçimlere müdahale ettiğini düşünerek çekilmeyi kabul etmedi. 15 Aralık 1989’da ABD askerlerine öfkeli bir kalabalık tarafından saldırılması ve bir tanesinin ölümcül bir şekilde yaralanmasının ardından iki ülke arasında tansiyon yükseldi. Beş gün sonra ABD güçleri Panama’ya girdi. “Operation Just Cause” denmişti bu operasyona: Haklı Sebep Operasyonu
Operasyonun asıl amacı Noriega’yı düşürmekti. Panama Savunma Kuvvetleri karargâhına yapılan saldırılar ve bombardımanlar sonrasında El Chorillo mahallesine de yayıldı. Bu mahalle Roberto Duran’ın bir zamanlar sokaklarında koşuşturduğu, derme çatma salonunda boks yaptığı mahallesiydi. Birkaç saat sonra Noriega indirildi. Endara resmi olarak görevi aldı. Ama olan masumlara ve şehre olmuştu. Pentagon çatışmalar esnasında 516 Panamalının öldüğünü açıkladı. İnsan hakları gruplarının verdiği sayılara göre ölü sayısı 3,500’den fazlaydı.
ABD Başkanı George W. Bush,-Baba Bush- Panama operasyonunun sebeplerini şöyle sıralıyordu: Birkaç gün önce bir ABD’li denizci öldürülmüştü ve Panama’da yaşayan 35000 ABD vatandaşının hayatı tehlikedeydi. Panama’da demokrasi ve insan haklarının korunması gerekiyordu. Panama kara para aklamanın ve uyuşturucu trafiğinin merkezi haline gelmişti. Noriega Panama Kanalı’nın tarafsızlığını tehdit ediyordu. ABD bu ve benzer gerekçeleri yıllar sonra tekrar kullandı.
Roberto Duran, ABD müdahalesinden iki yıl sonra 1991 yılında UPI’ye (United Press International) verdiği demeçte şunları söyledi. “Bugün Panama Noriega diktatörlüğünden daha kötü durumda. Bugün Noriega döneminden daha fazla uyuşturucu, suç ve fahişelik var. Sokaklarda güvenli bir şekilde dolaşamıyorsunuz. Silahlı soyguncular tarafından her an soyulma tehlikesi ile karşı karşıyasınız.“ Roberto Duran zamanında Noriega ile iyi ilişkileri olan bir adamdı. Cinayet, işkence ve yolsuzluk gibi suçlamalarla itham edilen Noriega’nın Panama’da yargılanmasını istiyordu. Bu isteği gerçekleşmedi.
https://i.eurosport.com/2021/02/28/3003441.jpg
1989 yılının bir başka önemli olayı da Roberto Duran ve Sugar Ray Leonard arasındaki üçüncü ve son karşılaşma oldu. Duran, rakibinin kaşını açmayı başarsa da maçın galibi Leonard oldu.
Duran 50 yaşında profesyonel boksu bıraktı. Son maçını Hector Camacho ile yaptı. 1983 ve 89’da Ring Dergisi tarafından tarihin en iyi geri dönüşü ödüllerini kazandı. Bunu iki kez başaran tek isim oldu. 2001 yılında tarihin en iyi hafif sıkleti olarak gösterildi. Boksun onur listesinde yerini aldı.
Hayatı ülkesi Panama’nın tarihi gibiydi. Fakirlik içinde büyüdü, bağımsızlık savaşı verdi. Kendi kendisini bitirdi. Tekrar yükseldi. Dışarıdan müdahaleler oldu. Direndi ve tekrar zirveye çıktı. Hayatın gri tarafındaydı. Bir kahramandı ama tamamen iyi bir kahraman değildi. Hayatın ta kendisiydi. ABD’nin yarattığı çizgi romanlardaki gibi değildi. ABD’nin tasvir ettiği suçlu, uyuşturucu ile ilişkili bir Hispanik değildi. Ringde devleşen, rakiplerinin korkulu rüyası, seyircileri mest eden yıldız bir Latin Amerikalıydı. Halkın içinden çıkmıştı. İyi ya da kötü; o Panama’nın kahramanıydı.
Yazı: Cihat Gemici
Boks
Félix Verdejo Cinayetle Suçlanıyor
04/05/2021 - 22:52
Boks
Saul Canelo Alvarez: Tarçın
22/04/2021 - 17:38