Fransa Ligi: Lille'i yar

Fransa'da lig yine büyük çekişmeye sahne olurken seneler sonra Lille'in şampiyonluğuyla bitti. Orta sıralar ise tam anlamıyla yangın yeriydi. Ligue 1 sezonunu Çağrı Develioğlu yazdı...

Eurosport

Görsel kaynağı: Eurosport

Mütevazi bütçesine rağmen alt yapısı bir fabrika gibi çalışan Lille, Fransa’nın kuzeyindeki Nord-Pas-de Calais bölgesinin en büyük şehri. Yaklaşık 226 binlik nüfusuyla küçük, şirin bir şehir görünümündeki bu yerleşim yeri, Ligue 1 2010-11 sezonunda ise şehrin bu güzel sıfatlarının aksine, çok yırtıcı ve korku salan bir ekipti.
Para harcamayı pek sevmeyen, ‘kendin pişir, kendin ye’ usulünü benimsemiş mavi-kırmızılılar, kaliteli ve dinamik kadrosuyla lige giriş yaptığında, birçokları tarafından şampiyonluk yarışında bir rol biçilmiyordu. Onlar da böyle düşünenleri haksız çıkarmamak adına iyi futbola rağmen, sonuç alamıyor, ilk dört hafta sonunda dört beraberlik alıyordu.
Lens deplasmanında üç puanla tanışan Lille, eski şanından uzak Lyon deplasmanında ise ilk yenilgisini tadıyordu. Ligin ilk yarısı Kuzey Fransa ekibi için inişli çıkışlı geçti. Bu sırada unutulmaz maçlar da oynamıyor değildi... 16. haftada Lorient’i ağırlayan Lille, tam bir gol sağanağı içinde geçen maçta son dakikalarda bulduğu gollerle üç puanı, Lorient kalecisi Audard kırmızı kartı; Lorient ise alkışları kapmayı başarmıştı. Sekiz takımın liderlik apoletini taktığı ilk yarıyı zirvede kapatan ekip, maç eksiğini dinlemeyen Lille’di.
İlk yarının en çok göze çarpan isimleri Moussa Sow, Eden Hazard ve Gervinho idi. Senegalli Sow, tam 14 kez ağları sarsarken, genç Hazard öyle hızlıydı ki, kendisini izleyen gözler bir kadraja alınsa, ‘bu insanlar bir tenis maçı izliyor herhalde’ dedirtecek cinstendi.
Ligin ikinci yarısında rakiplerin, bu sürpriz liderin puan kaybetmesi için dua etmekten başka çaresi yoktu. Ancak Rudi Garcia ve öğrencileri de bulundukları yere kolay gelmemişti. Bu mütevazi şehir 1954’ten bu yana hasret kaldığı lig şampiyonluğunu çok istiyordu. İlk yarıda 3-1’lik skorlarla yenildiği Lyon ve Marsilya ile bu kez ‘lider’ sıfatıyla karşılaşan Lille, rakiplerinden dört puan alarak ne kadar ‘cevval’ olduğunu dosta düşmana gösteriyordu. Marsilya maçı dramatik olduğu kadar ligin kırılma anıydı. 90. dakikada Frau’nun attığı gol, son şampiyonu yıkarken; yeni şampiyonu az çok belli ediyordu.
Monaco ve Montpellier yenilgileriyle ufak yol kazaları yaşayan Lille, kamyonu devirmedi ve 37. haftada PSG ile 2-2 berabere kaldığı maçta şampiyonluğunu ilan etti. Son haftada Rennes ile karşılaşan Lille, rakibini 3-2 yenerken, üç golü de sezona damga vuran Moussa Sow kaydediyordu. Sezon boyunca tam 25 kez ağları sarsan Sow, gol kralı unvanını da elde ediyordu. 38 hafta itibarıyla 21 galibiyet, 13 beraberlik ve dört beraberlikle 76 puan toplayan bu mütevazi kuzey şehri, 57 yıllık hasrete de son vermiş oluyordu.
Marsilya kolay pes etmedi
