Yaşam tarzından olimpik spora: Karate

2020 Tokyo ile birlikte ilk kez bir olimpiyat oyununda yer alacak olan karate, tarihi boyunca sadece bir spor olmanın ötesinde çoğu zaman bir yaşam biçimi olarak görüldü. Türkiye’de bu geleneği devam ettiren Hakkı Koşar Karate-Do Kulübü’nden Sekizinci Dan Sensei Melek Koşar Hacıoğlu, Eurosport Türkiye’den Mehmet Deniz Şahin’in sorularını yanıtladı.

Eurosport

Görsel kaynağı: Eurosport

Dokuzuncu Dan Shihan Hakkı Koşar; Türkiye’de Karate-Do’nun kurucusu, Türkiye Karate Federasyonu’nun ve Merkez Hakem Komitesi’nin ilk başkanı. Türkiye’de henüz bir karate federasyonu yokken 1969 yılında İtalya’da Avrupa Karate Teknik Direktörü Basile Augusto’dan siyah kuşak diploması alan Koşar, Türkiye Karate Federasyonu’nun onursal başkanlığını ve Uluslararası Geleneksel Fudokan-Shotokan Karate Federasyonu’nda (İTFSKF) teknik komitedeki ve hakem komitesindeki görevlerini sürdürüyor. Diğer yandan, Koşar’ın kurucusu olduğu Hakkı Koşar Karate-Do Kulübünde; kendi yetiştirdiği kızları Melek, Meltem ve Banu Sensei’ler, geleneksel tarzda karateci yetiştirmeye devam ediyor. Karate camiası, dünyanın en önemli spor organizasyonuna hazırlanırken Hakkı Koşar Karate-Do Kulübü’nün Sensei’lerinden Melek Koşar Hacıoğlu ile spordaki güncel gelişmeler, Türkiye’de karatenin gelişimi ve geleneksel karate hakkında konuşma imkânı bulduk.
Çocukluğunuzdan itibaren karatenin hayatınızda önemli bir yeri olmuş. Yıllar boyunca karateye bu kadar istekli ve arzulu devam ederken motivasyonunuz neydi?
Dövüş sanatlarına üç yaşında judoyla başlamışım. Ben beş yaşındayken karate Türkiye’ye gelmiş. O andan sonra kendimi hep tatamide ve müsabakalarda buldum. Ardından karateye istekli bir şekilde devam ettim çünkü karate benim için bir yaşam yoluydu, karatede kendimi buluyordum. Yaradan’la bütünleşmek, öğrencilerinizle bütünleşerek onlara yol gösterici olma, karatenin içindeki ruhsal ve bedensel boyutları birleştirerek güçlü bir insana dönüşmek... Hedeflerim bunlardı. Şu an amacım bu öğretiyi gelecek nesillere aktarmak. Çünkü maalesef geleneksel karate dünya genelinde 1998 senesinden itibaren yavaş yavaş bitmeye başladı.
1998’de ne oldu?
Kahire’de dönemin Dünya Şampiyonası’na gitmiştik. Orada Hidetaka Nishiyama Sensei dünyanın dört bir yanından gelen karatecilerle bir toplantı yaptı. Bize geleneksel karatenin yok olmaya başladığını, kendi ülkelerimizde geleneksel karateyi devam ettirmemiz gerektiğini ve karate bir yerde tükendiğinde geleneksel karatenin tekrar yol gösterici olacağını söyledi.
Hakkı Hoca’nın antrenmanlarında Hoca’nın çocuğu olmak nasıl bir histi?
Hakkı Hoca tanıdığım en muhteşem hocadır. Hocam olduğu için binlerce kere şükrederim. Kızı olduğumuz için hiçbir zaman taviz vermediği gibi bizi diğer öğrencilerinden çok daha ağır antrenmanlara tabii tuttu. Dojo (karetede eğitimin yapıldığı yer) ile evi ayırırdı. Katılacağımız Avrupa şampiyonası öncesinde bile evde karateyle ilgili sorularımızı yanıtlamazd. Dojoda ise asla baba diyemezdik. Herkes kuşaklarını normal statüde alırken biz yıllar sonra alıyorduk ve siyah kuşağa geldiğimizde Hoca bize şunları söyledi: “Ben size siyah kuşak veremem. Çünkü yıllar sonra ‘Bak, Hakkı Hoca kızlarına siyah kuşak vermiş.’ dedirtmem. Gidin Japan Karate Association’ın (JKA) sınavlarına girin.”. Biz de kuşaklarımızı İngiltere’de JKA’dan aldık.
