Manuel pellegrini yazi

Malaga ilk kez katıldığı Şampiyonlar Ligi’nde iki maçta 6 puana ulaştı. Peki bunu nasıl becerdiler? Pellegrini ve yeniden inşa ettiği Malaga'yı Armağan Ükünç yazdı.

Eurosport

Görsel kaynağı: Eurosport

Bazen ne kadar başarılı olduğunuzun ya da potansiyelinizle neler başarabileceğinizin bir önemi yoktur. Eğer her şeyi becerebilmesine rağmen bunları pazarlayamayan sessiz bir delikanlıysanız, mahallenin yakışıklı ikon çocuğu gelir ve elinizdeki her şeyi alıp gider. Kimse ne kadar başarılı olduğunuzu hatırlamaz bile, artık slogan yaşasın yeni kral’dır.
Manuel Pellegrini’nin Real Madrid kariyerinde başına gelen de buydu aslında. 2009 yazında kralın şehrine ayak basan Şilili, arkasında bıraktığı harika Villarreal kariyeriyle göz kamaştırıyordu. İkinci Florentino Perez döneminin ilk hocası olarak koltuğa oturduğunda istediği her oyuncu alınmış; Kaka, Ronaldo, Alonso, Benzema takımın yeni süper yıldızları olarak Katalunya’yla girilecek savaşın yeni askerleri olmuşlardı. Ama savaş yenilgiyle sonlanacaktı.
Sarı Denizaltı coşuyor20 yaşında futbola başlayan ve 33’üne kadar ülkesinin takımı Universidad Chile’de top koşturan Pellegrini, çok parlak bir yetenek olarak sivrilmese de, asıl yapması gereken işin teknik direktörlük olduğunu zamanla kanıtlayacaktı. Futbolu bırakmasının ardından Universidad Chile, Palestino, O’Higgins gibi takımları çalıştıran Şilili futbol adamı, 2003’te arkasında bıraktığı River Plate teknik direktörlüğü koltuğundan sonra Avrupa kıtasına geçiyordu. 2004 yılında Villarreal ile imzaladığı sözleşme, tam 5 sezon sürecek ve kulübün en parlak yıllarına dönüşecek bir birlikteliğin başlangıcıydı. İlk sezonunda ligi üçüncü bitiren ve Şampiyonlar Ligi vizesi alan Villarreal için bu bile büyük bir başarıyken, 2005-06 sezonundaki Şampiyonlar Ligi yarı finali taraftarları sevinçten deliye döndürecekti. Arsenal karşısında, toplamda 1-0 ile elenmeleri ve devler ligi finalinin kapısında dönmeleri Villarreal’in de, Pellegrinin’de adını tüm Avrupa’ya ezberletiyordu. Takip eden iki yılda ligi sırasıyla beşinci ve ikinci bitiren sarı denizaltı artık bir istikrar abidesine dönüşmüş ve adı İspanya’nın devleriyle anılır olmuştu. Türk yıldız Nihat Kahveci’nin de katılımıyla güçlenen takım, 2008-09 sezonunda Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek finale kadar yükselse de, kaderi değişmiyor ve yine İngiliz Arsenal’e elenmekten kurtulamıyordu. Pellegrini gösterdiği başarıyla dünya futbolunun en büyüklerinden birinin dikkatini çekmeyi başarmıştı. Yarattığı Villarreal takımı ve Vanderlei Luxemburgo’dan sonra La Liga’daki en başarılı Güney Amerikalı teknik direktör olması elbette ödüllendirilecekti ve teklif Real Madrid’ten geldi. Şilili hoca artık eflatun beyazlı takımın hocasıydı.
Başarı yetmez, karizma lazımSon şampiyonluğunu yolu daha sonra Beşiktaş’tan da geçecek olan Schuster ile kanazan Real Madrid, 2008-09 sezonunda Schuster ve Ramos tarafından yönetilmiş ve Pellegrini’nin takımı Villarreal’e 3-2 kaybettiği gün şampiyonluğu resmi olarak Barcelona’ya kaptırmıştı. Hemen ardından ikinci Perez dönemini başlatan eflatun beyazlılar transfere yaklaşık 250 milyon avro harcamış ve bir numaralı koltuğu da bir önceki sezon iplerini çeken Şilili Pellegrini’ye emanet etmişti. Başkentte beklentiler oldukça fazlaydı. Takım hem çok iyi futbol oynamalı hem de farklı galibiyetlerle rakiplerini sürklase etmeliydi. Bu beklentiler yüzündendir ki, Pellegrini’nin takımın başında olduğu ilk maçlardan eleştiriler başladı. Florentino Perez, Shamrock Rovers ve Barış Kupası maçlarından sonra takımın oyunundan memnun olmadığını açıklamaktan geri durmadı. Pellegrini’nin yükü ağırdı. Tek çaresi rakipleri ezmek ve her maçını farklı kazanmaktı. Ama üçüncü lig takımı Alcorcon karşısında kupadan elenmeleri taraftarında homurdanmaya başlamasına neden oldu. Takım, Şampiyonlar Ligi son 16 eşleşmesinde Lyon’a da elenince Pellegrini’nin suyu iyice ısınmıştı. Bunca yıldızın bir araya getirildiği takımlara zaman tanınması gerekliliği de, ligdeki harika performansla Real Madrid tarihinin puan rekorunu kırıp toplanan 96 puan da Pellegrini’yi kurtarmaya yetmedi. Şilili sezon sonunda kapının önüne konmuştu.
Yeniden inşa2010 Kasım’ında Pellegrini La Liga’ya geri döndü. Katar sermayesi tarafından satın alınan Malaga kulübü, 5 Kasım’da, takımın başına Şilili hocayı getirdiklerini açıkladı. Katarlı patronların yeni oyuncakları için harcayacakları paraları vardı. Pellegrini’nin kurmadığı takımla ilk sezonu 11. tamamlamasının ardından, Katarlı patronlar kesenin ağzını açtılar ve Cazorla, Toulalan, Isco, Van Nistelrooy gibi yıldızlar takıma katıldı. 2011-12 sezonunda, Pellegrini yönetimindeki bir başka takım daha kendisine ait rekorları kırdı ve Malaga ligi kendi rekorları olan 58 puanla tamamlayarak Şampiyonlar Ligi vizesi almayı başardı.
Bu sezonun başına gelindiğinde ise işler oldukça karışıktı. Oyuncular maaşlarını alamıyor, Şampiyonlar Ligi’ne katılım hakkı ekonomik sebeplerden tehlike altında görünüyordu. Tek bir şansları vardı, oyuncu satmak. Cazorla ve Rondon gibi iki önemli oyuncudan elde ettikleri yaklaşık 30 milyon avroluk gelir Malaga’yı bir süreliğine düze çıkardı. Oyuncuların maaşları ödendi ve takım ilk kez Şampiyonlar Ligi’nde oynamaya hak kazandı. Milan, Zenit ve Anderlecht’li grupta 2’de 2 yaptılar ve ne kadar güçlü bir takım olduklarını kanıtladılar.
Pellegrini kazanmaya, Şampiyonlar Ligi’nde oynamaya ve takımlarıyla rekorlar kırmaya devam ediyor. Ama hiç bir zaman üst düzey teknik direktörler arasında adı anılmayacak gibi. Bunu dert ediyor mu bilinmez ama, benim için Pellegrini dünyadaki en iyi hocalardan biri.
Uygulamada 3M+ kullanıcı'a katılın
En son haberler, sonuçlar ve canlı spor yayınları ile güncel kalın
İndir
Bu yazıyı paylaş
Reklam
Reklam