Formula 1

Michael'ın kardeşi

Share this with
Copy
Share this article

Beendet seine Karriere: Ralf Schumacher

Image credit: SID

ByEurosport Türkiye
08/07/2020 at 14:40

Engin Bakırburç, Ralf Schumacher’e dair yazdı.

Spor dünyasında bir akraba ile aynı yola girmek kolay değildir. Başarılı bir akraba ile aynı kariyer basamaklarını tırmanmaya çalışmak ise hiç kolay değildir. Kişi ister istemez akrabasıyla kıyaslanır ve bu sebeple hiçbir zaman tek rakibi kendisi olamaz. Formula 1'e "bir dünya şampiyonunun kardeşi" olarak adım atan Ralf Schumacher için de durum böyleydi.

Ağabeyinden altı buçuk yıl sonra dünyaya gelen Ralf, henüz üç yaşında kartingle tanıştı. Doksanlı yılların ilk yarısını karting ve F3 serilerinde mücadele ederek geçirdi. 1996 yılında Formula Nippon Şampiyonası'nda yer aldı ve sezonu iki galibiyetle şampiyon olarak noktaladı.

Formula 1

Günler sonra gelen zafer

06/04/2020 AT 12:21

Alt serilerde gösterdiği başarılı performansların ardından 1997 yılında Formula 1'in kapıları kendisine açıldı ve sezon başında Jordan-Peugeot takımı ile sözleşme imzaladı. Bu sırada ağabeyi iki kez dünya şampiyonu olmuştu bile. Michael'ın bu başarıları, Ralf hakkında önyargılara sebep oldu. Sporseverlerin bir kısmı Ralf'in ağabeyi sayesinde F1'e adım attığını düşünüyor ve ona karşı çekimser bir tutum sergiliyordu. Ralf ise kariyerinin henüz üçüncü yarışında podyuma çıkarak soyadı sayesinde değil yeteneği sayesinde orada olduğunu herkese kanıtladı.

O sezon 17 yarışın yedisinde bitiş çizgisine ulaşabilen Ralf, Japonya haricinde damalı bayrak gördüğü bütün yarışlardan puan almayı başardı ve sezonu 13 puanla 11. sırada tamamladı. Ağabeyi ise aynı sezon son yarışa kadar Williams pilotu Jacques Villeneuve ile şampiyonluk için mücadele etti fakat son yarışta Villeneuve'ün aracına kasıtlı olarak çarptığı gerekçesiyle FIA tarafından şampiyonadan ihraç edildi. Böylece Ralf, çaylak sezonunu iki kez dünya şampiyonu ağabeyinin önünde tamamlamış oldu.

İkinci sezon, kendisi için daha zorlu geçecekti. Hakkındaki önyargıları yerle bir etmeyi başarmıştı fakat artık çaylak bir pilot değildi ve geçen seneye göre daha zorlu bir takım arkadaşına sahipti. Benetton'un yolunu tutan Giancarlo Fisichella'nın yerine gelen isim, 1996 yılının dünya şampiyonu Damon Hill'di. Bu değişiklikle birlikte Ralf'in karşısındaki şampiyon sayısı ikiye yükselmişti. Artık yalnızca ağabeyi Michael ile değil, bir diğer şampiyon Damon Hill ile de kıyaslanacak ve mücadele etmesi gerekecekti.

Michael'in Mika Hakkinen, Ferrari'nin de McLaren ile şampiyonluk mücadelesi verdiği 1998 sezonuna Jordan, takım olarak oldukça kötü başladı. İlk sekiz yarıştan puan çıkaramayan takım, dokuzuncu yarış ile birlikte yükselişe geçti ve yılın ilk puanı Silverstone'da Ralf ile geldi. Sezonun en büyük başarısı ise Belçika'da elde edildi.

Yoğun yağmur altında başlayan yarış henüz ilk virajın çıkışında yaşanan ve ondan fazla pilotun karıştığı büyük bir kaza nedeniyle durduruldu ve yeniden başlatıldı. İkinci startın ardından liderliği ele geçiren Damon Hill, ilk birkaç turun ardından yerini koruyamadı ve ilk sırayı Michael'a kaptırdı. Bu esnada Ralf ise yedinci sıradaydı.