Salonunuzda sürdürdüğünüz karatenin sportif karateden farkı nedir?
Biz geleneksel karate yapıyoruz. Benim öğrencim kata, kumite veya tameshiwari (kırış) müsabakalarından herhangi birine girebilir. Yani branşlaşmıyoruz ve komple bir karate yapıyoruz. Karategimiz (karate elbisesi) kumite ya da kata karategisi değil. Bir tane karategimiz var. Karatede branşlaşmaya gitmiyoruz çünkü branşları bir vücudun organları olarak görüyoruz. Onları bağımsız değerlendiremeyiz. Sportif karatenin karatekayı “katacılar-kumiteciler” olarak ayrılması beni çok üzüyor. Sportif karatecilerin antrenman tekniklerinden ötürü bir yaşta karateyi bırakmaları söz konusu oluyor. Oysa bir geleneksel karateci ömrünün sonuna dek karate yapabilir.
Salonunuzda kardeşlerinizle birlikte çalışıyorsunuz. Kardeşlerinizle karate ekseninde ilişkiniz nasıl?
Dojoda devreye kıdem giriyor. Çünkü burada hiyerarşi olmazsa olmazdır. Ben ve kardeşim Meltem sekizinci dan siyah kuşak sahibiyiz. En kıdemli sekizinci dan benim, yedinci dan sahibi kardeşlerim var. Sağ olsunlar kardeşlerim bana hiyerarşi konusunda uyum sağlıyorlar. Sonuçta hepimizin hocası Hakkı Hoca. Onun bize verdiği eğitimin dışına çıkmamız söz konusu olamaz. Bizim görevimiz, bu dojonun bekçileri olmak.
Hakkı Hoca’nın Türkiye’ye getirdiği karate stili hangisiydi?
Türkiye’ye karate Shotokan ile girdi. Daha sonra Hakkı Hoca’nın öğrencilerinden Ferhat Özsert, Kyokushin stilini; Ahmet Doğaner ise Wado-Ryu stilini getirdi. Ancak iki hoca da karateye Shotokan’la başladılar.
Dojo olarak Türkiye Karate Federasyonu ve bağlı olduğunuz uluslararası kuruluşlarla olan ilişkilerinizi değerlendirebilir misiniz?
Türkiye Karate Federasyonu başımızın tacı. Sonuçta onun da kurucu babası Hakkı Hoca. Elimizden geldiğince her fırsatta desteğimizi gösteririz. Uluslararası kuruluşlara gelince, genellikle geleneksel organizasyonların içinde bulunuyoruz. Bir dönem Fudokan’la beraberdik, bir dönem de International Traditional Karate Federation (ITKF) ile irtibattaydık. TKF aracılığıyla World Karate Federation’a (WKF) da bağlıyız. Ancak öncelikli olarak geleneksel yarışmalara katılıyoruz. Fırsat bulursak da WKF’nin turnuvalarına katılıyoruz. Kupa kazanmak ya da kendimizi kanıtlamak gibi bir kaygımız yok. Onları çoktan yaptık.
Karatenin olimpik spor olmasına bakış açınız nedir?
Hem geleneksel hem sportif karate adına önemli bir başarı, çok sevindik. Sporcularımızın orada isimlerinin duyurulması, İstiklal Marşı’mızın okunacak olması başlı başına bir mutluluk kaynağı. Aslında karateyle olimpiyatların yolu 1976 yılında Paris’te yapılan International Amateur Karate Federation (IAKF) Avrupa Şampiyonası’nda kesişmişti. Olimpiyat Komitesi, geleneksel karatecilerle karatenin olimpik spor olması için iletişime geçmiş ancak taraflar anlaşamamıştı. Aynı turnuvada biz de Türkiye Kız Kata Takımı olarak Türkiye’nin karatede aldığı ilk kupayı kazanmıştık.
Uygulamada 3M+ kullanıcı'a katılın
En son haberler, sonuçlar ve canlı spor yayınları ile güncel kalın
İndir
Bu yazıyı paylaş
Reklam
Reklam