Sezon başında takımın yıldızı Mamadou Niang’ı Fenerbahçe’ye satan Marsilya, son şampiyon unvanıyla Lille’i en çok zorlayan ekipti. Senegalli yıldızın yerini Toulouse’tan Andre-Pierre Gignac ile dolduran güney temsilcisi, son üç haftaya kadar kovaladığı şampiyonluğu, rakibi Lille’e kaptırdı. Didier Deschamps’ın öğrencileri, 38 karşılaşmada 18 galibiyet, 6 beraberlik ve 14 yenilgi alarak sezonu 68 puanla ikinci sırada bitirdi.
Lyon son celsede
İki sezon önceye kadar ligi domine eden Lyon ise, sezon içinde inişli çıkışlı bir grafik çizdi. Zaman zaman zirveye yaklaşan, istikrarsız performansıyla puan tablosunun üst sıralarında bir asansör gibi çalışan Lyon’da göze en çok çarpan isim, eski Portolu Lisandro Lopez’di. 17 kez ağları sarsan Lopez’in ardından Bafetimbi Lopez 10 golle takımının gol yükünü çekmeye çalışırken, kaleci Hugo Lloris de fena bir performans sergilemedi. Ligin son haftasında Monaco ile karşılaşan Lyon, rakibini 2-0 yenerek kendisini Şampiyonlar Ligi’ne, rakibini ise bir alt lige gönderdi.
Mevlüt Erdinç’in takımı Paris Saint-Germain sakatlıklardan canı yanan takımlardan biri oldu. Lyon attığı 56 golün 32’sini Nene, Hoarau ve Mevlüt’ün sayılarıyla bulurken, son haftaya kadar Şampiyonlar Ligi umudunu son haftaya kadar sürdürdü. 38. haftada Saint-Etienne ile 1-1 berabere kalan PSG, rakibinin puan kaybını beklemeden, göbeğini kendi kesti ve dördüncü sırada kalarak Avrupa Ligi’ne kaldı.
Bu nasıl bir sıralama?
Sochaux, Rennes, Bordouex gibi son yılların kaliteli futbol oynayan takımları üst sıralarda yer bulurken, sekizinci Toulouse da 50 puan topladı. Ligin alt sıraları tam bir cadı kazanı gibiydi. Bir önceki cümlede bahsi geçen Touluse ile arasında 6 puan fark bulunan Monaco 17. sırada kaldı ve lige veda etti. Şampiyonlar Ligi umudunu son haftaya taşıyan Lyon ile şanssız bir fikstürde karşı karşıya gelen Monaco, rakibine kendi evinde 2-0 yenilerek elinde olan kümede kalma şansını tepti ve yıkıldı. Monaco’nun düşmesi ise ilginç bir rastlantıyı da beraberinde getiriyordu. La Liga’da küme düşen Deportivo la Coruna ile bundan yaklaşık sekiz sene önce Şampiyonlar Ligi grup maçlarında karşılaşan Monaco, rakibini 8-3’lük skorla ‘perişan’ etmişti. Bu sezon ise iki takım da dibe vuruşun en açık örneğini gözler önüne serdi.
Daha karpuz kesecektik...
Ligue 1’in bir başka gediklisi Lens de 35 puan toplayarak ikinci lige düşerken, göze hoş gelen bir futbol oynayan, mütevazi takımlardan Arles-Avignon ise, oynadığı ’topu’ puan tablosuna yansıtamadı ve son sırada kalarak tadını yeni aldığı lige veda etti.
2010-11 sezonu, “sıkıcı bir lig” olarak addedilen Fransa Ligue 1’in üzerindeki o ‘sıkıcı’ yaftasını söküp attığı bir sezondu. Afrika kökenli futbolcuların doğrudan etki yaptığı ligi izlemek futbolseverlerde enerji patlaması yaşatırken, şampiyonluk yarışı ve ligde kalma mücadelesi de nefesleri kesti.
Uygulamada 3M+ kullanıcı'a katılın
En son haberler, sonuçlar ve canlı spor yayınları ile güncel kalın
İndir
Bu yazıyı paylaş
Reklam
Reklam