25. tura girildiğinde Michael, ikinci sıradaki Damon Hill'in açık ara önünde, rahat bir şekilde liderdi. Ralf ise üçüncü sıraya kadar yükselmişti ve Damon'la arayı yavaş yavaş kapatıyordu. Michael, hemen önündeki David Coulthard'a tur bindirmek üzere Pouhon'a doğru hızla ilerliyordu. Coulthard turu yemek için kenara çekilmek yerine yarış çizgisi üzerinde yavaşlamayı tercih etti. O sırada düzlükteydi ve Michael'in pistin boş tarafından geçip gideceğini düşünüyordu fakat öyle olmadı. Yağış devam ediyordu, pist ıslaktı ve aracın yarattığı sprey, arkadaki pilotun görüşünü neredeyse sıfırlıyordu. Coulthard ile arasındaki mesafeyi fark edemeyen Michael, Mclaren'e arkadan çarptı. Ferrari'nin sağ ön süspansiyonu kırıldı ve tekerleği yerinden koptu. Michael, kalan üç tekerleğin yardımıyla pite döndü. Aracını Ferrari garajına çeken Alman pilot yarışa ise "McLaren" garajında veda etti. Bir tur gerideki rakibinin yanlış tercihi onu zaferinden etmiş ve çileden çıkarmıştı.

Damon Hill yarışın yeni lideriydi. Ralf ikinci sıradaydı ve fark kapanmaya devam ediyordu. Sekiz yıllık tarihinde galibiyet dahi bulunmayan Jordan takımı için yarışı ilk iki sırada bitirmek, başka bir deyişle "duble yapmak" son derece önemliydi. Son turlarda Ralf farkı bir saniyeye kadar indirmişti ve liderliği ele geçirebilecek kadar hızlıydı. Damon'ın ise zaferi takım arkadaşına armağan etmek gibi bir niyeti yoktu. Tecrübeli pilot, Ralf'in farkı kapattığının bilincindeydi. Telsizden pit duvarı ile pazarlığa girerek ilk iki sıra ile birlikte elde edilecek 16 puanın takım için önemli olduğunu belirtti. Kendisi ile mücadeleye girmemesi konusunda Ralf'e emir verilmesini istiyordu. Kısa bir pazarlığın ardından Damon'ın isteği gerçekleştirildi ve Ralf, kariyerinin olası ilk galibiyetini yalnızca bir saniye ile takım arkadaşına bırakmak zorunda kaldı.

Belçika'daki galibiyet, Damon Hill'in o sezon elde ettiği tek podyumdu. Ralf ise sonraki yarışı üçüncü bitirerek bir kez daha podyuma ulaştı. O günkü podyum seremonisi Schumacher ailesi için ayrı bir anlam ifade ediyordu çünkü 13 Eylül 1998 günü Monza'da koşulan o yarışın galibi Michael'dı. Yarışın ardından iki kardeş ilk kez beraber podyuma çıktı.

Sezon sona erdiğinde Ralf, 14 puanla pilotlar klasmanında 10. sıradaydı. Damon Hill ise 20 puanla beşinciydi. Eğer Belçika'da takım emri uygulanmamış ve Ralf, Damon'ı geçmiş olsaydı Ralf'in puanı 18 olacak, Damon ise 16 puanda kalacaktı.

1999 yılının başında Ralf'in hayatında yepyeni bir sayfa açıldı. Williams takımı ile macerası altı sezon sürecekti. Takımdaki ilk sezonu oldukça başarılı ve istikrarlıydı. Ferrari ile Mclaren'in şampiyonluk için çekiştiği ve diğer takımlardan açık ara üstün olduğu sezonu üç podyum ve 35 puanla pilotlar şampiyonasında altıncı sırada tamamlamayı başardı. Takım arkadaşı Alessandro Zanardi ise sezonu puansız kapattı ve Williams yalnızca Ralf'in topladığı 35 puanla birlikte takımlar şampiyonasını beşinci sırada bitirdi.

Sezonun galipleri takımlarda Ferrari, pilotlarda ise McLaren pilotu Mika Hakkinen'di. Ralf'in ağabeyi ise Silverstone'daki yarışta bacağı kırıldığı için sonraki sekiz yarışın altısında mücadele edemedi ve katıldığı on yarışta elde ettiği 44 puanla ancak beşinci olabildi.

2000 yılında Ralf, önceki sezona göre daha az puan toplasa da şampiyonayı bir sıra daha önde bitirdi. 24 puan topladığı sezonu üç podyumla beşinci sırada tamamladı. Williams ise toplam 36 puanla üçüncü sırayı elde etti. Ralf'in ağabeyi ise kariyerinin üçüncü şampiyonluğunu elde etmekle meşguldü.

Bir sonraki yıl takıma Juan Pablo Montoya katıldı. Ralf ile aynı yaştaydı. O yıl takım içerisinde yakalanan uyumla birlikte hem Williams hem de Ralf adeta uçuşa geçti. Takımın 17 yarışta elde ettiği dört galibiyetin üçü Ralf'e aitti. Bu zaferlerin ilki 15 Nisan 2001 tarihinde, sezonun dördüncü yarışında geldi. Imola'da gelen bu zafer, aynı zamanda Ralf'in kariyerindeki ilk galibiyetti. San Marino'nun ardından Kanada ve Almanya'da birer kez daha podyumun en üst basamağına çıktı. Sezon sona erdiğinde 49 puanla dördüncü sıradaydı. Williams ise toplam 80 puanla bir kez daha üçüncüydü. Sezonun şampiyonu ise bir kez daha Michael ve Ferrari'ydi.

Ralf, 2002'ye de uçarak başladı. Sezonun Avustralya'daki açılış yarışının henüz ilk virajında Rubens Barrichello'nun kullandığı Ferrari'nin arka kanadını kırdı ve üzerinden uçtu. Bu kazayla birlikte yarışa henüz ilk metrelerde veda etti fakat aynı zamanda Formula 1'in unutulmaz enstantanelerinden birinin baş kahramanı oldu.

Sezonun devamında uçuşunu mecazi anlamda sürdürdü. Avustralya'dan sonraki ilk üç yarışın hepsinde podyuma çıkmayı başardı. Sırasıyla Malezya'da zafere ulaşan Ralf, Brezilya'da ikinci, San Marino'da ise üçüncü oldu. Sezonun geri kalan yarışlarında üç kez daha podyuma çıkma başarısı gösterdi ve topladığı 42 puan ile şampiyonada bir kez daha dördüncü oldu.

Michael ve Ferrari ise o sezon bambaşka bir seviyedeydi. Ferrari 17 yarışta 15 galibiyet elde ederken bu zaferlerin 11'inde Michael'in, dördünde de Barrichello'nun imzası vardı. Kalan iki yarış ise David Coulthard ve Ralf Schumacher'in zaferleriyle sonuçlandı. Her ne kadar Michael'ın beşinci şampiyonluğunun ardından iki kardeş arasındaki makas biraz daha açılmış olsa da Ralf, Malezya'daki zaferiyle birlikte 2002 yılında Ferrari'yi alt edebilen iki isimden biriydi.

2003 yılında puan sisteminde değişikliğe gidildi. Artık ilk altı değil, ilk sekiz pilota puan verilecekti. Ralf, şampiyonluğa oynamayı hedefliyordu fakat sezona yavaş bir giriş yaptı ve ilk yedi yarışta podyuma ulaşamadı. Sonraki üç yarışta ise bambaşka bir performans gösterdi. Sırasıyla Kanada'da ikinci oldu ve Avrupa ile Fransa yarışlarında zafere ulaştı.

6 Temmuz 2003 tarihinde Magny-Cours'da elde ettiği zafer, Formula 1'deki son galibiyetiydi. Bu galibiyetin ardından büyük bir düşüş yaşadı ve kalan altı yarışın beşinden puan çıkaramadı. Yalnızca Macaristan'da yarışı dördüncü sırada bitirerek beş puan elde edebildi.

Sezon sona erdiğinde 58 puan toplamıştı. Bu onun kariyer rekoruydu fakat puan tablosunda ancak altıncı olabildi. Takım arkadaşı Montoya ise 82 puanla üçüncü sıradaydı. Ralf, kariyerinde ilk kez bir takım arkadaşına açık ara farkla yenilmişti. Ağabeyi ise kariyerinde altıncı kez tablonun en üst basamağındaydı. Beş şampiyonluk sahibi Juan Manuel Fangio'yu geride bırakmış ve Formula 1'in zirvesinde yalnız kalmıştı.

2004 yılı Ralf için oldukça talihsiz bir yıldı. Sezona hiç iyi başlayamadı ve ilk sekiz yarışta yalnızca dokuz puan toplayabildi. Bu süreçte podyum yüzü göremedi. Montoya ise aynı süreçte iki kez podyum sevinci yaşadı ve 24 puan elde etti.

Sezonun dokuzuncu yarışı Birleşik Devletler'deydi. Indianapolis'teki mücadeleye altıncı cepten başlayan Ralf, yarışın onuncu turu sona ererken 13. virajda aracın kontrolünü kaybetti. Lastiği patlayan araç spin attı ve büyük bir hızla duvara çarptı. Kazanın ardından Ralf araçtan çıkamadı müdahale için sağlık ekibini bekledi. Kaza sırasında çok büyük bir kuvvete maruz kalmış ve omurgasından ciddi şekilde sakatlanmıştı. Sıradaki altı yarışı kaçırdı ve pistlere ancak sezonun 16. yarışı ile geri dönebildi.

Japonya'daki 17. yarışı ikinci sırada bitirerek o sezonki ilk ve tek podyum ziyaretini gerçekleştirdi. Sezon sonunda ise 24 puanla dokuzuncu sıradaydı. Michael ise üst üste beşinci, kariyerinin ise yedinci ve son şampiyonluğuna ulaşarak zirvedeki yerini biraz daha sağlamlaştırdı.

2004 yılının sonunda Ralf'in Williams ile birlikteliği sona erdi. Ertesi sezon için Toyota ile anlaştı. Değişim kendisine biraz olsun iyi geldi. Toyota'daki ilk yılında iki kez podyumun son basamağına çıktı ve sezonu 45 puanla altıncı sırada bitirdi.

Indianapolis'te bir yıl önce yaptığı kazanın aynısını 2005 yılında da tekrarladı. Bu kez antrenman turlarında meydana gelen kazada neyse ki geçen yıl olduğu kadar ciddi bir sakatlık geçirmedi fakat yine de sıralama turları ve yarış için koltuğunu takımın üçüncü pilotu Ricardo Zonta'ya bıraktı. Kazanın nedeni ise kendisi değildi. Ralf'in herhangi bir sürüş hatası yoktu. Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da lastiği patlamış ve aracının kontrolünü bu yüzden kaybetmişti.

Toyota ve onlarla aynı lastiği kullanan diğer takımlar, Ralf'in kazası üzerine 13. virajın kendileri için güvenli olmadığını belirterek FIA'nın duruma müdahale etmesini istedi. FIA'nın önerileri takımlar ve pilotlar için yetersizdi. Karşı öneriler ise FIA tarafından dikkate alınmıyor veya uygun bulunmuyordu. Bunun üzerine aynı lastiği kullanan yedi takım yarışı protesto etti ve formasyon turunun ardından pilotları pite çağırdı. Yarışa yalnızca altı araç başladı.

Ralf'in kazalarının ardından gerçekleştirilen protesto, son yılların aksine oldukça kötü bir sezon geçiren Ferrari ve Michael'e 2005 yılındaki tek zaferlerini getirdi. Ferrari pilotları, rahat bir şekilde ilk iki sırayı elde ettikleri yarışın ardından podyum seremonisinde herhangi bir sevinç gösterisinde bulunmadı. Günün tek sevinen ismi, kariyerinin ilk ve tek podyumunu elde eden Jordan pilotu Tiago Monteiro'ydu.

Ralf, 2006 yılının üçüncü yarışında kariyerinin son podyumunu elde etti. 2 Nisan 2006'da Avustralya'da gerçekleştirilen yarışı üçüncü sırada tamamladı. O günden sonra bir daha podyuma ulaşamayan Ralf, ağabeyinin ilk emekliliğinden bir yıl sonra, 2007 sezonunun sona ermesiyle birlikte Formula 1'den ayrıldı.

Ağabeyinin "torpili" ile girdiği iddia edilen Formula 1'de 11 sezon boyunca yarışmayı başardı. 180 yarışta altı galibiyet, altı pole pozisyonu, sekiz en hızlı tur ve 27 podyum elde etti. Bu süreçte 329 puan topladı ve 401 turu lider tamamladı. Pilotlar şampiyonasında iki yıl üst üste dördüncü oldu.

İyi bir pilottu fakat ağabeyi çıtayı öyle bir noktaya yükseltmişti ki Ralf'in kariyer istatistikleri, ağabeyinin şampiyonluklarıyla birlikte bir marka haline dönüşen "Schumacher" soyadının yanına yakıştırılamadı. Kendi ismiyle ve başarılarıyla anılmak yerine sürekli Michael ile kıyaslandı ve ne yaparsa yapsın "Michael'in kardeşi" olarak hatırlandı. Oysa o "Ralf Schumacher"di. Hak ederek yarışan, altı kez yarış kazanan, 27 kez podyuma ulaşan, iki kez dünya dördüncüsü, eski bir Formula 1 pilotu...

Monako Grand Prix

Monte Carlo'da tarihe geçen 5 yarış

23/05/2019 AT 14:35
Formula 1

“Hamilton, Hazreti İsa gibi davranıyor”

26/07/2018 AT 11:56
Related Topics
Formula 1McLarenFerrariWilliamsMore
Share this with
Copy
Share this article